Bugun...



Ferdi Zeyrek, CHP ve Kamucu-Halkçı Yerel Yönetim Anlayışı Üzerine (5)

Okuduğunuz ilk 4 bölümde, Şehzadeler Belediyesi ve Manisa Büyükşehir Belediyesi CHP Meclis Üyeliğinin yanı sıra MASKİ Genel Kurul Üyesi olarak da “kamu görevi” yapan Uğur Doğan'ın Manisa Büyükşehir Belediye Başkanı rahmetli Ferdi Zeyrek ile ilişkisine, Ferdi başkan ile ilgili düşüncelerine, Ferdi Zeyrek'in sağlığında birlikte başardıklarına dair anlatımlarını okumuştunuz... Devam edelim anlatmaya...

facebook-paylas
Tarih: 06-09-2025 11:50

Ferdi Zeyrek, CHP ve Kamucu-Halkçı Yerel Yönetim Anlayışı Üzerine (5)

MEHMET ERDAL / AKHİSAR

(Beşinci Bölüm)

Yerel düzeyde gerçekleşen “başarı” hikayelerini dinlemeyi ve yazıya dökerek kamuoyu ile paylaşmayı seviyorum; istiyorum ya da umut ediyorum ki benzer ya da başka “başarı” hikayelerinin yaratılmasına ve yazılmasına katkıda bulunsun.

Okuduğunuz ilk 4 bölümde, Şehzadeler Belediyesi ve Manisa Büyükşehir Belediyesi CHP Meclis Üyeliğinin yanı sıra MASKİ Genel Kurul Üyesi olarak da “kamu görevi” yapan Uğur Doğan'ın Manisa Büyükşehir Belediye Başkanı rahmetli Ferdi Zeyrek ile ilişkisine, Ferdi başkan ile ilgili düşüncelerine, Ferdi Zeyrek'in sağlığında birlikte başardıklarına dair anlatımlarını okumuştunuz.

5 ve 6. Bölümlerde, Uğur Doğan'ın Şehzadeler Belediyesi Meclis ve Manisa Büyükşehir Belediye Meclisi ve MASKİ Genel Kurul Üyeliğine seçilmeden önceki dönemde Manisa'da yerel düzlemde toplumsal nitelikli mücadeleye katkılarını ve toplumsal olayların farklı boyutlarına bakışını okuyacaksınız.


YEREL GÜNDEMİ TAKİP ETMEK GEREKİYOR

“1999-2004 yılları arasında ÖDP kontenjanından gösterildiğim ve dönemin 'solda birlik' adı altında birleşilen çatı partisi DSP listesinden seçildiğim Manisa Belediye Meclis Üyeliğinden sonra bir yurttaş olarak yaşadığım yerin (Manisa'nın) yerel yönetimlerinin meclis toplantılarının gündemini devamlı takip ederdim. Bir yurttaş olarak mecliste görüşülüp karara bağlanan gündem maddelerinden mevzuata ve hukuka aykırı gördüğüm ve yargıya taşımam gerektiğini düşündüklerimi yargıya taşıdım, itiraz etmenin yanı sıra bu itirazı sahiplenme anlamında sivil toplum örgütleri tarafından örgütsel bir halk hareketi yaratılacaksa, onun yaratılmasına ön ayak olmaya çalıştım...

Bir vatandaş olarak, yerel meclis toplantılarını izlerken muhalif duyarlı arkadaşlarımdan oluşan Manisa Yurttaş İnisiyatifi adı altında bir oluşum kurduk, iki üç arkadaşımla birlikte genellikle benim kullandığım bir sosyal medya hesabı oluşturduk. O sosyal medya hesabı üzerinden kentin yerel sorunları ve belediye meclis toplantılarında kamu yararına olmayan hukuka ve mevzuata aykırı yanlış alınan, halkın aleyhine olan kararları yazıp çiziyor, hukuka ve mevzuata aykırı olan ve yargıya taşınması gereken konuları açık yüreklilikle ve cesaretle yargıya taşıyorduk...”

Bu sosyal medya hesabı senin kişisel hesabın mıydı yoksa yerel bir haber sitesi miydi?

“İnisiyatif bünyesinde bir kaç arkadaşla birlikte yönettiğimiz bir Facebook hesabımız vardı, ama genellikle gündemi yakın takip ettiğim ve mevzuatı iyi bildiğim için o hesapta paylaşımları genellikle ben yapıyordum, Manisa Yurttaş İnisiyatifi adıyla.”

Uğur Doğan, bu Yurttaş İnisiyatifi'nin “Ulupark'ıma Dokunma Platformu”, “Beyaz Fil Yıkılmasın Platformu” gibi tek tek dönemsel gündem başlıklı platform deneyimlerinden sonra hiç parti ve ideolojik yapı gözetmeksizin yerel sorunlar konusunda duyarlı Manisalılardan oluştuğunu söyledi. Manisa Yurttaş İnisiyatifi'nin WhatsApp Grubu, Facebook hesabı varmış ve bir ara takipçi sayısı 2500-2600 sayısına kadar çıkmış. “Tüzel bir kişiliğimiz olmaması nedeniyle, yargıya taşınacak bütün davaları genellikle benim adıma açılıyordu.”

“Yerel gündemi takip etmenin faydası bu; yerel gündemi takip etmezsen Manisa Büyükşehir Belediyesi Meclisinde görüşülen örneğin Ulupark'a yapılacak çok katlı otopark konusunu ıskalarsan buna ne bir halk inisiyatifi ile karşı çıkabilirsin ne de bu konuyu yargıya taşıyabilirsin.”

BELEDİYE MECLİS TOPLANTILARI, HALKA AÇIKTIR

Nisan 2019'dan itibaren Datça Belediye Meclisi Aylık Olağan Toplantılarını zorunlu haller dışında istikrarlı bir biçimde izleyen ve “Soyut değil somut bir politik mücadele yürütmek ve yerel bir dil geliştirmek isteyen her siyasi yapılanma mutlak bir biçimde yerel yönetimlerin bütün faaliyetlerini yakından takip etmeli ve alternatif görüşler geliştirmeli, bunun yolu da asıl olarak belediye meclislerinin aylık olağan toplantılarını dikkatlice izlemekten geçiyor.” diyen birisi olarak sordum:

Belediye meclis toplantılarını mı izliyordunuz?

“Yasa gereği, ister 5393 Sayılı Yasaya göre ilçe belediye meclisleri, isterse 5216 Sayılı Yasaya göre Büyükşehir Belediye Meclisleri, isterse 2560 Sayılı Yasaya tabi MASKİ'nin genel kurul toplantıları halka açık yapılan toplantılardır. Bu toplantıların yazılı gündem maddeleri yasa gereği en az 3 gün öncesinden kurumların İnternet sitelerinden kamuoyu ile paylaşılır. Ben gündemi, o paylaşımlardan takip ediyordum. Sonra, toplantı günü gidip görüşmeleri izliyordum. Hangi gündem maddesine hangi parti 'evet', hangi parti 'hayır' oyu verdi görüyordum; böylece partilerin konuya duyarlılığını da ölçmüş ve görmüş oluyordum.”

Sen, bu dönemde CHP üyesi değil misin?

“CHP üyesiydim ama Meclis Üyesi olmadığımdan bir yurttaş olarak toplantıyı izlerken 'hayır' oyu verenlerin 'hayır' oyu vermenin yanı sıra muhalefet gerekçelerini açıklayıp açıklamadıklarına da bakıyordum.”

Neden?

 İDARİ YARGIYA BAŞVURUDA “USÜL” ÇOK ÖNEMLİ

“Mecliste alınan kararlara ilişkin İdari Yargıda 'iptal' ya da 'yürütmeyi durdurma' davası açabilmen için 2577 Sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununda şöyle bir temel kural var, usul yönünden: Eğer bir parti mecliste alınan bir karara ilişkin 'iptal' ya da 'yürütmeyi durdurma' kararı davası açacaksa belediye meclisinde gündem görüşülüp karara bağlanırken mutlaka muhalefet şerhi koyması ve verdikleri ret kararının gerekçesini meclis tutanaklarına geçirmesi lazım. Diyelim ki bir karar 'oy çokluğuyla' geçti ve sonradan, karara 'ret' oyu veren bir partiye bu alınan kararın halkın aleyhine olduğu, dava açmak gerektiği anlatıldığında 'tamam açalım' dediğinde eğer muhalefet şerhi konulmamış ise dava açılsa bile dava usul yönünden ret edilir.

Bu durumda, yurttaş olarak dava açılabiliyor ama o da sadece davayı açan kişiyi ilgilendirdiği menfaat ilişkisi (dava konusu kararla oluşan mağduriyet ilişkisi) itibarıyla açılabiliyor. Oysa ki karara karşı muhalif olan bir belediye meclis üyesi bir 'iptal' davası açtığında, alınan meclis kararının iptal edildiğinde yargı kararı tüm yurttaşları kapsıyor. Yani Manisa Büyükşehir Belediyesinde alınan bir karar 17 ilçeyi ilgilendiriyorsa, muhalif bir meclis üyesinin açtığı dava ile mahkeme o kararın yürütmesini durdurduğunda veya iptal ettiğinde 17 ilçenin tümünde uygulanıyor.”

Uğur Doğan, “Yiğidi öldürelim ama hakkını da yemeyelim” diyerek, kendisinin açtığı "Hat Bakım ve İşletim Bedeli" adı altında alınan ücretin iptaline ilişkin açtığım davanın sonucunda mahkemenin kendisini haklı bulması karşısında kendisinin “emsal” davası da açacağını bildiği için Cengiz Ergün'ün, 'iptal' işlemini sadece benim ikamet ettiğim Şehzadeler ilçesine değil 17 ilçenin tümüne ilişkin yaptığını söyledi; “Bu da Cengiz Ergün'ün olumlu tarafıdır.”
Bu noktada, Manisa Yurttaş İnisiyatifi olarak açtıkları ilk davayı anlattı:

“2019 yılında Manisa Büyükşehir Belediye Başkanı Cengiz Ergün suya %35 zam yapmıştı. Bir de 'Hat Bakım ve İşletim Bedeli' diye bir uygulaması vardı.

Ben hukukçu değilim ancak mevzuatı iyi araştırır ve öğrenirim. Benim asıl mesleğim elektrik teknisyenliği, sözünü ettiğim mevzuatları araştırmam ve öğrenmem, tamamen benim kişisel merakımdır. Hukuka merak sarınca çok okudum çok içtihat araştırdım. Suya yapılan bu zam ve sözünü ettiğim 'Hat Bakım ve İşletim Bedeli' ile ilgili idari yargıya dava açacağız ama dava nasıl açılır ve açıldıktan sonra süreç nasıl yürütülür, hiçbir bilgimiz ve deneyimimiz yok. Bu nedenle, Yurttaş İnisiyatifi'nin ve kendimin sosyal medya hesabından 'Yok mu bu davayı takip edecek, sorunu sahiplenecek yürekli bir avukat?' diye paylaşım yaptım. Manisa CHP İl Örgütü bünyesinde 45-50'ye yakın avukat var; yönetimlerde ya da üye olarak. İzmir Barosu'na bağlı Manisalı bir avukat arkadaş, 'Uğur abi, ben bu davayı takip ederim' dedi ama sekreteryasını yine ben kendim yürüttüm. Sekreteryayı yürütürken, yaptığım çalışmalar sonucu ben yarı hukukçu oldum. İdari yargı davaları, bir avukat için para kazanma anlamında çok getirisi olan bir dava değildir. İdari yargı süreci, çok meşakkatlidir. İdari yargı davalarında açtığın davalarda yargıç noktaya, virgüle usule çok dikkat eder. Çünkü dava, dosya üzerinden yürür. Elbette duruşmalı istersen duruşmalara da katılırsın. Yine de zor bir yargı sürecidir. Bu nedenle çok az avukat bu davaları alır; onlar da zaten, eğer dikkat edersen çevre, ekoloji davaları para kazanmak için değil, çevre dostu, doğayı, canlıyı sevmen lazım, kamu yararına çalışman lazım. Bu da ancak sosyalist, devrimci kişiliklerde görülen bir özelliktir. Bizde de öyle bir damar var, bu kökten gelen bir şey, bu işe Uğur Doğan olarak soyundum...

Böyle böyle bir, iki, üç... ben hem Şehzadeler Belediyesi'ne hem de Manisa Büyükşehir Belediyesi'ne açtığım davalar, mesela Hat Bakım ve İşletim Bedeli adı altında, bak araştır, onu Manisa'da kaldırttım. Hem de çok ilginç bir yöntemle kaldırttım: O dönemin MASKİ Genel Müdürü, Şehnaz Başaran Yılmaz, sosyal medya üzerinden yaptığımız bir mesajlaşma sonucu beni çaya davet etmişti, bu binada, 13. Katta, bu binaya ilk girişim o çay daveti vesilesiyledir, geldim, çay kahve içerken dedim ki 'Bu hat bakım işletim bedeliniz, mevzuata aykırı. Ben bunu kaldırmanız için dilekçe vereceğim.' Mevzuat gereği, ben dilekçe vereceğim, onlar bana olumsuz bir cevap verecekler, ben o verilen olumsuz cevaba binaen 60 gün içerisinde dava açacağım; prosedür böyle. Dedi ki, 'Uğur bey, yanılıyorsunuz. Bu uygulama hukuka uygun. Bakın 30 büyükşehirden çoğu bunu uyguluyor.' Ben de dedim ki '30 büyükşehrin tamamı uygulasa da bu hukuka uygunluğunu kanıtlamaz. Neden? 30 kişi kırmızı ışıkta geçtiğinde, bu kırmızı ışıkta geçmenin suç olmadığı anlamına gelmez. Bu uygulama hukuka ve mevzuata aykırı. Ben bunu size ispatlayacağım. Dava açacağım.' 'Sen bilirsin' dedi.

Bunun üzerine, dilekçe yazdım, kısa süre içerisinde olumsuz cevap geldi. Ben bu konuyu su zammı ile birlikte yargıya taşıdım. Bu dava, o İzmirli avukat arkadaş ile ve ona yakın arkadaşımla birlikte yargıya taşıdığımız ilk dava idi ama usul yönünden yapılan eksikliklerden dolayı iki tane dosya işlemden kalktı; dilekçe eksik ya da davacıların dava açma ehliyeti yok diye. Bunun üzerine baktık süreç uzuyor artık davayı kendim üstlendim. O süreçte bu konularda çok bilgilendim tecrübe ve deneyim kazandım.”

KARAR ALINIRKEN, İÇ HUKUK DENETİMİ MUTLAKA YAPILMALI

Uğur Doğan, söyleşinin bir yerinde çok ilginç bir söz söyledi: “Bir partinin kamuoyunda gözde olması ya da ileriye dönük bir güven sağlaması, yargı üzerinden de verdiği mücadeleye bakar. Belediye meclisinde çoğunluğumuz yoktu, azınlıktaydık, peki ne yapabiliriz? 'Ret' oyu verdik ama gücümüz yetmiyor.' demek yeterli ve doğru bir hamle değil. İtiraz ettiğin ya da muhalefet ettiğin konuyu baktın mecliste gücün yetmiyor o zaman iptali için yargıya da taşımalısın. O süreçte ben KAYSÜ diye adlandırdığımız Katı Atık Toplama Bedelleri, bertaraf bedelleri bunların hepsi, AKP'nin sonradan çıkardığı uygulamalardı. Yine örneğin, ÇTV dediğimiz Çevre Temizlik Vergisi, biz ürettiğimiz evsel katı atıkları çöpe bırakıyoruz, onlar toplanıyor. Biz bunlarla ilgili hem ilçe belediyesine hem de büyükşehir belediyelerine Çevre Temizlik Vergisi adı altında merkezi hükümetin belirlediği oranlarda bir vergi ödüyoruz. O da yetmedi AKP'ye, bir de 2872 Sayılı Yasa gereği birde Evsel Katı Atık Bedeli ya da toplama bedeli, kısaltılmış adıyla KAYSÜ bedeli adı altında ödeme yapıyoruz. Bu ödemelerde su faturaları üzerinden yapılıyor, Evsel Katı Atık Toplama Bedeli ilçe belediyelerine aktarılıyor, bertaraf bedeli de büyükşehre gidiyor. Ben bunlarla ilgili de dava açtım. Hem Şehzadeler Belediyesi'ne açtım, hem Yunusemre Belediyesine açtım hem de Manisa Büyükşehir Belediyesine açtım. Hepsini de kazandım. Benim belediyelere ya da MASKİ'ye karşı açtığım davalarda kaybettiğim hiçbir davam yoktur. Sebebi de, belediyelerin bir konuda idari karar alırken kendi bünyelerinde iç hukuk denetimi yapmamalarıdır; o dönemin yönetimini kastediyorum. Ne Cengiz Ergün'ün yönettiği Manisa Büyükşehir Belediyesi, ne Ömer Faruk Çelik'in yönettiği Şehzadeler Belediyesi ne de Mehmet Çerçi'nin yönettiği Yunusemre Belediyeleri iç hukuk denetiminden bihaberlerdi. Daha doğrusu, 'Ben belediye başkanıyım. Ben ne dersem o olur' diyorlardı.

Merkezi yönetimde de böyle bir anlayış var; Süleyman Soylu'nun “Siz yıkın, mahkeme kararı arkadan gelir' sözü ünlüdür.

“Aynen, aynen. Ben bütün bunlar yapılırken, Kemal Kılıçdaroğlu önderliğinde de o zamanki muhalefet partisi olan CHP Ankara'dan İstanbul'a kadar 'Hak, Hukuk; Adalet' yürüyüşü yapıyordu. O yürüyüş benim için şöyle bir kılavuzdu: Ben bugün CHP içerisinde yer alan birisi olarak kendi içimizde de muhalefet olduğum durumlar oluyor, şu an mesela MASKİ'de ya da Manisa Büyükşehirde ya da üyesi olduğum Şehzadeler Belediyesi içerisinde hukuka, mevzuata aykırı bir belediye meclis kararı alınmaya veya idari bir işlem tesis edilmeye kalkıldığında ben muhalefet ediyorum, grup içerisinde. Neden? Öyle ya da böyle, o dönem CHP'nin Genel Başkanı Ankara'dan İstanbul'a 450 km 'Hak, Hukuk, Adalet' yürüyüşü yaparken, bugünkü genel başkan, Manisa'mızın da öz evladı olan Özgür Özel de o dönem Grup Başkan Vekili olarak onun yanında yürüyordu. Dolayısıyla, 'Hak, Hukuk, Adalet'i muhalefetteyken nasıl talep ediyorsan kendi iktidar olduğun yerel yönetimlerde de tesis edilmeli, işletilmelidir. Burasını, ben çok önemsiyorum. Aksi takdirde objektif olunmaz. Yani Cumhur İttifakı'na karşı verdiğimiz her türlü mücadelede hak, hukuk, adalet talebimiz baki olacak ama kendi içimizde de tartışmasız uygulanacak. Ben her daim söylerim: Şu kapıdan içeriye giren kişinin siyasi kimliği beni hiç ilgilendirmiyor. Ben burada kamu görevi yapıyorum. Gelenin hangi görüşten, hangi partiden olduğu beni hiç ilgilendirmiyor. Türkiye Cumhuriyeti vatandaşıdır, talebi hukuk ve mevzuat çerçevesinde karşılanması gerekiyorsa karşılanır.

Ben görevime bu gözle bakan birisiyim. Aksi takdirde AKP ya da MHP bu reddettiğimiz uygulamayı zamanında zaten yeterince yaptı. On yıl Manisa'yı ve MASKİ'yi yöneten MHP iktidarı, kadrolaşmasını yaptı, vs..vs... Biz o zaman ne diyorduk? 'Liyakat' diyorduk. O gün için, o kadrolar için 'Kamuya Liyakatli kadrolar alın.' diyorduk. Biz kendimiz bugün liyakate dayalı kadrolaşma yapmıyorsak, eleman almıyorsak, kamu kurumlarına personel alırken ona göre almıyorsak, biz de sadece parti kimliği olsun, partili olsun anlayışıyla eleman alıyorsak, o zaman bizim de Cumhur İttifakı'ndan çok fazla farkımız kalmıyor. Ben olaylara böyle bakıyorum. Biraz farklı bakıyorum. Benin bu yaklaşımımı partim içerisinde de eleştirenler var. Olabilir. Her konuda aynı düşüncede olacak değiliz. Ben sosyalist düşüncede olan 78 Kuşağı bir devrimciyim. Yerelde kazandığımız davalarda da hep bu kamucu, halkçı yerel yönetim anlayışımızla kazandık.

Uğur Doğan bunları söylerken, benim akılımdan Datça Belediyesi'nin aldığı bazı kararlar ve bu kararlar çerçevesinde kendilerine yöneltilen bazı eleştiriler geçiyordu. “Umarım, kendilerine de gönderdiğim bu yazılarımı içlerinden okuyan çıkar.” diyorum.

(Devam edecek)

 




Bu haber 1346 defa okunmuştur.


FACEBOOK YORUM
Yorum

İLGİNİZİ ÇEKEBİLECEK DİĞER YEREL YÖNETİM Haberleri

YAZARLAR
ÇOK OKUNAN HABERLER
  • BUGÜN
  • BU HAFTA
  • BU AY
SON YORUMLANANLAR
HABER ARŞİVİ

Web sitemize nasıl ulaştınız?


nöbetçi eczaneler
HABER ARA
Bizi Takip Edin :
Facebook Twitter Google Youtube RSS
YUKARI YUKARI