Bugun...



Milas’ın Bal Ormanlarında, Maden Ocağı Tehlikesi…

Demireller Madencilik AŞ tarafından Milas’ın Tuzabat Mahallesinde boksit çıkarmak amacıyla ruhsat alınması, Muğla Çevre ve Şehircilik İl Müdürlüğünün ruhsat sahası için ÇED gerekli değildir kararı vermesi; köylüleri harekete geçirdi ve Tuzabatlılar şimdi ruhsatın iptali için dava açmaya hazırlanıyor.

facebook-paylas
Güncelleme: 11-05-2021 00:20:54 Tarih: 10-05-2021 19:24

Milas’ın Bal Ormanlarında, Maden Ocağı Tehlikesi…

NEVZAT ÇAĞLAR TÜFEKÇİ

Demireller Madencilik AŞ tarafından Milas’ın Tuzabat Mahallesinde boksit çıkarmak amacıyla ruhsat alınması, Muğla Çevre ve Şehircilik İl Müdürlüğünün ruhsat sahası için ÇED gerekli değildir kararı vermesi; köylüleri harekete geçirdi ve Tuzabatlılar şimdi ruhsatın iptali için dava açmaya hazırlanıyor.

Köylüler, 15.02. 2017 tarihli “Bal Ormanlarının İşletilmesi ve Yönetilmesi” tebliğine göre, bölgenin Tarım ve Orman Bakanlığı tarafından bal ormanı bölgesi ilan edildiğini, bu yönetmeliğe göre bölgede hiçbir maden tesisinin kurulamayacağı ve işletilemeyeceğini ifade ediyorlar. Bölgedeki çam ağaçlarının arıların bal üretiminde yararlandığı basra böceği bakımından da çok zengin olduğunu, bal üretimi açısından bölge flora ve eko-sisteminin özellikle korunması gerektiğine dikkat çekiyorlar.

Tuzabatlılar’la görüştük ve onları dinledik. Hepsi, “burası bizim yaşam alanımız, ormanlar akciğerimiz; zeytinler, arı kovanları, meyve ağaçları, sebze bahçeleri; hepsi bizim geçim kaynağımız. Bunlar madenin tozundan ve gürültüsünden zarar görecek, bizim sağlığımız bozulacak” dediler ve köylerinin yakınında maden ocağı istemediklerini kesin bir dille ifade ettiler.

ARICI SÜLEYMAN ÖNER: “MADEN OCAĞININ GÜRÜLTÜSÜ, ARILARI STRESE SOKAR”

“Arıcılık benim dede mesleğim” diyen ve 1986’dan bu yana arıcılıkla uğraştığını belirten 51 yaşındaki Süleyman Öner şunları söylüyor: “Burası çok önemli bir arıcılık bölgesidir. Her yıl buraya Türkiye’nin değişik yerlerinden arıcılar gelir ve Temmuz-Kasım ayları arasında kovan sayısı 30 binlere yaklaşır. Buradaki ormanlar arıların balını aldığı basra böceği yönünden zengindir. Basra böcekleri, çamların özsuyuyla emer ve bal olarak kusar. Bunu alan arılar bal peteğinin gözeneklerin doldurur. Burası, bakanlığın belirlediği basralı alan bölgesidir ve bal ormanı olarak tescil edilmiştir. Koruma altındadır. Arı çok hassas bir yaratıktır. Kesinlikle gürültüye gelemez. Maden ocağının yarattığı gürültü arıları strese sokar ve bal üretemezler. Ruhsat alına 24 hektarlık alanda 4 bin 95 çam ağacının kesileceği belirtiliyor. Bir çam ağacından 1 kg bal alınsa, bu en az 4 ton demektir. Yani bizim yılda en az 4 ton bal kaybımız oluyor maden faaliyete geçtiğinde. İleride ruhsak alanı genişledikçe bu kayıp daha da artıyor. Her çam ağacında basra böceği olmaz. Basra böceğinin olması için bir çam ağacının en az 50 yaşında olması gerekiyor. Bu ağaçlarda basra böceğinin olabilmesi için de doğal ortamın, flora ve eko-sistemin de uygun olması gerekir. Dünyada üretilen çam balının %92’si Türkiye’de, bunun da %80’i Muğla’da ve basralı çam ağaçlarının bulunduğu alanlarda oluyor. Bizim temel geçim kaynaklarımıza zarar verecek bir maden ocağını, köyümüz sınırları içinde istemiyoruz.”

KİRAZ ÜRETİCİSİ YAŞARİYE ÖZKAYA: “SU KAYNAKLARIMIZ ZARAR GÖRECEKTİR”

Köyümüz Milas ve Bodrum pazarlarıyla Bodrum’un turistik tesislerinin sebze ve meyve ihtiyacını karşılayan önemli bir tarımsal üretim merkezidir. Madencilik faaliyetinden dolayı çıkan tozlar, ağır metaller; bitki örtüsüne zarar verdiği gibi sebze ve meyvelerimize de zarar verecektir. Kiraz çiçeklerini dölleyen arılardır. Çiçeklerin üzeri toz olunca, arı konmaz. Dolayısıyla meyve çiçeklerinin de döllenmesi olmaz.  Köyümüzün yeraltı su kaynakları, maden ocağının bulunduğu Yargöçen dağlarındadır. Dinamitle patlatmalardan dolayı yeraltı su kaynaklarımız yer değiştirecektir. Köyümüzde maden ocağı istemiyoruz.

VETERİNER ÖZGÜN KONAR: “MADEN FLORAYA, FAUNAYA VE EKO-SİSTEME ZARAR VERMEMELİ”

Proje dosyasını inceledim. Madene karşı değilim ama madenin doğal ortamı yok etmemesi, faunaya, floraya ve eko-sisteme zarar vermemesi gerekir. Bu nedenle, maden faaliyetinin bu tür alanların dışında olabilecek en uygun yerlerde olmasında yarar var. Madeni çıkarırken; zeytini, arıcılığı, tarımsal faaliyetleri de düşünmek lazım. Boksit madeni ağır metaller içeren bir madendir. Projede bu belirtilmiyor. 3573 sayılı Zeytinciliğin Islahı ve Yabanilerin Aşılattırılması hakkında kanunun 20. Maddesine göre zeytinliklerin 3 km çevresinde; toz, duman, kimyevi madde salan herhangi bir tesisi açılamaz. Bu bölgede tapulu zeytinlik vasıflı 10’un üzerinde tarım arazisi bulunuyor. Proje dosyasında, arıcılık ve balcılıkla ilgili hiç bilgi yer almıyor. Maden ocağı açılması planlanan yerdeki poligon noktalarını incelediğimizde, bu poligon alanlarının basralı alan içinde kaldığını ve 15.02. 2017 tarihli Bal Ormanlarının İşletilmesi ve Yönetilmesi tebliğine aykırı olduğunu görüyoruz.

İlgili tebliğe göre bal ormanlarında yapılaşmaya izin verilemez. Bal ormanları için belirlenen ilke ve kriterlerin haricinde hiçbir tesis yapılamaz. Oysa burada kırma-eleme ve yıkama tesisinin kurulması projede belirtiliyor. Bu tür bölgelerdeki ağaçların gençleştirme ve kesim işlemleri arıcılık faaliyetleri ve basra böceklerinin durumu düşünülerek, ilgili idarece uzmanlar eşliğinde yapılması gerekir. Bu bölgedeki poligonlar, MAYBİR tarafından belirlenen basralı alanlar içinde kalmaktadır. Bölgede konumlandırılan arı kovanlarının maden ocağına yakınlığı dikkate alınmamıştır. Arı, maden ocağındaki ağır metal unsurlarına temas edebilir ve balda kalıntı bırakabilir. Bu da insan sağlığı için öngörülemeyen ve telafi edilemeyecek sağlık sorunlarına yol açabilir. Tüm dünyanın çam balı ihtiyacı Muğla’dan karşılandığı için oluşabilecek ağır metal kalıntı riski, uluslararası sorunlara neden olabilir. Bal ihracatının durmasına yol açabilir.

Bu anlatılanlara göre; bölge tarımı, bölge arıcılığı, bölge zeytinciliği nihai proje dosyasında ayrıntılı bir şekilde değerlendirilmemiş, çevresel etki yönüyle telafi edilemeyecek olumsuzluklara yol açması kaçınılmazdır. Köyde maden ocağı işletmesine izin verilmemelidir.”

MADEN OCAĞININ AÇILMASINA TEPKİLER…

MUĞLA İLİ VE TÜRKİYE ARI YETİŞTİRİCİLERİ BİRLİĞİ YÖNETİM KURULU BAŞKANI ZİYA ŞAHİN: 

Muğla İli Türkiye’de arıcılığın merkezi konumundadır. Muğla ilimizi arıcılıkta lider pozisyonda tutan yegâne unsur çam balımız ve çam balı üretim sahalarımızdır. Birliğimizin kuruluşundan beri en temel amaçlarından birisi, çam balı üretim sahalarını korumak ve mevcut sahaların arttırılması olmuştur. Bu konularla ilgili çalışmalar ve projeler de yürüttük.

Bu çalışmalarımızdan en önemlisi, bütçesi tamamen MAYBİR(Muğla İli Arı Yetiştiricileri Birliği) tarafından karşılanan, Bakanlık ve Üniversitelerin yer aldığı proje olan ‘Muğla Yöresi Kızılçam Ormanlarında Çam Balı Üretiminin Sürdürülebilirliği ve Karşılaşılan Sorunların Giderilmesi’ isimli projedir. Bu proje sonucunda, Basralı sahaların amanejman(sahanın özelliğine göre o sahada ne gibi çalışmaların yapılacağını anlatan 10 yıllık planlar) planlarında yer alması sağlanmış olup, bu sahaların idari süreleri de uzatılmıştır. Ayrıca amanejman planlarında yer alan Basralı sahaların bal ormanı vasfı kazanmasında da projenin büyük etkisi olmuştur.

Bugün birebir, Milas Tuzabat ve Yatağan Bencik‘te maden-taş ocağı sahasıyla ilgili olarak söz konusu projemizde konunun uzmanı akademisyenlerimizce ayrıntılı bir şekilde çalışma yapıldı. Çalışmada, özellikle bu işletmelerin yayacağı tozun, Basra böceğinin yaşamsal faaliyetlerine olumsuz etki ettiği, Basra böceğinin yaşadığı mikro flora üzerinde de ciddi etkileri olduğu ve sonuçta çam balı üretiminin sürdürülebilirliğinin sekteye uğrayacağı açıkça belirtilmiştir. Söz konusu sahanın bulunduğu mahallemiz sınırlarında Tarım ve Orman İl Müdürlüğümüzce çam balı üretimi amacıyla 10-12 bin kovanlık bir konaklama noktası olduğu görülmektedir. Sonuç olarak geçmişten günümüze, maden ve taş ocaklarının doğaya ve çam balı üretim sahalarına yaptığı tahribatın önlenmesi için hep mücadele ettik ve etmeye de devam edeceğiz. Söz konusu durumun müdahili ve her açıdan da takipçisi olacağımızın bilinmesini isteriz.

MİLAS BELEDİYE BAŞKANI MUHAMMET TOKAT: Orman zenginliği bakımından bölge, Milas’ın akciğeri konumundadır. Verimli tarım arazilerine sahiptir. Milas Belediyesi olarak bölgede maden ocağı açılmasına karşıyız ve Belediye olarak ruhsat iptali için dava açacağız.

İYİ PARTİ MUĞLA MİLLETVEKİLİ METİN ERGUN: Bu bölgedeki maden ocağı için Çevre ve Şehircilik İl Müdürlüğü’nün aldığı “ÇED Gerekli Değildir” kararını gerçekten anlamak mümkün değil.  Çünkü söz konusu sahada bulunan Kızılçam ağaçlarında, çambalı üretimini sağlayan ve basra böceği olarak bilinen endemik canlı yaşıyor. Bu nedenle bölgede yoğun bir çam balı üretimi söz konusu. Dolayısıyla maden sahasında oluşacak tozlar, bu böceğin yaşam alanlarını ciddi şekilde yok edecek. Zeytinlikler başta olmak üzere diğer sebze ve meyvelerin üretimi için de aynı tehdit söz konusu. Madenin ortaya çıkaracağı toz, tarımsal faaliyetlere ciddi şekilde zarar verecek. Hal böyleyken Çevre Şehircilik İl Müdürlüğü’nün böylesine zararlı çevresel etkileri nasıl göz ardı ettiğini aklımız almıyor. Hem bölgenin ekosistemini son derece olumsuz etkileyecek hem de ekosistemi etkilediği için bu bölgede arıcılık ve tarımsal üretim yapan vatandaşlarımızı mağdur edecek bu girişimin bir an önce durdurulmasını talep ediyoruz. İYİ Parti olarak, cennet Muğlamız’ın doğasına yönelik bitmek bilmeyen bu saldırılara karşı her zaman doğanın ve vatandaşlarımızın hakkını korumaya devam edeceğimizin bilinmesini istiyoruz.

CHP MUĞLA MİLLETVEKİLİ SUAT ÖZCAN: Milas’ın yakın çevresindeki ormanlık ve su alanlarının maden işletmelerine açılmak istenmesi, kaygı verici ve oldukça düşündürücüdür. Su ve orman yapısının insan ve canlıların yaşamı için olmazsa olmaz önemi doğrultusunda, maden işletmelerinin etkisinin Tuzabat ve yakınındaki mahallelerden başlayarak tüm Milas’ı kapsayan bir etkileme alanına sahip olacak olması, kabul edilecek bir durum değildir. Toprağına, suyuna, ormanına ve yaşadığı bölgenin yaşanabilir olmaktan çıkmasına neden olacak tüm faaliyetlere karşı durulması konusunda hassasiyet gösterilmesi hem insan hem de doğa haklarının korunmasıyla ilgili bir vatandaşlık sorumluluğudur.




Bu haber 894 defa okunmuştur.


FACEBOOK YORUM
Yorum

İLGİNİZİ ÇEKEBİLECEK DİĞER ÇEVRE Haberleri

YAZARLAR
ÇOK OKUNAN HABERLER
  • BUGÜN
  • BU HAFTA
  • BU AY
SON YORUMLANANLAR
HABER ARŞİVİ
HAVA DURUMU

Web sitemize nasıl ulaştınız?


nöbetçi eczaneler
HABER ARA
Bizi Takip Edin :
Facebook Twitter Google Youtube RSS
YUKARI YUKARI