Bugun...



Bir İşletme Sahibinin Gözünden Şezlong Sorunu ve Çözümü

“Sahillerin işgaline” karşı sürdürülen toplumsal mücadelenin “sonuç alınabilir bir eksende” yürütülebilmesi için sorunun ortaya çıkışında ve devamında aktör olanlardan birisi konumundaki işletme sahiplerinin de ne düşündüğünün bilinmesi, onlarla da bu sorunun oturulup tartışılması gerektiğini düşünen ve bu düşüncesini öteden beri dillendirenlerdenim.

facebook-paylas
Güncelleme: 25-06-2024 20:51:41 Tarih: 25-06-2024 20:45

Bir İşletme Sahibinin Gözünden Şezlong Sorunu ve Çözümü

MEHMET ERDAL

Bu düşünce çerçevesinde, farklı nedenlerle kimliğini gizleme gereği duyduğum bir işletme sahibi ile sahil kıyısındaki iş yerinde buluştuk. Ben sordum, işletme sahibi cevap verdi.

ŞEZLONG BAŞI BELLİ BİR MİKTARDA ALIŞ VERİŞ YAPMASINI İSTİYORUZ

Datça'ya tatile gelen bazı yurttaşlar sahilde ticari faaliyet yürüten bazı iş yerlerine ait şezlonglarda güneşlenmek istediklerinde kendilerinden kişi başı 1000 TL. istendiğini söylüyor.

“Kişi başı 1000 TL. istenmiyor. Kişi başı o kadar alış veriş yapması isteniyor. Bir tatilcinin bir çay ile bütün gün şezlongda uzanıp gününü geçirmemesi için bu yapılıyor.”

Diyelim ki gelen 5 kişilik bir aile?                                                                             

“O, 5 kişilik aile 5 şezlongu kullanırsa 5x1000=5000 TL. alış veriş yapmalı.”

Anlamak istediğim şu: Mekâna gelen kişi mi esas alınıyor yoksa kullanılan şezlong mu?

“Şezlong. İş yerine gelen 5 kişi 3 şezlong kullanabilir, 2'si gelir iş yerinin içerisinde oturabilir vs. Bu durumda 3 şezlongluk alış veriş yapar.”

BENDE BİR ŞEZLONGUN GÜNLÜK BEDELİ BİR KÖFTE, İKİ BİRADIR

Şezlong başına belirlenen bu bedelin ölçüsü ne?

“Ben bir şezlongun günlük bedelini her yıl bir köfte, iki biraya denk getiriyorum, bu konuda 'enflasyon şu, bu' diyerek uğraşıp durmamak için.”

Diğer işletmelerde de ölçü böyle mi?

“Onlarda da bir şezlongun günlük bedeli şezlongun sahildeki yerine, müşterisine, müşterinin harcadığı paraya vb... göre belirlenebiliyor. Mesela, Datça'da, adını ve yerini vermeyelim, bazı işletme sahipleri çok lüks mekânlar yapmışlar. Zenginler oraya gidip para problemi olan bir kişi ile yan yana bulunup tatil yapmak istemiyor. Yani, anlayacağın, orada bir şezlongun bedelini müşteri kendisi belirliyor. Sorsanız, böyle bir işletmenin sahibi size 'Abi şezlonglarım zaten dolu. Ben 2 bin, 3 bin TL. de desem gelecekler. Neden ucuza vereyim? Benim müşterim böyle bir ortam istiyor, herkesle oturmak istemiyor.' diyecektir. Yani işletme sahibi müşteri portföyünü, bir başka deyişle sınıfını oluşturmuş, 'Ben üç kuruşun, beş kuruşun hesabını yapan insanlarla bir arada tatil yapmak istemiyorum' diyen, fiyatları kendi şişiren müşteriler için bir mekân açmış. Konaklama fiyatlarını biliyorsun, Datça'da 2000 TL. yatak veren de var 15.000 TL.'ye veren de var. Bu konuda şunları da söyleyeyim: Şezlongların günlük bedeli bayramlarda, hafta sonlarındaki talebe bağlı olarak da değişebiliyor...”

ŞEZLONGUN BEDELİ KONUSUNDA “RIZA” HEMEN OLUŞUYOR

Diyelim ki bir vatandaş sizin mekâna geldi, şezlonglardan birisinde uzanıp güneşlenmek istediğini söyledi. Siz de o vatandaşa bunun bedeli olarak sizden 1000 TL. alış veriş yapmasının gerektiğini söylediniz. O vatandaşın tepkisi genelde nasıl oluyor? Bu alış verişte “rıza” nasıl oluşuyor?

“Rıza, hemen oluşuyor. Müşteri durumu hemen kabulleniyor. Çünkü o vatandaş bu tatil için nice zamandır bir bütçe oluşturmuş ve gelmiş buraya. Diyor ki 'Ben bugün dışarıda yemek yiyeceğim. Burada yemesem başka bir yerde yiyeceğim. Burada yerim, daha iyi.' Bir köfte ile iki birayı nerede yerse yesin aşağı yukarı bu rakama ulaştığı için hemen kabulleniyor. Kabullenmeyip itiraz edenler genelde Datça'nın yerlisi, Datça'da yaşamını sürdüren emekliler.

Vatandaş ile işletme sahipleri ya da çalışanları arasında bu konuda tartışmalar yaşanıyor mu?

“Çok az. Gidip fiyat soruyorlar diğer işletmelere, o kadar. Herkes şu anki durumu kabullenmiş. Bu yeni bir olay değil, onu da söyleyeyim. Bugüne has değil. Ben bu işletmeyi çalıştırmaya başlamadan önce, 7-8 yıl önce Datça'ya tatile geldiğimde de aynı durum söz konusuydu.”

Çok haklısın. MUÇEV ile Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı arasında yapılan sözleşme, yanılmıyorsam 10 yıl öncesine dayanıyor, 10 yıllık bir süreyi içeriyor ve yine sanırım bu yıl bu süre bitiyor. Yine yanılmıyorsam merkezi yönetim MUÇEV ile yeni bir sözleşme yaparak bu kez sahillerin tamamını MUÇEV'e bırakmaya hazırlanıyor. Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanı Mehmet Özhaseki'nin böyle düşünmemize neden olan bir açıklaması oldu.

“Doğrudur.”

SAHİLDE UYULACAK KURALLARI MUÇEV/DEVLET BELİRLİYOR

Sahile koyacağınız şezlongun sayısını nasıl belirliyorsunuz? Bu konuda size bildirilen ya da sizin aranızda belirlediğiniz bir kural var mı?

“Örneğin benim sınırım her iki tarafımdaki işletmelerin sınırları arasında kalan bölgedir. Bunun standartları var. Örneğin, 3 m arayla şemsiyeler konacak ... gibi.”

Bu kurala uyuluyor mu?

“Ben uyuyorum. Aslında bu pandemi döneminde konulan bir kuraldı. Pandemide bir mesafe aralığı vardı ya, o zamanlar ona özen gösteriliyordu. Eskiden de böyleydi. Neden? Çünkü aradan müşteri rahat rahat geçecek. Görmüşsünüzdür, bazı işletmeler şezlonglar arasında bile bu yürüme yolunu bırakmamışler.”

Bu konudaki inisiyatif işletmeye ait diyebilir miyiz?

“Sadece ön tarafta bir çekme mesafesi olacak.”

İşletme ne kadar bir mesafeden itibaren şezlonglarını ve şemsiyelerini koyabilir?

“Galiba, 4 ya da 5 m aralık olacaktı denizle şezlonglar arasında. Peki, bu neye göre belirleniyor?”

Ben de onu öğrenmek istiyorum.

“Mayıs ayında gel-git'ten dolayı biz çekiyoruz 7 m'ye, Haziran-Temmuz aylarında neredeyse aradaki mesafe sıfır oluyor. Bu bir yerde belediyenin ne zaman denetim yapacağına bağlıdır. Belediye bir ara geliyor, bakıyor 'Burası tamam' diyor. Haziran ayında geliyor ceza kesmeye çalışıyor. 5 m, 7 m kuralına uyulsa sahilde şezlong ve şemsiye konulacak yer kalmaz, sınır işletmelerin önündeki yolu geçer.”

Bu kuralı kim koyuyor?

“Devlet koyuyor.”

Bu konuda size yapılmış yazılı bir tebligat var mı?

“Yok. Belki de var. Belediyenin de MUÇEV'in de dikkat ettiği şu: Şezlongların önünden insanlar rahat rahat yürüyüp geçebilecek. Öte yandan ise MUÇEV işletmelerin önündeki alanın ölçümünü yaparken başlama noktasını denize sıfır başlatıyor. Yani vatandaşa bırakılmasını söylediği yürüme bandını da işletmelerin ödeme yapacağı alanın içerisine dahil ediyor.”

MUÇEV NİSAN AYI GİBİ KAPIMIZI ÇALIYOR

MUÇEV ne zaman sizin kapınızı çalıyor?

“Nisan ayı gibi geliyor.”

Önündeki bu bölgeyi sana kiralayalım” diyor. Sen “Hayır” dedin, ne oluyor o zaman?

“O durumda uzayan bir mahkeme süreci başlıyor. Mahkeme bittiğinde de zaman kış oluyor. Kışın geliyorlar, bakıyorlar, zaten terk edilmiş olduğunu görünce 'Tamam. Bu işletme karara uydu.' diyorlar.”

Tamam da ortada yasal bir sözleşme ya da uyulması zorunlu bir bir yasa maddesi var mı ki MUÇEV “Kiralama yapmak istemiyorum” diyeni mahkemeye verebiliyor?

“İşletmeye bir sözleşme getiriyor ve 'Bunu imzalayacaksın' diyor.”

Yani MUÇEV ile Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı arasında yapılmış olan kira sözleşmesi “yasal dayanak” mı kabul ediliyor?

“Evet”

MUÇEV bu sözleşmeleri imzalamayanları mahkemeye verebiliyor o zaman?

“Evet. Ben bugüne kadar imzalamayanı görmedim.”

MUÇEV TAHSİS EDİLEN ALANIN BEDELİNİ BİLDİRİYOR

MUÇEV işletmelerden ne kadar bir bedel ödemelerini istiyor kendilerine tahsis edildiğini söylediği alan için? Örneğin sen bu yıl ne kadar bir ödeme yapacaksın ya da yaptın MUÇEV'e?

“Bakmam lazım ama bu yıl gelmedi MUÇEV. Para filan da talep edilmedi.”

Geçen yıl ne kadar talep edildi?

“Geçen yıl 80-90 bin TL. gibi bir miktar talep edildi.”

İşletme sahibinin verdiği bu rakam ile ona tahsis edilen alanı ölçüp biçiyorum, “m2'si 1000 TL. bile tutmuyor” diyorum.

“Doğru” diyor.

Sezonluk bu değil mi? Günlük ya da aylık değil?

“Yıllık” diyor.

Yıllık ya da sezonluk MUÇEV'in işletmelerden aldığı bu bedelin yasal olup olmadığı ayrı bir tartışma konusu, çünkü Danıştay 6. ve 13. Daireleri 18.10.2022 tarihinde MUÇEV ile ilgili bakanlığın yaptığı kira sözleşmesinin yürütmesinin durdurulmasına dair karar vermiş...

“Eğer biz bizden istenen bu bedeli ödemezsek bir yıl sonra geldiğinde uydudan çekilmiş fotoğrafları gösteriyor, geçen yılın bedelini de bu yılki bedele eş değerde hesaplayıp 'Ben senden bu parayı da alırım' diyor.”

MUÇEV bu ödenmeyen paraların tahsili amacıyla işletmelerin bankalardaki hesaplarını bloke etme, araçlarına vb. ipotek koyma gibi yollara başvuruyor mu?

“Yok. Bugüne kadar bu konuda bir duyumum olmadı.”

O borç işletmelerin bakiyesinde hep yazıyor?

“Yazıyor. Hep yazıyor.”

Diyelim ki MUÇEV sizden size tahsis edilen alan için m2 hesabıyla sezonluk ya da yıllık 150 TL. alırken sizin bir şezlongun günlük değerini 1000 TL. olarak belirlemenizdeki ölçü nedir? Mantığınızı anlamaya çalışıyorum.

“Sadece bu değil ki bedeli belirlemede esas aldığımız; bir işletmenin personel dahil pek çok gideri var. MUÇEV'e verdiğimiz kira bedeli genel giderin içerisinde çok cüzi bir rakamdır; bir günlük ciroya denk gelir, neredeyse. Diyelim ki bir işletmenin 50 şezlongu var ve işletme bu şezlongları 2 gün dolduruyor, geliri 100 bin TL. yapar, o da MUÇEV'e ödenen bedeli karşılar. MUÇEV sahildeki işletmelerin en az masraf kalemidir.”

ŞEZLONG SORUNU ÇOK BOYUTLUDUR

Bu konunun bir başka boyutu şu: Diyelim ki Devlet MUÇEV üzerinden işletmelere önündeki sahili kiralamasa ve belediye de işletmeleri sahile sokmasa şimdi senin çalıştırdığın bu işletmenin yıllık kirası aynı olur mu?

“Düşer.”

Netleştireyim: Siz bu işletmeyi mülk sahibinden kiralarken sadece işletmeyi değil aynı zamanda önündeki sahili de kiralıyorsunuz. Tamam o sahil için MUÇEV sizden ayrıca bir bedel istiyor ama o sahil olmasa bu işletmeyi belki kiralamayacaksınız ya da şimdiki bedelden kiralamayacaksınız. Doğru mu?

“Doğru. Mal sahibi diyor ki 'Ben senden kira bedeli olarak şunu istiyorum, çünkü önünde denizin de var'. Aynen dediğin gibi. Diyelim ki sahildeki bir işletmenin yıllık kirası şimdi bir milyon TL., MUÇEV aradan çekildiği ve belediye devreye girdiği zaman kira otomatikman 500.000 Tl. olur. Çünkü işletmenin önünde şezlong, şemsiye koyacağı, masa, sandalye atacağı hiçbir olanağı kalmaz.”

O zaman sahildeki şezlong vb. işgal olayı sadece sahildeki işletmelerin MUÇEV ile yaptığı bir sözleşme ya da MUÇEV'in işletmelere bir dayatması değildir; işletmelerin mülk sahiplerinin olaya bakışı da farklı?

“Farklı.”

O zaman şöyle özetleyebiliriz: Şezlong olayı sadece müşteri ile işletmenin değil, işletme sahibi ile mülkün asıl sahibi arasındaki ilişkide de ciddi bir etken...

“Tabi”

Bu konuyu tartışırken bütün bunları hesaba katmak zorunlu...

“'Denize sıfır yerde duruyorsun' diyor. 'Plajı kullanıyorsun' diyor. 'Haliyle senin kira bedelin normal kira bedeli olamaz' diyor...”

BU SORUNU ÇÖZMEK İÇİN YAPILMASI GEREKENLER YAPILMIYOR!

Bu konuda tartışmaların devam edeceği görülüyor. Bir işletme sahibi olarak senin bu sorunun çözümüne dair önerilerin nelerdir?

“Olay sadece işletmeler ile Şezlongsuz Datça İnisiyatifi, bir başka deyişle şezlongu isteyenler ile istemeyenler arasındaki bir sorun değildir. Aynı zamanda sorulması gereken başka sorular da var...”

Mesela?

“Mesela, gelen tatilciler ne istiyor? İnsanlar 11 ay çalışıyorlar İstanbul'da, Ankara'da. Gelip burada taşın üstünde oturmak istemiyor. Şezlongunu yanında taşımak istemiyor. Diyor ki ' Ben duşu olan, temiz WC'si olan, başımda gerekirse bir garsonu olan, şemsiyesi olan, bana hizmet edebilecek, beni iki hafta dinlendirebilecek bir işletme istiyorum' diyor. Ben bunu da o tatilcinin hakkı olarak görüyorum. Ben buraya yerleştiğimde böyle bir şey olmasaydı, açıkçası ben Datça'yı sevmezdim, Datça'ya gelip yerleşmezdim. Gerçekten burada çok yoğun çalışıyoruz. Bunu kim sağlıyor? Bunu belediye sağlayabilecekse eyvallah. Belediye halka açık yerlerde bile düzeni sağlayamıyor. Hijyeni sağlayamıyor. Temizliğini komşu işletmelerin elemanları yapmasa görüntüsü bile çok kötü. Çaresi? Çok basit: O kadar çok fazla var ki! Bizim işletmeler de olmalı. Belediye yapması gerekenleri yapamıyorsa olmalı ama. Birinci planda belediye yapmalı, eyvallah. Nasıl yapmalı?”

Belediye devreye girse ve “Ben bütün sahilin sorumluluğunu alıyorum. Gerekeni yapacağım.” dese... bir işletme sahibi olarak sen buna dünden razı mısın?

“On numara olur. Ben dünden razıyım. İşletme olarak rıza gösteririm. Bu tavır bana has. Diğer işletmeleri bilemem. Diğer bir konu Datça esnafı ile alakalı. Datça halkının %60-70'i tatilcilerden kazanılan gelir ile yaşamını sürdürüyor. Esnafın da birçoğu şezlongları savunuyor. 'Şezlong olmazsa tatilci gelmez' diyor. Çaresi var mı? Çok var. Örneğin, Şezlongsuz Datça İnisiyatifi bir gün olsun bana gelmedi.”

Bir gün bile gelmediler mi?

Bir gün bile gelmediler. Sormadılar, 'Ne yapılabilir?' diye. Şezlongsuz Datça İnisiyatifi'nin 'Datçalıların denize girecek yeri yok' söylemi çok yanlış. Yahu, örneğin benim önümdeki alanda şu kadar kişi şezlonglarda yatıp güneşleniyor. Şezlongları kaldırayım, ne olacak? Aynı yere yine o kadar kişi gelecek, iki katı sayıda kişi gelmeyecek ki. Sadece para ödemeyecekler. Aslında bunu söyleyen arkadaşlar 'Tatilci gitsin, biz gelelim' diyorlar, ben öyle anlıyorum. Matematik olarak düşünelim: Görüyorsun, önüm dolu. Ben şezlongları çıkarıyorum, insanları çıkarmıyorum ki. Yine dolu olacak...”

BELEDİYE ÜZERİNE DÜŞENİ YAPMALI!

Anladım. Değişen bir şey olmayacak.

Değişen bir şey olmayacak. Değişen sadece burasının para ile değil parasız kullanımı olacak. O konuda haklılar. O ayrı bir tartışma konusudur. Ben de o konuda onlar gibi düşünüyorum. O konuyu ayrıca konuşuruz. Öncelikli hedef insanların, Datça'da yaşamını sürdürenlerin denize girebileceği yerlerin bulunması olmalı. Tatilciler Datça'ya geldiklerinde bir şekilde buralarda, otellerde filan kalıyor, denizine giriyor... Datça'da yaşamını sürdürenlerin denize girebileceği yerlerin oluşturulması konusunda ise yapılabilecekler çok basit: Bir kere, belediye, halka açık var olan alanları iyileştirecek ya da Şezlongsuz Datça İnisiyatifi olarak bu konuda adım atılacak. Belediye bunu yapabilir. Belediye gelse işletmelere 'Kardeşim, halkımız için ne yapabilirsin?' diye sorsa, ben 10 tane şezlong, 5 tane şemsiye veririm, örneğin. Sabahları temizliği için elemanlarımdan bazılarını gönderirim. Diğer işletmeler de benzer davranışlar gösterir. Bence ilk organizasyon bu olmalı. Bu durumda ne oluyor? Bir kere belediye tarafından halka açık olan yerler temizleniyor. Şemsiyesi, şezlongu... ile halkın hizmetine sunuluyor. Birincisi bu. Var olan yerlerin ıslahı.

İkincisi, Burgaz diye bir mevkii var. Bomboş, Karaincir'e kadar. Belediyeden istenilen tek şey şu olmalı: Şezlongsuz Datça İnisiyatifi gelip eylem yapıp karşılığının ne olacağını bilmeden bir şey yapana kadar belediyeye seslenip 'Datçalılar denize giremiyor. Şu Burgaz'ı halka açalım. Senden isteğimiz Burgaz'a gidecekler için bir-iki tane minibüs koy ücretsiz, şatıl (servis aracı) hizmeti yapsın sürekli. Halkı alsın Datça merkezden götürsün Burgaz'a, götürsün-getirsin yarım saatte bir. Çünkü yaşlılarımız oralara kolayca gidemez.' dese, al sana denize girilebilecek uzun bir sahil.

Belediye halkın ihtiyacını karşılayacak WC'ler yapacak orada. Duş yerleri yapacak. Bunları yaptıktan sonra zaten insanların söylemleri, istemleri yavaşlar. Ha ondan sonraki iş asıl konu, yani Anayasa'nın vatandaşa verdiği hak, 'sahillerin halka iade edilmesi', bunlarla o zaman uğraşılır. Halka 'Bakın belediye bunları bunları yaptı. Demek ki yapılabilirmiş' denilebilir.

Başka bir şey daha öğrendim: Halkımız da parsellemiş Hastanealtı'nda bazı yerleri. Bazı vatandaşlar gidip 'Burası bizim yerimiz' diyormuş...”

Evet öylesi bazı hareketler var ki belediye bu konuda bir uyarı yapma gereği duydu.

“Vatandaş temizliyormuş bir bölgeyi ve 'Burası benim' diyormuş. İnsanlarda 'sahiplenme' duygusu var ya hani o zaman da vatandaşlar arasında sorunlar yaşanabilir.”

Yaşanabilir.

SORUN SADECE “ŞEZLONG SORUNU” DEĞİL Kİ!

“Eğer halkı düşünüyorsan, birinci planda halkın denize girebileceği alanları yaratmalı ve oralarını iyileştirmelisin. Şezlong sorunu hemen bitmez, öyle kolayca bitmez. Sorun sadece şezlong sorunu değil ki Kumluk Sahilinde masa, bazı yerlerde kaldırımların işgali sorunu da var... Bazı esnaflar görme engelliler için konulmuş sarı çizgilerin üzerine bile masa koymuş, belediye görmemezlikten geliyor.”

Belediyenin bu konularda neden bir şey yapmadığı muamma; iş yerinin ya da mülkün sahibinin kimliğinden mi kaynaklanıyor, bilinemiyor.

“Sen eğer yapıcı bir gazeteci isen bu arkadaşlara böyle bir yön gösterebilirsin.”

Sen ne söylemişsen onu yayınlayacağım.

“Yayınlamanın ötesinde, yorumlarında da ...”

Epey bir süre önce Mercan Kafe'nin bitişiğinde Şezlongsuz Datça İnisiyatifi'nin bir toplantısına katılmıştım. Söz alıp düşüncelerimi söyledim: Önceki dönem belediye başkanımız olan Abdullah Gürsel Uçar'ın Şezlongsuz Datça İnisiyatifi ile yaptığı bir görüşmede dile getirdiği “Belediye olarak sahillerde biz yetki alalım. Yetkiyi biz almazsak başkaları devreye girer, çok kötü şeyler olur... Ne dersiniz?” minvalindeki sözlerine atfen “Başkanın bu önerisini tartışalım. Devlet sahiller konusunda demiri çok büktü. Şimdi tersine doğru bükelim. Bu şu anki durumdan daha iyi bir durum olur. Ayrıca bu konuda esnaflar, Datça Esnaf ve Sanatkârlar Odası ile oturup konuşulmalı...” dediğim için şu an dahi İnisiyatif içerisinde söz sahibi olan bazı arkadaşların gösterdiği tepkiler nedeniyle ağzım yanık...

“Ben daha başka bir şey de söyleyeyim: MUÇEV ile de konuşulmalı. Onların yerinde olsam ben MUÇEV'den şunu talep ederdim: 'Kardeşim, tamam, düşmanız, eyvallah, işletmelere tahsis ettiğiniz şu sınırları bize bir göstersenize. Siz işletmelere hangi sınırlar içerisindeki alanları tahsis ettiniz? Bilmek istiyoruz.' Belki şu an halkın kullanım alanına geçen yerler var.

'Biz MUÇEV ile oturup görüşmeyiz' tavrı ne? Siz bir şey kazanmak istemiyor musunuz?...”

Söyleşi bitti. Kalktım ve iş yerinden ayrıldım. İşletme sahibi işinin başına döndü!

25.06.2024/Datça




Bu haber 1635 defa okunmuştur.


FACEBOOK YORUM
Yorum

İLGİNİZİ ÇEKEBİLECEK DİĞER TOPLUM Haberleri

YAZARLAR
ÇOK OKUNAN HABERLER
  • BUGÜN
  • BU HAFTA
  • BU AY
SON YORUMLANANLAR
HABER ARŞİVİ

Web sitemize nasıl ulaştınız?


nöbetçi eczaneler
HABER ARA
Bizi Takip Edin :
Facebook Twitter Google Youtube RSS
YUKARI YUKARI