Bugun...



Herkes Beni Don Kişot Gibi Görüyor!

2014-2024 yılları arasında Datça Belediye Meclisinde CHP Meclis Üyeliği, bunun son 5 yılında da CHP Grup Başkan Vekilliği yapan Can Canbey ile Kardiyoloji Uzmanı Doçent Dr. Tuğrul Okay arasında bir yıldan fazladır devam eden “pasif hile ve bilgi suistimali” davasında sona gelindi; 08 Ekim 2024 tarihinde yapılacak duruşmada karar verilecek.

facebook-paylas
Tarih: 05-06-2024 11:36

Herkes Beni Don Kişot Gibi Görüyor!

MEHMET ERDAL

SON TANIKLAR DİNLENDİ

Dün yapılan duruşmada 2019-2023 yılları arasında Datça Belediye Meclisi AKP Grup Başkan Vekilliği yapmış olan Haluk Laçin ile aynı dönemde AKP Meclis Üyeliği yapan Halit Berk Bayer tanık olarak dinlendiler. Haluk Laçin ifadesinde özet olarak “2022 yılı Aralık ayında yapılan Datça Belediye Meclisi Olağan Toplantısında Datça'daki kaçak yapılar ile ilgili konuşma yaptığını, 'Geçici Yapılaşma Koşulları çerçevesindeki yapılaşma izninin Mesudiye, Yaka, Cumalı, Karaköy ve Hızırşah mahallelerinde yeniden verilmesi konusunda görüş belirttiğini, Datça Belediye Başkanı Abdullah Gürsel Uçar'ın bu konuda görüşmek üzere Ankara'ya gideceğini ve ilgili bakanlıkta görüşmeler yapacağını duyduğunu ama gidip gitmediğini, gittikten sonra Ankara'da kimler ile neler görüştüğünü bilmediğini, başkanın 2023 yılı Ocak ayında yapılan olağan meclis toplantısında yaptığı konuşma ile Ankara'daki görüşmelerine dair bilgi edindiğini, davaya konu olan olaydan olay yerel basına yansıdıktan sonra haberdar olduğunu” söyledi. Halit Berk Bayer ise sorulan bütün sorulara “Haberim yok. Hatırlamıyorum” şeklinde yanıt verdi.

2019-2024 yılları arası dönemde Datça Belediye Meclisi AKP Üyesi olan ve tanıklar arasında adı geçen Aslı Kaya ile davaya konu olan 2 parselin alış verişine aracılık eden diğer tanık konumundaki emlakçının dinlenmesine gerek olmadığında taraflar ortaklaştı ve mahkeme hakimi karar duruşması için 08.10.2024 tarihine gün verdi.

NE OLMUŞTU?

Mesudiye'de yaşamını devam ettiren gazeteci Sedat Kaya dün duruşması yapılan davaya ilişkin şunları yazmıştı:

“Datça Belediye Başkanı Gürsel Uçar, Mesudiye, Hızırşah ve Yakaköy mahallerinde köy yerleşim alanında daha önce planları yapılmış bazı arazilere 'imar durum belgesi' verilmesi için geçen yıl 20 Aralık'ta Ankara'ya, Çevre ve Şehircilik Bakanlığı'na gitmiş ve bu arazilere imar izni alarak dönmüştü.
Başkan Uçar Ankara'ya gitmeden önce kendisine soran meclis üyelerine, 'yıllardır süren bu sorunu yüzde 99 çözeceğim, o arazilerin imar durum belgelerini alacağım' demişti.
Ankara'da işi bitiren başkan Gürsel Uçar, 3 Ocak 2023 tarihli meclis toplantısında da söz konusu arazilere imar izni aldığını müjdelemişti.
Ancak bu süre içinde, Başkan Uçar Ankara'ya gittikten 8 gün sonra Datça Belediyesi Meclis üyeleri Can Canbey ile Volkan Karacaoğlu, Doçent Doktor Tuğrul Okay'ın Mesudiye Damarası'ndaki bir arsasını 3 milyon 950 bin lira karşılığı satın almıştı.
İşte sorun bundan sonra başladı.
Satılırken 'imar izin belgesi' olmayan arsaya, satıldıktan 5 gün sonra izin verilmesi bir takım şaibeleri ve iddiaları da beraberinde getirmişti.
Çünkü arsanın değeri bir anda kat kat artmıştı.
Yerel basın arsayı satın alan iki meclis üyesi Can Canbey ile Volkan Karacaoğlu'nun bilgi suistimali yaptığına ilişkin iddialara yer verdi.
Fısıltı gazetesi belediyeden dışarıya bilgi sızdırıldığı söylentileriyle çalkalandı.
Arsayı satan Dr. Tuğrul Okay da, aldatılarak dolandırıldığını ileri sürerek, 'pasif hile yapıldığı' iddiasıyla mahkemeye başvurdu.
1 Şubat 2023 tarihinde yapılan mahkemenin ilk duruşmasında söz konusu arsaya "ihtiyati tedbir" kararı verildi. Yani mahkeme sonuçlanana kadar arsa ile ilgili hiçbir işlem yapılamaz.” (01.11.2023/Yeniçağ Gazetesi)

 BU DAVAYI ÖRNEK BİR DAVA OLMASI İÇİN AÇTIM

Dün yapılan duruşma sonrası adliye binası çıkuşında Doçent Dr. Tuğrul Okay'a ne düşündüğünü sordum.

“Benim uzun zamandır düşüncem belli. Ben sadece topluma bir örnek olması için dava açtım, aslında. Mantıklı düşündüğünüz zaman, bu davadaki benim bugüne kadarki kayıplarım çok akıllı bir insanın yapacağı işler değildir. Yani kime söyleseniz 'Boş ver, uğraşmayın' der. Nitekim herkes 'uğraşmayın' diyor. Daha önce benzer bir olaya maruz kalmış bir insanı aradım, 'Yok, ben girmem bu işe. Uğraşmam.' dedi. Hani kızıyorlar, küfrediyorlar ama dava açmak, uğraşmak da istemiyorlar. Bunun nedeni, bu insanlar biliyorlar ki bu tür davalar senelerce sürüyor. Sonuçta ne çıkacağı belli olmayan bir sürece girmek istemiyor bu duruma düşen insanlar. Bu tür davalar kısa sürse, böyle olmaz. Onun için, eğer bu davada sonuç olumlu çıkarsa, bu dava olumlu bir örnek olursa diğer insanların haksızlıklara karşı dava açmaya yöneltebilir, diye düşünüyorum. Biraz Don Kişotvari bir iş bu, yel değirmenlerine karşı saldırmak gibi bir şey bu yaptığım ama en azından denenebilirdi. Denedim”

 BENİ DON KİŞOT OLARAK GÖRÜYORLAR

Yerel basın olarak çalışan bizler Datça'da yaşayanların bu dava konusundaki vicdani kararlarının ne olduğunu az çok bilebiliyoruz, işin doğrusunu söyleyelim. Şimdi her şey mahkemenin vereceği karara bağlı.

“Size bir şey anlatayım; geçen hafta hiç tanımadığım birisi evimin önündeyken aracını yanımda durdurdu, içindeki kişi 'Ben sizi seviyordum ama şimdi çok daha fazla sevmeye başladım.' dedi. Hiç tanımıyorum. Bu davayı açtığım için insanlar bana daha sevecen bakıyorlar. Beni bir nevi Don Kişot olarak görüyorlar. Yaptığım hoşlarına gidiyor. Nereye gitsem bu yaklaşımı görüyorum. Belki biraz da salak yerine koyuyorlardır, ne bileyim?”

Salak değil de 'Davasında haklı ama sonuç alamaz' mı diyorlardır?

“Bugüne kadar hiç kimse bu davada benim haksız olduğuma dair en küçük bir şüphe ifadesinde bulunmadı. Sanki 'Uğraşılır mı, uğraşmaya değer mi?' havasındalar. Dava açılan kişiler yönetim kademesinde olunca 'sonuç alınamaz' diye düşünüyor olabilirler. Aslında benim ekonomik gücüm olmasa ben de bu davayı açamazdım, işin doğrusunu söyleyeyim.”

Yani ekonomik gücü iyi olmayanlar haklı olsalar bile bu tür davaları daha baştan kaybetmeye mahkumlar mıdır?

“Tabi.”

Sizin gücünüz vardı, bu davayı açtınız?

“Tabi. Güçleri yoksa hakikaten açamazlar. Yani sürekli cepten para vermenin bir anlamı yok.”

 YÖNETİM KADEMESİNDEKİLER BİRBİRLERİNİ TUTUYORLAR

Bizim adliye sistemimizde hakkını aramak ekonomik güç ile doğru orantılı mı?

“ Yalnızca güç ile alakalı değil. Yönetim pozisyondakilerin dava sürecinin sonucunda haksız çıkacaklarına inanmıyor toplumumuz. 'Yönetim pozisyonundakiler nasıl olsa birbirlerini tutarlar' diye düşünüyorlar. Nitekim bu davada da böyle oldu: Belediye başkanı başlarda çok açık olarak gazeteye demeç verdi ama duruşmaya geldiğinde 'Böyle bir şey söylemedim' dedi. Yani bir belediye başkanı gazeteye verdiği demeci mahkemeye geldiğinde inkar ettikten sonra söylenecek bir söz yok. Çok açık söylüyorum. Kendisi telefonda bana açık açık 'Hata bu. Bir belediye meclis üyesinin gidip arsa alması olmaması gereken bir iştir. Uyardım.' dedi. Bütün bunları bana telefonda söyledi. Gazeteye demeç verdi. Mahkemeye geldi, mahkemede hiçbir şey olmamış, hiçbir şey söylememiş gibi her şeyi inkar etti. Bütün bunlar komik. İnsan utanır, kendisinden utanır. Mahkemede, hakimin karşısında, hakimin gözünün içine baka baka yalan söylemek ne kadar doğru?”

Bu dava iyi bir örnek olacak. Bu dava görevlilerin bulundukları konumlar dolayısıyla edindikleri bilgilerden nemalanmalarını önlemede yıldırıcı bir dava olacak.

“Evet, evet. Ekonomik olarak düşünürsek, gerçekçi olmak lazım, 2022 senesinin Aralık ayında bu satıştan aldığım paranın dolar karşılığı ile şu anda satmaya kalksanız o arsayı alamayabilirsiniz. Dolar çok fazla değer kazandı. Arsa değerleri durmaya başladı. O nedenle işin ekonomik boyutuna baktığınız zaman çok büyük bir sorun yok.”

Yani sizin için şu an bu davanın ekonomik kayıp yönü önemli değil?

“Çok açık söyleyeyim: 2023 yılının Ocak ayının haftasında, bu olay tartışılmaya başladıktan sonra ben Can beyi telefonla aradım; o zamanlar yurt dışında tatildeydi. Ocak ayının ikinci ya da üçüncü haftasıydı. Anlattım, 'Bu yaptığınız doğru değil, yanlış.' dedim. Bana dedi ki 'Arsayı size geri mi satayım?'. 'Hayır' dedim, 'Sizin arsayı bana geri satmanızı istemiyorum. Eğer siz masumsanız, üzerine %10 koyun, %15 koyun, gidin, başkasına satın. Sizden hiç şikayetçi olmayacağım'. Güldü, bana. 'Ben ticaret yapıyorum. Ticaret bu.' dedi. Aynen böyle dedi. Kayıtlar var. Kolayca bulunabilir. Ocak ayının 3. haftası. O yurt dışındaydı. Tatildeydi. '%10-15 koyun üzerine, satın, hiç sesimi çıkarmayacağım' dedim. 15 günde aldığınızın üzerine %10-15 kar koymak az mı? Benden 3.9... küsur milyona aldığı arsayı 10-15 gün sonra 6 milyona, ismini, cismini söyleyebilirim, satmaya kalktı birilerine. Yine emlakçı aracı oldu. O kişi '5 milyon veririm' dedi. 5 milyona razı olmadı. 10 günde 3,9 milyona 5 milyon veriyor, razı olmuyor. Yani 'göz karartması' dışında ne bu?

Şimdi gözler 08.10.2024 tarihinde mahkemenin vereceği kararda.

 




Bu haber 3019 defa okunmuştur.


FACEBOOK YORUM
Yorum

İLGİNİZİ ÇEKEBİLECEK DİĞER TOPLUM Haberleri

YAZARLAR
ÇOK OKUNAN HABERLER
  • BUGÜN
  • BU HAFTA
  • BU AY
SON YORUMLANANLAR
HABER ARŞİVİ

Web sitemize nasıl ulaştınız?


nöbetçi eczaneler
HABER ARA
Bizi Takip Edin :
Facebook Twitter Google Youtube RSS
YUKARI YUKARI