|
Tweet |
Bugün burada bir kutlama yok.
Bugün burada çıplak gerçeğin sesi var.
Yıllardır bize sabrı öğrettiler.
Susmayı, beklemeyi, boyun eğmeyi…
Biz o sabrı unutmamak için taşıdık.
Biriktirdik.
Yan yana getirdik.
Hesabını sormak için büyüttük.
O sabrın yükü, bugün kadınların hayatta kalmak için verdiği direnişe dönüşüyor.
Çünkü bu ülkede kadınlar artık yalnızca yaşamak için mücadele ediyor.
Çünkü bu ülke, yarım kalmış kadın hikayelerinin ölüm tarlalarına dönüşüyor.
Ve biz artık bu hikâyeleri “kader” diye dinlemiyoruz.
Fatmanur Çelik'i hatırlayın.
Tecavüzcüsüyle evlendirildi.
"Evlilikle ödüllendirilen" tecavüzcü, 4 yaşındaki kızına da tecavüz etti.
Fatmanur yıllarca adalet sarayının önünde bekledi.
Kendinden vazgeçti, kızı Hifa İkran için yıllarca adalet nöbeti tuttu.
Sonra bir gün Fatmanur ile 8 yaşındaki kızı Hifa İkran ölü bulundu.
Bu, yalnızca yarım kalmış bir hayat hikâyesi değil.
Bu, çocuk istismarını örtbas edenlerin, cemaatleri korumak için susanların, suçluları koruyan cezasızlık düzeninin hikâyesidir.
Ayşenur’un, Hifa İkran’ın ölümünde, cemaatleri kayıran o ikiyüzlü düzenin parmak izi var.
İşte tam da bu yüzden bugün buradayız.
Çünkü biliyoruz ki bu düzen tesadüf değil.
Bu düzen, kadınların hayatını değersizleştiren,
laikliği aşındırarak kazanılmış haklarımızı geriye götürmeye çalışan,
eşitliği hedef gösteren,
LGBTİQ+’ları düşman ilan eden bir anlayışın eseri.
Bu düzen, yoksulluğu büyütürken, sokakları çetelere, karanlığa terk ediyor.
Bize “kader” diye yutturulmaya çalışılan işte bu batasıca düzendir.
Ve bu düzen bize hayat vaat etmiyor.
Bu düzen bizden sadece sessizlik bekliyor.
Ama bilsinler ki sessiz kalmayacağız.
Yoksulluğa da şiddete de korkuya da itaat etmiyoruz.
Sokakları karanlığa ve çetkelere terk edenlere,
hayatlarımız üzerinde söz sahibi olmak isteyenlere,
eşitlikten korkanlara buradan haykırıyoruz:
Biz buradayız!
Her yasaktan sonra çoğalarak,
her tehdide rağmen sokağa çıkarak,
her kaybın ardından daha yüksek sesle konuşarak buradayız!
Çünkü bu ülkede kadınlar bir şeyi çok iyi öğrendi:
Birbirini yalnız bırakmamayı.
Bu açıklama yazılırken Muğla’nın Kavaklıdere ilçesinde Sermin Bacak adlı kızkardeşimizin yaşam hakkı evli olduğu erkek tarafından elinden alındı. Hem de güvenli diye bizi tıkmak istediğiniz yerde, evinde!
Bazen öyle bir noktaya gelinir ki
artık geri çekilecek yer kalmaz.
Artık bekleyecek sabır kalmaz.
Artık susacak söz kalmaz.
İşte tam oradayız.
Çünkü bugün bu ülkede
hayatlarımıza yönelen şiddet,
adaletsizlik,
yoksulluk,
ve karanlık bir sınırı geçti.
Çünkü artık bıçak kemikte.