Bugun...



Mesudiye Muhtarı Cüneyt Aydeniz: Mesudiye'nin İmar Sorunu Çözülmeli

“Bir Betçe'den, Bir Datça'dan” diyerek başlattığım söyleşilerin 9., Betçe Bölgesinin ise son köyü/Mahallesi Mesudiye idi. Mesudiye'nin arkasını yasladığı dağın tepesindeki radara yakın bir bölgede geçen yıl çıkan ve hala nereden, nasıl çıktığına dair kesin bir açıklamanın yapılamadığı yangından sonra bu bölgeyi birkaç kez dolaşmış, birisinde de Mesudiye Muhtarı Cüneyt Aydeniz ile görüşmüştüm. “Yangında evi ve bağı-bahçesi yananlar kaç kişidir? Bunlara yönelik devletin yardımları ne durumdadır?” diye sormuştum. Muhtar “Yardım listesi bir gelsin size haber vereceğim” demişti...

facebook-paylas
Tarih: 27-08-2023 02:07

Mesudiye Muhtarı Cüneyt Aydeniz: Mesudiye'nin İmar Sorunu Çözülmeli

 SÖYLEŞİ: MEHMET ERDAL

Bir Betçe'den, Bir Datça'dan” diyerek başlattığım söyleşilerin 9., Betçe Bölgesinin ise son köyü/Mahallesi Mesudiye idi.

Mesudiye'nin arkasını yasladığı dağın tepesindeki radara yakın bir bölgede geçen yıl çıkan ve hala nereden, nasıl çıktığına dair kesin bir açıklamanın yapılamadığı yangından sonra bu bölgeyi birkaç kez dolaşmış, birisinde de Mesudiye Muhtarı Cüneyt Aydeniz ile görüşmüştüm. “Yangında evi ve bağı-bahçesi yananlar kaç kişidir? Bunlara yönelik devletin yardımları ne durumdadır?” diye sormuştum. Muhtar “Yardım listesi bir gelsin size haber vereceğim” demişti...

Ovabükü'ndeki iş yerinde buluştuktan sonra da ilk sorum aynı oldu.

 YANGININ YOL AÇTIĞI MAĞDURİYETLER GİDERİLDİ

Son durum nedir? Devlet yangından mağdur olanların mağduriyetlerini giderdi mi?

“235 hektar civarında dikili tarım alanı yangından etkilenmişti. Müracaatlarını yaptılar. Devletten de karşılığını aldılar.”

Bu yardımı İlçe Tarım mı, Datça Kaymakamlığı mı, kim verdi?

“Muğla Valiliği verdi.”

Valiliğin böylesi durumlarda yardım yapabilecek bir bütçesi var demek ki?

“Valiliğe Cumhurbaşkanlığı'ndan destek geliyor, valilik bu gelen paradan yardım yapıyor.”

Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığından değil yani?

“Değil. Cumhurbaşkanlığı gerekirse Tarım ve Orman Bakanlığı'na, bakanlık valiliğe, valilik de herkesin mağduriyetine göre nakdi yardımları vatandaşların hesaplarına aktarıyor.”

Bu yardımlar bilirkişi heyetinin tespit ettiği “zayiat oranına” göre mi yapıldı?

“Ben de dahil hem bizim köyümüzden bilirkişiler vardı hem de Datça İlçe Tarım'dan, hatta yetmedi Muğla İl Tarım'dan da geldiler. Yanan bütün sahayı gezdiler.”

Farklı kaynaklardan farklı yardımlar yapıldı mı?

“Hayır tek bir kalemde, Muğla Valiliği tarafından yardım yapıldı.”

Örneğin, Datça İlçe Tarım fidan yardımı, işte ne bileyim Muğla Büyükşehir Belediyesi tarafından farklı yardımlar da gelmedi mi?...

“Hayır, sadece Muğla Valiliğinden bir kez nakdi yardım geldi.”

Diyelim ki bağı bahçesi yanan vatandaş bademi ya da zeytini yanmış ve yanan o ağaçların yerine neyi dikmek istiyorsa o fidanları kendisi mi temin edip dikti?

“Çoğu o kadar da zayi olmadı. Mesela zeytin ağaçları kendini kurtardı; tamamen yananlar hariç %90-95'i kendini kurtardı. Mal sahipleri budama filan yaptılar, budamadan sonra ağaçlar yeniden filiz verip boy atmaya başladılar.”

Birlikte gittiğim Salim Bilgin arkadaş “Boşuna 'zeytin ağacı ölmez ağaçtır' demiyorlar dedi. Cüneyt Aydeniz “Aynen” dedi.

235 hektar civarında yanan bağ bahçe kaç kişiyi kapsıyor?

“Aşağı yukarı 100'ün üzerindedir.”

 YERLEŞİM YERLERİ ARASINDA KALAN YANMIŞ ARAZİLER VATANDAŞLARA VERİLSİN

Bu konuda köylüler açısından bir sorun, haliyle bir talep de yok”, diyebilir miyiz?

“Yok. Ekstra talep olarak şöyle bir şey var: O zamanlar, buraya geldiğinde, Tarım ve Orman Bakanımız Sayın Vahit Kirişçi ile de görüşmüştük, Muğla Vali beyimiz Orhan Tavlı, Orman Bölge Müdürümüz de vardı, dedim ki, yerleşim yerleri arasında kalan, ki bu evlerin hepsi ruhsatlı binalardır, ormana ait arazileri vatandaşımıza verelim, vatandaşımız oraya zeytin, badem vb. bir şeyler diksin. Eskisi gibi çam olmasın. O zamanlar dediler ki 'Biz bir görüşelim. Bu konuyu nasıl değerlendirebileceğimize bir bakalım. Hele bir kesim bitsin.' Kesim hala devam ediyor.”

Köylünün böyle bir talebi var yani?

“Ben talep etmiştim. Bakan değişti. Şu an TBMM de kapalı. Sanırım bu talebimiz görüşülecektir. Cevabın olumlu mu olumsuz mu geleceğini bilemem.”

Vahit Kirişçi reddetmemişti, “Bakalım” demişti?

“Yok. Yok hepsi olumlu yaklaşmıştı. Burada 20 tane ev yanmıştı.”

Evleri yananlara da yardım yapıldı değil mi?

“Tabi. Onlara 2 yönden yardım edildi. İlk etapta eşya yardımı yapıldı, ki önce 30.000 TL. idi, sonra komisyon toplandı bu yardımı 50.000 TL. çıkardı. Bunun dışında AFAD Müdürlüğü ve Muğla Valiliği tarafından ayrıca yardım yapıldı.”

Onlara da yangının verdiği zarara göre farklı ölçeklerde yardım yapılmıştır değil mi?

“Tabi. Aynen. Tarım alanlarında olduğu gibi bilirkişi heyetinin verdiği rapora göre yardımlar yapıldı.”

 ELEKTRİK VE SU KESİNTİSİNDEN DOLAYI UĞRANILAN ZARARIN TESPİTİ YAPILMALI

Bu yaz içerisinde sezon başladıktan sonra gündeme gelen elektrik ve buna bağlı su kesintileri nedeniyle yaşanılan mağduriyetler konusunda ne söyleyebilirsin?

“Elektrik ve su kesintisinin verdiği zararı hesaplamak çok zor. Bu konuda esnaflarımızdan Datça İlçe Turizm Müdürlüğü'ne müracaat eden oldu mu bilemiyorum, ben kendim görüşmedim. Biliyorsunuz kaymakam beyimiz yoktu. Yeni atandı. Daha önce vali yardımcımız vekâlet ediyordu. O da gelip gidiyordu. O bir ara bizi topladı. Ona söylemedik. Hele bir kaymakamımız gelsin dedik. İlçe Turizm Müdürlüğü'ne müracaatlar olmuş mu, ne olmuş, işte atıyorum, birilerinin balıkları, kıymaları... bozulmuş. Vatandaş atmış.”

Bu elektrik ve su kesintisinin günlerce sürmesinden dolayı Datçalıların uğradığı zarar ziyan üzerine bir tespit çalışmasının yapılmasına gerek var mı?

“Tabii var. Aslında, ne bileyim, 'Konaklama tesisleri' diye de bir grup var, İlçe Turizm Müdürlüğü'nün, ama herkes buraya yazmıyor. İlçe Turizm Müdürlüğü bir toplantı yapsa işletmelerin ne mağduriyeti var bunları tespit etse iyi olur.

Böyle bir şey yapıldığını duymadım.

“Yapılmadı. Yapılsa iyi olur. Mesela AYDEM'in elektrik kesintisinden ne ölçüde zarar gördü işletmeler? Duyduğum kadarıyla Datça'da, Palamutbükü'nde, burada, Karaköy'de, evlerde bile... çok var zarar edenler. Bu konuda AYDEM'e müracaat edenler olmuş ama AYDEM işte mesela kimi duydum ben, Datça'da Maradona, Maradona'nın iki dolabı da yanmış, AYDEM diyormuş ki 'Her şey de hassas sigorta olacak'. Vatandaş bunu bilmiyor.”

Kimse bilmiyor.

“Bilmiyor. Mesela benim var. Benimkisi direkt ana şalteri attırıyor. Hani benim işletmemde bir yerde kaçak olduğunda direkt ana şalteri attırıyor. Her şeye de 'Kaçak akım rölesi' yapamazsın. Ayrıca bu konuda yeterli bilgimiz de yok. Voltaj birden 280'den 360 gelmeye başlarsa, sıkıntılı bir durum oluşur. Tabii, AYDEM de kendi imkanları dahilinde bir şeyler yapmaya çalışıyor. Biliyorsunuz vatandaşlar AYDEM önünde eylem yaptı...”

Ben de oradaydım. Yürüyüşe de katıldım.

“Artık bundan sonra daha çok dikkat edeceklerdir.”

 

AYDEM, BU TÜR OLAYLAR OLMADAN TEDBİR ALMALI

Yeni trafolar gelmiş. Birisini PTT'nin arkasındaki otoparkta iken görmüştüm. İşin doğrusu böylesi bir zarar yaşanmadan bu trafoların gelmesi gerekiyordu. Datça'nın nüfusunun arttığını ve turizm potansiyelinin yükseldiğini sağır sultanlar bile biliyordu.

“Bunlar, her ay, buradaki abone bilgilerini merkezlerine gönderiyorlar. Haliyle durumu biliyorlardı. Bu durumda trafoları değiştir, gerekli bakımları yap, taa 1981 yılından, ki bize elektrik 1981 yılında geldi, kalan trafolar yerine yeni ve modern trafolar kur.”

Yaka Muhtarı Serhat, 1978 yılında elektriğin geldiğini söylemişti, bu durumda size 3 yıl sonra gelmiş.

“Ben yoktum o zamanlar. İzmir'deydim. Artık yeni sistem trafolar var, kendinden soğutmalı. Onlardan yapılsa daha iyi olacak.”

Datça çok hızlı büyüyor. Nüfus çok hızlı artıyor. Turizm tesisleri hızla çoğalıyor. Bunların ihtiyaçları öyle 1981 yılında yapılmış trafolar ile filan karşılanamaz. Hatlar bile yeterli değil. Geçenlerde, Burgaz'da, Eda Market'in önünde ne zamandır yağmurlu ve rüzgârlı havalarda kıvılcım atıp duran bir direkteki hat kopmuş ve yangın çıkarmış. AYDEM yetkilileri bütün bunlardan habersiz değiller. Şikâyetler anında onlara iletiliyor.

“Böyle şeyler olmadan önce tedbir alınsa daha iyi olur.”

 MESUDİYE'DE “KAÇAK YAPI” SORUNU BİTMEDİ

Bir de şunu soracağım: “Kaçak yapılar” konusunda bazı Mesudiyeliler bir kez Datça Belediyesi önüne gidip belediye başkanı ile görüşmüşlerdi, bir kez de yıkım için Mesudiye'ye gelen iş makinalarını protesto etmişlerdi. Şimdi rölantiye girmiş gibi görünüyor. Biliyorsunuz, “Köy yerleşim ve gelişim alanlarında” olup da yola cephesi olan yerlerde “geçici yapılaşma koşulları” çerçevesinde sizde, Yaka'da ve Hızırşah'ta bu yılbaşından itibaren imar izni verilmişti. “Mesudiye'de artık kaçak yapı sorunu bitmiştir” diyebilir miyiz?

“Yok. 'Kaçak' sorunu bitmedi ama tabii ki insanlar şu anda betonarme kaçak yapılardan çekiniyorlar. Çünkü maliyetler çok yükseldi. Bu nedenle Tiny House, prefabrik tarzı istediğim zaman çekip götüreyim dediği plakalı şeylere yöneliyorlar.”

Belediye başkanı Gürsel beyin o konudaki görüşü belli, “Tiny House'lara devlet plaka verdiği için mahkeme belediye aleyhine karar verdi” diyor. O nedenle onların üzerine gitmeye tövbeli görünüyor.

“Belediye Tiny House'lara yıkım kararı veremiyor. Yalnızca foseptik bağlantısından dolayı ceza kesebiliyor. Elektrik verilemiyor, su bağlantısı yapılamıyor elbette. Elektriği kendisinin üretmesi lazım güneş enerjisinden, suyu da deposunda taşıması gerekiyor.”

 KÖKLÜ ÇÖZÜM “İMAR PLANININ” ÇIKMASIDIR

Bu Tiny House ve prefabrik evler konusunda farklı yaklaşımlar var. Muhtar Cüneyt Aydeniz ne düşünüyor bu konuda?

“Benim görüşüm bir an önce Mesudiye'nin imar planının çıkarılıp vatandaşın bu durumlardan kurtarılmasıdır. Bir an önce Mesudiye’ye imar gelmelidir.”

Köklü çözüm bu?

“Kesinlikle. İmar gelirse, o zaman biz de deriz ki muhtar olarak ya da belediye der ki 'Burada imar var. Sen ne diye kaçak yapı yapıyorsun?' Halihazırda biz vatandaşa bir şey diyemiyoruz. Ben diyemiyorum, açık söyleyeyim. Sağ olsun başkan da çok uğraştı çıksın diye ama tabi olmadı. Şimdi bekliyoruz biz de bir an önce çıksın diye. Vatandaş önünü göremiyor. Ne olacak? Ne yapmalıyım?”

Sence bu Tiny House'lar ve prefabrikler doğal şeyler mi?

“Betonarme olarak yapılan kaçak yapılara kesin karşıyım. Karşıyım derken şu, masraflar çok fazla. Vatandaş yapıyor, belediye önce ceza kesiyor ve sonra da yıkmak zorunda kalıyor. Belediye yıkmasa bile Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği İl Müdürlüğü yıkımı ihale ediyor. Mesela, bizim buradaki yıkımların hepsi öyle oldu. Sen o binayı yaparken 3-5 milyon para harcamışsın, o gidiyor. İnsanın canı yanıyor. Mağdur oluyor. Kolay bir şey değil bunu kabullenmek. O yüzden hani Tiny Hose'ı oraya koyan vatandaş kaldırır. Götürür. Plakalı. Karayolunda yürüyen bir şey. “

 TURİZM AMAÇLI TİNYHOUSE KONULMASINA KARŞIYIM

Anladım. Sizin burada Tiny House'nin ve prefabriğin çok olduğu söyleniyor. O doğrultuda paylaşımlar var...

“Kendine oturmalık bir şey yaparsa getirsin...”

Turizm amaçlı olanlar da var deniyor!

“Doğru. Mesela gelirken görmüşsünüzdür, yolun kenarında adamın küçücük bir yeri var, ilk önce 6 tane koydu, sonra 4'e düşürdü, dip dibe, iç içe yani...”

Muhtar Cüneyt'in düşüncesi ne bu konuda?

Bizim burada arazisi varsa ve imkanı da elveriyorsa, Tiny Hose'yi getirip koysun. Mesela bizim bir abimiz vardı, bir arazi aldı, Tiny House'yi getirip koydu. Elektriğini güneş enerjisinden üretiyor. Böyle iyi ama sen gelip burada kaçak olarak iki katlı bina yaparsan tabii ki yıkıldığında da insanın canı yanar.”

Mesela Kızlan taraflarında Datça-Marmaris yolu üzerinde ve civarında da var, bunların turizm amaçlı çok sayıda konulmasının bir mantığı yok.

“Mantığı yok. İşte o yüzden belediye, Çevre-Şehircilik bunu biliyor, bu nedenle belediye ve Çevre-Şehircilik el ele verip bir an önce buraların imar planının çıkarmalılar.”

 “İMAR PLANI” OLMADIĞI İÇİN ALT YAPI DA YAPILAMIYOR

Temel sorun bu!

“Evet. Temel sorun bu. Temel sorun imarsızlık. İmar olmadığı için burada alt yapı da yapılamıyor. MUSKİ kanalizasyon sistemini yapamıyor.”

Burada da foseptikler ile çözülüyor bu sorun sanırım?

“Kıyıya ilk 50 metrede sızdırmasız foseptiklerimiz var. Daha önceden beri öyle idi. Ondan sonrakiler sızdırmalı.”

Peki MUSKİ'nin arazözleri yeterli mi sizin köydeki bu foseptikler dolduğu zaman boşaltma konusunda? Mesela sizin burası bir turizm tesisi, muhtemelen 3-5 güne bir doluyordur, sızdırmasız foseptik olduğuna göre. Hani belki siz muhtar olduğunuz için siz alo dediğinizde size gönderiyordur da komşuya gönderiyor mu anında?

“O konuda yazılıyorsun. Talep ediyorsun ve yazılıyorsun. Gönderiyor.”

Tamam, prosedür böyle çalışıyor, onu biliyorum, gerçekte nasıl olup bitiyor?

“MUSKİ de arazözleri kiralıyor. Vatandaşa onlarla hizmet götürüyor.”

Biliyorum ama özel firmalar ile MUSKİ'nin fiyatları arasında acayip bir fark var.

“Var.”

Sızdırmalı olanlardan sahiller etkileniyor mu?

“Yok. Buradaki toprak süzgeçli. Süzgeçli olduğu için 5 metreden sonra denize temiz su akar. Bu konuda Hayıtbükü biraz sıkıntılıdır. Hayıtbükü'nün toprağı balçıktır. Orada da 50 metre şartı olduğu için orada da sorun olmuyor. Öte yandan her ay buradan denizden örnekler alınıyor ve analiz yapılıyor. Ovabükü her yıl yapılan ölçümlerde dünyada ilk 10'a giriyor. Ovabükü'ne Mavi Bayrak alamamamızın nedeni burada alt yapının olmayışıdır. Yoksa Mavi Bayrak alacağız. Ona takılıyoruz.”

 MESUDİYE'NİN GELİRİ BADEM, ZEYTİN, TURİZM VE ARICILIKTANDIR

Geçenlerde İrfan Mukul hoca ile bir söyleşi yapmış ve yayınlamıştım. İrfan hoca der ki, “Anamur'dan sonra Mesudiye'de de muz yetişir, Mesudiye'nin iklimi buna müsaittir.” Muz yetiştirenler var mıdır burada?

“Ticari amaçla değil de kendisi için yetiştirenler var. Bizim bahçemizde bile var. Burada bir de turunçgiller yetişiyor. Bunlardan fazla üretenler, satıyorlar.”

Burasının asıl geliri badem, zeytin ve bir de turizm, sanırım?

“Bir de arıcılık var. Arıcılık ile uğraşan arkadaşlarımız var. Bu arkadaşlarımız zamanı gelince arılarını Eskişehir, Ankara, Afyonkarahisar, Burdur... taraflarına götürüyorlar. 3 ay.”

Bu arkadaşların sayısı epey var mı?

“Epey var. 3 ay dışarıda kalıyorlar. Ondan sonra geliyorlar. Şimdilerde gelmeye başladılar zaten.”

İyi de yangında yandı çamlar. Nereye koyuyorlar?

“Var yine. Her taraf yanmadı. Sındı, Belen tarafları yanmadı.”

Sizin çok fazla sorununuz yok, öyle görünüyor.

“Sorunlarımızı mümkün mertebe her toplantıda kaymakam beyimize olsun, belediye başkanımıza olsun anlatıyoruz. Onlar da tabii ellerinden geleni yapmaya çalışıyorlar. Devlet kurumlarına yapabileceklerini yaptırmaya çalışıyorlar. Sağ olsunlar. Her konuda yardımcı oluyorlar. Biz de elbette öncelikli olanları, acil olanları söylüyoruz. Mesela, bizim en büyük sorunumuz “Betçe Su Projesi” idi. Bunun 1. etabı tamamlandı. Mesudiye'ye, Sındı'ya ve Yaka'ya su verilmeye başlandı. Bir ara Hızırşah'ta mülkiyet sorununa takıldı...”

Senden sonra sırada Hızırşah Muhtarı var. O konuyu ona soracağım.

Gürsel başkan sizin buralı. Belediye Meclis üyelerinin bazıları da Volkan Karacaoğlu, Can Canbey, Mutlu Gündoğan da buralı. Belediye'de durumun böyle olmasının bir yararını görüyor musunuz? Başkanın gözünde Mesudiye'nin yeri ayrıcalıklı mıdır? Sen böyle bir şey hissediyor musun?

“Hayır. Böyle bir şey yok. Başkan ayrıcalıklı davranmıyor. Genel anlamda 12 mahalleye de eşit hizmet yapmaya çalışıyor.”

Bunları yürekten söylüyorsun değil mi?

“Evet.”

 MESUDİYE GÖÇ ALMAYA DEVAM EDİYOR

Mesudiye göç almaya devam eden bir yer değil mi?

“Evet.”

Mesudiye'ye gelip yerleşenler ikametgahlarını getiriyorlar mı?

“Bu konuda belediye başkanımız da söyleyip duruyor: Nüfusumuz resmi anlamda 25.000'i geçtiği için öncesine göre İller Bankasından alınan pay daha da yükseldi. Madem Datça'da yaşıyorsunuz, ikametgahınızı alın gelin. Siz gelip burada yaşadığınız için belediyeden hizmet bekliyorsunuz, o yüzden ikametgâhınızı da buraya alın. Bizim burada kirada oturanlar değil ama kendi evlerinde oturanların çoğunun ikametgâhı burada.”

2019 yerel seçiminde bakmışsındır da seçmenlerde oran nedir?

“Mesudiye'de yerli seçmen daha fazladır.”

Mesudiye 5 mahalle mi?

“Döşeme, Mezgit, Ovabükü, Hayıtbükü ve merkez mahalle olmak üzere 5 mahalledir. Eskiden Mesudiye köyü Döşeme Mahallesi olarak geçiyordu. Şimdi Mesudiye Mahallesi Döşeme Sokak olarak geçiyor. Siz Datça'dan gelirken elektrik santralının oradan girip geldiyseniz içinden geçtiğiniz yer Mezgit'tir, orası Mezgit Sokak oldu.”

 2024 YEREL SEÇİMİNDE YENİDEN ADAYIM

2024 yerel seçiminde yeniden aday mısın?

“Adayım. Aday olmam konusunda gençlerden talep geldi. Gençler dedi ki 'Abi bir dönem daha muhtar ol. Bize abilik yap. Bizi aza adayı yazarsın. Ondan sonra biz kendi aramızda hallederiz.' 'İyi o zaman. Size bir dönem daha abilik yaparım' dedim.”

2019 yılında tek liste mi çıkmıştı yoksa birkaç liste mi?

“2019 yerel seçiminde 3 aday vardı. Ben 3. dönemindeyim. İlk muhtar olduğum yerel seçimde aza listesi yapamıyorduk. Aza adayları 'Ben aza adayıyım' deyip kendi adlarının yazılı olduğu oy pusulalarını kendileri bastırabiliyorlardı. En çok oy alanlar 1, 2, 3, ve 4.'cü diye sıralanıyordu. 1 ve 2. muhtar olduğum dönemde 2 adaydık, 3.'de 3 adaydık seçime giren.”

İşte muhtarların eskisi gibi yetkisi yok, bir tek maaşları var deniyor. Sizin köyde neden bu kadar talep var?

“2009'da seçildiğimde mesela benim o zamanlar çalışanlarım vardı, hepsi belediyeye geçti. Kendi bütçemizi yapıyorduk...”

Yetki anlamında şu an muhtarların çok fazla bir yetkisi yok gibi?..

“Muhtarlık şöyle bir şey: Devlet, Muğla Büyükşehir ve Datça Belediyesi ile vatandaş arasında köprü görevi görmek. Bizim halkımızda eskiden kalma bir alışkanlık var: Bir sorunla karşılaştı mı 'Bunu muhtar çözer' der. Muhtara gelir. İlla ki beni ararlar. Ben de aracı olurum. İşte devlet kurumlarında, belediyede ya da Muğla Büyükşehir'de işi varsa aracılık yapıyoruz.”

 BEN “YERİNDEN YÖNETİMDEN” YANAYIM

2014 yılında uygulanmasına başlanan Büyükşehir Yasası hakkında ne düşünüyorsun?

Ben 'yerinden yönetimden' yanayım. Yerinden yönetim olsa daha hızlı ve etkili sorunları çözersin. Mesela şimdi eskisi gibi olsaydı ekibim, aracım gerecim her şeyim hazırdı. Su patlağı olsa ekip hemen gidip müdahale ediyordu. Şimdi alo deyip haber veriyorsun, 'Şurada işim var. O bitmedi' deyip buradaki sorunu ertesi gününe havale ediyor.”

2014 yılında uygulanmaya başlandığı için 10 yıl içerisinde bu Büyükşehir Yasası'nın ne olduğu görüldü.

“Ben her zaman yerinden yönetimden yanayım. Yerinden yönetim daha etkili.”

Şu ana kadar görüştüğüm 9 muhtardan yalnızca Sındı ve Karaköy Muhtarları Büyükşehir Yasası'nın getirdiği nimetlerden yararlandıkları için bu uygulamadan memnun olduklarını söylediler, diğer 7 muhtar da “memnun değiliz” dediler. Hepsi de önceki uygulamanın daha iyi olduğunu söylüyor.

“Şimdi bu bölgede bir ekip var diyelim ki MUSKİ'nin, hangi birine yetişecek? Yetişemiyor.”

Datça merkezde de günlerce akmaya devam eden ve bir türlü müdahale edilemeyen su patlakları, kanalizasyon akıntıları var. Alo diyorsun “Sıraya aldık. Ekip yetersiz” deniyor. Bütün bu sorunların nedeni var olan Büyükşehir Yasası uygulamasıdır. Bu model kaldırılmalı.

“Biz bu konularda Osman Gürün Başkanımız ile görüşmüştük. Bize 'EYT ile emekli olanlar nedeniyle çok sayıda personelimiz emekli oldu ve haliyle çok mağdur olduk' demişti.”

O yıllarda da sen muhtarmışsın ya 2014 yılında uygulanmaya başlandığında Mesudiye Muhtarlığı Köy Tüzel Kişiliğine ait olup da Datça Belediyesi'ne ya da Muğla Büyükşehir Belediyesi'ne geçen neleriniz var?

“Farklı şeyler vardı, onlar geçti. Arazilerimiz vardı, onlar geçti. Hem Datça Belediyesi'ne hem de Muğla Büyükşehir'e geçti. Bir de okullarımız vardı, hem Mezgit'te hem de Avlana'da, köy tüzel kişiliğimize ait, onlar Milli Eğitim Bakanlığı'na geçti. Camimiz Diyanet İşleri Başkanlığı'na geçti. Mezarlıklar Muğla Büyükşehir Belediyesi'ne geçti.”

Mesudiye'de ilkokul var mı?

“Yok. Bizim çocuklarımız Reşadiye'ye taşınıyorlar her gün, taşımalı sistem ile. Yalnız Mezgit’teki Okulu tadilat yaptık, açtık, ana sınıfı olarak kullanıyoruz. Şu anki İlçe Milli Eğitim Müdürü ile buradaki okulu tadilat yapıp ki taş binadır, çatısı değişecek, tabanları elden geçecek, dışarısının sıvası soyulup yeniden sıva yapılacak, 5 derslikli bir okul için hazır hale getirebileceğimizi konuşmuştuk. Sıcak bakmıştı.”

Şu an Reşadiye'ye giden kaç öğrenciniz var?

“Şu an 3 araç taşıyor, yaklaşık 45-50 kişi var. Önceden ana sınıf da taşınıyordu.”

Epey varmış.

İzin istiyoruz. Kalkıyoruz. Ayakta iken bir fotoğrafını çekiyorum. Yola koyuluyoruz.

 




Bu haber 1811 defa okunmuştur.


FACEBOOK YORUM
Yorum

İLGİNİZİ ÇEKEBİLECEK DİĞER SÖYLEŞİ Haberleri

YAZARLAR
ÇOK OKUNAN HABERLER
  • BUGÜN
  • BU HAFTA
  • BU AY
SON YORUMLANANLAR
HABER ARŞİVİ

Web sitemize nasıl ulaştınız?


nöbetçi eczaneler
HABER ARA
Bizi Takip Edin :
Facebook Twitter Google Youtube RSS
YUKARI YUKARI