|
Tweet |
MEHMET ERDAL
(On ikinci Bölüm)
SANAT, GAZETECİLİĞİN BİR PARÇASI HALİNE GETİRİLEBİLİR
“Kapitalist de olamayız ama alt yapın bu şekildeyse, ‘Yeni araçlarla bu sisteme nasıl karşı çıkarız?’ Şöyle bir şey var: Eski Yunan’da yöneticiler, her zaman meclis tarafından seçilirlerdi. Aslında seçilen kişi, kral değildir; o meclisin bir üst sözcüsü falandır ama bir yerden sonra, güç toplayıp diktatörleştiğinde ve kendisiyle ilgili yazılmış hicvedici oyunlardan rahatsız olduğunda, ‘O oyunlar olmasın. Bu oyunda bize laf sokmuşlar.’ dendiğinde ya da oyunları tümden yasakladığında sanatın başkaldırıcı gücü başka bir formata dönüşüyor, pantomime, ‘Beni konuşturmuyorsan, söyleyeceğimi vücudum ile söylerim.’ diyor. Kralın taklidini yapıyor, onu komikleştiriyor. Vücut diliyle onu daha abartılı haline getiriyor; ‘kralı rezil ediyor’ demeyeyim de diğerleri tarafından ciddiye alınmasını azaltıyor, pantomim. Sanat burada yine bir ses çıkarma, baş kaldırma aracı haline geliyor. Sen pantomimciyi yasaklasan, bu sefer duvar yazısına dönüşecek belki, geceleyin duvarlara yazılacak. Onu da yapamazsa, sana benzeyen minik biblolar yapacak, Pazar yerinde satarken bakıp gülecekler, andırdığını anlayacaklar falan.
Yani sanat, bizde hep özeldir ya modern sanatlar falan, ‘Ben oraya anlamı gizledim falan’, sanat öyle bir şey değil aslında. Ben hala daha körü körüne Sovyet estetiği değil ya da Alman Leni Riefenstahl, faşist sanat değil ama sanatın bir meramı olması gerektiğini düşünüyorum. Sanat, yeni bir iletişim yöntemi olarak da kullanılabilir, mesela. Gazeteciliğin bir parçası haline getirilebilir. Eskiden gazetelerde sanatla ilgili çok yazılar olurdu, köşeler olurdu, Cumhuriyet’te mesela. İşte tiyatro haberleri verilir, atıyorum, sanat dergilerinden bahsedilir falan. Şimdi sanat bir kenara itildi, kendi başına kutsal, entellerin ilgilendiği bir alan. Değil aslında. Yeni bir iletişim dili, yeni bir basın, birçok aracı işine katarak yapay zeka filmleri ve videoları yaratabilirsin, mesela. Yapay zekada sıfıra yakın maliyetle belgeseller üretebilirsin, o dönemi anlatan...”
Ama onun eğitiminin alınmış olması gerekiyor. Şimdi sen bunları anlatıyorsun ya ben şunu anlıyorum: Evet, yapay zeka ile bir şeyler yapılabilir. “Nasıl yapılabilir?” sorusunun yanıtının bilinmesi önemli.
GAZETECİ ABİLERİMİZİN KENDİLERİNİ YENİLEMELERİ GEREKİYOR
“Eskiden, bilgisayar da insanlara çok ‘yabancı’, ‘yadırgatıcı’ gelirdi. Fotoğrafçılık diye bir sanat vardı. Atıyorum, habercilik, gazeteci dediğin zaman, insanlar bunları yapabilir, ‘Yurttaş gazeteciliği’ diye bir şey var. Bunlar ‘öğrenilemez’ şeyler değil, olağan şeyler. İnsanoğlu muktedir, kapasiteli bir varlık. Her şeye adapte oluyorsun. Yani bizler, sen de dahil olmak üzere elektriğin olmadığı dönemlerden bugüne geldik, ben eve elektrik bağlandığını hatırlıyorum. Eve ilk TV’nin girdiğini hatırlıyorum. İlk renkli TV’nin, video cihazının girdiğini, ilk özel TV’nin başladığını, ondan sonra evlere telefon bağlandığını, bakkaldan bağlanırdı önceden, ilk cep telefonu, bilgisayarı, şimdi yapay zekayı... Bunları tamamen yaşayıp, artık o şokları atlattık. Adapte olabiliyorsun; sen yeter ki yapmak iste. Basılı gazeteler para kazanmıyor olabilir, başka bir yolunu bulursun, her sayısında da insanlar ‘Bu sefer neyi yayınlamışlar?’ diye merakla bakar. 1900’lerin başının, 1800’lerin Datça’sının belgeselini yayınla, Knidos’un kazıldığı dönemdeki Datça köylülerinin hallerini yapay zeka ile 3’er dakikalık belgesel filmler haline getirip koy; herkes izler. Yani gazetecilik konusunda biraz da gazeteci abilerimizin dönüşmeyi göze alması gerekiyor, kendisini yenilemesi gerekiyor.”
İşin püf noktası, orada?
“Evet.”
Anlattığın gibi, bir, yönetim hakikaten bu konuda, basın, yerel basın her ne ise çok sesliliğe taraf olacak, iki, bu işin içerisindekilerin kafayı biraz değiştirmesi, yeniye doğru evrilmeyi kabul etmesi gerekecek.
BİR TELEFON İLE HER ŞEYİ YAPMAK MÜMKÜN
“Mesela, bir tane cep telefonu ile kendi TV’mi, sitemi, sosyal medyamı, youtube kanalımı, makalemi... her şeyimi yapabilirim. Şimdi diyeceksin ki ‘Bununla nasıl yapılır?’ Buna bağlanabilen katlanabilir klavyeler var. Ben 300-500 TL.’na mı ne almıştım, 2. El sitesinde birisinden. Bluetooth ile buna bağlanıyor. Bunu böyle koyuyorsun, dayıyorsun bir yere, bir bardağa, ayaklıkları da var, Bluetooth ile eşleştiriyorsun cihazı, klavye bunun bir parçası haline geliyor; bununla haberleşiyorsun. Açıyorsun klavyeyi, normal, büyük klavye ile yazar gibi takır takır yazıyor, düzenlemeni yapıyor, atıyorsun, oldu bitti; yeter ki sen bir iş yapmak iste. Küçük bir çantada koskoca bir stüdyoyu taşıyabilirsin. Taşınabilir yeni tür cihazlar var mesela, yani kurarsın ışıkları, bir mikrofon takarsın adama, Çiğdem (Akın) yapmıştı mesela, ben de destek olmuştum, ‘Datça’nın Çınarları’ söyleşisinde Goca Datçalılar, o yaşlıların bazılarını o söyleşiler arasında kaybettik mesela, yoksa o anılar kayda geçmeyecekti. Mesela, Yusuf Ziya (Özalp) abi çok değerli bir iş yapıyor. Gazeteleri, sadece olup bitenle, trafik kazasıyla, işte protokol haberleriyle falan değil de gazeteciliği nelerle besleyebiliriz diye baktığın zaman, düne nazaran belgeselciliğe, kısa filmciliğe, TV’culuğa doğru da evriliyor. Hepsini tek başına yapabiliyorsun. Sonuçta sen, katmak istediğin meramın varsa, bunu yapmak için yeni araçlar var.
Basından kopamamışım, farkındayım!”
Bu ikinci söyleşi, benim için de çok güzel oldu; öğrenmek istediğim, yanıtının ne olduğunu merak ettiğim pek çok sorunun yanıtını almış oldum.
“Bir şey daha söyleyeyim: Mesela, yerel basın sosyal medyayı kullanmasın, Instagram ve Facebook’u kullanmasın, o basılı hali okunup 10 dakika sonra uçup gidiyor. Kahvelerde 3-5 ihtiyar okuyor. Aynı haberi Facebook’a koyup da orada bir de tartışma başlatan birilerini de etiketlediğin zaman etkisi kat be kat artıyor. O yüzden, basılı gazeteler daha çok dijitalde verim alıyor. O gazeteyi bastırdın, dağıttırdın diyene kadar bir sürü yeni haber çıkıyor. O esnada değişimler olmakta...
2 senedir İzmir Basın Kampı düzenleniyor İzmir Gazeteciler Cemiyeti tarafından, oradaki ‘Yapay Zeka’ derslerini ben hazırlıyorum. İlki Seferihisar’da düzenlenmişti, bu seferki Karaburun’da. Gittim, Yapay Zeka ile yapılabilecek gazeteciliği ben anlattım, mesela. Her gün o kadar çok teknik ekleniyor ki senin fotoğraf çekip altına yazı yazıp, matbaaya götürüp bastırıp, bir hafta da matbaadan gelip dağıttırman... çok hantal, çok eski ve verimsiz bir yöntem.”
Yani, doğrudan dijitale dönmek gerekiyor değil mi?
“Dijitale. ‘Prestij’ olsun diye ‘basılı’ bir ayağın da olabilir ama ben çok gerekli görmüyorum. Dijitalde çok daha etkilisin, yani gazete formatı, logosu, başlığı, spotları komple her şeyini yaparsın, görsellikleri olur...”
Bunun geliri nasıl olacak? Reklamlarla mı?
“Destek olan olur. Reklam alırsın. Youtube’dan belli sayıda izlenir olduğunda sana ödeme yapıyor... Gelir modelleri var, dijital materyaller ile ilgili.”
(Devam edecek ama bir süre sonra)