Bugun...



Osman Akın ile Datça'nın Dünü ve Bugünü Üzerine (21)

“Zamanında biz yaptığımızda, Can Yücel Festivali'nden verim aldık. Şundan verim aldık: Onu hala tanıyan, arkadaşı olan, kıymetini bilen yazarlar, gazeteciler, akademisyenler ve politikacılar aktif görevdeydi. Elleri, kolları uzundu, her yere ulaşabiliyorlardı, kaynak sağlayabiliyorlardı. Atıyorum, indirimler alabiliyorlardı bizim için, onlara sırtımızı dayayabiliyorduk. O kitle de yavaş yavaş yoruldu, tasfiye oldu, emekliye ayırdı kendini...

facebook-paylas
Tarih: 03-02-2026 10:53

Osman Akın ile Datça'nın Dünü ve Bugünü Üzerine (21)

MEHMET ERDAL

(Yirmi birinci Bölüm)

İLK CAN YÜCEL ETKİNLİKLERİNİ, DATÇA BELEDİYESİ YAPTI!

Can Yücel adına ilk etkinliği herhalde yerel yönetim yaptı?

“Datça Belediyesi olarak biz yaptık.”

Sonra, bir ara İzmir'de Vecdi Sayar tarafından falan örgütlendi gibi...

“Şöyle: Vecdi Sayar, o zamanlar bizim de danışmanımızdı. Birlikte, 8-9 kez falan festival yaptık...”

Can Yücel öldüğünde belediyede çalışıyor muydun?

“Hayır. Askerdeydim. Döndüm, bir yaz daha geçirdim, yaz sonunda ailevi sağlık nedenlerinden Erol (Karakullukçu) başkandan gelen teklif üzerine, 'Yahu bu kadar bilgilisin, Balıkaşıran Gazetesi'ni de birlikte çıkardık, partilimizsin (CHP), tecrübe de kazandın, gel bunları Datça'ya harca. Turizmi biliyorsun, gel Datça'nın turizmini kalkındıralım...' falan dedi, 'Olur mu olmaz mı?' derken, başladık. '2 yıl çalışır yine turizme dönerim.' dedim. Çünkü para veremiyordu. Belediyede para yoktu.”

Yani, Can Yücel'in ölümünden 1-2 yıl sonra sen Datça Belediyesi'nde çalışmaya başladın?

“Doğrudur.”

O arada, Can Yücel adına herhangi bir etkinlik yapılmış mıydı?

“Olmadı.”

MEZAR KIRILDIKTAN SONRA ETKİNLİK İZMİR'DE YAPILMAYA BAŞLANDI

O zaman senin belediyede göreve başlamandan sonra gündeme geldi?

“Evet. 'Ben yaptım' demeyeyim ama elim çok değdi her şeyine. Erol başkanın görevi bırakmasına kadar (2009), yaptık. Mezar kırıldıktan sonra (2011) failler bulunamayınca, aile 'Bu yarımadada bu mezar kırılıp da eğer bu failler bulunmuyorsa biz de Can Şenliği'nin Datça'da yapılmasına razı değiliz. Kalbimiz çok kırıldı.' dediler.”

Öyle bir şeyi hatırlıyorum.

“Can Yücel bir zaman İzmir'den milletvekili adayı olmuştu, ÖDP'den (Özgürlük ve Dayanışma Partisi) (18 Nisan 1999). Konak mı yoksa İzmir Büyükşehir mi ne birisinden bir teklif geldi; 'Gelin, bizim burada yapalım, size kucak açmaya hazırız' diye. O nedenle orada yapıldı. Bir süre orada devam etti. Sonra, aile bireyleri bir şekilde ikna edildi, işte Sedat (Kaya) abilerin çok emeği var bu konuda, Datça'da yapılmaya başlandı.”

DKSD'NİN ÇABASIYLA YENİDEN DATÇA'DA YAPILMAYA BAŞLANDI

DKSD (Datça Kültür Sanat Dayanışma) olarak, sanırım?

“DKSD. Ondan sonra araya pandemi, Güler (Yücel) hanımın vefatı (2020) girdi. Para bulunamadı falan, bir süre yine yapılamadı.”

En son 2024'de yapıldı, geçen yıl yapılmadı mesela.

“Kolay işler değil. Yani, burada yerliden sponsor bulmak çok zor; bir koyundan bir post çıkartırsın. Yani, fuara gidilecek aynı esnaftan, aynı kişiden bağış istiyorsun, işte Badem Çiçeği Festivali yapılacak aynı yerlerden bağış istiyorsun, Can Yücel Festivali yapılacak aynı... Sponsor olunması istenenler, 'Bizim de yaşamak için paraya ihtiyacımız var.' diyor.”

Etkinlikler için sponsor bulma konusunda Datça'nın eti ne budu ne?..

“İşte Fuat Saka'lardan, burada yaşayan şairlerden, sanatçılardan bilahare ücretsiz desteklerle Sedat abiler o işe kalkıştı, çok da güzel kotarıldı...”

SOL'DA HERKES REİS, HİÇ KIZILDERİLİ YOK!

Belki biraz abartılı bir ifade ama Datça'da üç bin kadar laik, seküler, sol ile bir şekilde ilişki kurmuş bir kitle var. Bu, azımsanacak bir kitle değil.

“TİP'inden, CHP'nin içindekilerden, hatta DEM Partisi'ne kadar..”

Herhangi bir sol partiye üye olmayanlar daha çok.

“Partisizler...”
Bunlar, nasıl oluyor da bir Can Yücel Etkinliğini en azından bir onur, bir gurur ya da prestij meselesi, ne bileyim, yani benzeri bir şey gibi düşünüp yapamıyorlar?

“Abi, şöyle söyleyeyim, kimden okudum hatırlamıyorum, belki Can Yücel'in lafı olabilir, Türk solu için etmiş olduğu bir laf vardır, 'Türk solunda herkes reis, hiç Kızılderili yok.'”

Bir yazıda benzeri bir başlığı ben de kullanmıştım. (“Çavuşlar ve Kızılderililer”/ Bknz: http://mehmeterdalyazilar.blogspot.com/2026/01/20260105orgutlenme-bir-ihtiyactir-2.html)

“Yani, burada iş yapılacağı zaman toplantılarda fikirler, öneriler, direktifler ve bu insanların hepsi kendini o etkinliği yönetmeye muktedir, yetenekli görüyor...”

Ama 'yönetici' olarak? 'Fikir' onda...

“'Yönetici' olarak ama işte para için gidip birisine yalvarmaya, birisini ikna etmeye, işte afişleme yapmaya, sahne kurmaya gelince 'Onu da mı ben yapayım?' Kim yapacak abi? Sen aga, ben aga, davarı kim güde abi?”

Burada bir sıkıntı var diye düşünüyorum. DKSD içinde miydin?
“Kenarından hep destek verdim. Yaşamasını çok isterim DKSD'nin ama aynı durum, arkadaşlar kırılmasın, alınmasın, benzer bir ego savaşını dışarıdan baya bir izleme şansım oldu. Değerli insanlar bir araya geldikleri zaman, hepsi o işin kompedanı ve yönlendiricisi olmak istiyor. Yani egolarımızı birazcık yan cebimize koyup, kolları sıvayıp işin ameleliğine soyunmak gerekir diye düşünüyorum.”

CAN YÜCEL ANISINA YAPILAN FESTİVALDE DENGENİN KORUNMASI LAZIM

Can Yücel etkinliklerinin yapılmaması bir eksiklik değil mi? Bu noktada, yeri geldi, bir şey daha söylemek istiyorum: Sen, Datça'nın yerlilerinden birisin. Datça'nın bugüne gelmesinde inkar edilemez bir emeğin var. Gelişmeleri izliyorsun. Bu konularda kafa yoruyorsun... Senin bu ve daha başka konulardaki görüşlerin çok önemli.

“Herhangi bir kasabanın yerli insanın, orada hayatını tamamlamış olan çok değerli bir yazarı, şairi benimseyip onun anısına yapılacak olana heyecan duyması genelde çok da olağan bir şey değildir. Dünyanın her yerinde bu böyledir. Belli bir kitlenin sahiplendiği o etkinliği daha entelektüel, ne yaptığını bilen, onun niye yaşatılması gerektiğini bilen insanlar yapar. Yani, daha dar çerçevede yapılır. Kasaba insanları, bu tarz kültür festivalini değil, panayırı tercih eder. Niye? Canlılık olur, alışveriş olur, sevdiği popüler sanatçı gelir, söyler. Burada, Can Yücel anısına yaptığın festivalde popüler ile yüksek kültürün dengesini korumak zorundasın. Bu festival, çok neşeli, eğlenceli, gündelik pop bir festival olamaz. Sonuçta, hem siyasi duruşuyla hem kitaplarıyla hem işte kültürel altyapısı, eğitimi ile falan Can Yücel belli bir çizgide tutulması gereken birisi, böyle bir festivalde. Getirilen insanın da anlattığı şeyi anlayacak bir küçük kitlesi olması lazım. Yani, onunla ilgili akademisyen, şair, yazar... birileri anlattığı zaman, yerli insan, denedik yani, haklı olarak dinlemeye çalışıyor ama onun dünyasıyla çok örtüşmüyor, kesişmiyor bu anlatılanlar. Bu tip festivallerin çok büyük ilgi görmesini beklemek hayalperestlik olur. Bir Badem Çiçeği Festivali'nde stantlar, işte şenlikler, halk oyunları ekipleri, yemek yarışmaları, tur otobüsleri... Böyle bir şeyin neşesi, diğer kültürel festivale göre tabii ki daha ilgi çekici oluyor.

CAN YÜCEL FESTİVALİ EDEBİYAT VE KÜLTÜR AĞIRLIKLI OLMAK ZORUNDA

Can Yücel adına yapılacak bir festivali daha mı lokal, daha mı mikro düzeyde yapmak gerekir?

“'Mikro' demeyim ama büyütmeye çalışmanın da bir anlamı yok. Yani Can Yücel'i büyütmekten söz etmiyorum, 'görkemli' bir festival yapmaya çalışmak anlamlı değil. Bunun bir kültür, edebiyat etkinliği olduğunu bilip, araya neşeli öğeler sıkıştırırsın. Can Yücel'in işte sahte şiirlerini okuyan,
sahte ile gerçeği ayırt ettiren bir meddah olur, atıyorum mini tiyatro olur Can Yücel'in bir metninden çıkan, bu tip şeyler araya sıkıştırılır ama genelinde özü, özeti bu, edebiyat ve kültür ağırlıklı olmak durumunda.”

Mesela, Can Yücel Eski Datça'da yaşadı. Eski Datça ile bütünleşmiş, Eski Datça merkezli diyelim, bir festival yapıldı. Yani, Can Yücel ismine, cismine uygun nitelikleri, özellikleri olan bir festival. Yaşatılmasını hedef alan bir festival. Bence, Can Yücel yaşatılmalı. Çünkü Datça'ya bir değer kattı. Can Yücel'in Datça için başka bir anlamı var. Mesela, Reşadiye'deki konak ile anılan Mehmet Ali Ağa için bir festival yapılmasını önermem.
“Zamanında biz yaptığımızda, Can Yücel Festivali'nden verim aldık. Şundan verim aldık: Onu hala tanıyan, arkadaşı olan, kıymetini bilen yazarlar, gazeteciler, akademisyenler ve politikacılar aktif görevdeydi. Elleri, kolları uzundu, her yere ulaşabiliyorlardı, kaynak sağlayabiliyorlardı. Atıyorum, indirimler alabiliyorlardı bizim için, onlara sırtımızı dayayabiliyorduk. O kitle de yavaş yavaş yoruldu, tasfiye oldu, emekliye ayırdı kendini. Gençler arasında Can Yücel küfürbaz, baba şair; bundan fazlası olduğunu bilen insan sayısı, azaldı. Öyle olunca, mesela Sinema Festivali yaptığımızda, Badem Çiçeği Festivali yaptığımızda ilgi, Can Yücel Festivali'ne göre artık çok daha yüksek oluyor. Böyle durumlarda, hayatın dönüşümünü göz önünde bulundurup, etkinliği öldürmeden ama çok da büyütmeye çalışmadan sürdürmek gerekir. Çözümün formülü, bence bu olmalı.

(Devam edecek)

 




Bu haber 740 defa okunmuştur.


FACEBOOK YORUM
Yorum

İLGİNİZİ ÇEKEBİLECEK DİĞER SÖYLEŞİ Haberleri

YAZARLAR
ÇOK OKUNAN HABERLER
  • BUGÜN
  • BU HAFTA
  • BU AY
SON YORUMLANANLAR
HABER ARŞİVİ

Web sitemize nasıl ulaştınız?


nöbetçi eczaneler
HABER ARA
Bizi Takip Edin :
Facebook Twitter Google Youtube RSS
YUKARI YUKARI