beylikdüzü escort beylikdüzü escort beylikdüzü escort bayan sefaköy escort beylikdüzü escort seks hikayesi sex hikayesi beylikdüzü escort beylikdüzü escort beylikdüzü escort bahçeşehir escort esenyurt escort beylikdüzü escort beylikdüzü escort beylikdüzü escort beylikdüzü escort alanya escort beylikdüzü escort beylikdüzü escort bayanlar beylikdüzü escort beylikdüzü escort kıbrıs escort kıbrıs escort
Bugun...



Şair Ahmet Telli’nin Anısına!

1946 yılı doğumlu şair Ahmet Telli 80 yaşında hayatını kaybetti. Toplumcu gerçekliğimizin önemli şairlerinden olan Telli, 2013 yılında, Düşün-Kültür ve Sanat Derneğinin davetlisi olarak Milas’a gelmiş, etkinlikte konuşmalar yapmıştı.

facebook-paylas
Tarih: 11-07-2026 23:23

Şair Ahmet Telli’nin Anısına!

Şair Ahmet Telli Milas’tan iyi izlenimlerle ayrılmış ve bunu yazıya dökmüştü. Önemli şairimizin 2013 yılında yazdığı yazıyı, anısına saygı olarak yayınlıyoruz.

xxx

MİLAS’TA BİR SANAT BULUŞMASI

“Gitmediğin, görmediğin yer senin değildir” diye bir söz vardır, doğrudur. Sokaklarında yürüyüp insanlarıyla selamlaşmışsan, o sokaklarda tarihin bugüne bıraktığı izlerle karşılaşmışsan, o yerin kırlarına çıkıp doğasının havasını içine çekmişsen, anılar edinip anılar bırakmışsan, o yer senindir artık. Dahası, oradan ayrılırken dünya gözüyle bir kez daha gelmeyi düşlüyorsan o yer senindir.

Bütün bunları Milas’ta geçirdiğim günlerde düşündüm. Sevgili Halim Şafak’ın Milas’la ilgili kitaplarını okurken ve sevgili şair Muzaffer Kale için hemşehrilerinin bir vefa duygusuyla onunla ilgili yayınlarını gözden geçirirken de aynı duygu içinde oldum.

Aralık ayı ortalarında güneşli bir günde indim Milas’a. Düşün, Kültür ve Sanat Derneği’nin çağrılısıydım. Havaalanında dernek yönetiminden öğretmen Fikret Çoban ile Bekir Perçin karşıladı beni. Programa göre ilk gün öğrenciler çoğunlukta olmak üzere, öğretmenlerin ve Milaslılar’ın izleyici olarak bulunacağı etkinlikte şiir, hayat, demokrasi ve insan hakları bağlamında konuşacaktım. İkinci gün ise Milas ve çevresindeki gezinin akşamında derneğin yıllık yemeğinde de bana söz verilecekti. Dernek üyeleri arasındaki dayanışma ve sevgi ilişkisi fark edilmeyecek gibi değil. Bu organizasyondaki işbölümü, her şeyin planlandığı gibi, aksamadan yerine getirişli, oluşturulan dostluk ilişkisini açıkça gösteriyordu.

Belediye nikâh salonundaki ilk etkinlik, derneğin öğrenciler, öğretmenler ve halkla nasıl sıcak ilişki kurduğunu göstermesi bakımından ilginçti. İki yüzden fazla izleyici vardı. Demek ki alçakgönüllülükle yapılan çalışma, örgütlenme duygusunu, örgütlenme bilincini yaratabiliyordu. Dinlemeyi, soru sormayı, kendi düşüncesini açıklamayı olgunlukla gerçekleştiren bir buluşmaydı bu. Toplantının verimli geçtiğini söyleyen arkadaşların gözlerindeki ışıltıdan anlıyordum ki, birlikte iyi bir iş yapmıştık. Şiirin, sanatın, duyguları örgütlemede önemli bir işlevi olduğunu birlikte görmüştük. Bu, derneğin saygınlık kazanması için de önemli bir etkinlikti.

İkinci gün, derneğin başkanı Kemal Fındıkçıoğlu ile öğretmen Abdullah Okur’un beni otelden almasıyla başladı. İlk uğrak Labranda. İhtiyar zeytin ağaçları arasından kıvrıla kıvrıla çıkarken, Abdullah, fışkıran doğa, tarih ve mitolojiyi ayrıntılarıyla anlatıyordu. Bu yolda onunla “bey”li hitaplardan ağabey kardeş dostluğuna dönüşmüştü ilişki. “İnsan yaşadığı yere benzer” diyordu ya Edip Cansever, “o yerin havasına, suyuna”; Abdullah ile Kemal Milas’a benziyordu biraz da, Milas’ın güneşine, coğrafyasına.

Labranda tam bir Açıkhava müzesi. Yüzlerce yılın anılarıyla yüklü ve sanki Karyalılar’ın gölgesi geziniyor enkazlar arasında. Bekçi çay ikram etmekte ısrarlıydı, vakit darlığından uzun kalamadık orada.

Yolumuz Bafa gölüne doğru. Yolda Aytekin bekliyor bizi. Köyler ıssız, köyler sessiz. Fakat bir köyden geçerken inanılmaz bir hayat belirtisi fışkırıyor. Avlu içlerinden gelen müzik sesleri, köy meydanında sohbet için toplanmış erkekler… Hele biri vardı ki, sanki Diyarbakır Kırık’ı. Bir bacağını diz kırmadan öne atıyor, diğeri normal adım. Külhanbeyce bir yürüyüşle geçip gidiyor yanımızdan. Roman köyüymüş burası. Epeyce konuşuyoruz köy üstüne, Roman kültürü üstüne. Bu müthiş coğrafyanın tarihine güzel eklemlenmiş Romanlar. Sevgiyle ayrılıyoruz oradan.

Karya topraklarındayız. Karya binlerce yıllık kültürün enkaza dönüşmüş kalıntılarıyla bugün bize neler fısıldıyor, duyabilmek gerekir. Büyük İskender’in Myndos’ta zorlanışını düşünüyorum. Çift ağızlı Karya baltasının şehrin kapısındaki görünümü geçmiş halkların ruhunu bugünde gezdiriyor gibi.

Milas’a dönüşte, kasaba içindeki kalıntıları dolaşıyoruz. Macar Evi’ni, Gümüşkesen Mezar Anıtı’nı, Uzunyuva’yı izliyoruz. Üzerinde leylek yuvası olan bu uzun sütunun, yıllar sonra bir rastlantıyla saklı bir kentin üzerinde olduğu anlaşılıyor. Kazılar hâlâ sürüyor. Karya uygarlığının yeni ipuçları burada yatıyor şimdilik.

Eski dostlarla da karşılaşıyoruz. Belediye’nin kendilerine sağladığı mekânda heykel çalışmalarını sürdürüyorlar. Turhan Selçuk Karikatür Müzesi’ne geçiyoruz oradan. Turhan Selçuk Milas doğumluymuş, bunu orada öğreniyorum. Belediye güzel bir mekân sağlamış müzeye. Milas’a her gelen buraya da uğruyormuş.

Milas’ı anlatmak bu yazının konusu değil, zaten başlıbaşına bir inceleme istiyor. Bu konuda C. Canan Küçükeren’in hazırladığı ve Belediye’nin bastırdığı “Ege’de Bir Anadolu Uygarlığı Karia” rehber bir kitap olmuş. Benimkisi iki günlük izlenimler yalnızca.

Son akşam, Düşün Kültür ve Sanat Derneği’nin yıllık yemeği canlı, heyecanlı, duygulu. Milaslılar içkiye epey dayanıklı gözüküyorlar. Burada yaptığım kısa konuşmayla bir iki şiirden sonra ayrılık vakti geliyor. Fikret hocayı, Abdullah’ı, Özgür’ü, Bekir’i, Aytekin’i, Vedat’ı ve daha nicelerini tanımanın bende bıraktığı duyguları hayatımın sımsıcak anılar sayfasına ekleyerek ayrıldım Milas’tan.

AHMET TELLİ KİMDİR?

2 Aralık 1946'da Çankırı'da dünyaya gelen Ahmet Telli, öğretmen okullarında eğitim gördükten sonra dört yıl Gazi Eğitim Enstitüsü'nde okudu. Ardından Kastamonu, İnebolu, Doğanyurt, Kırıkkale ve Ankara Atatürk Lisesi'nde Türkçe ve Edebiyat öğretmenliği görevlerinde bulundu.1981'de Gazi Eğitim Enstitüsü'nde eğitim verirken sıkıyönetim komutanlığınca tutuklanıp görevine son verildi. Türk Ceza Kanunu'nun o dönemlerdeki 141, 142 ve 146. maddelerinden sıkıyönetim mahkemesinde yargılandı. 141 ve 146'dan beraat etmesine rağmen Cigerhun'un şiirleri üstüne yazdığı bir yazısından dolayı 1980 yılında 142. maddeden kısa bir süre hüküm giydi. Hüküm esnasında işkencelere maruz kaldı.1993'te mahkeme kararıyla mesleğine iade edilen Telli aynı yıl emekli oldu.

Yayıncılığın pek çok alanında emek vermiş toplumcu gerçekliğimizin en önemlişairlerinden Telli'nin ilk şiiri 1961 yılında yayımlandı. 1980'de Hüznün İsyan Olur kitabı Ömer Faruk Toprak Şiir Ödülü'ne Saklı Kalan adlı kitabı da 1982 Yazko Şiir Özendirme Ödülü'ne layık görüldü. 2010 yılında yayımlanan Nida kitabı ise 2011 Akdeniz Altın Portakal Şiir Ödülü'ne layık görüldü.

Şiir kitapları:

  • Yangın Yılları, 1979
  • Hüznün İsyan Olur, 1979
  • Dövüşen Anlatsın, 1980
  • Saklı Kalan, 1981
  • Su Çürüdü, 1982
  • Belki Yine Gelirim, 1984
  • Çocuksun Sen, 1994
  • Barbar ve Şehlâ, 2003
  • Nidâ, 2010
  • Bakışın Senin, 2016
  • Kalbim Unut Bu Şiiri, Seçmeler, 1994
  • Vedâ Divânı, (Toplu Şiirler 1966-2016), 2018
  • Gidersen Yıkılır Bu Kent, Seçmeler, 2022
  • Arkadaşlık Günleriydi, 2023

YAZILARI:

  • Ben Hiçbir Şey Söylemedim, 2001
  • Sulara mı Yazıldı, 2001
  • Buradayım Sözümde, 2005
  • Neylersin, 2013
  • SöyleSen, Söyleşiler, 2015
  • Görsen, Plastik Sanatlar Yazıları, 2016

Öyküleri

Arkadaşlık Günleriydi

 

 




Bu haber 863 defa okunmuştur.


FACEBOOK YORUM
Yorum

İLGİNİZİ ÇEKEBİLECEK DİĞER KÜLTÜR-SANAT Haberleri

YAZARLAR
ÇOK OKUNAN HABERLER
  • BUGÜN
  • BU HAFTA
  • BU AY
SON YORUMLANANLAR
HABER ARŞİVİ

Web sitemize nasıl ulaştınız?


nöbetçi eczaneler
HABER ARA
Bizi Takip Edin :
Facebook Twitter Google Youtube RSS
YUKARI YUKARI