Bugun...


Adnan ERKUŞ Em. Akademisyen

facebook-paylas
Sosyal Medya Tipleri
Tarih: 04-02-2026 00:05:00 Güncelleme: 04-02-2026 00:05:00


            Her yeni teknolojik yenilik gibi “sosyal medya” da başlangıçta yadırganmıştı, ama sanırım artık en ücra köye kadar kaçınılmaz olarak kullanılır oldu. Sosyal medya çıktı çıkalı, insanların bir perde arkasına gizlenip kendilerini istediği yönde “sunduğunun”, gerçeklerden kaçışın, gerçekleri gizlemenin, kendi dilini ne kadar bilmediğinin, korktuğunun, ne kadar ego tatmini yaşadığının vb açığa çıktığı,  dikkat çekme veya hatta reklam aracı olarak kullandığı bir alan oldu.

             Ben, başından bu yana, kendimce sakıncalarını gördüğüm için olsa gerek X ve Instagram’dan uzak durdum, sadece “facebook”a (“yüz kitabı”/”görünüş kitabı”-medyası) girdim ve onu da olabildiğince bir duvar gazetesi gibi kullanmaya çalışıyorum ve Whatsapp gruplarını kullanıyorum; bu bakımdan aşağıda tanık olduğum tipleri sadece bunlarla sınırlı olarak ele alacağım. Üstelik bu tiplemeler ve yorumlar, hiçbir bilimsel araştırmaya dayanmayıp, sadece kendi psikoloji eğitimim ile sınırlıdır ve hiç kimseyi şahsen hedef almamaktadır. Ama bu öznel aynada da olsa, her birimizin kendimiz ile ilgili bir şeyler bulacağını varsayıyorum.

            Kendilerinden başka hiç kimseyi/hiçbir şeyi umursamayanlar: İçinde yaşadıkları dünyada, ülkede, coğrafyada dünya yıkılsa da görmezden gelenler; bunu sadece çiçek-böcek, kedi-köpeğini, yeme-içmesini, gezilerini, kendi şiirini, kendi görüşünü, kendi makalesini vb paylaşanlardan oluşuyor. Sanki hiçbir onaya gereksinimi yokmuş gibi görünüp de kendilerine onay (“beğen” simgesi) verildiğinde, “yan cebime koy” diye görenler ve bakanlar… Neden böyle yorumluyorum? Hiçbir şeye ve hiç kimseye gereksinim duymuyorsan, çıkarsın bu “dünyadan” olur biter, ama devam ediyorsan, kendini sunma ve onay alma gereksinimi içindesin anlamı taşır. Bir de ne taşır? “Ben bakın ‘tehlikeli’ hiçbir şey paylaşmıyorum, bana dokunmayın! Başka? İçinde yaşadığımız dünya-ülke ve çevrenin gerçeklerinden, stresinden, ‘aman başıma bir şey gelmesin’ korkusundan psikolojik olarak bir kaçma (“fug”) göstergesi olabilir. Sevgili Arkadaşım, ancak hep sen “görün” ve onay bekle, ama kimseyi görme, bir süre sonra pekiştirilmeyen davranışlar söner ve sen de sönüp gidersin farkında mısın? Bu tipler sizce az mı? Şahsen ben, çok tanık oluyorum. Ama “ben varım ve değerliyim, senden bana ne diyen” ne kadar kendi olabilir ki!? ‘Tatmin’ karşılıklı olursa anlamlı olur, sen diğerlerini yok sayarsan, sen de yok sayılırsın bilesin. Bunlar, hep paylaşırlar, ama kimseye ‘bulaşmaz’lar, ama hep onay beklerler…

            Dikkat çekip kendisiyle ilgilenilmesini bekleyenler: Bir sedyede, kolunda serumla poz verip hiçbir bilgi vermeyenlerin ‘bana neden buradayım diye sorun, benimle ilgilenin’den başka ne amaçları olabilir? Sevgili arkadaşım, benim veya hiç kimsenin tanımadığı teyzenin-amcanın-dedenin bilmem kaç yıl önceki ölümünü paylaşmanın amacı sence ne olabilir? Öte yandan durup dururken, öznesi belli olmayan ve sayfasındaki herkesi töhmet altında bırakan yakınma-suçlama paylaşımı yapanlar, hiç düşünmüyor musunuz ki sayfanızdaki herkes bundan bir şekilde alınacaktır? Kimi kastediyorsanız, ona, onun özel kanallarından ulaşır ve doğrudan kendisine iletirsiniz olur biter, niye herkese açık yerde paylaşıyorsunuz ki!? Şu olabilir mi: “sen kendini bilirsin, beni ara!”, “bundan dolayı bana yazın, yazın ki ben de tatmin olayım, yalnızlıktan kurtulayım!”… Sen beni gerçekten ‘arkadaşın’ olarak gördüğünden emin misin?

            Başkalarıyla idare edenler: Kendini yansıtmaktan (özellikle yazım dilinden) korkanlar: Bir de hiçbir zaman kendi düşüncesini yazmayıp, hep başkalarından aktarım yapıp paylaşım yapanlara çok rastlanıyor. Vatandaş, hemen her gün her saat, tutuyor başka kişilerin “matbu” paylaşımlarını aktarıyor ve onay bekliyor. Yahu, başkasından aktarıyorsun, ama o “başkası”nı tanıyor musun? Ben paylaşımını onayladığımda o abuk orijini (öyle acayip yerler çıkıyor ki!) destekliyor olacağım, anlamıyor musun? Niye kendin olup, o konuda bizzat kendi cümlelerinle paylaşmıyorsun, ben niye başkalarının sayfasını onaylayayım? Korku şu mu: ‘Ben bizzat paylaşamam, kendim doğru yazamam ki!’ Öyleyse, bir zahmet, kendi dilimizin yazım kurallarını öğrenmeliyiz!

            Ait olduğu gruba mesaj verenler: Adam, Cuma namazından fotoğrafını paylaşıyor, kime ne mesaj veriyor dersiniz?

            Sessiz ve derinden izleyiciler: Bunlar sanki hiç yokmuşlar gibi sessiz kalırlar, ama her paylaşımınızı aslında gerçekten okurlar. Bunlar, ne zaman açığa çıkarlar biliyor musunuz? Suya-sabuna dokunmayan aile vb. paylaşımlar yaptığınızda… Hooop, birden görünür oluverirler… Kardeşim, korkuların veya başka nedenlerle görünür olmayacaksan (ki, ortamın ‘görünüş kitabı’), burada işin ne? “Ya göründüğün gibi ol ya olduğun gibi görün!” Ne gezer?

            Senin verdiğin emeğe-sevgiye-saygıya ‘topluca’ karşılık verenler veya bekleyenler: Sen, onu değerli görüp, zamanını ayırıp emek veren bir kişisin ve onun ama doğum gününü, atanmasını, ama kaybına vb ilişkin bir şeyler yazıyorsun, o ‘arkadaş”’ın ne yapıyor? Bekliyor, bekliyor ve sonra herkese topluca bir açıklama yazıyor! Arkadaşın seni değerli görmüş olur mu, bu nasıl arkadaşlık? Hele Whatsaap’da telefonuna kimler kayıtlıysa hepsine aynı gönderiyi paylaşıyor, sense ona karşılık veriyorsun... Sen, beni gerçekten bir arkadaşın olarak görüyor musun, emin misin? Profilimden, doğum tarihini sildim de kurtuldum!

            Tek amacı kötülük yapmak olanlar: Bunlar, özellikle siyasi olarak seni engellemek, sana zarar vermek isteyen paralı ya da parasız çalışan kötücül sosyal medya kullanıcılarıdır: TROLLER! Bunlar, senin paylaşımlarından rahatsız olup da suyu bulandırmaya çalışanlar, provokatörler vb kişilerdir. Bu tipler, ahlaki olarak vicdanları gelişmemiş veya vicdanlarını üç kuruşa satmış zavallılardır.

            Dünya-ülke ve çevrelerine ilişkin kendi doğrularını paylaşanlar, kimin kendisini onayladığını umursamayanlar ama kendisine değer verenlere sevgi ve saygıyı esirgemeyenler: Kendinize ve çevrenize bakınız lütfen… Bunlar sevilip onaylanırlar mı sizce?

            Elbette daha pek çok sosyal medya tipinden söz edilebilir. Amacım farkındalık yaratmaktı, benim kendi hakkımda da farkındalığım arttı.

            Her teknoloji ürünü gibi, sosyal medyayı da nasıl ve ne amaçla kullanmalıyız sizce? Bedeli ne olursa olsun, kendimiz olsak mı, ne dersiniz? Zamanımızı öldürmek yerine gerçek yaşama daha çok zaman ayırsak mı? Aklımızda olsun, onaya bağımlı olmak ile megalomani arasında geçiş çok kolay olmaktadır. Sağlıkla kalınız…



Bu yazı 544 defa okunmuştur.

FACEBOOK YORUM
Yorum

YAZARIN DİĞER YAZILARI

YAZARLAR
ÇOK OKUNAN HABERLER
  • BUGÜN
  • BU HAFTA
  • BU AY
SON YORUMLANANLAR
HABER ARŞİVİ

Web sitemize nasıl ulaştınız?


nöbetçi eczaneler
HABER ARA
Bizi Takip Edin :
Facebook Twitter Google Youtube RSS
YUKARI