Bugun...


ALİ GÖNENLİ

facebook-paylas
YERLİ OLMAK YERİNİ SAVUNMAK
Tarih: 05-12-2025 13:22:00 Güncelleme: 05-12-2025 13:22:00


  Muğla'nın diğer ilçeleri dahil olmakla birlikte, daha çok Milas'ın doğal yaşamı için uğraş verdiğimiz anlarda, dışardan gelip yerleşen ya da eylem için gelenlerden en çok duyduğum kelimelerin başında bize "YERLİ" denmesi. Burada doğmuş olmamız, kültürünü, coğrafyasını, tarihini, sosyal yaşam biçimini bilip savunduğumuz varsayılan, başlangıçta övgü içerdiğini kabul ettiğimiz bu tanımlama, biraz düşündüğümüzde bazı sorunlar içeriyor. 

  İlk akla gelen, bütünleştirici bir tanımlama değil. Bu bölgeden olan bir insana yerli dendiği anda, bilinçaltımız, ister istemez diyen kişiyi "YABANCI" olarak kabul ediyor.

  Yaşadığımız coğrafyanın bir çok sorununu çözme konusunda, yerli ve yabancı ayrımı tekrar devreye giriyor. Çıkar söz konusu olduğunda, maalesef yerli-yabancı ayırt etmeksizin büyük bir bölüm aynı safta yer alıyor. Dışardan gelenlerin para getireceğini kabullenen büyük bir bölüm, (coğrafyamızın yok olmasını-olacağını umursamadan) pay kapmak için yarışıyor. Kimi ürettiğini, kimi gayrimenkulunu en üst fiyattan satmak için ellerini ovuşturuyor.Dışardan gelip yerleşenler ise, daha iyi yaşamaktan daha çok, yaptığı yatırımın fiyat artışı ile ilgileniyor. Fırsat olursa endüstriyel boyuttaki yatırımlara(?) daha sonra dokunacağım. 

Yerlinin yaşam alanını savunması ile yabancının(!) savunması arasında ciddi anlamda farklılıklar var. Muğla çevre eylemlerini destekleyen bir çok yabancı, söz konusu kendi yaşam alanı olduğunda, öncelik kendisi oluyor. Somut bir örnek vereyim. Bilindiği gibi Milas ve Bodrum'un dayanılmaz boyutta su sorunu var. Yerel yönetimin alternatiflerinden biri, Milas Ekinanbarı köyündeki Suşi kaynağı. Bu kaynağı arıtımdan geçirip, insanlara ulaştırmak. (Arıtma aslında saf suya dönüştürmek. Saf su=Akü suyu) Bu suyun kendi çeşmesinden akacağını bilen çevreci (!) yabancıların önemli bölümü, Suşinin yok edilme planını onaylıyor.

İşte yerli ile yabancı arasındaki en önemli fark burada kendini gösteriyor. Yerli olan, içinde yaşadığı coğrafyayı bütün olarak savunuyor. Bir bölümün ihtiyacı giderilirken, başka alanın yok edilmesine karşı çıkan yerli anlayıştır. Ben buralı biri (yerli) olarak, Boğaziçi'nin, Güvercinlik in su ihtiyacı karşılanacak diye, Suşinin yok olmasını istemem. Yaşamı bütüncül bir canlı organizma olarak düşünürsek, bir taraftan söküp alınan parça başka bir yerin tamirine yarayabilir, ancak bu sefer söküldüğü yer tahrip olur. 

  Bu durumu farklı bir benzetme ile de aktarabilirim. Böbreğe ihtiyacı olan bir insana, bilgi ve onayı olmadan başka insandan böbrek almak neyse, doğanın yapısını bozmak ta aynıdır. Böbreği zorla alınan insan buna karşı nasıl tepki gösterirse, doğada tepki gösteriyor. Bu tepki bir gün sel şeklinde, başka bir gün yangın şeklinde, susuzluk, deprem şeklinde olabilir. 

 Sonucu olumsuz isteklerden biri de imar planlarının yapı çoğaltıcı şekilde sürekli değiştirilmek istenmesi. Fırsat olursa, bu yaşamı yok edici imar ve inşaat konusuna başka bir yazıda yer vereceğim. 

Not:Bu eleştirel yazım, sadece Muğla değil tüm yaşamı bütünlüklü gören değerli (maalesef bir avuç diyebilirim) insanları dışarda tutarak kaleme alınmıştır. Hepsine yürekten sevgilerimi iletiyorum.



Bu yazı 1158 defa okunmuştur.

FACEBOOK YORUM
Yorum

YAZARIN DİĞER YAZILARI

YAZARLAR
ÇOK OKUNAN HABERLER
  • BUGÜN
  • BU HAFTA
  • BU AY
SON YORUMLANANLAR
HABER ARŞİVİ

Web sitemize nasıl ulaştınız?


nöbetçi eczaneler
HABER ARA
Bizi Takip Edin :
Facebook Twitter Google Youtube RSS
YUKARI