Bugun...


EYLÜL NUR KÜÇÜK

facebook-paylas
Karanlıkta Islık Çalmak ya da Diyojen Olmak
Tarih: 23-01-2026 22:50:00 Güncelleme: 23-01-2026 22:50:00


Tarihin gördüğü en "aykırı" zihinlerden biri, bizim topraklarımızdan, Sinop kıyılarından çıktı. Adı Diyojen’di. Kimine göre bir deli, kimine göre bilgelerin piriydi.

Öylesine bir sadelik peşindeydi ki, evi koca bir bira fıçısından ibaretti. Bir gün çeşme başında avucuyla su içen bir çocuğu görünce, "Bu çocuk bana fazladan eşyam olduğunu öğretti" deyip, hayattaki tek mal varlığı olan su tasını da yere atıp parçalamıştır. Kaybedecek hiçbir şeyi kalmamış bir adamın özgürlüğüydü onunkisi.

Makedonya Kralı Büyük İskender, dünyayı dize getirdikten sonra o meşhur fıçının başına dikilip, tüm kibriyle "Dile benden ne dilersen!" dediğinde; Diyojen istifini bile bozmadan tarihe geçen o cevabı yapıştırdı: "Gölge etme, başka ihsan istemem."

Bu sözün ağırlığı karşısında sarsılan Cihan İmparatoru'nun, yanındakilere dönüp "Eğer İskender olmasaydım, Diyojen olmak isterdim" dediği rivayet edilir. Çünkü Diyojen’in "gölge etme" derken kastettiği şey sadece güneş ışığı değildi. O, iktidara şunu haykırıyordu: "Bana veremeyeceğin şeyi, yani güneşi (gerçeği ve özgürlüğümü) benden alma, önümden çekil yeter."

Ama Diyojen’in en sarsıcı eylemi, güpegündüz elinde yanık bir fenerle Atina sokaklarında dolaşmasıydı. "Ne yapıyorsun?" diye soranlara verdiği cevap, yüzyıllardır insanlığın suratına inen bir tokat gibidir: "Adam arıyorum!"

Güneş tepedeyken fener yakan bu adam, aslında fiziksel bir karanlıkla değil, ahlaki bir körlükle savaşıyordu.

Peki ya bugün?

Biz bugün o fıçının cesaretinden çok uzakta, tekinsiz bir sokakta yürüyor gibiyiz. Etraf zifiri karanlık. Korkuyoruz. Ve çocukken karanlık sokaklardan geçerken yaptığımız gibi, korkumuzu bastırmak için hep bir ağızdan ıslık çalıyoruz. "Bana dokunmayan yılan bin yaşasın" melodisini mırıldanıyoruz.

Oysa etrafımızda bir şeyler oluyor. Bir gün bir şarkıcı, ertesi gün bir siyasetçi, sonraki gün bir gazeteci fikirleri veya sözleri yüzünden "alınıyor". Hukuk sopası tepemizde sallanıyor.

İşte tam bu noktada Diyojen’in fenerine ihtiyacımız var. Çünkü o fener, sadece sevdiğimiz insanları değil, sevmesek bile haksızlığa uğrayanları aydınlatmak için vardır. Bugün "Benim görüşümden değil, oh olsun" diyerek sustuğumuz her an, o karanlığı biraz daha büyütüyoruz.

Unutmayalım; bugün fikirlerini, şarkılarını ya da siyasetini beğenmediğimiz için o insanların götürülmesine ses çıkarmazsak, yarın sıra bize geldiğinde o feneri tutacak, bizim için "Burada bir insan var!" diye bağıracak kimse kalmayacak.

Karanlıkta ıslık çalmak, sadece korkakların kendini avutmasıdır. Bize ıslık çalanlar değil; ne pahasına olursa olsun "Gölge etme" diyebilen Diyojenler lazım.



Bu yazı 399 defa okunmuştur.

FACEBOOK YORUM
Yorum

YAZARIN DİĞER YAZILARI

YAZARLAR
ÇOK OKUNAN HABERLER
  • BUGÜN
  • BU HAFTA
  • BU AY
SON YORUMLANANLAR
HABER ARŞİVİ

Web sitemize nasıl ulaştınız?


nöbetçi eczaneler
HABER ARA
Bizi Takip Edin :
Facebook Twitter Google Youtube RSS
YUKARI