beylikdüzü escort beylikdüzü escort beylikdüzü escort bayan sefaköy escort beylikdüzü escort seks hikayesi sex hikayesi beylikdüzü escort beylikdüzü escort beylikdüzü escort bahçeşehir escort esenyurt escort beylikdüzü escort beylikdüzü escort beylikdüzü escort beylikdüzü escort alanya escort beylikdüzü escort beylikdüzü escort bayanlar beylikdüzü escort beylikdüzü escort kıbrıs escort kıbrıs escort
Bugun...


Hüsnü TEVŞİ / Farkındalık Defteri

facebook-paylas
"ÇOK YOĞUNUM YALANI"
Tarih: 07-10-2026 02:40:00 Güncelleme: 07-10-2026 02:40:00


Günümüzün en sık kullanılan cümlelerinden biri. Öyle ki artık neredeyse her gecikmenin, her unutuluşun ve her ilgisizliğin arkasına sığınılan bir kalkan hâline geldi. Halbuki çoğu zaman gerçek  çok daha basittir: İnsanların zamanı değil, öncelikleri farklıdır.

Herkesin günü 24  saat. Aynı güneş doğuyor, aynı gece çöküyor. Kimileri o 24 saatin içine sevdiklerini, dostlarını, hayallerini ve sorumluluklarını sığdırabiliyor. Kimileri ise en basit bir mesajı cevaplamak için bile günlerce bekleyebiliyor. Buradaki fark, zamanın uzunluğu ya da kısalığı değil; o zamanın kime ve neye ayrıldığıdır.

Tabi  hayatın gerçekten ağırlaştığı dönemler vardır. Yoğun iş temposu, sağlık sorunları, ailevi yükümlülükler ya da beklenmedik sıkıntılar insanı yorabilir. Böyle zamanlarda herkes her şeye yetişemeyebilir. Ancak süreklilik kazanan ilgisizlik artık yoğunlukla açıklanamaz. Çünkü insan, gerçekten değer verdiği şey için en karmaşık gününde bile küçük de olsa bir yer açabilir. Bazen birkaç kelime, bazen kısa bir telefon konuşması, bazen de "Şu an çok yoğunum ama seni unutmadım." demek bile yeterlidir. Mesele uzun vakitler değil, verilen değeri hissettirebilmektir.
Ama maalesef  modern hayat, "yoğunum" kelimesini dürüstlüğün yerine koydu. İnsanlar artık "İstemiyorum.", "İlgilenmiyorum." ya da "Bunu önceliğim yapmadım." demek yerine, yoğun olduklarını söylemeyi daha kolay buluyor. Çünkü bu cevap kimseyi kırmıyormuş gibi görünüyor. Oysa belirsizlik, çoğu zaman açık bir reddedişten fazla incitir.

Birinin size ayırdığı zaman, size söylediği güzel sözlerden daha güçlü bir göstergedir. Çünkü söz vermek kolaydır; zaman ayırmak fedakârlık ister. Birkaç dakikasını bile size ayıramayan birisinin, saatlerini size ayıracağını beklemek çoğu zaman gerçekçi değildir. İnsan, gerçekten istediğinde yol bulur; istemediğinde ise bahane bulur.

Hayatın ilginç bir gerçeği vardır. Çok meşgul olduğunu söyleyen insanlar, önemsedikleri biri aradığında dakikalar içinde geri dönüş yapabilir. Aylarca görüşmeye vakit bulamayan biri, istediği bir etkinlik için bütün planını değiştirebilir. Çünkü öncelikler söz konusu olduğunda zaman esner, mazeretler ise ortadan kalkar. İşte bu yüzden mesele vaktin olmayışı değil, kalbin ve zihnin neye öncelik verdiğidir.

Belki de en çok kendimizi kandırıyoruz. Karşımızdaki insanın gerçekten yoğun olduğuna inanmak, onun bizi önemsemediği ihtimalini kabul etmekten daha kolay geliyor. Bekliyoruz, anlamaya çalışıyoruz, bahaneleri haklı çıkarmaya uğraşıyoruz. Aslında  bazen cevabı en başından beri biliyoruz. İnsanlar davranışlarıyla zaten ne kadar değer verdiklerini gösteriyorlar.

Bu gerçeği kabul etmek karamsarlık değildir; aksine insanın kendine duyduğu saygının başlangıcıdır. Sürekli ertelenen, hep bekleyen, her defasında anlayış gösteren taraf olmak bir süre sonra alışkanlığa dönüşüyor. Aslında  hiçbir insan, bir başkasının boş vakitlerine sığdırılacak kadar değersiz değildir.

Belki de artık "Vaktim yoktu." demek yerine "Seni önceliğim yapamadım." diyebilecek kadar dürüst olmayı öğrenmeliyiz. Çünkü doğrular bazen can yaksa da güveni inşa eder. Bahaneler ise yalnızca zamanı uzatır; gerçeği değiştirmez.

Hayat, aslında önceliklerimizin toplamıdır. Kime vakit ayırdığımız, kimi aradığımız, kimin yanında olduğumuz ve neler için emek verdiğimiz bizi anlatır. Bu yüzden bir insanın size verdiği değeri anlamak istiyorsanız sözlerine değil, size ayırdığı zamana bakın. Çünkü zaman, geri getirilemeyen tek sermayedir ve insan onu yalnızca gerçekten önemli gördüğü kişiler için harcar.

Sonuç olarak kimseyi yaptığı tercihler yüzünden yargılamak gerekmiyor. Herkes hayatını kendi önceliklerine göre şekillendiriyor. Ancak bu öncelikleri "yoğunluk" bahanesinin arkasına gizlemek de kimseye yakışmıyor.. Çünkü insanın karakteri, söyledikleriyle değil; zamanını nasıl kullandığıyla ortaya çıkar. Bazen tek bir gerçek, sayfalarca bahaneden daha ağırdır: Kimse gerçekten  o kadar yoğun değildir; insanlar sadece kime zaman ayıracaklarına karar verirler.



Bu yazı 34 defa okunmuştur.

FACEBOOK YORUM
Yorum

YAZARIN DİĞER YAZILARI

YAZARLAR
ÇOK OKUNAN HABERLER
  • BUGÜN
  • BU HAFTA
  • BU AY
SON YORUMLANANLAR
HABER ARŞİVİ

Web sitemize nasıl ulaştınız?


nöbetçi eczaneler
HABER ARA
Bizi Takip Edin :
Facebook Twitter Google Youtube RSS
YUKARI