Bugun...



CHP Lideri Özel: “Değil 75 Eylem, 750 Eylem de Olsa Bu Haksızlık Bitmeden Durmayacağız!”

Sadece sosyal demokratlarla değil namuslu, çalışkan muhafazakar demokratlarla, vatanını, milletini seven milliyetçi demokratlarla, her zaman bu meydanlara bizimle birlikte koşan her partiden sosyalist, liberal demokratla, Kürt demokratlarla, Türk demokratlarla, yeter ki vatanın birliğine ve bütünlüğüne, şanlı bayrağa ve Gazi Mustafa Kemal Atatürk’e husumeti olmasın, Türkiye’nin bütün demokratlarıyla biz bu işi başaracağız. Bu kara düzeni yıkacağız. AK Parti’nin kara düzenini yıkmaya var mısınız?

facebook-paylas
Tarih: 13-12-2025 23:57

CHP Lideri Özel: “Değil 75 Eylem, 750 Eylem de Olsa Bu Haksızlık Bitmeden Durmayacağız!”

 

Cumhuriyet Halk Partisi Genel Başkanı Özgür Özel, Kayseri’de gerçekleştirilen Millet İradesine Sahip Çıkıyor Mitingine katıldı. Burada konuşan Cumhuriyet Halk Partisi Lideri Özel, “‘Başına takılı taçtır Erciyes, güzeller güzeli ilim Kayseri. Cana candır Teker’inde tek nefes, tarifine dönmez dilim Kayseri. Payı büyük eserlerde Sinan’ın, Şifada eli var İbni Sina’nın. Nakış nakış işlenmiştir her yanın, ustaca dokunmuş kilim Kayseri.’ Canım Kayseri’ye, güzel Kayseri’ye, Anadolu’nun bu vatansever, misafirperver ve en hayırsever ili güzel Kayseri’ye selam olsun. Hepiniz hoş geldiniz” dedi. Özel, şunları söyledi:

“KAYSERİ, ARTIK MİLLETİN KALESİDİR”

“Bugün aralık ayının ortasındayız. Kayseri’de öyle kolay kolay dolmayacak bir meydandayız. Dediler ki ‘Cumhuriyet Halk Partisi, o meydanı dolduramaz. Bu kara kışta bu iş olmaz.’ Dedim ‘Niye?’ Dediler ki ‘Kayseri, AK Parti’nin kalesidir.’ Bunu diyenler bu meydanı görsünler. Artık o kale siyaseti bitmiştir. Kayseri kimsenin kalesi değildir. Kayseri, milletin kalesidir. ‘Bayram değil, seyran değil. Seçim yok. Kışın ortası. Nasıl dolacak o meydan?’ Biz buraya bir miting yapmaya, bir siyasi parti mitingi yapmaya değil, Kayseri’nin vicdanına sığınmaya, ‘hak, hukuk, adalet’ demeye geldik. Biz bu meydana hem seçildikleri, bu milletin helal oylarıyla sandıktan çıktıkları halde bugün zindanlarda tutulan, onları seçen 27 milyon insanın iradesinin de hapsedildiği; yetmez, yıllarca çalışıp emek verip, emekli olup perişan edilenlerin, emeği sömürülenlerin, milletin efendisiyken kredi faizi altında ezilen çiftçilerin ve millet bu haldeyken perişan olan esnafın da sesini duyurmaya; miting yapmaya değil, eylem yapmaya geldik.”

“MECLİS, BUNDAN SONRA SOKAKLARDIR, MEYDANLARDIR”

“Öncelikle şunu söyleyelim; bugün cumartesi ama Meclis açık. Orada bütçe görüşmeleri yapılıyor. Bütçe görüşmeleri için ilk gün ben de oradaydım. İlk günden 2,7 trilyon lira açık veren, 16 bin 800 lira sefalet maaşı veren ve emekliyi görmeyen, 22 bin lira asgari ücretle açlık sınırının altında emekçiyi ezen ve onun sesini duymayan, çiftçiyi, esnafı, gençleri görmeyen, duymayan bir bütçe getirmişler. Milletin bütçe hakkını elinden alıp, bir avuç zengine bütçe yapmaya, onların vergilerini affetmeye, onlara teşvik vermeye ama milleti görmemeye ant içmiş bir bütçe var. O gün dedim ki ‘Eğer bu bütçe böyleyse, milleti görmüyorsa, sokağı duymuyorsa ve insanların beklentilerini karşılamıyorsa, yani millet Meclis’te değilse, Meclis bundan sonra sokaktadır, meydandadır. İşte bugün bu meydan Meclis’tir. Milletin meclisi bu meydandır. Milletin sesi bu meydandan yükselecek, millet hakkını bu meydanlardan söke söke alacaktır.

Bize ‘Ankara’da otur’ diyorlar, ‘Ankara merkezli siyaset yap.’ ‘Ankara’da otur, partinin başında dur ve sokağa çıkma. Anadolu’ya gitme. İtiraz etme…’ Bakın buradan açıkça söylüyorum; bugün 75’inci kez, tam 75’inci kez bu otobüsün üstündeyim. Değil 75, 750 sefer olsa bu haksızlık durmadan durmayacağım. Duydum ki sizi üzmüşler. Duydum ki bu eylemin afişlerini, bu partinin afişlerini, benim ve Ekrem Başkan’ın fotoğraflarını indirmişler. Hiç üzülmeyin, onlar afişleri toplar, biz meydanı toplarız. Hiç üzülmeyin, afişleri toplayanlar müjde veriyorlar size. Çünkü afiş toplayanın seçim kazandığını gördün mü hiç? Milleti toplayanlar kazanır seçimi. Kayseri’de bu mitingin afişini toplayanlar gidecek, milleti bu meydana toplayanlar gelecek. Dün afişimizi toplatanlara sesleniyorum: Neden korkuyorsunuz? Boşuna endişe ediyorsunuz. Siz bizim gücümüzle, afiş toplatarak baş edemezsiniz. Korkmayın, bu meydana bakın ve cesareti görün.”

“BİZ VERGİYİ TAVANA, REFAHI TABANA YAYACAĞIZ”

“Bu şehirde 35 yıldır maalesef seçimleri kazanamadık. Ama hiçbir zaman Kayseri’ye kızmadık, kusuru Kayseri’de aramadık. Bundan sonra da aramayız. Kayseri’nin iradesini yok sayıp, darbe yapmaya kalkmadık. Eksiği, kusuru kendimizde gördük. 2019 yılında Kayseri’nin hiçbir ilçesinde bir tek belediyemiz yokken, son seçimlerde belediye sayımızı dörde çıkardık. Akkışla’ya, Felahiye’ye, Pınarbaşı’na ve Sarız’a teşekkür ediyorum. Sağ olun, var olun. Dört belediye başkanımız için sizlere teşekkür ediyorum. Onları size emanet etmiştik, siz de ilçelerinizi onlara emanet ettiniz. Şimdi size hizmet ediyorlar. Göreceksiniz, yapılacak ilk seçimden sonra bu güzel hizmetler; Ankara’nın yüzünü güldüren, İstanbul’un yüzünü güldüren, Türkiye’de 14 büyükşehirde göğsümüzü kabartan, nüfusun yüzde 65’ine, ekonominin yüzde 85’ine güzel, eşit, hakça hizmeti götüren belediyecilik anlayışımız ilk seçimle birlikte ülkede iktidar olacak.

Kardeşliği, eşitliği, zenginliği birileri gibi tavana değil, tabana yayacağız. Biz vergiyi tabana, refahı tavana değil; vergiyi tavana, refahı tabana yayacağız. Hep birlikte kazanacağız. Konya’da da böyle oldu. Meydan mitinge alışık ama eyleme alışık değil. Herkes başka başka slogan atıyor. Ben size yardımcı olayım, bu kardeşlerim için. Diyorlar ki ‘Her şey çok güzel olacak.’ İstikbali göklerde arayanların şehrindeyiz. Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün talimatıyla Cumhuriyet’in ilk yıllarında uçak fabrikasını kuran, uçak üreten, uçak ihraç eden bir şehirdeyiz. Tayyip Bey geçenlerde diyor ki gençlere, ‘Bizden önce toplu iğne yoktu.’ Buradan bütün gençlere sesleniyorum: Bakın Kayseri’deyim, Tayyip Erdoğan’ın geçmişte en çok oy aldığı şehirlerden birindeyim. İşte burada söylüyorum: O 24 yıllık iktidarının üstüne size dönüp, ‘Gençler bizden önce toplu iğne bile yoktu’ diyor ya. Toplu iğne fabrikasının temeli CHP iktidarında atıldı. 1950’de kurdelesini rahmetli Adnan Menderes kesti. Bu şehirde bırakın toplu iğneyi, Gazi’nin talimatıyla, Cumhuriyet’in üçüncü yılında Tayyare Fabrikası kuruldu. Bu şehirde üretilen uçaklar, bu ülkenin gururu oldu. Kimse bedava lafa pabuç bırakmaz burada.”

“CUMHURİYET YAPMIŞ, TAYYİP ERDOĞAN TEKER TEKER SATMIŞ”

“Değerli Kayserililer, 2018’den beri kronik hale gelen bir ekonomik kriz yaşıyoruz. Sizlere soruyorum: İktidar partisi bu şehirde çok oy aldı, çok güçlü. Şimdi onları sokakta görüyor musunuz? Aranıza geliyorlar mı? Pazara çıkıyorlar mı? Esnaf geziyorlar mı? Hatır soruyorlar mı? Çünkü gelemezler. Çünkü yüzünüze bakacak halleri kalmadı. Sıcak salonlarda oturup, kendi atadıklarına kendilerini alkışlatıyorlar. ‘Ekonomi kötü ama sadece bizde kötü değil, bütün dünyada kötü’ diye bir büyük yalana sarılıyorlar. Buna aynı toplu iğne gibi kimse inanmasın. Dinlesen Tayyip Bey’i, ‘25 yıl önce ülkede toplu iğne bile yok.’ Ama bakıyorsun, Cumhuriyet 100 yıl önce uçak yapmış, tren yapmış, lokomotif yapmış, her şeyi yapmış, Tayyip Bey geldiğinde teker teker bunları satmış. Şimdi efendim ‘Ekonomide kötüyüz ama dünya kötü.’ Buna kimse inanmasın. Bakın Kayseri’den, bu meydandan ilan ediyorum ki ‘Hayır’ diyen çıksın karşımıza. Meclis’te teker teker saydık, dinliyorlar. Sonra dönüp başka şeyleri konuşuyorlar. Türkiye, yüksek enflasyonda Avrupa birincisidir. Türkiye, gıda enflasyonunda Avrupa birincisi, dünya üçüncüsüdür. Dünyada gıda enflasyonunun en yüksek olduğu üçüncü ülkedir. İşsizlikte Avrupa birincisidir. Yüksek faizde Avrupa birincisi, dünya ikincisidir. Dünyanın en yüksek ikinci faizi bu ülkededir. Türkiye’nin yüzde 2,55’lik ekim ayı enflasyonu dünyadaki 70 ülkenin yıllık enflasyonundan, bakın ‘2,55’lik ekim enflasyonun dünyadaki 70 ülkenin ekim enflasyonundan’ demiyorum, bizim ekim enflasyonu dünyadaki 70 ülkenin bir yıllık enflasyonundan fazladır. Dünyada enflasyon sorununu çözmüştür. Kurtulmuştur. Türkiye’deki enflasyon dünyanın hiçbir yerinde yoktur.”

 “ESKİ OTEL ODALARINDA KALAN EMEKLİLERLE İRKİLDİK”

“Dün hepimiz gördük. Hepimiz irkildik, utandık. Aslında gördüğümüz bir gerçekle karşı karşıya kaldık. Ankara’da, Ulus‘ta dünyanın en ucuz ve yaşanması en zor otelleri. Bir göz odada eski otellerde geceliği 200 liraya - 300 liraya kalan emekliler. Bu emekliler bütün bir ay kalırsa 6 bin liraya, 8 bin liraya orada kalıp, ceplerine kalan 8 bin lirayla da sabah simit, öğlen bayat ekmek arasına bir şeyler, akşam ne olursa kendini hayatta tutmaya çalışıyor. Yıllarca elleri nasır tutan, dirsekleri çürüyen ve göz nuru akıtan, bu devlet, bu millet için çalışan emeklilerini otel köşelerinde süründürenlere, aç bırakanlara, gecenin akşamın bir vaktinde pazardan ezilmiş ve çürümüş sebzeyi - meyveyi toplattıranlara yazıklar olsun, yazıklar olsun, yazıklar olsun.”

“ASGARİ ÜCRETTE ERDOĞAN, RİYAKÂRLIK YAPIYOR”

“Asgari ücrete zam yapılacak, beyefendi çıkmış diyor ki, işverenlere, ‘Elinizi korkak alıştırmayın. Kefenin cebi yok’ diyor. Bu yaptığı büyük bir riyakârlıktır, büyük bir sahtekârlıktır. Bu devirde sen asgari ücreti şu para yapacaksın da işveren tutup üstünü verecek. Bugün asgari ücret alan için çok düşük, bazı sektörlerde veren için çok yüksektir. Bunun için işverene mutlaka sosyal güvenlik prim desteği verilmeli. Örneğin tekstilde çalışan, küçük atölyelerde çalışanlar, küçük esnafın yanında çalışan için 10 bin liralık bir destek verilmeli, asgari ücret Tayyip Bey’in niyet ettiği gibi 27 - 28 bin lira değil; 39 bin lira olmalı. Veren için 29, alan için 39 olmalı. Verenin de içi rahat etmeli, alanın da yüzü gülmelidir. Bundan sonra Kayseri’nin meşhur bir sözünü söylemek gerekirse; Tayyip Bey’in yaptığı hesap şuna benziyor: ‘Dört diyor, dokuz diyor, topluyor 30 diyor.’ Böyle hesap olmaz. Biz üç diyoruz, dokuz diyoruz, yan yana koyup 39 diyoruz. 39 bin lira asgari ücret haktır, bunu bu insanlar hak etmektedir. Ancak buna mutlaka işverene prim desteği sağlanmalıdır. Aksi takdirde Erdoğan’ın söylediği gibi, ‘Kefenin cebi yok’, sanki adam kefenin cebine koyup öbür dünyaya götürecek. Ama o küçük esnaf da varlık - yokluk mücadelesi veriyor. Cumhurbaşkanı Yardımcısı Erdoğan’ı takip etmiş, ‘Ağanın eli tutulmaz, biz 28 diyelim, siz 35 - 40 verin’ diyor. Böyle bir şey olmaz. Devlet asgari ücretlinin arkasından çekilip, onu patronun vicdanına, insafına bırakamaz. Asgari ücrette de en düşük emekli maaşında da memur maaşlarında da herkese bulunan kaynak, artık milletin kendisine de bulunmalıdır. Madem bulmuyorsunuz, bu zulüm dönemi son bulmalıdır. Buradan, Kayseri’den açıkça söylüyorum, ve söz veriyorum. Gelecek ilk sandıkta bakan evlatlarının dönemi bitecek, vatan evlatlarının dönemi başlayacaktır. Vatan evlatlarının.”

“ESNAF KURTULMADAN KÖYLÜ, İŞÇİ KURTULMADAN MEMUR KURTULMAZ”

“Televizyonu başından dinleyenlere, Kayseri Meydanı’nın tercümesini yapayım. Emeklinin durumunu anlattım, asgari ücretlinin durumunu anlattım, yoksulluğu, haksızlığı anlattım. Bunun çaresini meydan şöyle buldu. Nasıl bağırıyorsunuz? ‘Tayyip istifa.’ Yazın mitinglerde, eylemlerde çok bayılan oluyordu 8 - 10. Şimdi sağlık görevlileri yetişti. Bunlar biliyorsunuz Covid’de biz evdeyken hep çalıştılar. Bizi yaşatmak için ölümü göze aldılar. Şimdi de koştular teyzeme yetiştiler. Türkiye’deki bütün sağlık emekçilerine doktorundan, hasta bakıcısına, ambulans şoförüne bir kocaman alkış. Bir de o oraya giderken önden önden gidip yolu açan kahraman polisimize bir kocaman alkış. Hepimizin bütün hizmetlerini gören, astsubayından uzman çavuşuna, sözleşmelerinden devlet dairesindeki memuruna, işçisine, şu caminin müezzininden imamına kadar, bütün devlet memurlarına, işçilere bir yürekten alkış bu zor şartlarda. Çünkü şunu biliyoruz ki; bu ülkede milleti birbirinin karşısına getiriyorlar. ‘Efendim ona para var, buna para yok. Ya da öğrenci ile polis çatışsın. Mahkumla infaz koruma memuru çatışsın.’ Hepsi bu milletin evladı. Onun için şunu söylüyorum. Öğrenci kurtulmadan, polis kurtulmaz. Esnaf kurtulmadan, köylü kurtulmaz. İşçi kurtulmadan memur, emekçi kurtulmadan emekli kurtulmaz. Kurtuluş yok tek başına ya hep beraber ya hiçbirimiz.”

 “TARIM ‘EKSİ 12,7 BÜYÜDÜ’ DİYOR, ONA ‘KÜÇÜLDÜK’ DENİR”

“Kayseri’nin çiftçileri de dertli. Dertli mi? Çiftçi sayısı azalıyor. Geçen bütçe konuşmasında Cumhurbaşkanı Yardımcımız şöyle bir cümle söyledi: ‘Bu sene Türkiye’de tarım sektörü yüzde eksi 12,7 büyüdü’ diyor. Dedim ‘Af buyur.’ Eksi 12,7 büyüdü. Dedim ki ‘Sayın Cevdet Yılmaz, ona 12,7 küçüldük denir.’ Bunlar yalanı bile doğru gibi anlatmaya alışmış ya, toplu iğne fabrikasında olduğu gibi. Bakın Tayyip Erdoğan ve çevresi ‘İki kere iki, dört’ desen, ben kerrat cetvelini gidip kontrol ediyorum. Bir yanlışlık olmasın. Çünkü bunlarda şöyle bir durum var. Tayyip Bey ‘İki kere iki beş’ dese vallahi ne olur? Melikgazi AK Parti İlçe Başkanı açıklama yapar: ‘Reis kerrat cetvelindeki tarihi hatayı düzeltti. İki kere iki beştir.’ Sonra Kayseri İl Başkanı açıklama yapar: ‘Reisin çizdiği istikamette bütün hesapları baştan yapacağız.’ Sonra hep beraber ‘İki kere iki beş’ derler. Kerrat cetvelinde başlayınca hemen ‘Diplomasız Erdoğan’ demeye başladı. Buyur bakayım başlat teyzeciğim. Sana bir şey yapamazlar. Yaparlarsa da koğuştaki gençlere sahip çıkacaksın artık.”

“GENÇLER HER EYLEMDEN SONRA HAPİSTE”

“Şimdi gerçekten bu ülkede bu kadar çok haksızlık, bu kadar çok hukuksuzluk varken; ne teyzemin yüreği dayanıyor ne genç kardeşimin. Ama sesini yükselten kim olursa olsun, sonunda bu rejimin o kötü ve soğuk yüzüyle tanışıyor. Bu ülkede gazeteciler hapiste, bu ülkede öğrenciler hapiste, belediye meclis üyeleri, belediye bürokratları, belediye başkanları hapiste. Bu ülkede akademisyenler hapiste. Hakkını arayan işçiler hapiste. MESEM’lerde ölen çocukların ölümünü protesto eden Türkiye İşçi Partisi’nden gençler hapiste. Cumhuriyet Halk Partisi’nin mitinglerine gelip itirazı yükselten üniversiteli gençler, her eylemden sonra hapiste. Ama buradan hepinize söz veriyoruz. Eninde sonunda o sandık gelecek. Yazın bir gün yatarı olmadan 90 gün hapiste tutulan gençlerimizin de hiçbir tehdit olmadığı halde kes - kopyala - yapıştır içeride tutulan Fatih Altaylı’nın da 15 belediye başkanımızın da Ekrem Başkanımızın da içeride haksız yere tutulan herkesin de hesabını bu millet soracak inşallah. Bu millet soracak.”

“İKTİDAR OLSAK ÇİFTÇİYİ BEŞ KAT FAZLA DESTEKLEYECEĞİZ”

“Şimdi ‘Kayseri’de çiftçinin sorunu var mı?’ dedim, ‘Var’ dediniz. Bakın eskiden 1 kilo buğday satınca 1 litre mazot satın alınıyordu. Şimdi 6 kilo buğday satıyorsun, 1 litre mazot satın alabiliyorsun. Öyle bir noktaya geldi ki; artık bu ülkede kendi arazisi dahi olsa ekip diken zararda, borca giriyor. Bu ülkede çiftçinin esas sorunu devletin arkasından çekilmiş olması. Kanun var, Gayrisafi Milli Hâsıla’nın yüzde 1’i çiftçilere destekleme olarak verilecek. Bu sene gelen bütçede dahi yüzde 0,2. Yani çiftçinin hak ettiği para 772 milyar, ‘Dağıtacağız’ dedikleri destekleme 168 milyar. Çiftçi hakkını alamıyor, ama bir başka bütçe sayfasına baktığınızda aynı para 772 milyarınızı göremiyorsun ya, 768 milyar yazmış birine bulmuş. Kime bulmuş? Vazgeçilen kurumlar vergisi. Vazgeçilecek olan. Yani üreten, satan, ihracat yapan, para kazanan, ettiği kardan vergi vermesi gerekenlerin vereceği vergiden vazgeçmeye, çiftçiden bulamadığı kaynağı bulmuş oraya koymuş bir iktidarla karşı karşıyayız. Buradan Kayseri meydanından bir kez daha haykırıyoruz ki; siyaset öncelik belirleme işidir. Siyaset taraf olma, kendi tarafının arkasında durma işidir. Tayyip Bey 40 Haramilerin, beşli çetelerin, yandaş müteahhitlerin arkasında duradursun. Cumhuriyet Halk Partisi; hem işçinin, hem emekçinin, hem Kayserili çiftçinin arkasında duracak. CHP iktidarında mazot ÖTV’siz, KDV’siz olacak. Bugün CHP iktidar olsa; çiftçinin mazotu 58 lira değil, 33 lira olacak. Bugün CHP iktidar olsa; desteklemeler bunun beş katı olacak. CHP iktidarında çiftçinin zirai kredilerinin ya da özel bankalardan çektiği, ama işi için çektiği kredilerin faizleri bir seferlik silinecek, anapara beş yıla bölünecek, söz veriyoruz.”

“TÜM DEMOKRATLARLA BU KARA DÜZENİ YIKACAĞIZ”

“Biliyorsunuz hep Tayyip Bey’i eleştirmekle olmaz. Hakkını teslim etmek lazım. Ne demişti? 2018 yılında bu tek adam rejimini kurarken. Dedi ki, ‘Ben devleti şirket gibi yöneteceğim.’ Hatırlıyor musunuz? Allah’ı var, şirket gibi yönetti. Bir kabine açıkladı, Sağlık Bakanının özel hastane zincirleri var. Bir kabine açıkladı, Turizm Bakanının otel zincirleri var. Bir kabine açıkladı, Milli Eğitim Bakanının özel okul zincirleri var. Bir görevlendirme yaptı, Et Balık Kurumu Müdürünün Türkiye’deki çiftçiyi, hayvancıyı destekleyecek Et Balık Kurumu Müdürünün yurt dışından et ithal eden şirketi var. Şimdi bu şirketi yıllardır başarıyla yönetiyor. Şirketin adını biliyor musunuz? Bilen var mı? KADAŞ. Nedir KADAŞ? Kara Düzen Anonim Şirketi. AK Parti’nin kara düzeni. İşte bu kara düzen anonim şirketinde bakın rakama; memleketin en zengin yüzde 20’si memleketteki servetin yüzde 90’ını cebine koyuyor. Geriye kalan herkese yüzde 10’u kalıyor. AK Parti’nin kara düzeninde servetin bölüşümü bu şekildedir. AK Parti’nin kara düzeninde birileri açken, birileri toktur.

AK Parti’nin kara düzeninde öğrenciler mülakata girer, mülakatta sorarlar. ‘Reis deyince ne anlıyorsun?’ Temel Reis’ diyeni, ‘Ispanak’ diyeni elerler, öbür tarafta dombıra söyleyeni devlet memuru yaparlar. AK Parti’nin kara düzeninde Türkiye’de hayvancılıkla uğraşanlar sürünürken, dışarıdan löp et ithal edenler zenginleşirler. AK Parti’nin kara düzeninde yoksulun çocuğu devlet okullarında zor şartlarda, pislik içinde, okulun hijyeni olmadan, kapısında güvenlik olmadan, veliden zorla para toplanarak bir kara düzende eğitim giderken, zenginin evladı üç yaşından beri kreşlerde, okul öncesi eğitimde, okulların en güzelinde okur. AK Parti’nin kara düzeninde hak yoktur, hukuk yoktur, eşitlik yoktur ama buradan herkes şunu bilsin; biz Cumhuriyet Halk Partisiyiz. Yalnız değiliz.

Sadece sosyal demokratlarla değil namuslu, çalışkan muhafazakar demokratlarla, vatanını, milletini seven milliyetçi demokratlarla, her zaman bu meydanlara bizimle birlikte koşan her partiden sosyalist, liberal demokratla, Kürt demokratlarla, Türk demokratlarla, yeter ki vatanın birliğine ve bütünlüğüne, şanlı bayrağa ve Gazi Mustafa Kemal Atatürk’e husumeti olmasın, Türkiye’nin bütün demokratlarıyla biz bu işi başaracağız. Bu kara düzeni yıkacağız. AK Parti’nin kara düzenini yıkmaya var mısınız? Kısa çöpün hakkını uzun çöpten almaya var mısınız? Yoksulların hakkını söke söke almaya var mısınız? Birlikte mücadele edecek miyiz? Birlikte kazanacak mıyız? İşte biz sadece buna gönül veriyoruz.”

 “SEÇMEN, ‘GETİR SANDIĞI, KARARI BİZ VERECEĞİZ’ DİYOR”

“Ve şimdi bu işler ilk başladığında, dokuz ay önce hatırlıyor musunuz Ramazan Bayramı’nın ilk günü sabahı, Trabzon’a gitmiştim. Ekrem Başkanların köyüne varmıştım. Bayram namazından sonra kapı önüne çıkmıştım köyün en yaşlılarından başlayarak bir imza kampanyası başlatmıştım. Hatırlıyor musunuz? Orada ne diyorduk, Ey Erdoğan, adayımı bırak, sandığı getir. Adayımı yanımda, sandığı önümde istiyorum.’ Siz bu imzayı attınız mı? İmza atanlar bir alkış yapsın, duyayım. Sizin Türkiye’de 81 ilde 973 ilçede bütün sizlerin emekleri ile, gönüllülerimizin emekleri ile adayın serbest bırakılmasını, erken seçim isteyen, istediğini söyleyenlerin imzalarını dokuz ay boyunca topladık. Geçen hafta kurultaydaydı, ilk kez Kayseri Meydanı’nda. 25,1 milyon imza. Adayımı yanımda, sandığı önümde istiyorum. Türkiye’de dünya siyasi tarihinin en büyük imza kampanyasına yüreğini koyanlara bir alkış. Bu kampanyaya evladı devlet memurluğu sınavına girecek diye, gönlünü koyup imzasını koyamayanlar, torununun geleceği kararmasın diye korkusundan imzasını koyamayan, gönlünü yüreğini koyanlar var. Dünyada son seçimlerde AK Parti 19 milyon oy aldı. 6 milyon fazlası bu TIR’da var. Türkiye’deki seçmenlerin neredeyse yarısına yakınının imzası bu TIR’ın içinde var. Buradan Erdoğan’a sesleniyorum. Bu millet seni sandığa çağırıyor. Cesaretin varsa gelirsiniz, Meclis’te kararı alırız. Kış geçer, mart ayında sandığı koyarız. Millet görevi sana verirse, biz buna saygı duyacağız. Ama bu milletten aldığın ve bu yaptıklarınla milleti pişman ettiğin, bezdirdiğin, seçmene yaka silktirdiğin ortada. Geldiğin sandığı inkâr ediyorsun. Erdoğan bu TIR’ın içinde 25,1 milyon kişi diyor ki; ‘Getir sandığı, kararı biz vereceğiz.’”

“EKREM İMAMOĞLU BU MİLLETİN ADAYIDIR”

“Kayseri’deki senin seçmenine şunu izah edebilir misin? ‘Ben sefalet ücreti veriyorum emekliye, ben açlık sınırının neredeyse üçte ikisini veriyorum asgari ücretliye. Tarımda perişan oldu çiftçi, bugün Türkiye’de kimse halinden memnun değil. Ben son seçimi kazanmıştım ama benden sonra Türkiye’de birinci parti değişti. 25 milyon kişi beni sandığa çağırıyor ama ben kaçıyorum’ dediğinde Kayseri buna ‘İyi yapıyorsun’ mu diyecek? Neden korkuyorsun? Sandığı getir, karşımıza çık. Seçilirsen beş yıl daha görev yaparsın. Ama bu millet 23 Mart günü adayını belirledi. 15,5 milyon kişi, 2 milyon üyem var benim. 15,5 milyon kişi, iki elinde iki baston 93 yaşında ninem çıktı merdivenleri Ekrem’e sahip çıkmak için. Karnında üç aylık bebesi ile hamile kadınlar sandık başına koştu. Ekrem İmamoğlu, ne Özgür Özel’in ne Cumhuriyet Halk Partisi’nin adayıdır. Bu milletin adayıdır. Millet adayını dışarıda ve sandığı önünde istemektedir. Kayseri’den sesleniyorum. ‘Ey Erdoğan, sen sen sen. Yoksan oğlun, o da ise damadın istediğin hangi bakanınsa o bakanın. Çıksınlar karşımıza. Biz buradayız, adayımız burada, sandık burada. Hodri meydan Erdoğan, hodri meydan. Kayseri’den meydan okuyoruz sana. Biz bu ülkeyi daha iyi yönetiriz. Biz bu ülkede herkesin yüzünü güldürürüz.”

 




Bu haber 590 defa okunmuştur.


FACEBOOK YORUM
Yorum

İLGİNİZİ ÇEKEBİLECEK DİĞER SİYASET Haberleri

YAZARLAR
ÇOK OKUNAN HABERLER
  • BUGÜN
  • BU HAFTA
  • BU AY
SON YORUMLANANLAR
HABER ARŞİVİ

Web sitemize nasıl ulaştınız?


nöbetçi eczaneler
HABER ARA
Bizi Takip Edin :
Facebook Twitter Google Youtube RSS
YUKARI YUKARI