|
Tweet |
Cumhuriyet Halk Partisi Genel Başkanı Özgür Özel, partisinin ‘Örgüt Temsilcileri Meclisi Toplantısı’na katıldı. Cumhuriyet Halk Partisi Lideri Özel, burada yaptığı konuşmada, “Sayın Genel Başkanlarım, çok teşekkür ediyorum. Sayın Genel Başkanlarımın şahsında, 81 ilde, 973 ilçede baba ocağının bacasını tüttürenleri, kapısını açık tutanları, ‘Birazdan gelirler’ deyip erkenden çayını demleyenleri, bugün İstanbul İl Başkanlığında iktidarın araçsallaştırdığı bir yargı eliyle partimize yapılan müdahaleye, İçişleri Bakanlığı’nın iki evladı da bugün şehit olup içimize kor gibi ateş düşen polisimizi, Türkiye’nin kurucu partisinin, Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün partisinin karşısına dikenlere karşı bugün dimdik ayakta duranlara, bu meydanlarda, bu salonlarda, çağırıldığı her yerde Cumhuriyet’e, kurucusuna ve kurucusunun kurduğu baba ocağımıza, Cumhuriyet Halk Partisi’ne sahip çıkanlara selam olsun. Hepiniz hoş geldiniz” dedi. Genel Başkan Özgür Özel, şunları söyledi:
‘102 YILLIK ULU ÇINAR, BABA OCAĞI…’
“Bugün 102 yıllık ulu bir çınarın gölgesinde, baba ocağımızın çatısı altında sizlerle bir arada olmanın mutluluğunu yaşıyorum. Partimizin kuruluş haftasına özel olarak hazırladığımız programın en önemli, en önemsediğimiz aşamalarından, toplantılarından birindeyiz. Biraz önce tüm gölge bakanlarımız, Genel Başkan Yardımcılarımızla birlikte Parti Meclisi üyelerimizle birlikte bu çalışmalara en önemli katkıyı sunan, emek veren, ailesinden, yakınlarından alıp bu çalışmaya emek veren herkes adına bu sunuşu yapan Sayın Genel Sekreterimize ve onunla birlikte çalışan güçlü, kararlı ekibimize yürekten teşekkür ediyorum. Geçen yıl bugünlerde ‘İkinci Yüzyıl Değişim Kurultayı’mızı yapmıştık.
O kurultayda geniş bir katılımla 81 il başkanımızın imzasıyla sahip çıkmasıyla ve tam bir mutabakatla tüzüğümüzü değiştirdik. O değişen tüzüğümüzdeki madde gereğinde, ‘4-9 Eylül Kuruluş Haftamız’ oldu ve bu sene ilk kez resmi olarak bu haftamızı kutluyoruz. Kuruluş haftamızda 1919 Sivas Kongresinin yıl dönümü, 4 Eylül gününden hem düşmanın denize döküldüğü, Anadolu’nun işgalden kurtuluşunun simgeleştiği, hem partimizin İçişleri Bakanlığı’na verilen dilekçeyle kurulduğu, darbeden sonra kapanan partimizin bir kez daha kurulduğu, 9 Eylül’ün yıldönümünde bu hafta birlikteyiz, yarın da hep beraber haftamızın son gününü, kurucumuz Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün huzuruna hep birlikte çıkarak kutlayacağız ve kuruluş haftamızı tamamlayacağız.”
“CUMHURİYET HALK PARTİSİ, BİR PROGRAM PARTİSİDİR”
“Dün 102’nci Yıl Koşumuzu genç arkadaşlarımızla birlikte başlattık. Dün akşam her birisi kendi konaklama giderlerini dahi karşılayan, ulaşımlarını kendi karşılayan, ‘Biz böyle bir konsere ancak katıksız ve yürekten bir dayanışma için geliriz’ diyen 18 sanatçımızın ücretsiz olarak verdiği halk konseri ile birlikte dün akşam Ankara’da 10 binleri bir araya getirdik. Bugün de sizlerle Örgüt Temsilcileri Toplantımızı yapıyoruz. Bütün hafta boyunca biraz önce Sayın Genel Sekreterimizin gayet güzel özetlediği gibi önce 81 ilde sizlerin yaptığı birinci İl Danışma Kurulu toplantıları, sonra 973 ilçede İlçe Danışma Kurulu toplantıları, oradan gelen görüşlerle sizin somutlaştırdığınız 100 bin vatandaşımızın görüşlerinden, fikirlerinden, eleştirilerinden süzülen önerilerinizi yaklaşık 3 aylık bir süredir burada çalışan geniş bir ekip ve onların tartışmaya sunduğu, arz ettiği yuvarlak masalarda bir haftadır yapılan çalışmaların son şeklini elbette bir siyasi partide son sözü söyleyecek olan örgütümüzün siz değerli temsilcileri vereceksiniz.
Arkasından da yapacağımız olağan kurultayımızda bir günümüzü programımızın resmi olarak da tartışılması, oylanmasına ayırarak son şeklini hep birlikte vermiş olacağız. Cumhuriyet Halk Partisi, şüphesiz bir program partisidir. Partimiz, değişimin, yeniliğin partisidir. 2 yıldır programlarımızda ortaya konulan vizyon, Türkiye’yi dönüştüren eylemlere taşınmıştır. Programlarımız, kuruluşumuzdan bugüne demokratikleşme, kalkınma, adalet, sosyal devlet vizyonlarını hep içermiştir. Kalkınmacı anlayışımız, hamlelerimiz, ‘kimsesizlerin kimsesi’ olan güçlü sosyal devlet arzumuz, adaleti tesis etmek için kararlılığımız, demokrasiyi inşa hedefimiz tüm programlarımızın temelini oluşturmuştur. Kuşkusuz bundan sonra da böyle olmaya devam edecektir.”
“TÜRKİYE’Yİ GELECEK YILLARA HAZIRLAYACAK”
“Parti programı güncelleme çalışmalarımız 1 yıldır sürüyor. Türkiye’yi gelecek 10 yıllara hazırlayacak olan da budur. Atatürk devrimleri ve altı okumuz üzerine inşa edilmiş, temel ilke ve değerleri içeren kapsamlı bir vizyon hedefi oluşturma metninde son noktaya gelmiş durumdayız. Çalışmalarımızı katılımcı, kapsayıcı, dinamik bir süreçle yürüttük. Partimizin her kademesine uzanan sivil topluma, uzmanlara, akademisyenlere ve yurttaşlara açılan hummalı bir çalışmayı son aşamaya getirdik.
Cumhuriyet Halk Partisi, ülkemizde ve dünyada yaşanan gelişmeleri takip eden, yeni ve en geçerli fikirleri eyleme döken partidir. Kurtuluş mücadelesinde, kuruluş dönemindeki siyasi ve ekonomik hamlelerde, 70’lerdeki emek mücadelesinde de hep böyle olmuştur. Şimdi de yeni bir dönemdeyiz. Son 23 yılında ağır bir tahribat yaşayan Cumhuriyetimizin sorunlarını doğru tespit eden, dünyadaki gelişmeleri iyi okuyan bir yaklaşımla yeniye uygun bir çalışma yürütüyoruz. Parti programları, aşkın zamanlı metinlerdir. Programımızda sunduğumuz yaklaşımlar, iktidarımızda icracı politikalara evrilecektir.
Yani parti programımız, iktidar programımızın da hükümet programımızın da temelini oluşturacaktır. Programımızdaki yaklaşımları, çok genel olarak ve son halini almadığı için üzerinde geniş mutabakat olan kısımlarıyla ama programda neler görülecek noktasında bazı örneklemelerle, detaylar vererek ifade etmeye, sizlere ve kamuoyuna arz etmeye çalışacağım. Ancak burada bir zorluğumuz var. Benim en önemli başucu kitaplarından birisi olan Tanıl Bora’nın Cereyanlar kitabının önsözünün şu kısmı, bence bizim burada ihtiyaç duyduğumuz bir açıklama için son derece kıymetli.
Tanıl Bora der ki kitabında, ‘Meraklısı, kendi konusunu yüzeysel bulacak, ilgisi olmayan ise bazı teferruatlardan sıkılabilecektir. Çare yok’ diyor. Bu salonda buna çare arayan, yani belli konularda somut önerileri sunan ama aşırı detayla meseleyi özünden koparmayacak bir metin oluşturulmaya çalışıldı. Bu emek, bu gayret bunun için.”
“PROGRAMDA DÖRT TEMEL SÜTUN”
“Parti programımız dört temel sütun üzerine oturuyor. Bunlardan birincisi devlet, yönetim ve demokrasi. İkinci sütun kalkınma ve ekonomi. Üçüncüsü sosyal devlet ve refah. Dördüncü kısım ise dış politika, güvenlik ve dirençlilik. Şüphesiz dirençliliğin dış politikadan, güvenlik politikalarından ve uluslararası ilişkilerden yalıtılarak tartışılmayacağı bir zeminde bu başlıkta ele alıyoruz. Birinci sütun, Marx’ın tarihsel materyalizm için söylediği baş aşağı durumdan kurtulmak kavramı tam da burada yerine oturuyor. Cumhuriyet Halk Partisi, halkın iradesini esas alan, hesap verebilir, şeffaf ve katılımcı yönetim anlayışını benimser.
Bu kapsamda yönetim sistemindeki köklü bir değişim gerçekleştirmek, hukukun üstünlüğü ve demokrasiyi tesis etmek, eşitlikçi bir toplumsal yapı kurmak için demokratikleşme programı uygulayacağız. Güçlü parlamentoya, güçlü bir meclise dayalı, kuvvetler ayrılığı ilkesini esas alan parlamenter sisteme geçeceğiz. İşte baş aşağı durumun düzeltileceği yer de burasıdır.
Bir tek adam rejiminden, işgalden ülkeyi önce bir kurtuluş savaşına, sonra bir kuruluşa ikna eden, kurtarıcı olan, o gün de bugün de tartışılmaz tek lider olan kişiye yönetim sistemi sorulduğunda, ‘Padişahlığa devam mı? İngiliz tipi krallık mı? Amerika gibi başkanlık mı?’ denildiğinde, ‘Biz savaştan önce hem savaşı yönetsin, hem ülkeyi kursun diye bir meclis kurduk. Meclis, milletin meclisidir. Ne görev verirse onu yapacağız’ diyen Atatürk’ün gösterdiği yolda, Cumhuriyet Halk Partisi’nin yönetim sistemi önerisi güçlü bir parlamentodur. Parlamenter sistemdir. En kısa sürede buna geçeceğiz.”
“HUKUK DEVLETİNİ YENİDEN TESİS EDECEĞİZ”
‘Onurlu hayatları yeniden var edeceğiz. Evrensel standartlarda insan hakları ve hukuk devletini tesis edeceğiz. Halkımızın bunu hak ettiği için Avrupa Birliği ve Avrupa Konseyi Standartlarının bir milim gerisine düşmeyeceğiz. Yeni merkez ve yeni yerel dengesini yeni baştan ve güçlü şekilde kuracağız. İktidarın ultra merkeziyetçi anlayışı Türkiye’yi tıkamakta, yönetilemez hale getirmektedir. Hizmetlerin en yakın idari birim tarafından sağlanmasını temin edeceğiz. Yerel yönetimleri güçlendireceğiz.
Başarılı yerel yöneticilerimizin, başarılı büyükşehir belediye başkanlarımızın, başarılı il belediye başkanlarımızın en küçük beldemizi namusuyla ve çabasıyla yöneten belediye başkanlarımızın Türkiye’nin önüne koyduğu vizyonla belediyeleri nasıl daha önceki çarçurdan, daha önceki son derece kötü yönetimden, kayırmacılıktan kurtardıysak, nasıl insan odaklı belediyecilik yapıyorsak, şehirleri nasıl yönetiyorsak, bugüne kadar son 5-6 yıldır artan destekle muhteşem bir memnuniyet oranıyla Mansur Yavaş Ankara’yı nasıl yönetiyorsa, Mersin nasıl yönetiliyorsa, Muğla nasıl yönetiliyorsa, Bursa nasıl yönetiliyorsa, diğer taraftan milletin içeriye atıldığı gün 15,5 milyon kişi koşup da Cumhurbaşkanı adayı yaptığı Ekrem İmamoğlu nasıl önce 25 yıllık bir saltanatı sona erdirip İstanbul’u halkın belediyesi yaptıysa, sonra bütün engellere rağmen 5 yıl çalıştıysa, 13 bin 600’lük fark önce 806 bine sonra 1 milyon 100 bine çıktıysa, memnuniyet anketlerinde nasıl Ekrem İmamoğlu rekorlar kırdıysa, Zeydan Karalar rekorlar kırdıysa, İstanbul, Adana, Ankara, Mersin, Aydın, Muğla, Manisa, Denizli ve tüm yönetimde olduğumuz yerler nasıl yönetiliyorsa, Türkiye’yi de o kararlılıkla, bu namuslulukla, bu cesaretle yöneteceğiz.”
“BÜYÜK BİR KALKINMA HAMLESİ BAŞLATACAĞIZ”
“İşte biz heba edilen bu kayıp yılları telafi etmek için çağı yakalayan büyük bir kalkınma hamlesini başlatacağız. Köylerin boşaldığı, tarım yapan nüfusun yaşının 60’lara yükseldiği, tarım yapan her üç gençten ikisinin ‘Asgari ücretle bir iş bulursam ayrılırım, şehre giderim’ dediği bir sürecin içindeyiz. Anadolu’nun yoksullaştığı bir tabloyu kabul etmiyoruz. Üretimde dönüşümü sağlayıp Anadolu’yu yeniden güçlendireceğiz. Ekonomiyi makro istikrar ve salt büyüme olarak görmüyoruz.
Çok daha ötesini görüyor, iddia ediyoruz. Kalkınma hedefliyoruz. Bir grubun değil, tüm toplumun birlikte kalkınmasını hedefliyoruz. Büyük bir üretim dönüşümü vadediyoruz. Güvenceli ve insan onuruna yaraşır istihdam dönüşümü vadediyoruz. İklim dayanıklı yeşil dönüşüm vadediyoruz. Bölüşüm krizine çare arıyoruz. Sosyal adalet temelinde hayat pahalılığını ortadan kaldıran bir sosyal demokrat program sunuyoruz.
Bu kısımda tüm bunları yapan; yeni, kapsayıcı, kalkınmacı devlet anlayışının, yani; kamucu, planlamacı, katılımcı bir ekonomi yönetimi vadediyoruz. Üçüncü sütunumuz, sosyal devlet ve refah. Partimizin ve ülkemizin kurucusu Gazi Mustafa Kemal Atatürk ‘Cumhuriyet bilhassa kimsesizlerin kimsesidir’ demiştir. Bu ülkeden uzaklaştırılan, kimsesizlere kimse olmayan, sadece kendi yanında olanları ve zenginleri koruyan iktidar anlayışını değiştireceğiz. Güçlü sosyal politikaları hayata geçireceğiz. Sosyal politika anlayışımızla çalışanların, emeklilerin, yoksulluğunu bitirmeyi vadediyoruz.
Yoksulluğu yönetmeyi değil, yok etmeyi vadediyoruz. Bunun için de Cumhuriyet Halk Partisi olarak her Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı için, herkes için temel vatandaşlık gelirini öneriyor ve vadediyoruz. Gerçekçi bir gelir testinden sonra her bireyin gelir desteğinden yararlanmasını sağlayacağız. Aile içinde kadın en büyük gelir desteğini alacak. Burada önemli olan nokta şu: Sayıları giderek artan tek kişilik haneleri de bu gelir desteğinin dışında bırakmayacağız. Aile kurumunu önemsiyoruz. Kadın-erkek evliliği ile oluşan aynı aile kavramını önemsiyoruz. Yalnız aileyi sadece bu birliktelikten ibaret görmüyoruz.
Kira derdiyle boğuşan, barınma derdiyle boğuşan, birlikte yaşayan üç kız kardeşi de ekonomik zorluklardan dolayı bir araya gelmiş, iş bulamamış, bir arada oturan dört arkadaşı da yoksulluğun pençesinden kurtarmayı, aile tarifini bugün sadece kadınları ‘Evlenirsen aile kurabilirsin. Evinde oturabilirsin’ kıskancından kurtaran, kadını birey olarak gören, kadını çocuk doğuran, doğan çocuğa bakan, yaşlısına bakan, varsa engellisine bakan, eve sıkışan bir yerde görmek yerine; kadın ve erkeğin eşitliğini, birlikte çalışmalarını, birlikte üretmelerini, birlikte kazanmalarını ve birlikte yaşamalarını öneriyoruz.
Kadın ve erkeğin eşitliğini Atamızın vizyonuyla bir kez daha tesis etmek için yola çıkıyoruz. Tek başına yaşayan Esma kardeşimin de yoksul mahallede ekmek derdindeki Nuran teyzenin de emekli Osman amcanın da artık sadece vatandaş olmanın getirdiği hakla bir temel gelire ulaştığı günleri hep birlikte yaşayacağız. Bu ülkenin vatandaşı olan hiç kimse, ele güne muhtaç olmayacak.”
“ARTIK KİMSE, BAŞINI SOKACAK BİR EVİN HASRETİNİ ÇEKMEYECEK”
“Eğitimde temel ilkemiz; çocuklarımızı dünyadan yalıtmak değil, dünyayla yarıştırmak ve dünyaya entegre etmek olacak. Dünya insanını, bilgi toplumunun gerektirdiği insanı yetiştireceğiz. Kaliteli eğitim sadece zenginlerin ulaştığı bir imkan olmayacak. Hiç kimsenin çocuğu hayata aradaki farkı kapatamayacak kadar geriden başlamayacak. Fakirlik içine doğmuş Caner kardeşim de herkesin gidebildiği okullara gidecek, gittiği okulda en iyi, en kaliteli eğitimi alabilecek. Toplumsal cinsiyet eşitliğini sağlayacağız. Kadın haklarını koruma altına alacağız. Kadına yönelik şiddet ile kadın cinayetleri ile ilgili caydırıcı, yasal düzenlemeleri gerçekleştirecek, bunları tavizsiz uygulayacağız.
Cumhurbaşkanımız seçildiği ilk gün vereceği talimat, yeniden oylanmak ve yürürlüğe konmak üzere İstanbul Sözleşmesi’ni Meclis’e sevk etmek olacak. Kreşler, anaokulları, yaşlılar ve engelliler için gündüz bakım merkezleri, evde bakım hizmetleri güçlenecek. Kadınların bakım yükü azalacak ve bu alanlarda ciddi bir istihdam sağlanacak. Kotalarla sosyal konut üretimini zorunlu hale getireceğiz. Gençler, emekliler, yoksullar barınma sorunundan kurtulacaklar. Artık kimse başını sokacak bir evin hasretini çekmeyecek.
Gençler, öğrenciler ortada kalmayacak. Kazandıkları okula barınma sorunu yüzünden kayıt yaptıramama gibi bir dertleri olmayacak. Cumhurbaşkanımızın vereceği bürokrasiye ilk talimat, TOKİ’ye ‘Bir yıl içinde Cumhuriyet yurtlarını yapın. Öğrencileri sokaktan ve cemaatlerin elinden kurtarın’ olacak. Sağlık hizmetlerine erişim en temel insan hakkıdır. Eşitlikçi, kamucu bir sağlık sistemini inşa edeceğiz. Kaliteli sağlık hizmeti sadece zenginlerin eriştiği bir imkan olmaktan çıkacak.”
“HİÇBİR ZAAFI OLMAYAN BİR ÜLKE İNŞA EDECEĞİZ”
“Programımızın dördüncü sütunu; dış politika, güvenlik ve dirençlilik. Demokrasi, refah ve güvenlik odaklı saygın bir dış politika izleyeceğiz. Batılı, batı kurumları içerisinde güçlü, sözü dinlenen, kullanılan değil bir kurgu, bir plan yapılırken itirazına rağmen bir sistemin içine girilemeyen, rızasının olmadığı hiçbir coğrafyada hiçbir plan yapılamayan, güçlü, yok sayılmayan bir ülke haline yeniden geleceğiz. Avrupa Birliği’ne tam üyelik en önemli hedefimizdir. Başvurusunu biz yaptık, en önemli adımlarını biz attık, şu anda temsil edildiğimiz uluslararası kurumlarda, 79 ülkeden 87 partinin imza altına aldığı gibi Cumhuriyet Halk Partisi iktidarında Türkiye’nin Avrupa Birliği’ne tam üyeliğini bütün Avrupa destekleyecek, bütün dünya destekleyecek, Avrupa Birliği’ne tam üye olacağız.
Gençlere yasaksız Türkiye, vizesiz Avrupa vadediyoruz. Batılı olmak, Doğu’ya sırtımızı dönmek anlamına gelmeyecek. Güçlü bir Türkiye, Doğu için de batı için de çok değerli olacak. Türk Silahlı Kuvvetleri reformu, savunma sanayi, sınırların korunması konularında en dikkatli, en hassas, en kararlı projeleri şekillendiriyoruz. Bunu seçimden önceki süreçte milletimize arz edeceğiz. Seçimden sonra şov olsun diye değil, göz boyamak için değil, birilerini zengin etmek için değil, bunları bir ailenin tekeline vermek için değil; gerçekten yerli, gerçekten milli, gerçekten samimi, Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün vizyonuyla yurtta barışı, dünyada barışı savunan, ülkeyi savunmaya gelince de hiçbir zaafı olmayan bir ülke inşa edeceğiz.”
“BU ÜLKEYE HUZUR VADEDİYORUZ”
“Ülkemizde huzur istiyoruz. Bu ülkeye huzur vadediyoruz. Krizlerin bitmesini, milletin demokrasiye, adalete ve refaha kavuşmasını istiyoruz. Parti programın da tam bunun için hazırlıyoruz. Bir yanda bunları yapmaya çalışan bir Cumhuriyet Halk Partisi var. Diğer yanda milletin huzurunu bozan, ekmeğini küçülten, kutuplaştırmadan siyaset uman kötücül bir akılla karşı karşıyayız. Karşımızda yaşlanmış, yorulmuş, aciz, millete umut olamayan, köşeye sıkıştıkça tırmalayan, hırsından aklını kaybetmiş bir iktidar var.
Bu iktidarın Türkiye’ye verebileceği hiçbir şey kalmamıştır. Bu ülkeden çok şey aldılar, çok şey çaldılar. Ama bu ülkeye hiçbir şey vermediler, bundan sonra da verebilecekleri hiçbir şey kalmamıştır. Kendi nefsinin esiri olanlar, bu milletin dostu değildir. Türkiye’de artık Erdoğan’ın çıkarları ile milletin çıkarları birbirinden ayrışmış, birbirine karşıt hale gelmiştir. Erdoğan kendi çıkarları için her şeyi feda edebilecek durumdadır. Yapıştığı koltuktan kalkmamak için milleti ateşe atmaya hazırdır. İktidara demokratik tehdit olan her kişi ve her kurum ortadan kaldırılmak istenmektedir.
Bugün onlar için, iktidarlarını kaybetmek için en büyük tehdit, kendi tanımlamalarla yegane tehdit Cumhuriyet Halk Partisi’dir. Türkiye’de artık ne yazık ki çok partili siyaset tehdit altındadır. Bunun için ülkeyi kuran, birkaç kez deneyen, en sonunda başaran ve kaybettiği ilk seçimde ‘Türkiye demokrasisi kazandı’ diyen, Türkiye’ye çok partili rejimi armağan eden, kazandıran ve kaybettiği seçimle bunu kalıcılaştıran Cumhuriyet Halk Partisi’nin hedef olması da tam bu yüzdendir. Bu yüzden biz bir mevzi olarak CHP’yi savunma peşinde değiliz. Biz bir cephe olarak demokratik siyaseti savunacağız.”
“ASLA BAŞ EĞMEYECEĞİZ”
“Bana ‘Hapisteki arkadaşlarını bırak, Ankara’ya gel. Partinin başına otur. Orada dur’ diyenler, tersinden, ‘Bu mücadeleyi sürdürürsen seni de indiririz, seni de içeri atarız’ diyenlere 1934 yılını hatırlatmak isterim. Yıl 1934. Bir büyük ihtimal ajanlık faaliyeti içindeki İngiliz botu, Aydın’da, Kuşadası’nda Kanapiçe Koyu’na doğru yaklaşır. Stratejik önemli olan ve bu tip sızmalara karşı orada nöbetçi bırakılan bir er vardır. Asker Musa. Kendine öğretildiği gibi yaklaşan bota önce ‘Dur’ der. Bir daha uyarır, havaya ateş açar. Bakar ki, elindeki tek silahına karşı botun içindekiler onu yeneceklerini ve karaya çıkacaklarını kafaya koymuşlardır.
Son ihtardan sonra ülke topraklarına adım atmak isteyen İngiliz askerlerini öldürür. Ardından İngiltere harekete geçer. Türkiye’ye nota verirler. Derler ki ‘Dört askerimiz öldü, onu öldüren kişiyi bize verin. Onu öldüren kişiyi yargılayın. Onu öldüren kişiyi bizim gözlemcilerimizin huzurunda idam edin.’ İngiltere en sert notayı vermiştir. Orada Gazi Mustafa Kemal Atatürk; İngiltere merkezli, çıkar merkezi siyaset yapmamış, ‘Asker Musa’yı verirsek bu memleketi veririz’ demiş, İngiltere’nin notasını iade etmiştir.
Asker Musa tezkeresini aldı, köyünde görevini yapmanın huzuru ve bu görevi yaparken güvendiklerine güvenmenin ne kadar doğru bir şey olduğunu bilerek köyünde eceliyle öldü. Asker Musa’yı İngilizlere teslim etmediğimiz gibi Ekrem Başkan’ı da arkadaşlarımızı da kimseye teslim etmeyeceğiz. Biz her şeyi göze alıp yola çıktıkları için işgaldeki bir memleketi kurtaranların mahvolmuş, yıkılmış bir imparatorluktan bir Cumhuriyet kuranların, hepimizi bugünlere getirenlerin, bayrağı yeniden dalgalandıranların, ezanı yeniden okutanların, herkesin inancının da yaşamının da güvencesi olan cesaretli insanların partisiyiz. İcap ettiğinde hep bedel ödedik, öderiz, ödeyeceğiz.
Sabırla, azimle mücadele edeceğiz. Bir buğday tanesi gibi dünden belli olan fırtınaya karşı asla baş eğmeyeceğiz.”