Bugun...



COVID-19 PANDEMİSİNDE 2 YIL GERİDE KALIRKEN

11 Mart 2022 aynı zamanda Dünya Sağlık Örgütü’nün pandemi açıklama­sıyla birlikte Adalet ve Kalkınma Partisi (AKP) iktidarının COVID-19 has­talığının ülkemizde de var olduğunu resmen kabul etmek zorunda kaldığı günün ikinci yıl dönümü. Aslında hastalığın açıklandığı günden daha önce ülkemizde kendini gösterdiği biliniyor.

facebook-paylas
Güncelleme: 18-04-2022 22:13:23 Tarih: 18-04-2022 22:00

COVID-19 PANDEMİSİNDE 2 YIL GERİDE KALIRKEN

x CHP Covid-19 Raporu

11 Mart 2022, Dünya Sağlık Örgütü’nün COVID-19 salgınının dünyanın ta­mamını etkileyen bir pandemi olduğunu açıklamasının ikinci yıl dönümü.

11 Mart 2022 aynı zamanda Dünya Sağlık Örgütü’nün pandemi açıklama­sıyla birlikte Adalet ve Kalkınma Partisi (AKP) iktidarının COVID-19 has­talığının ülkemizde de var olduğunu resmen kabul etmek zorunda kaldığı günün ikinci yıl dönümü. Aslında hastalığın açıklandığı günden daha önce ülkemizde kendini gösterdiği biliniyor.

O günden bu yana dünyada yaklaşık 450 milyon, ülkemizde ise 14 mil­yonu aşkın kişinin COVID-19 hastalığına yakalandığı doğrulandı. Ülkemiz nüfus sıralamasında dünyanın 17. sırasında olmasına rağmen vaka sayısı itibariyle ne yazık ki dünyanın 8. ülkesi oldu.

Çünkü AKP iktidarı COVID-19 pandemisini baskılayamadı, kontrol altına alamadı, kontrol altına almak için bilimsel bir yolu izlemedi.

Koronavirüs ile geçen iki yılı analiz ettiğimizde zaman zaman sorunlar yaşasalar da Avustralya, Çin, Güney Kore, Tayland, Vietnam ve Yeni Ze­landa gibi ülkelerin pandemiyi baskılamak ve etkisini azaltmak konusun­da başarılı olduklarını görüyoruz. Dünya Sağlık Örgütü’nün pandeminin ilk gününden bu yana söylediği gibi ulaşılan bu başarının ardında en baş­ta “Test, Test, Test” politikası saklıdır. Söz konusu ülkeler vakalara erken tanı koyup izole ederek, hastalığın yaygınlaşmasının önüne geçebildiler. Oysa Türkiye geçen iki yılda nüfusuna oranla az PCR testi yaparak va­kaları erken yakalayamadı, geliştirilen hızlı testleri hiç uygulamaya sok­madı, yeterli ekonomik destek sunmadığı için hastaların izole olmasını sağlamadı ve en kötüsü de “vaka/hasta” ayrımı yaparak salgından ziyade rakamları kontrol altına almaya çalıştı.

Hastalığın yayılmaması konusunda başarısız olan siyasi iktidar, benzer bir durumu aşılama ve hastalığın tedavisi konusunda da ülkemize yaşattı. 11 Mart 2022 tarihi itibariyle ülkemizde yaşayan nüfusa göre çift doz aşı­lama oranı yüzde 63’tür. Oysa aşılama oranları örneğin Portekiz’de yüzde 93, Şili’de yüzde 90, Küba’da yüzde 87, Arjantin’de yüzde 80, Vietnam’da yüzde 79 ve komşumuz Yunanistan’da yüzde 73’tür. Oysa Türkiye dün­yada yüksek aşılama oranları ile bilinen bir ülkeydi. Ülkemiz kurulduğu

günden bu yana ilk kez aşılama oranlarında birçok ülkenin gerisinde kal­dı. Geçtiğimiz iki yılda, etkili bir aşı kampanyası yapmayı bırakın, bizzat Sağlık Bakanı’nın ağzından aşılar hakkında gereksiz tereddütler yarata­cak açıklamalar yapıldı. AKP iktidarı yalnızca zamanında dünyaya aşı ih­raç eden Refik Saydam Hıfzıssıhha Enstitüsü’nü kapatmakla kalmadı, bu pandemi sırasında güvenliliği ve etkinliği kanıtlanmış aşıları erken sağla­yamadı, etkili bir aşı kampanyası da maalesef yürütemedi.

COVID-19 hastalığına yakalanan vatandaşlarımız pandemi döneminin büyük çoğunluğunda dünyada hemen hiçbir ülkenin kullanmadığı, Dün­ya Sağlık Örgütü’nün “kullanılmasın” dediği hidroksiklorokin ve favipira­vir ilaçlarını Sağlık Bakanlığı’nın zoruyla kullanmak durumunda kaldı. Bu ilaçlar COVID-19 hastalığına yakalanan hiç kimseye fayda vermemiş olsa da söz konusu etkisiz ilaçları üreten şirketlerin sahiplerini zengin etti. Öte yandan bugün halen COVID-19 hastalığına yakalanmış vatandaşlarımız dünyanın birçok ülkesinde kullanılan ve Dünya Sağlık Örgütü’nün “kulla­nılsın” dediği kimi tedavi seçeneklerine ulaşamamaktadırlar.

Özetle AKP iktidarı pandemi döneminde Dünya Sağlık Örgütü’nün yapın dediklerini yapmama, yapmayın dediklerini de yapma şeklinde bir yol izledi. Ancak unutmayalım ki bu politikanın bedelini sadece hasta olan milyonlarca kişi ödemedi. Aksine örneğin ülkemizin geleceği olan çocuk­larımız pandemi nedeniyle dünyada en uzun süre eğitimden uzak kalan şansız çocukları arasına girdi. Salgının ilk dalgası dahi bastırılamadığı ve peşi sıra pek çok pik yaşandığı için ekonomik kalkınma hızımız düştü.

İkinci yılın sonunda pek çok yurttaşımızın hastalığı geçirdiği, pandemi nedeniyle çocuklarımızın uzun süre eğitimsiz kaldığı ve yaşanan ekono­mik kriz nedeniyle hemen herkesin yoksullaştığı bir ülke haline geldik. Bu sonuçtan Adalet ve Kalkınma Partisi sorumludur. Son iki yıldır pande­mi verilerini şeffaf biçimde paylaşmayan, oluşturduğu Bilim Kurulu’nun özgür ve bilimsel olarak çalışmasını güvence altına almayan, COVID-19 konusunda yol gösterecek bilimsel araştırmaların yapılmasını hükümetin iznine bağlayan, başta Cumhuriyet Halk Partili belediyeler olmak üzere yerel yönetimleri pandemi mücadelesine dahil etmeyen, belediyelerimi­zin pandeminin sorunlarını hafifletmeye çalışan uygulamalarını yasakla­yan, sağlık meslek örgütlerinin pandemi kontrolü için geliştirdiği önerileri dinlemeyen AKP hükümeti bu tablodan sorumludur.

İki yıllık pandemi döneminde ülkemizde kaç yurttaşımızın öldüğü halen açıklanmamaktadır. Türkiye İstatistik Kurumu 2020 yılı ölüm verilerini COVID-19 pandemisinin ağır yıkımını göstermemek için yayınlamamak­tadır. Partimizin belediye kayıtlarından derlediğimiz bilgiler çerçevesin­de öngörümüz Türkiye’de en az 200 bin kişinin COVID-19’dan dolayı öl­düğüne işaret etmektedir. Vatandaşlarımızca alay edercesine şehirlerin dışında kurulan Şehir Hastaneleri’ni yapan müteahhitlerin daha çok para kazanması için kapatılan hastaneler nedeniyle pandemi nedeniyle gü­venli hastane bulamayıp hastalansa da sağlık kurumlarına başvurama­yan hastaları da dikkate alırsak vefat sayısının çok daha yüksek olduğunu biliyoruz.

Benzer biçimde hekim, diş hekimi, eczacı, hemşire, sekreter, ambulans sürücüsü ve bir bütün olarak sağlık çalışanları COVID-19 salgınının kont­rol altına alınamaması nedeniyle karşılaştıkları yoğun iş yükü nedeniyle tükenmiş durumdadırlar. Bu durum yetmezmiş gibi görevi başında hasta­lara şifa dağıtmak için yaşamını COVID-19 nedeniyle kaybeden en az 556 sağlık çalışanının olduğu bir ülkede onların emeklerine teşekkür etmek, şükranlarımızı sunmak, onların canını korumaya almak, emeklerinin hak ettiği karşılığı bir parçada olsa karşılamak yerine “giderlerse gitsinler” denilerek özellikle hekimler mesleklerinden iyice soğutulmaktadır.

Bu yaklaşım kabul edilemez! Hekimler ve sağlık çalışanlarına teşekkür borçluyuz.

Özetle; AKP iktidarı, geçen iki yıllık pandemi döneminde hastaya da, he­kime de, diğer sağlık çalışanlarına da sağlık, mutluluk ve huzur getirme­miştir.

COVID-19 PANDEMİSİNDE 2 YIL GERİDE KALIRKEN RAPORUNU HAZIRLAYANLAR: • Sinan Adıyaman • Gamze Akkuş İlgezdi • Atilla Stephan Ataç • Osman Elbek • Murat Emir • Özlem Kurt Azap • Özgür Özel • Kayıhan Pala • Ali Şeker • Sevilay Şenol Çelik • Aylin Yaman • Cavit Işık Yavuz

 




Bu haber 284 defa okunmuştur.


FACEBOOK YORUM
Yorum

İLGİNİZİ ÇEKEBİLECEK DİĞER SAĞLIK Haberleri

YAZARLAR
ÇOK OKUNAN HABERLER
  • BUGÜN
  • BU HAFTA
  • BU AY
SON YORUMLANANLAR
HABER ARŞİVİ
HAVA DURUMU

Web sitemize nasıl ulaştınız?


nöbetçi eczaneler
HABER ARA
Bizi Takip Edin :
Facebook Twitter Google Youtube RSS
YUKARI YUKARI