|
Tweet |
KONUK YAZAR: SEDAT KAYA
Türkiye'de bir dönem bu kader AKP iktidarı tarafından eski adı HDP olan DEM Parti’ye biçildi. Başlarına gelmedik kalmadı.
Şimdi ise aynı taş CHP’nin ellerine tutuşturulmuş gibi. Her gün bir soruşturma, her gün bir fezleke. Her gün yeniden zirveye çıkarılan, sonra tekrar dibe yuvarlanan koca bir taş.
Ama asıl taş, dışarıdan değil içeriden geldi bu kez. CHP'de tartışmayı başlatan halk değil, medya değil, bizzat eski genel başkan oldu.
“Kayyım gelecekse, ben partinin başına geçerim. "
Bu bir cümle değil, bir politik depremdi. Kırık fay hatları harekete geçti, zeminde bir sarsıntı başladı. CHP’liler sarsıldı, toplum hayrete düştü. İktidar bayram etti.
Ve ardından klasik içgüdüyle parti içinden o tanıdık cümleler devreye girdi.
“Aman parti meselelerini sosyal medyada tartışmayalım.”
“Aman parçalanmış görünmeyelim.”
"Aman eski başkanı karalamayalım."
"Aman parti aidiyetine bağlı kalalım."
Oysa bu "aman"lar, yıllardır halkla parti arasına çizilmiş görünmez sınırın adıdır. Kılıçdaroğlu'nun defalarca seçim kaybetmesinin nedeni de budur.
Bu halktan kaçan, halkı yalnızca mitinglerde tezahürat yapan bir figür olarak gören siyasetin duvarıdır. Sanki siyaset, sadece delege ve üyeler arasında salonlarda yapılır, fikirler yalnızca genel merkezde doğar sanılır.
Ama artık halk bu senaryoyu yemiyor ve soruyor.
Yukarıdan gelen tartışma meşruysa, aşağıdan gelen neden bastırılıyor?
Bu soru, halkın eşikten içeri girmesi, hiyerarşinin çeperlerini çatlatmasıdır.
Aidiyet sözde güzeldir ama düşünmeyi engelleyen her aidiyet zincirdir. Sadakat, sorgulamayı dışlıyorsa, adı bağlılık değil, esarettir. Ve zincir ne kadar kutsanırsa kutsansın, eninde sonunda yalnızca suskunluk öğretir.
CHP gibi, adında "halk" sözcüğünü taşıyan bir partinin, bu konuyu halktan korkarak kendi içinde tartışması başlı başına bir çelişki.
Şimdi içeriden bazıları "Aman birlik bozulmasın" diyor.
Birlik, eleştirinin halktan gizlendiği yerde değil, karşılık bulduğu yerde kurulur.
Gerçek birlik, sahici tartışmalarla yeşerir. Görüntüyle değil, hakikatle.
Tartışma değil suskunluk çökertir. Eleştiri değil bastırma böler.
Ve o çok kutsanan “birlik” yalanı, bazen çöküşün en estetik bahanesidir.
Belki de artık o taşı yeniden sürüklemenin değil, onun altında ezilmemek için konuşmanın zamanı.
Taş düşerse can acıtır ama söz susarsa halk kaybeder.
Bırakın insanlar fikrini özgürce söylesin.
İktidarın kayyım oyununu bozacak olan da halkın konuşmasıdır.