Bugun...


YÜKSEL IŞIK

facebook-paylas
Akarsu Gibi Umutlu Olmak
Tarih: 26-05-2026 23:19:00 Güncelleme: 26-05-2026 23:19:00


Bugün, tarihi bir gün yaşandı.

22 Mayıs günü açıklanan butlan kararı gerekçe gösterilerek, CHP Genel Merkezinin kapıları polis zoruyla kırıldı. Bütün katlara giren polis, herkesi boşalttı.

Kapılar kırılmazdan az önce Murat Emir ve Suat Özçağdaş, İçişleri Bakanıyla bir görüşme yapmışlardı. Görüşmenin konusu, toplantı için Ankara’ya gelen İl Başkanlarının içeri girmesine izin verilmesiydi. Zira bir değerlendirme yapmak üzere il başkanları Ankara’ya çağrılmış ama sabahın erken saatlerinden itibaren polisin abluka altına aldığı CHP Genel Merkezine girememişlerdi.

İl Başkanlarının gruplar halinde içeri alınması henüz tamamlanmıştı ki kapıların kırıldığı haberi geldi. O andan itibaren il başkanları aşağı inmek üzere harekete geçmişken, biber gazlı müdahale başladı.

Polisin, kapıları kırarak, içeri girmesi, valiliğin inisiyatifiyle olmadığı; son araştırmalara göre yüzde 36’lar oranına ulaşmış ve iktidar adayı olan CHP’yi kimin hedef tahtasına koyduğu açıktır. Bu “sevimsiz” yaptırımın senaryosunun sarayda yazıldığından kimsenin kuşkusu yoktur.

Kabul edilebilir bir tarafı da…

SANDIKTAN ÇIKAN SONUCU KABUL ETMEK ESASTIR

İnsanlığın, uzun tarihsel süreçler sonucunda, evrensel nitelik kazandırdığı pek çok ilkesi vardır. Bunlardan bir tanesi, sandıktan çıkan sonucu kabul etmektir. Türkiye’nin 200 yıllık demokrasi geleneği de bunu öğütler.

Esasen, CHP’nin içinde şekil aldığı iklim de “milli egemenlik” ilkesini esas alır. Tarihimize, “Anadolu İhtilalinin Bildirisi” olarak kaydedilen Amasya Genelgesi ve “egemenlik milletindir” ilkesiyle açılan TBMM’nin varlık gerekçesi bu açıdan önemlidir.

Başta Mustafa Kemal Atatürk olmak üzere kurucu kadroların amacı da, Cumhuriyeti demokrasi ile taçlandırmaktır. İsmet İnönü, bu durumu, “benim en büyük yenilgim, en büyük zaferimdir” sözleriyle dile getirmişti.

CHP, o gün, bugündür; kısa aralıklarla koalisyon ortağı olmak dışında iktidar olamadı. ‘70’li yıllarda Ecevit’in “Karaoğlan” namıyla CHP’yi birinci parti yaptığını; SHP’nin 1989’da yerel seçimleri kazandığını biliyoruz. O günden sonra ilk kez 31 Mart 2024’de CHP hem birinci parti oldu hem de Türkiye’nin yüzde 60’ını yönetecek bir çoğunluğa ulaştı.

Butlan kararı, bu çoğunluğu dağıtmak amaçlı verilmiş kararların en önemlisidir. 19 Mart’ta başlayıp, CHP Ankara İl Başkanı Ümit Erkol’un kooperatif yöneticiliği nedeniyle tutuklanmasıyla doruk noktasına ulaşan CHP’yi işlevsiz kılma hamlesini, daha önce muhtemel bir seçimin ön hazırlığı olarak yorumlamıştım.

ERKEN SEÇİM OLUR MU?

AKP, hali hazırda, mecalsiz bir parti ve artık yönetemiyor. Üstelik seçmen de artık AKP tarafından yönetilmek istemiyor. Buna rağmen bir erken seçim ister mi?

Şarta bağlı!

Şartlardan biri, adına, “Terörsüz Türkiye” dedikleri projenin işlemesidir. Söz konusu projenin işlemesi, DEM’in tutumu nedeniyle iktidarın istediği biçimde yürümüyor. Bir diğer şart ise butlan kararıdır.

Butlan kararının kime yaradığına bakarak karar verilmelidir. Kim, seviniyor; kim ellerini ovuşturuyor? Ellerini ovuşturan tek odak var; o da iktidar cephesi… Anlaşılan o ki bu kararın CHP’yi böleceğini ve güçsüz düşüreceğini düşünüyorlar.

Üstelik butlan kararını, “Kara Parayı Aklama Yasası” ile birlikte okumak daha yerinde olur. Yaklaşan Temmuz’da, memura, emekliye yüksek oranda verilecek zam; asgari ücretin yeniden belirlenmesi gibi ekonomik kararlar, beline aldığı darbe ile sendelemesi düşünülen CHP’nin “iç durumu”, Eylül sonrasında bir erken genel seçimin olabileceğine işaret ediyor.

Hali hazırda CHP, birinci parti ama butlan kararı sonrası oluşan bugünkü görüntünün yaydığı negatif enerji görmezden gelinirse yanlış hesap yapılmış olur.

Yanlış hesap ise Bağdat’tan döner.

Bağdat’a gitmeden, hemen burada yapılacak işlerin başında, bir an önce Kurultay kararı alınıp, butlanın gölgesini ortadan kaldırmak gerekir. Butlanın gölgesi ortadan kaldırılırsa AKP’den uzaklaşan seçmenin CHP ile kuracağı sıcak ilişki, Türkiye’yi başka bir noktaya taşıması pekala olasıdır.

CHP açısından da, siyasi tarihimiz açısından da önemli bir günü geride bıraktık. Tarih, bu günü not eder.

Biz işimize bakalım. En önemli görevimiz, geleceği kazanmaktır. Geleceği kazanmanın yolu, kardeşlik hukukunu üstün kılmaktan geçer.

Bunun için gene Nazım’ın dediği gibi, “Akarsu gibi umutlu ve buğday tanesi gibi cesur” olma zamanıdır.



Bu yazı 18 defa okunmuştur.

FACEBOOK YORUM
Yorum

YAZARIN DİĞER YAZILARI

YAZARLAR
ÇOK OKUNAN HABERLER
  • BUGÜN
  • BU HAFTA
  • BU AY
SON YORUMLANANLAR
HABER ARŞİVİ

Web sitemize nasıl ulaştınız?


nöbetçi eczaneler
HABER ARA
Bizi Takip Edin :
Facebook Twitter Google Youtube RSS
YUKARI