Bugun...


YÜKSEL IŞIK

facebook-paylas
İhtiyacımız, Halkçılığı İçselleştiren Bir Yerel Manifestodur
Tarih: 13-10-2023 01:40:00 Güncelleme: 13-10-2023 01:40:00


Dün 10 Ekimdi.

Elini kolunu sallayarak, Ankara Garındaki miting alanına gelen IŞİD’cilerin gerçekleştirdiği bombalı saldırı sonucu 103 canımızı yitirmiştik.

O 103 canın arasında 9 yaşında bir çocuk da vardı; adı Muhammet Veysel’di. Öğretmeni, Onun için “o gülen yeşil gözlerin artık dersleri izleyemeyecek, okuyamayacak, yazamayacak” diye yazmıştı.

Zamanlamasının manidar olduğunu hatırlamayanlar için takip eden 1 Kasım’da seçim yapılacağını; öncesinde bir korku iklimi oluşturulmak için kitlesel katliama yol açacak bir eylem planlandığını hatırlatalım.

Katilleri de biliyoruz.

Başta Irak olmak üzere Ortadoğu’yu kan gölüne çeviren dönemsel bir terör örgütü IŞİD’di.

Dönemsel çünkü ondan önce de aynı işlevi El Kaide üstlenmişti.

KORKU İKLİMİNDEN KURTULMAK…

Zaman içinde başka terör örgütleri de çıkacak karşımıza ve açıkça belirtmek gerekir ki hiç bir terör örgütü, içine sızan istihbarat güçlerinden bağımsız hareket edemez.

Bu kadar da değil; o gün, o katiller, ellerini kollarını sallayarak miting alanına gelmişlerdi. İfadelerinde, alana kadar taksiyle geldiklerini ve hatta ödedikleri ücretin üstünü alacak kadar rahat olduklarını belirttiklerini biliyoruz.

Barınamadıkları için seslerini duyurmak isteyen öğrencilerin etrafını saracak çoğunlukta güvenlik gücü tahsis edebilen “yönetme” geleneğimiz her nedense katillerin alana bombalarıyla girmesinin önüne geçememişti.

Biliyoruz ki her kitlesel katliam, aynı zamanda “korku iklimini” yaygınlaştırır; kitleleri etkisi altına alan korku iklimi de, her koşulda, iktidarların yönetme alanını genişletir.

Öte yandan birkaç gündür HAMAS’ın İsrail’e yönelik baskınlarını ve görünüşte “gafil avlanan” İsrail’in, intikam amacıyla Filistinlilerin yaşadığı bölgeye yönelik amansız bombardımanını izliyoruz.

Hamas’ın İsrail’e “sızması” ve İsrail’in çocuk-yaşlı demeden, asker-sivil ayırmadan her yeri bombalaması kabul edilemez.

Bununla birlikte unutmamamız gereken en temel bilgi, terörle iltisaklı her örgütün öyle ya da böyle bölgesel yahut uluslararası güçlerin etki alanında olduğu gerçeğidir. Bu gerçek, Hamas için de geçerlidir. Hamas gibi güçleri sınırlı örgütlerin, “Ortadoğu’nun Jandarması” olarak tanımlanan İsrail’e yönelik bu saldırısı, İsrail iktidarının algıları yönetmesini daha da kolaylaştırıcı bir işlev gördüğü açıktır.

Nazım’ın şu dizeleri ne de güzel anlatır bu tarz durumları:

“Ah, gözümün nuru, gözümün nuru,

yine yalan söylüyor antenler:

alın teri tacirleri kapatabilsin diye defteri yüzde yüz karla.

Fakat Ezrailin sofrasından dönenler

döndüler verilmiş kararlarla…”

Madem ki “Ezrailin sofrasından” döneceğiz, o halde bu süreci tersine çevirebiliriz.

EVRENSEL DOĞRULARDA ISRAR ETMEK

Bunun için yapmamız gereken şey, her yerde ve her koşulda, sonuna kadar açıklığı ilke edinmiş, şeffaflıkla tanımlanmış demokratik yönetim modellerini egemen kılmaktır.

İsrailli solcuların, Benyamin Netenyahu yönetimine yönelik sert eleştirilerini paylaşan ülkemiz iktidarının, bizim solcularımızın “makul” eleştirilerine dahi tahammül edememesi, elbette bir tutarsızlıktır.

Solcuların İsrail’deki tutumlarının doğru olup, Türkiye’de tutarsız olması elbette beklenemez; zira, solun bağlı olduğu ilkeler, insanlığın çıkarlarını önceler ve evrensel niteliktedir.

Sağ ve muhafazakarlar ise kendi dar çıkarlarını önceler, toplumsal çıkarları ötelerler. Dolayısıyla onlarda tutarlılık beklemek safdillik olur.

Sol muhalefetin tutarlı olmasıysa, olmazsa olmazdır.

14-28 Mayıs seçim sonuçlarını ele alalım.

Ortaya çıkan sonuçlar, muhalefetin kendisini yeniden tanımlamasını gerektiren bir ortam oluşturdu.

Yeniden tanımlama ne demek?

İktidar ile her açıdan arasına kalın çizgiler çekmek demek…

Çıkarcı ilişkileri deşifre eden, atacağı her adımı halkın lehine atan, kimsesizin kimsesi olan, üretenlerin yöneteceği yeni bir sistemi önceleyen, herkesin kendisini ifade edebileceği, hiçbir baskıya maruz kalmadan inancını yaşayabileceği bir düzeni savunmaktır aslolan.

Tarihsel ve toplumsal çıkarlarımızı, gündelik çıkarlarımızın önüne koyabilmek ve sonuçları ne olursa olsun gerçeğin peşinden gitmektir, solu, sağcılıktan ayıran…

Kabaca çerçevesini çizdiğim yeniden tanımlanmanın kişilerle ilgisi yoktur. Yani kişiler değiştiğinde, dünya değişmez; anlayış değişirse o anlayışa uygun kişilerin önü açılır ve işte o zaman “yer yerinden oynar”.

Bu nedenle başta Büyük Kurultay’a hazırlanan CHP olmak üzere toplumsal muhalefet, yol haritasını yeniden tanımlamalıdır.

HALK İÇİN HALKLA BERABER

Basit bir örnek verelim.

Başta İstanbul ve Ankara olmak üzere pek çok kent, uzun süre AKP’liler tarafından yönetildi. 2019’da İstanbul ve Ankara el değiştirdi; ancak başta bu iki kenti ilçeleri olmak üzere halen pek çok belediye AKP tarafından yönetiliyor. Hepimiz biliyoruz ki AKP’lilerin yönettikleri kentlerde, kent halkı hızla yoksullaşırken, el konulan kent rantları, iktidar mensuplarının kesesinde birikiyor.

Bu haksız ve hukuksuz duruma dur demek, ve kentin olanaklarıyla oluşan rantı, o kenti daha da yaşanabilir bir hale getirmek üzere kullanmak, sol muhalefetin en temel görevlerindendir.

Önümüzde yerel seçim var ve halkçılığı içselleştirecek bir seçim manifestosuyla seçmenin karşısına çıkmak icap eder.

10 Ekim katliamından ve İsrail’in hiçbir ayrım gözetmeden Filistin’i bombalamasından yola çıkıp, soluğu belediyelerden alıyor olmamız bir rastlantı değil, her şeyin birbiriyle ilintisi olduğunu bize öğreten hayatın zorunlu bir sonucudur.

Her şey birbirine bağlıdır ve başta CHP olmak üzere muhalefet, o bağlardan birini dahi kopardığında, AKP iktidarıyla arasındaki farklılık, giderek farksızlaşır ve iktidar her benzeşme, ne yazık ki Türkiye’nin daha da kötü yönetilmesi için manivela olmaya benzer.

Solu, sağcı bir iktidara manivela olmaktan çıkartacak duruş, kendisi olmasıdır.

Solun kendisi olması, iktidara taşındığı en küçük beldede dahi halk için halkla beraber bir iktidar adacığı oluşturabilmesiyle mümkündür.

Halkın çıkarlarını koruyan ve geliştiren, gündelik yaşamı kolay, rahat ve ucuz hale getirebilecek ve parmakla gösterilebilecek bir belediyecilik mümkün ve de gereklidir.

 



Bu yazı 5471 defa okunmuştur.

FACEBOOK YORUM
Yorum

YAZARIN DİĞER YAZILARI

YAZARLAR
ÇOK OKUNAN HABERLER
  • BUGÜN
  • BU HAFTA
  • BU AY
SON YORUMLANANLAR
HABER ARŞİVİ

Web sitemize nasıl ulaştınız?


nöbetçi eczaneler
HABER ARA
Bizi Takip Edin :
Facebook Twitter Google Youtube RSS
YUKARI