Bugun...



BÜYÜK GÖÇ VE TERSİNE GÖÇ HİKAYELERİ (2)


facebook-paylas
Tarih: 24-08-2025 23:23

BÜYÜK GÖÇ VE TERSİNE GÖÇ HİKAYELERİ (2)

MEHMET ERDAL / NAZİF SAİT TUNCA

(İkinci Bölüm)

Nazif Suat Tunca, “İlginç bir Balkanlı akademisyen” olarak tanımladığı şair, yazar, gazeteci ve araştırmacı Salih Mehmet Baklacı (*) ile tanışıklığını ve ondan dinlediklerini şöyle anlatıyor:

DOLMA KALEMİ, NAZIM HİKMET'İN HEDİYESİYMİŞ

“Aynı gazetede çalıştığımız bir arkadaşla, 1989 yılında Bulgaristan göçmenlerinin yaşadığı çadırkente gitmiştik. Onunla ilk orada karşılaştık; 65 yaşlarında var yoktu. 'Ben Salih Baklacı' diyerek kendini tanıttı. Sohbet, zamanla ilginç bir hâl almaya başladı. Donanımlı ve bilgi birikimi yüksek biri olduğu daha ilk cümlelerinden anlaşılıyordu. Adresimizi ve telefonlarımızı vererek ayrıntılı bir sohbet için büromuza davet ettik. Adresimizi not alırken kullandığı dolma kalemi bize doğru uzatarak, 'Bu, bana Nazım Hikmet'in hediyesi' dedi. Bulgaristan'da tanışmışlar. Konuşma bitince, randevulaşıp ayrıldık.

MAKSADI, BEYNİNE ANTREMAN YAPTIRMAKMIŞ

Randevu saatine zamanında geldi. Bulgaristan'da yaşadıklarını anlattı. Asimilasyon politikalarına karşı sert bir duruş gösterdiği için, bir süre tutuklu kalmış. Eski Zağra Cezaevindeki tutukluluk süresince okuyup yazabileceği hiçbir şey verilmemiş kendisine. Bu sürede, düşünme ve analiz kabiliyetini yitirme korkusu yaşamış. Bu sorunu aşmak için de orada bulunan bir Çingene mahkumdan Çingenece öğrenmeye başlamış. 'Çingenece ne işine yarayacaktı?' diye sorduğumuzda 'Bir işime yaramayacaktı. Maksat beynime antrenman yaptırmaktı' diye ilginç bir yanıt vermişti.

HİBRİTLEŞMİŞ

Bulgaristan Komünist Partisi üyesi olmasına rağmen kültürel konularda da oldukça muhafazakar ve sağ kültüre denk düşen söylemlerde bulunuyordu. Ancak vicdan, ahlak, adalet ve özgürlük gibi konularda da sol kültüre denk görüşlere sahipti. Değerlendirmem şu ki, asimilasyon politikalarına karşı mücadele ederken Baklacı hoca, kültürel olarak 'Hibritleşmiş' idi.

NAZİFE TEYZE, BANA 12 EYLÜL SÜRECİNDEKİ KADINLARIMIZI HATIRLATIR

Eşi Nazife ile gelmiş. 'Nazife teyzeniz çok dirençlidir. Her zorluğa göğüs gerer. İşsiz kalsam ailemizin geçimi için yol kenarlarından odun toplar, ot toplar, çorba yapıp kaynatır, çadırda yaşar ama yokluk yüzünden ailemize boyun eğdirmez' dedi. Eşinin bu özelliklerini, adeta bir saygı duruşundaymışçasına anlattı. (Nazife teyzenin bu tutumu ne zaman aklıma gelse ben 12 Eylül sonrasında boyun eğmeyen devrimci kadınlarımızı hatırlarım)

JELYU JELEV (**), 'SEN METRESİNİ DAHA ÇOK SEVİYORSUN' DEMİŞ

Atasözlerine çok büyük bir ilgi duyuyordu. Ona göre atasözleri, her sorunda çözüm yolları gösteren birer filozof değerindeydi. Bulgaristan'da çok emek vererek atasözleri ile ilgili önemli çalışmalar yürütmüş.

Bütün okulların yöneticileriyle görüşerek, her öğrenciye birer dosya kağıdı vermiş. Öğrencilere 'Ninenizin, dedenizin, annenizin, babanızın bildiği bütün atasözlerini bu kağıtlara yazarak getirin' demiş. Böylece bütün yaşayanların hafızasını tarayıp kayıt altına almış. O kâğıtları binbir zorlukla da olsa bir bavul içinde Türkiye'ye getirebilmiş.

Onun atasözlerine düşkünlüğünü ve atasözlerine çok zaman ayırdığını gören (Daha sonraları Bulgaristan Cumhurbaşkanı da olacak olan) yakın dostu Jelyu Jelev ona şöyle der: 'Baklacı, bana göre senin biri nikâhlı, biri nikâhsız iki eşin var. Nikâhlı eşin Balkan Türkleri Tarihi. Nikâhsız olan, yani metresin ise atasözleri. Bana öyle geliyor ki sen metresini daha çok seviyor, ona daha fazla vakit ayırıyorsun.'

Baklacı, Jelev'in kendisine bu şaka yollu takılmasını büyük bir keyifle anlatmıştı bize.

KİMSE VATANINI SATIP, BAŞKA YERLERDE YENİ KOMŞULAR ARAYAMAZMIŞ

Jelyu Jelev, Bulgaristan Cumhurbaşkanı seçildikten bir süre sonra Salih Baklacı'yı 'Komşu Ülkeler' konulu bir konferansa davet eder.

Baklacı'nın elle yazıp kaleme aldığı konuşma yazısını bilgisayarda düzenlememiz ve bir çıktı almamız için gazete ofisimize gelmişti. Komşu ülkelerin nasıl bir ilişki içinde olması gerektiğini tamamen atasözleri ile açıklayan bir yazıydı. Yazının bir yerinde kurduğu cümle çok dikkatimi çekmişti.

'Kişilerin ev komşularıyla iyi geçinmesi, iyi komşuluk ilişkisi kurması önemlidir. Ama buna mecburiyetleri de yoktur. Eğer komşularıyla bir sorun yaşarlarsa evlerini satar, başka yerlerden ev alıp geçinecekleri yeni komşular edinirler. Ancak ülkelerin komşuluk ilişkilerinde böyle bir imkanı yoktur. Birbirleriyle iyi geçinmeye mecburdurlar. Kimse vatanını satıp, başka yerlerde yeni komşular arayamaz.'

Baklacı hoca, bir süre sonra Edirne’de İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi’ne bağlı Güneydoğu Avrupa Araştırmacıları Merkezi'nde çalışmaya başladı. İşini müthiş bir disiplinle yapıyordu.

Ben de ilerleyen süreçte, Edirne'den ayrılarak İstanbul'a yerleşmiştim. Edirne'ye gidiş gelişlerimde ara ara kendisiyle görüştük.

Ölüm haberini aldığımda aileden birini kaybetmiş gibi içimi büyük bir acı kaplamıştı.

Baklacı hocayı derin bir saygıyla anıyorum.

(*)SALİH MEHMET BAKLACI (SALİH BAKLACİEV) KİMDİR?

1924 yılında Bulgaristan'ın Şumnu'ya bağlı Kufallar Köyü'de dünyaya gelmiştir. Babası müftü kâtibidir. Üniversite eğitimini Sofya Üniversitesi'nde yapmıştır. Üniversite mezuniyetinden sonra, babasının bütün karşı çıkmalarına rağmen Bulgaristan Komünist Partisi'ne üye olmuş bu nedenle babasıyla uzun yıllar küs kalmıştır.

1972 yılından tutuklandığı 1985 yılına kadar Bulgar Bilimler Akademisi Balkanoloji Enstitüsü'nde görev yapmıştır.

Bulgaristan Komünist Partisi asimilasyon politikaları gereği Türkçe yayınların Bulgarca çıkması kararını alınca, Baklacı ile birlikte bir çok Türk bu karara karşı çıkarak Bulgarca yazmayı reddetmiştir.

Akademik çalışmalarını 'Karadeniz'e komşu Balkan Türklerinin Tarihi' üzerine yapmaktadır. Ancak Türk ve Bulgar Atasözlerine de büyük ve özel ilgi duymakta, bu alanda da önemli çalışmalar yapmaktadır.

Asimilasyon politikalarına karşı çıkması nedeniyle, bir süre tutuklu kalmıştır. Sonraki yıllarda Bulgaristan Cumhurbaşkanlığı yapan Şumnu'lu hemsehrisi Jelyu Jelev ile samimi ve büyük bir dostluk ilişkileri bulunmaktadır.

Büyük göç dalgasıyla Türkiye'ye geldikten sonra da vefat ettiği 14 Şubat 2002 yılına kadar Jelyu Jelev, Baklacı ile yakın dostluk ilişkisini sürdürmüştür. Baklacı Türkiye'deyken de Jelev kendisini sık sık aramış, birçok kez Bulgaristan'a konferanslara davet etmiştir.

Öldükten sonra vasiyeti üzerine cenazesi Bulgaristan'a götürülerek doğduğu köyde toprağa verilmiştir.”

(**) 1935 yılı Şumnu Azapköy doğumlu Jelyu Jelev, 1990-97 yılları arasında Bulgaristan'da Cumhurbaşkanlığı yapmıştır. 1989 öncesi sürecin sıkı muhaliflerinden birisidir. 2015 yılında vefat ediyor. (Benim notum/ME)

(Devam edecek)

 




Bu haber 2473 defa okunmuştur.


FACEBOOK YORUM
Yorum

İLGİNİZİ ÇEKEBİLECEK DİĞER TOPLUM Haberleri

YAZARLAR
ÇOK OKUNAN HABERLER
  • BUGÜN
  • BU HAFTA
  • BU AY
SON YORUMLANANLAR
HABER ARŞİVİ

Web sitemize nasıl ulaştınız?


nöbetçi eczaneler
HABER ARA
Bizi Takip Edin :
Facebook Twitter Google Youtube RSS
YUKARI YUKARI