|
Tweet |
DEM Parti Milas ilçe eş başkanı Sedat Polat tarafından okunan açıklamada, “Kuzey ve Doğu Suriye’de geçici hükümete bağlı silahlı grupların, Halep’teki Kürt mahalleleri Şeyh Maksut ve Eşrefiye’ye yönelik saldırıları günlerdir devam etmektedir. Bu saldırılar, imha amacı taşımakta ve doğrudan sivillerin yaşamını hedef almaktadır,” denildi.
Açıklama şöyle:
Söz konusu saldırılar, Suriye’de halen süren ve sistematik bir biçimde Alevi ve Dürzi halka yönelen katliam, baskı ve zorla yerinden etme politikalarının bir parçasıdır. İnanç ve kimlik temelli bu saldırılar, Suriye’nin çok kimlikli ve çok inançlı toplumsal dokusunu hedef almakta; halklar arasında derin ve kalıcı yaralar açmaktadır.
Halep halkı, bu saldırılar karşısında mahallelerini terk etmemiş; iç güvenlik güçleriyle birlikte haklı bir savunma ve direniş sergilemektedir.
Bölgeye ilişkin bazı çevrelerce yayılan bilgiler ise yanlış yönlendirme ve karalama amacı taşıyan propagandadan ibarettir.
HTŞ ve Suriye Milli Ordusunun saldırıları
HTŞ ve SMO başta olmak üzere tüm silahlı grupların sivil halkı hedef alan bu saldırıları kabul edilemezdir.
Suriye’de devam eden katliamlar, Alevi, Dürzi, Kürt ve diğer halklara yönelik saldırılar ortadayken, yeni bir çatışma sarmalına sürüklenmesine izin verilmemelidir.
Suriye halkları savaştan ve ölümlerden usanmış durumdadır.
Yeniden savaş çığırtkanlığı yapan çevrelere sesleniyoruz: Suriye halklarının bir arada, eşit ve demokratik bir gelecek kurma şansını ellerinden almayın.
Ölümü kutsayan değil, yaşamı savunan bir dil ve tutum benimseyin.
Yaşanan bu son saldırılar karşısında dünya kamuoyunun ikiyüzlü tutumu dikkat çekicidir.
Dün İsrail’in Filistinli sivillere yönelik saldırılarına haklı olarak tepki gösteren “uluslararası güçler”, bugün Halep’te Kürt halkına, aynı zamanda Alevi ve Dürzi halklara yönelik halen devam eden benzer nitelikteki saldırılar karşısında sessiz kalmaktadır.
Bu sessizlik anlamlı ve kabul edilemezdir
Başta bölgedeki garantör güçler olmak üzere tüm uluslararası aktörleri, sivilleri koruma sorumluluğunu yerine getirmeye ve bu saldırıları derhal durdurmaya çağırıyoruz.
Kuzey ve Doğu Suriye Özerk Yönetimi ile Şam yönetimi arasında arabuluculuk yapma iddiasındaki tüm güçlere de acil çağrıda bulunuyoruz: Suriye’yi yeni bir kaos ve çatışma alanına dönüştürebilecek bu saldırıları önlemek için somut adımlar atın.
Suriye’de kalıcı barışın sağlanmasının tek yolu; Alevi, Dürzi, Kürt, Arap ve tüm Suriye halklarının demokratik ve eşit haklar temelinde ortak bir siyasi çözümde buluşması ve ortak yönetim mekanizmaları oluşturmasından geçmektedir.
Türkiye’deki tüm demokrasi güçlerini, barış yanlısı kurumları ve bireyleri; ileride hepimizi de içine alabilecek bu bölgesel savaş ortamına karşı çıkmaya ve seslerini yükseltmeye davet ediyoruz.
Türkiye’nin sorumluluğu
Dışarıdan müdahalelerle desteklenen çıkar gruplarının, Suriye’de halkların demokratik kazanımlarına yönelik saldırıları son bulmalıdır.
Türkiye’nin sorumluluğu; demokratik, eşitlikçi ve federal bir Suriye’nin oluşum sürecini desteklemek ve teşvik etmek olmalıdır.
Bizler Muğla’nın Milas İlçesi’nden sesleniyor; Rojava halklarıyla, Alevi, Dürzi, Kürt ve Suriye’de saldırılara maruz bırakılan tüm halklarla dayanışma içinde olduğumuzu bir kez daha ilan ediyoruz. Demokratik toplum perspektifini, halkların kazanımlarını korumayı ve katliamları durdurmayı savunmak için mücadele ve dayanışmaya devam edeceğiz.