Bugun...



KONUMUZ “DEPREM VE DATÇA”

Birinci derece bir deprem bölgesi olduğu kabul edilen Datça'da yaşayanlar olarak Kahramanmaraş merkezli deprem sonrasında birbirimize sorup durduğumuz sorulardan bazılarının yanıtlarını alabilmek için bugün Belediye Başkanı Abdullah Gürsel Uçar'ın kapısını çaldım.

facebook-paylas
Tarih: 27-02-2023 23:10

KONUMUZ “DEPREM VE DATÇA”

MEHMET ERDAL / DATÇA

Birinci derece bir deprem bölgesi olduğu kabul edilen Datça'da yaşayanlar olarak Kahramanmaraş merkezli deprem sonrasında birbirimize sorup durduğumuz sorulardan bazılarının yanıtlarını alabilmek için bugün Belediye Başkanı Abdullah Gürsel Uçar'ın kapısını çaldım.

2001 ÖNCESİ YAPILAN BİNALARIN ENVANTERİ ÇIKARTILIYOR

Bildiğim kadarıyla, bina yapımında, 1999 yılında Kocaeli Bölgesinde yaşanılan deprem bir “Milat”tır. Günlük hayatta da konuşulan konu binalar ise “2001 öncesi mi yoksa sonrası mı yapılmış?” diye mutlaka o binanın yaşını sorarız; çünkü “2001 Deprem Yönetmeliği” öncesi yapılan binaların “güvenilmez” olduğuna dair genel bir ön kabul vardır. Datça'da 1999 öncesi yapılmış bina sayısını biliyor muyuz?

Başkan “Ben de bu son depremden sonra 1999'dan önce yapılan binaların sayısını belirlemek için bir çalışma başlattım” diyerek soruma yanıt vermeye başladı. “En azından 2001 Deprem Yönetmeliğinden önce yapılan binaların sayısını verilen ruhsatlardan bakarak tespit edelim. Bu tespitten sonra bu bina sahibi vatandaşlar ile görüşüp 'bu binalarının yeniden yapılması konusunda ne yapabiliriz?', ona bakalım.”

Ama bu çalışma halihazırda sonuçlanmadı?

“Sonuçlanmadı. Bunun bir nedeni 3 personelimi deprem bölgesine göndermiş olmamdır.” Başkan, 1999 öncesi Datça'da yapılan binaların sayısının çok olmadığını düşündüğünü söyleyerek sözlerine devam etti. “Bizim Datça'da, evet o yıllarda 'Deprem Yönetmeliği' çıkmamıştı ama örn: Pamukkale yazıhanesinin olduğu bina 1990'larda yapıldı. O süreçten biliyorum ki depreme karşı dayanaklılığının başka yerlerdeki binalara göre daha iyi olduğunu düşünüyorum.”

2000 ÖNCESİ HAZIR BETON YOKTU

“Bizim tek sıkıntımız, 2000'li yıllardan önce Datça'da 'hazır betonun’ olmayışı idi. Baktığımız zaman, binalardaki kullanılan beton vatandaşın kendi eliyle ya da o dönemde kullanılan makinalar ile kardığı betondu. Bu beton, hazır beton ile aynı kalitede değildi; biz bunu biliyorduk, görüyorduk. Malzemelerin ve malzemeler ile çimentonun karışımının bilimsel bir ölçüsü yoktu. Vatandaş, ölçüyü kendine göre ayarlıyordu. Örn: Eskiden bir metreye bir metre kare ve yüksekliği 50 cm olan bir ölçü vardı. Vatandaş o ölçüyü esas alıyor, çakılı denizden çalıyor, hatta deniz suyunun içinden çıkarıyor, bazı duyarlı arkadaşlarımız eğer bir yıl sonrası bina yapacak ve uygun yeri de var ise çakılını bir yıl öncesinden denizden çıkarıyor, o yere döktürüyordu, yağmur suları ile yıkansın diye. Yeri müsait olmayanlar ise denizden alıp döküyordu... Bu deniz kumu ile çimentonun karışımında bir ölçü yoktu. Örn: 7 torba çimento dökülmesi gerekiyor idi ise vatandaş 6, hatta 5 torba da döküyordu; gücü ne ise o ölçüde. O dönemde yapılan binalarda asıl sıkıntı budur. Hazır beton santralının olmamasıdır. Hazır beton santralı olmayınca çakıl da, kum da yoktu. Muğla çakılı dediğimiz bir çakıl gelirdi, Muğla'dan...”

Dalaman kumu mu?

Değilmiş. Kırmızı renkli bir toprakmış. “Bu çakıl ile çimento kürek ile karıştırılıyor. Karıştırırken su veriliyor. Su fazla verilir ise çimento da o su ile akıp gidiyor. Tam olarak karışmıyor... O dönemde dökülen betonun belki de en şanslı tarafı, binayı yapan vatandaşın 'betonun canı sudur' deyip sabah akşam dökülen betonu sulayıp durmasıydı. Evet, betonun canı sudur. Dökülen betonun sulanması gerekir. Ama beton sağlıklı değil ise verilen bu su onu iyileştirmiyor ki. Sadece donmasını sağlıyor. Sıkıntı bunlar. Onun için bizim 2000'den, yani hazır beton kullanılmadan önceki binaların tespitini yaptırıp bu binalarda kullanılan betonların mutlaka 'karot' deneylerini yaptırmamız gerekiyor.”

 KAROT TESTİ İÇİN BİNA SAHİPLERİNİN KAPISI ÇALINACAK

Tamam. Siz bu tespitleri yaptıktan sonra gidip bu bina sahiplerinin kapısını çalacaksınız, değil mi?

“Evet.”

Datça'da bu testi yapabilecek bir firma filan var mı?

“Karot testini, yapı denetim firmalarına yaptırırız. Sıkıntı olmaz. Karot deneyi dediğimiz, testin yapılacağı binanın kolonundan alınan malzeme üzerinde yapılır. Haliyle bu malzemeyi mutlaka bir bilen kişinin alması gerekiyor. Bilmeyen birisi gider kolonun tam ortasından alır ise binaya zarar verir.”

Bu testin yapılmasının maliyeti ile ilgili bazı paylaşımlar yapılıyor. Belediyenin bu testi yapma yetkisine sahip olmadığı, bina sahibinin onayı ya da talebinin olması gerektiği söyleniyor.

“Kahramanmaraş depreminden sonra her vatandaşın bu konuda duyarlı olması gerektiğini, düşünüyorum. Benim derdim, burada vatandaşa ayrı bir masraf çıkarmak değil, vatandaşın canını kurtarmaktır. Vatandaş kendi canını benim onu düşündüğümden daha fazla düşünmeli. Onlara bunu anlatmamız gerekiyor...”

Yani bu konuda vatandaştan bir istek gelmeli ya da siz bunu teklif ettiğinizde onay vermeli!

“Biz bu konuda vatandaşı ikna etmeliyiz. Sonuçta, olası bir depremde yakınlarını üzmek istemiyorsan, kendi canından olmak istemiyorsan, yaşlı da olsan, hani yaşlı birisi 'benim ölme yaşım geldi' der ya, ölme zamanın gelmiş olsa da ölmenin de bir biçimi olması gerektiğini, bu şekilde, bir depremde enkaz altında kalarak ölümün o ölümü izleyen çocuklarını, halkı, Datçalıları üzeceğini düşünmek gerektiğine inanıyorum. Haliyle, kimsenin böyle bir keyfiyet hakkının olmadığını düşünüyorum.”

Belediye açısından bakıldığında olay böyle. Bir de vatandaşa bunu sormak gerekiyor; bu testi yaptırır mısınız yaptırmaz mısınız, diye... Onu da sorarız.

DATÇA'DA 2017 “İMAR AFFI”NDAN YARARLANAN 1000-1100 BİNA VAR

31.12.2017 öncesi yapılan “kaçak” binalara getirilen “İmar Affından” yararlanan kaç bina var Datça'da?

“Bu aftan yararlandığı halde belediyemize bildirimde bulunmayanlar da var elbette ama sayının 1000-1100 civarında olduğunu söyleyebilirim.”

1986 yılında Özal'ın çıkardığı aftan bugüne kadar?..

“Datça'da o kadar geriye götüremeyiz gerçi de 1988, 89, 90'larda, Özel İdare'den bu yana Datça halkı 'kaçak yapı' ile buluştu. Tabi Tapu Kadastro çalışmaları geçti. Tapu kadastro çalışmaları geçip de Tapu'ya işlenen binaları benim vatandaşım 'ruhsatlı bina' olarak algıladı. Tapu'ya böyle işlenince bu konumdaki vatandaşa öteden beri verilen haklar var; elektrik bağlama, su abone hakkı, ondan sonra telefon çekme hakkı falan... Bunlar bağlanınca kendi binalarını 'ruhsatlı bina' gibi falan gördüler...”

 YENİ BİR “İMAR AFFI” AKILDAN BİLE GEÇİRİLEMEZ

Peki, seçim öncesi yeni bir “İmar Affı” çıkma olasılığından söz ediliyordu. Kahramanmaraş merkezli depremden sonra şu anki siyasal iktidar yine de bu affı çıkarır mı, seçimi kazanmak için?

“Bu depremi yaşadıktan sonra TBMM'de böyle bir affı konuşmayı, bunu gündeme getirmeyi bırak, akıllarından geçirmeleri bile mümkün değildir. Bu kadar acı kayıpların yaşandığı bir ülkede, depremin yol açtığı can kayıplarının en çok 'ruhsatsız yapılardan' kaynaklandığının görüldüğü bir yerde bu hiç olası değildir. 'Kaçak yapı' dediğin nedir? İki katlı binanın üstüne, o binanın kaldıramayacağı iki katın daha çıkılmasıdır... Bundan sonra TBMM'de ister bugünkü süreçte ister bundan sonraki süreçte olsun, seçimden sonra ister bu iktidar gelsin ister, bu iktidarın bu seçimde gideceğini biliyorum da, yeni bir iktidar gelsin kesinlikle yeni bir 'İmar Barışı'nın düşünülebileceğini sanmıyorum.

Kahramanmaraş merkezli deprem bina yapımında yeni bir “milat” mı oldu?

“Gölcük depremi bize bir depremin ne kadar yıkıcı olduğunu gösterdi ama Kahramanmaraş merkezli deprem gibi çok geniş bir alanı etkilememişti. Bundan sonra Türkiye'de imara açılacak yerlerin sadece zemin etütlerinin yapılması değil fay hatları üzerinde olup olmadıkları, o fay hatlarına ne kadar uzak ya da yakın oldukları da iyice incelenecektir. 1999 depreminden sonra imara açılacak yerlerin zemin etüt raporları isteniyor ve inceleniyordu. Bu nedenle jeoloji mühendislerinin önemi artmıştı. Bu son deprem yalnızca jeoloji mühendislerinin değil birçok bilim insanının da bu konuda çalışması gerektiğini ortaya koymuştur. Bir başka deyişle, Türkiye'nin deprem haritasının çıkarılması gerekiyor. Bundan sonra imara açılacak bir yerde mutlaka fay hatları ile ilgili de geniş kapsamlı raporların hazırlanması, bu hazırlanmadığı sürece o alanın imara açılmaması gerekiyor.”

 HALİHAZIRDAKİ “KAÇAK YAPILAR” YIKILMALI

Siz olaya daha uzun dönemli bakıyorsunuz da mevcuttaki “kaçak binalar” ne olacak? Bir Belediye Başkanı olarak düşünceniz nedir?

“İlgili Bakanlık bu süreçten sonra af beklentisi ile yapılmış 'kaçak binaları', belki bugün seçimdir diyerek kulak ardı edebilir mi diye düşünüyorum ama bana göre etmeyecek. Bu “popülist” siyasetin hiç bir kimseye yararı olmadığını herkes gördü. Cumhurbaşkanı 'Kahramanmaraş'ta 250 bin tane vatandaşımızın sorununu çözdük, İmar Barışı getirdik' diyerek verdiği müjdenin kendisine nasıl geri döndüğünü gördü. Artık bundan sonra var ya hiç bir Cumhurbaşkanı, hiç bir Başbakan 'Müjde. 250 bin Kahramanmaraşlımızı, Hataylımızı, Adıyamanlımızı... sıkıntılarından kurtardık, onlara müjde olsun, yapı kayıt belgesi çıkardık diyemez. Böyle birisi çıkmaz. Bunun için, burada, bu 'kaçak yapıların', ki Datça'da da şu an 2017'den sonra sayısı 850'nin üzerindedir...”

Yıkılanlar dışında?

“Yıkılanlar dışında. Yıkılanlar dışında şu an 'kaçak yapı' tutanağı tutulmuş, elbette bunların içinde 'basit yapı' dediğimiz yapılar da var, hepsi konut değil, af çıkar diyerek hazırlık amacıyla yapılmış yapılar da var; aslında bu yapıların fotoğrafları çekilmiş, tutanakları tutulmuş, af çıksa da çıkacak bu af'tan yararlanmaları hiç olası değil ama Nasrettin Hoca'nın göle maya çalması gibi azı vatandaşların 'ya tutarsa' diye yaptıkları yapılar. Ben, şu süreçte, 'kaçak yapılar' ile ilgili yıkımların öncelikle bunlara bir süre verip 'Bakın, yaşadığımız depremin yol açtığı yıkımları gördük. Bu yıkımlar Devlet olarak bizi üzdüğü kadar millet olarak sizler de üzüldünüz, acı çektiniz. Yakınlarınız üzüldü. Bu 'kaçak yapıları' üç ay içinde kendi imkanlarınız ile eski haline getirin. Kendi çocuklarınız, kendi geleceğiniz için bu 'kaçak yapılardan' arının. Eğer eski haline getirmez iseniz bunu öncelikle belediyeler, onlar yapmaz ise Devlet yıkacak' denilmesi gerektiğini düşünüyorum. Eğer ilgili belediyeler bu görevleri yerine getirmezler ise o belediyelere soruşturmalar açılmalı. Sonuçta ilgili Bakanlık kanalıyla Devlet bu 'kaçak yapıları' yıkmalı. Böyle bir açıklama yapılmasını, umuyorum.”

 PEK ÇOK YERDE BELEDİYE MECLİS ÜYELERİ İÇİNDE İNŞAATÇI VAR

Şimdi soracağım soruya yanıt verip vermeme hakkını size bırakıyorum. Soru şu: Kahramanmaraş merkezli deprem sonrası deprem bölgesinde dikkate değer çok ilginç olaylara tanık olundu. Bunlardan en ilginç olanı Gaziantep'in Nurdağı Belediyesi AKP Meclis Üyesi ve aynı zamanda İmar Komisyonu Başkanı olan kişinin yaptığı binalarda 300 civarında yurttaşın ölmüş olması idi. Kıssadan hisse çıkarırsak, Datça'da Belediye Meclisinde bulunan üç partinin (CHP, AKP, MHP) meclis üyelerinin birçoğu, grup sözcüleri ve hatta Belediye İmar Komisyonu Üyeleri inşaatçı ya da emlakçı. Bu konuda ne düşünüyorsunuz?

“Sadece Nurdağı Belediye Meclisinde inşaatçı yok; inşaatçılar, birçok yerde belediye meclisinde varlar. Bu konu, belediye meclisinin ahlakı ile ilgili bir konudur. 'Ne olursa olsun belediye meclisinde kontrol yok' diye bir şey yok. Belediye meclisinde 'İmar Komisyonunda' da olsa, bir belediye meclis üyesinin o komisyonda olması onun buradaki çalışanlar üzerinde ya da yapı denetimin üzerinde bir baskı kurmasını oluşturmaz. Oluşturamaz. Söyleyeceğim yanlış anlaşılmasın, kendi belediye meclis üyesi arkadaşlarımın birçok yerini mühürledim...”

Birisini biliyorum.

“Belediyemizin inşaat mühendisine sürekli söylüyorum, bu konuda şanslı olduğumu da düşünüyorum, inşaat mühendisim kesinlikle projesine uygun olmayan inşaatlara kesinlikle var ya kesinlikle izin vermiyor. Kesinlikle. Kim olursa olsun. Onun için, bizim Datça'da her ne kadar birtakım vatandaşlar işte Belediye Meclisindekilerin çoğu inşaatçı gibi düşünse de ben belediye meclisinde olup da inşaat işi ile uğraşan arkadaşlarımın inşaat kalitesinden ödün verdiklerini sanmıyorum. (Başkan, yanlış anlaşılma endişesi ile örnek verdiği mühürlenen yerin de bodrum katlarında arka taraflarda perde ile kapatılan yerin odanın içerisine alma olduğunu, söyleme gereği duydu.) Önce, evet önce benim belediye meclis üyem düzgün olmalı. Önce onlar düzgün olmalı...

Ben de aynı bakış açısı ile yola çıkıyorum. Önce baştakiler düzgün olmalı!

“Ama yapmış oldukları inşaatlarda kesinlikle gidiliyor, bakılıyor, bir müteahhit gözüyle, para kazanma hırsıyla malzemeden çalma, demirden çalma gibi, Datça'da bütün inşaatçılarda bunu görüyorum, şeyler yok. Emsali büyütme gibi bir düşüncenin içerisine giriyorlar. Ama yapmış oldukları inşaatların...”

Emsal” dediğinizin inşaatın kalitesi ile ilgisi yok?

“Yok, yok. 'Emsal' dediğim, şu: Arkadaki dolgu alanını 'dolgu alanı' olarak gösterip odaya çevirme gibi ama inşaatta kullanılan malzeme konusunda Datça'daki bütün inşaatçı arkadaşlarımın ki kendim de dolaşıyorum, bakıyorum her geçen gün hem iyi bir marka kullanaraktan inşaat kalitesini yükseltmek hem de zeminde demirin kullanımında binanın zemine oturmasında ve dayanaklılığının arttırılmasında hesaplarını iyi yaparaktan, ki belediyemizde bu işe bakan arkadaşımıza da soruyorum, jeoloji mühendis arkadaşımız raporlara bakıyor, yani Datça’mızda inşaat yapan arkadaşlarımızın hepsi işte dolgu alanlarını nasıl yaparız da oda içerisine alırız gibi bazı hareketleri var ama şimdi ona da geçit vermiyorum, inşaat kalitesi konusunda bütün müteahhitlere teşekkür ederim. Gözden kaçırdığım var mıdır bilemiyorum ama bu konudan hiç şüphem yok.”

Bu sizin Başkan olduğunuz 2016 yılı sonrası için geçerli, değil mi?

“Elbette. Başkan olduğum süreç içerisinde gidiyorum, bakıyorum, buradaki arkadaşlar ile konuşuyorum, kesinlikle geldiğim günden bugüne Datça'da belki de yapılanmanın en yoğun olduğu bir süreç yaşadık. Türkiye'de de inşaat sektörünün hani çok arttığı bir süreçte Datça'da da bu sayı arttı. Şu var ki hiç bir yeri ne Erol (Karakullukçu) başkan, ne Şener (Tokcan) başkan, ne de benim zamanımda imara açmadık. 1994'te yapılan İmar Planları üzerinden ruhsat verdik, vermiş olduğumuz ruhsatların denetimini yapıyoruz...”

Yani bu konuda Datçalılar rahat olmalı?

“Rahat olmalı, rahat olmalı!”

 




Bu haber 1465 defa okunmuştur.


FACEBOOK YORUM
Yorum

İLGİNİZİ ÇEKEBİLECEK DİĞER GÜNDEM Haberleri

YAZARLAR
ÇOK OKUNAN HABERLER
  • BUGÜN
  • BU HAFTA
  • BU AY
SON YORUMLANANLAR
HABER ARŞİVİ

Web sitemize nasıl ulaştınız?


nöbetçi eczaneler
HABER ARA
Bizi Takip Edin :
Facebook Twitter Google Youtube RSS
YUKARI YUKARI