|
Tweet |
MEHMET ERDAL
TIRMATA
Sabah erkenden, saat 07.30 gibi yola koyulduk; Datça dışından gelip festivale katılanların bazılarının 2 yıldır çadır kurarak konakladıkları ve haliyle festival programında sabah ilk çıkış-akşam dönüş yeri olan Tırmata'ya vardık. Tekne turuna katıldıktan sonra ya da katılmadan evlerine dönecek olan bisikletçiler çadırlarını topluyorlar ve eşyalarını araçlarına yüklüyorlardı. Tırmata, Burgaz mevkiinde, Denizlililer Sitesi önünden geçip Uşaklılar Sitesi'ne doğru giden yol üzerinde bulunan köprüyü geçmeden sağa, denize doğru dönen yolun ucunda bulunuyor. Sanırım 4 yıl önceydi, ihaleye çıkış biçimi ve süresi nedeniyle Datça Belediye Meclisi'nde, sonrasında ise yeri, yapımında ihale şartlarına uyulup uyulmadığı vb... açılardan Datçalı yaşam savunucuları tarafından bir süre tartışılmıştı.
Saat 08.00 gibi kahvaltı başladı; önceki 3 gün olduğu gibi karavanaların başında yine Datça Mor Pedal ve DADADOSK kadınları vardı. Tur boyunca olduğu gibi çay servisinin başında ise eşlerden oluşan destek ekibinden Turan Ulu ve Ahmet Günay nöbetteydiler.
TEKNE TURU BAŞLIYOR
Tekne turu saat 10.00'da başlayacaktı. En geç saat 09.45 gibi tekneye binmiş olmak gerekiyordu. DADADOSK başkanı ve festival komitesi üyesi Gülhan Keleş Datça Limanı'ndan kalkacak tekneye bisikletiyle, aracıyla ya da yaya gidecek olanların Tırmata'dan hangi saatlerde yola çıkması gerektiğini anons etti. Sırasıyla yaya, bisiklet ve araçlarıyla gidecek olanlar Tırmata'dan ayrıldılar; biz kendi aracıyla gidenlerdendik.
Sarıca Yaz Festivali nedeniyle dolu olabileceği düşünülen PTT arkasındaki otopark alanı oldukça boştu. Aracı oraya park ettik. Limana doğru yürümeye başladık. Sarıca Yaz Festivali'nin merkezi konumundaki Cumhuriyet Meydanı'nda sadece MAGAME standında birkaç kişiyi gördük. Ortalık sessizdi. Limana vardık.
Tekne turuna katılacak olanların sayısı yüz civarındaymış. Bu nedenle iki tekne ile anlaşılmış; BADEM 1 ve BADEM 2. Biz BADEM 2'ye bindik.
Bizim bindiğimiz teknenin sorumlusu Datça Mor Pedal Bisiklet Grubu'ndan festival komitesi üyesi Nadide Ulu kalkış öncesi isim okuyarak yoklama yaptı. İsimlerini yazdıranların bazıları gelmemişti. Saat 10.10 gibi tekneler hareket etti.
AH! TOPAN ADA
Tekne turuna çıkanlar ve Datça'da yaşayanlar, özellikle de 30 yıldan fazladır süren Datça Yat Limanı tartışmasına aşina olanlar hemen öncesinde bir dönem var olan Azmak'ı olmasa da limanın çıkış yerinde sağda yine bir dönem var olan ve Datça'nın simgelerinden birisi olarak kabul edilen Topan Ada ile hemen onun üzerinde bulunan, bugün bulunduğu yer nedeniyle tek bir kişi bile tarafından savunulamayan “arıtma”yı çok iyi bilir. Şimdi Topan Ada'nın yerinde taştan topraktan oluşan şekilsiz bir yığın var. Tekne oradan geçerken Kral Mezarı olduğu için dokunulmadığı söylenen tümsek göze batar, Topan Ada'nın şimdiki hali ile arıtmanın orada bulunması Datça'da yaşayan çok kişinin içini acıtır.
Topan Ada'nın bulunduğu burun geçilince tekne sağa yöneldi; deniz masmavi. Manzara çok güzel. Kargı, Akvaryum, Kunta Kinte Koyları'na dönüşte uğrayacağımızdan tekne yoluna açıktan devam etti.
İnce/İnceli Burnu'ndaki Deniz Feneri'ni geçtikten sonra tekne yine sağa döndü; Dilek Mağarası'na ve Domuz Çukuru'na gidiyoruz. İlk durak oraları. Denizin rengi laciverte döndü. Dalgalar nedeniyle tekne sallanarak ilerlemeye devam ediyor. Dalgaların kayaları aşındırması sonucu ortaya çıkan manzara görülmeye değer.
Tekne yavaşladı. Kıyıya doğru yaklaştı. Durdu. Teknenin genç olan iki mürettebatından Nuri (Eser) kayaların denizle birleşen bölümünde gördüğümüz oyuğun Dilek mağarası olduğunu söyledi. Burada biraz duracaktık. Denize girmeyecektik. Domuz Çukuru'na çok yakındık. Biraz sonra orada 45 dakika kadar mola verecek, denize girecek ve öğle yemeğini yiyecektik.
DOMUZ ÇUKURU
Domuz Çukuru'na yaklaştığımızda sahilde beyaz badana yapılmış 50-60 m uzunluğunda, 50-60 cm yüksekliğinde olduğu söylenebilecek duvar gözümüze battı. Duvarların arkasında zeytin ağaçları, zeytin ağaçlarının arasında güneş panelleri, küçük yapı gibi şeyler görünüyor. Daha ileride yıkık bir binaya ilişkin kalıntılar göze çarpıyor. Burası ulaşımı zor ve oldukça bakir bir yere benziyor. Her yer çam ağaçlarıyla kaplı. Bizden hemen önce BADEM 1 kıyıya yaklaşıp demir atmış. Yolcuların bir kısmı denize girmiş. Biz de ondan biraz uzakta kıyıya yaklaştık. Nuri Eser halatın ucu elinde denize atladı. Kıyıya çıktı. Halatı kıyıya biraz mesafeli bir yerde bulunan yan yatmış kuru ağaca bağladı. İsteyenler denize girdi.
Denizin rengi yeşilimsi, suyu oldukça ılık ve pırıl pırıl. İnsanın canı yüzdükçe yüzmek istiyor. Bazı yolcular kıyıya çıkıp kıyı boyunca gezindiler. Bazıları güneşlendiler. Sonra, mürettebattan Nuri Eser öğle yemeği servisi başlayacağını söyledi, “Seslenebilir misin?” dedi. Kıyıda bulunan arkadaşlara seslendim. Geldiler.
PERSONEL 10 NUMARA
Beğendiğim şeyleri biraz abartarak anlatma huyum olduğu söylenir, doğrudur; bence insan beğendiği bir şeyi yüceltmeli ki o şey daim olsun. Mürettebattan Nuri'nin büyük ölçüde tek başına yaptığı yemek servisi alkışı hak ediyor. Önce kılıfı içindeki çatal ve bıçakları dağıttı. Sonra her masaya bıraktığı çatal ve bıçak sayısı kadar Kasap Köfte, makarna ve salatadan oluşan öğle yemeği tabaklarını servis etmeye başladı. Teknenin sahibi Mustafa Furuncu'nun hazırladığını söylediği yemeğin dağıtımını büyük bir düzen içerisinde ve çok kısa sürede tamamladı. Köftenin, makarnanın ve salatanın tadı güzel. Şahsen benim bir şikayetim yok.
Turan ve Nadide teknenin iki genç mürettebatı olan Nuri ile Burkay'ın Kabotaj Bayramında yağlı direğe çıkmaya çalışanların içerisinde olduklarını söylediler. Ödülü onlar almışlar. Gençler “Ekibi ona göre kurduk” dediler, gururlanarak.
Sonrasında yaptığımız sohbette öğrendik ki Nuri 12 yaşından beri teknelerde çalışıyormuş. Tek başına servis yapmayı seviyormuş. Dolap tek olduğundan başka birisinin işe karışıp düzeni bozmasını istemiyormuş. Öğle yemeğini mutlaka Domuz Çukuru'nda veriyorlarmış. Tekne hareket halindeyken servis yapmak biraz sıkıntılı oluyormuş. Yemeği Mustafa kaptan yapıyormuş. Mustafa kaptan tekne hareket etmeden önce mutfağı temizleyip kuruluyor, malzemeyi yerlerine yerleştiriyormuş.
Tekne, dayısı olan Mustafa Furuncu'nunmuş; BADEM 1'in kaptanı Gürkan kaptan ile ortakmış. Dümendeki Müjdat Kantarcı mahallelerindenmiş. Burkay ile kuzenmişler.
BADEM 2, 50 kişilikmiş. BADEM 1 bundan biraz daha büyükmüş. Datça'da daha büyük tekneler de varmış...
Tekne hareket halindeyken bir ara teknenin sahibi Mustafa kaptan ile 3-5 cümle sohbet edebildim. Söylediklerinden halinden memnun olduğu anlaşılıyordu. Geçen yıl bugün yapılan turun bedeli 500 TL. iken bu yıl 800-1000 TL'ye tur satmışlar. Bu yılki sezona, esnaflığa, teknecilerin işlerine vs. dair sorduğum bazı sorulara verdiği yanıtlardan olaylara biraz farklı baktığı sonucuna vardım. Gelecek günlerin birisinde liman ve sorunlarıyla ilgili söyleşi yapma teklifinde bulundum. İkirciklenmeden kabul etti.
DÖNÜŞ YOLU
Datça Limanı'nda tur satanların önünde yazar: Knidos, Palamutbükü ve Domuz Çukuru turları yapılır. Özel turları saymazsak, en kısa olanı bizim bugün katıldığımız turdur.
Öğle yemeğinden sonra tekne hareket etti. Dönüş başladı. İnce/İnceli Burun'a kadar olan bölümde deniz sabahkinden daha dalgalıydı.
İnce Burun geçilince önce Kunta Kinte Koyu'nda duruldu. İsteyen denize girdi. Ben Akvaryum Koyu'nda girdim. Denizin suyu Domuz Çukuru'na göre biraz serindi. Kargı'da tekrar mola verildi. Denize giren oldu. Burası Datça'da yaşayan birisi olarak bildiğimiz bir yer. Girmedim. Bir süre sonra tekne hareket etti. Tur bitmişti.
TEKNE TURU FESTİVALİN ÖDÜLÜ OLDU
Tekne, Kargı'dan hareket edince teknenin sorumlusu Nadide Ulu'ya ne düşündüğünü sordum.
“Datça 2. Bisiklet Festivali'ni tekne turu ile sonlandırıyoruz; tekne turu bu festivalin ödülü oldu. Bir yarımada olan Datça'da, festivalimize tekne turunu koymasak olmazdı. Bisiklet ile karadan, tekne ile bir kısmını denizden dolaştık. 'Konuklarımıza Datça'yı tanıttık' diye düşünüyorum. Tura katılanların memnun olduğunu yüzlerinden görebiliyoruz.”
Saat 16.45 gibi tekneler limana yaklaştı. Personele teşekkür ederek teknelerden ayrıldık.