Bugun...


Mehmet OĞULTÜRK

facebook-paylas
Bu da Bizim Demokrasimiz!
Tarih: 10-05-2026 00:40:00 Güncelleme: 10-05-2026 00:40:00


    Demokrasi, bireylerin eşit haklara sahip olduğu, siyasi kararlara doğrudan veya seçtikleri temsilciler aracılığıyla katıldığı, hukukun üstünlüğü ilkesinin esas alındığı bir yönetim sistemidir. Demokrasilerde Yasama, yürütme ve Yargı olmak üzere üç etkin kurum vardır. Yasamayı halkın temsilcileri, yürütmeyi de halkın en fazla tercih ettiği Parti Genel Başkanları yapar. Yargı ise deneyimli ve siyasal bağlantısı olmayan hukukçular tarafından yürütülür. Yargının bağımsız ve tarafsız olması esastır. Ama gelin görün ki bizdeki uygulamalar göstermeliktir. Yasama organını halk değil, siyasal Parti Genel Başkanları seçiyor. Halka da bu sizin temsilciniz onaylayınız deniliyor. Halk ancak yürütmenin başını seçebiliyor. O da tarafsız olamıyor. Öyle bir sistem kurulmuş ki, halkın yüzde otuz beşinin oluru ile yasama organının yüzde altmış beşine hâkim olunabiliyor. Bu da gerçek demokrasinin, sakatlanmasına neden oluyor. Hele yasama, yürütme ve yargı tek elde toplanınca bir ucube yönetim sistemi ortaya çıkıyor. Halk ortadan ikiye bölünüyor. Karşısındakileri düşman görüyor. Türkiye’deki yönetim sistemi işte böyle bir şeydir.

    Gelelim yasama meclisimizi ve yerel yönetimlerimizi teslim ettiğimiz sözde siyasilere. Bunların içinde o kadar inançsız, o kadar onursuz, o kadar utanmaz arlanmaz olanlar var ki kendisini o makama taşıyanların oylarını çalıp karşıt olduklarına götürüp teslim ediyorlar. Zamanın da eleştirdikleri, yerden yere vurdukları, bin bir hakaret ettikleri adamların safına geçebiliyorlar. Geri dönenleri bir kenara bırakın, tam karşısında olanlar, yüzleri kızarmadan “benim alnım açık başım dik” diyebiliyorlar. Bir zamanlar bu işi Fırıldak Kubi yapmış, yedi defa parti değiştirmiş ve rekor kırmıştı. Büyükanıt Paşa sırlarını mezara götürmüştü. Daha sonra gelen Özkök Paşa da kasaptaki ete soğan doğramamıştı. Güvendiğimiz ve umut bağladığımız Başbuğ Paşa ise devletin sırlarını sakladığı kozmik odayı düşmanlara açma gafletinde bulunmuştu. Mağdur oldu diye CHP den milletvekili yapılan bir Mehmet Ali Çelebi vardı. O da kendisini seçenlere ihanet edip iktidarın yanında soluğu almıştı. Aydınlıların yıllardır güvendiği ve baş tacı ettiği Aydın’ın topuklu efesi, tabansız efe olarak AKP saflarına katıldı. Bu bir nankörlük, bu bir ihanet olarak değerlendirildi. CHP’nin oylarıyla milletvekili seçilen İYİ Parti, Gelecek Partisi ve Deva Partisi milletvekilleri sıraya girdi. 

   Hadi, İyi Partiden Nebi Hatipoğlu, Seyithan İşsiz, Kürşat Zorlu, Dursun ataş, Ünal Karaman, Ahmet Ersagun Yücel, salim Ensarioğlu, Gelecek Partisinden Nedim Yamalı, Serap Yazıcı Özbudun, Hasan Ekici ve Deva Partisinden İrfan Karatutlu asıllarına rücu etti diyelim. Peki, CHP’li Mersin milletvekili Hasan Ufuk Çakıra ne battı da Erdoğan’ın karşısına geçip; “İki Başkomutan var. Biri Gazi Paşa, diğeri Erdoğan” diyerek asker selamı çaktı.

    Atatürk’ün Partisi böylesine çürük elmaları çuvala koyup kokutmamalıdır. Kılıçdaroğlu’nun ihanetini unutmamalıdır. Gerçek vatansever Türk evlatlarını bulup daha yukarılara tırmanmalı ve Cumhuriyeti kuruluş ayarlarına mutlaka döndürmelidir. Cumhurbaşkanları siyasetçilerden değil halkın arasından seçilmeli yürütme ve yasamanın üzerinde hakem durumunda olmalıdır. CHP iktidar olduğunda bunu sağlamalı ve seçildikleri Partiden istifa edenlerin, Başkanlık ve Vekillik görevlerinden de istifa etmiş sayılmalarını sağlamalıdır. Yoksa bu rezalet, bu ihanet, bu yüzsüzlük, bu utanmazlık hep devam edecek, demokrasimiz de göstermelik olmaktan öteye gidemeyecektir.



Bu yazı 9 defa okunmuştur.

FACEBOOK YORUM
Yorum

YAZARIN DİĞER YAZILARI

YAZARLAR
ÇOK OKUNAN HABERLER
  • BUGÜN
  • BU HAFTA
  • BU AY
SON YORUMLANANLAR
HABER ARŞİVİ

Web sitemize nasıl ulaştınız?


nöbetçi eczaneler
HABER ARA
Bizi Takip Edin :
Facebook Twitter Google Youtube RSS
YUKARI