|
Tweet |
MELDA OMAY
Vay be! Neler olmuş Datça’da. Mehmet beyin yazısından okudum. Hiç ama hiç demokrasi kültürü olmayan sağ tandanslı memleketseverlerin(!) bir dövmedikleri kalmış bizim ekolojistleri. Yolda yürürken mi dövecekler bizi yani? Barış ortamını artık çevik kuvvet mi sağlayacak? Sayıları yetmez ki bize. Az sayıda görünebiliriz ancak barış istemeyenler daha kalabalıklar. Radikal gazetesine 2010 yılıydı sanırım bir ropörtaj vermiştim. O zaman da sayımız pek azdı. Kısaca halkın katılımı olmadan hiçbir başarı sağlanamaz demişim. O günden bu güne memleketini pek çok sevenler iyice kalkınmacı olmuş, hatta bir kişi meclis üyesiymiş katılımcılardan. Bir diğeri Muğla Ticaret Odası Meclis üyesiymiş. Kısacası herkes kendi çıkarının peşindeymiş. Olması gerektiği gibi.
Bizler 50 yıl, 300 yıl, hatta binlerce yıl ötesininin çıkarlarını savunurken, memleketseverler on gün, kırk gün, hatta yarını savunuyorlar. Olabilecekse bugün olsun, dimi ama! Madem acelen var, ne işin var Datça’da mottosu hepimizindir!!! Daha da yazasım var ama susayım gari. Birisi tüketimden gelen gücümüzü kullanmalıyız dedi. Çok iyi fikir doğrusu. Biz 12 ay burada yaşıyor ve burada tüketiyoruz. Hep söylemişimdir yerliden alışveriş edelim diye. Belki de hatalı bir görüştür bu, iyisi mi Figrostan yapmalı alışverişi. Nasıl ki kaymakamlar, savcılar, yargıçlar dört yıldan fazla ilgili makamda kalamıyorsa, bu nedenle yereli öğrenip, kayırmacı davranmaya vakti olamıyorsa… Belki de biz başka yaban ellere kaçmalıyız, nasılsa yeni yerleşenlerin neredeyse tamamı yatırımcı tipler. Beş kuruş bile vermeyecekler size, Datça’yı bitirecekler, keyifle yiyecekler, herkese afiyet olsun. Yeni yerleşenlerle mutlu vakitler diliyorum size.
Belediyemiz yine yaban eşeklerini dikkate alan mesajlar atmış sosyal medyada, çok da haklı, vermeyin yabanilere. Poaça verenleri görmüşlüğüm var. Evet Poaça!
Gezi’nin yıldönümü bugünler. Beş benzemezin bir araya geldiği günler. İşte bu birliktelik çok korkutuyor hükümet ve taraftarlarını. Biz burada bunu başarmıştık ve hala başarabiliyoruz, diğerleri çok yalnızlar ve bunu fark ettikleri için hoyratça saldırıyorlar. Onları hoyratlıkları ile baş başa bırakalım. Tatlış tatlış kalsınlar baş başa. Biz gittiğimiz yerden döner ve beş kuruş değeri kalmamış toprakları rehabilite ederiz. Yapabilir miyiz, evet tabii. Bizler çalışkan insanlarız, derdimiz kısa dönem çıkarlar olmadığı için sakince ve bilimsel yöntemlerle ayağa kaldırırız toprağı, suyu, havayı. Sizinle bile paylaşırız her şeyi. Biz paylaşmayı bilen, diğer canlıları düşünen bir cenahız. Dönüp kendinize bakın bir yol, samimiyetle bakın lütfen. Derdiniz zorunuz para, ne olacak kelebeklere diyen, ne olacak tüm diğer canlılara ve hatta cansızlara diyen tek bir kişi bile tanımıyorum.
Evet sizi hepinizi tanıyorum, siz de beni tanırsınız, hanginiz hakkımda tek bir kötü cümle kurabilir? Sizleri hiç yuhlamadım. Bizim karşımızda yer alan devlet kurumlarıdır, tek bir kişi hakkında ne bir davamız vardır ne de düşmanlığımız, bizim muhatabımız kamu kurumlarıdır! Köpekleri uyku adı altında öldürmeyeceğimizi herkes bilir. Biz koruruz köpekleri, bir lokmamızı paylaşırız. Eve alın diyorsunuz ya, alalım, eve yettiği kadar alırız. Biz yalnız kendi köpeğimizi değil, sokak köpekleri başta olmak üzere hepsini severiz. Duralım bir dakika, bu hayvanları evcilleştiren biziz, yani insanoğlu. Bu hayvanlar vahşi idi ve vahşi alanlarda kendi doğa kanunları ile yaşıyor olacaklardı. Var mı gergedan sorunumuz? Var mı çok şişmanlamış fil sorunumuz? İlle de köpekler. Bu canlılar böyle yaşamak istiyorlar mı? Sorduk mu? Türkçe biliyolar mı? Elbette yerli ve milli köpeklerimize dil öğretmeliydik. Hata!
Bu aralar aşırı sıcaklar nedeniyle yüzük takamıyoruz, nemli parmaklar nesle zarar veriyor! Elinde dosya bile taşıyamıyor. Aşırı sıcaklardan sokak gazeteciniz bilem yazı yazamıyor. Normalleşme derdinde garibim. Daldan dala uçarak sokakları sabah 07 gibi size aktarmalıyım. Uyanacam valla 07 de. Milim milim, santim santim uzayacağız beraberce. Hayırlısı bakalım.
Melda the sokak çocuğu.
15.06.2024/Datça