Bugun...



Datça Yat Limanının Yapılmasını Neden İstiyorlar?

Dün “DATÇA NEREYE GİDİYOR?” başlığı ile yayınladığımız haberde Datça Yat Limanı'nın yapılmasını savunan gruptan bazı kişiler ile basın açıklamalarının yapıldığı alanda ayaküstü bir söyleşi yaptığımı ve bu söyleşinin geniş bir özetini yayınlayacağımı söylemiştim; tam anlayamadığım bazı kelimeler ve bazı küçük ifade düzeltmeleri dışında söyleşinin tamamını yayınlıyorum.

facebook-paylas
Tarih: 31-05-2024 21:57

Datça Yat Limanının Yapılmasını Neden İstiyorlar?

MEHMET ERDAL

İlk söyleşi yaptığım kişi TAKOZ namı ile tanınan Taner Kapçı idi.

 DATÇA'NIN YAT LİMANINA İHTİYACI VAR

Datça'ya yapılacak yat limanı konusunda ne düşünüyorsunuz?

“Datça'da Yat Limanı'nın yapılmasını istiyoruz. Datça'nın bu limana ihtiyacı olduğunu, hatta geç kaldığını düşünüyoruz.”

Bu liman projesi kapasite açısından bugüne kadar birkaç kez değiştirildi. Bu konuda ne söyleyebilirsiniz?

“Yapılacak liman şu an 270 yat kapasiteli; yani eskiye döndü. 5 milyon metre küp dolgu vardı, çevreci geçinen arkadaşlar duysunlar, bu artık iptal. Yüzer mendirekli açık marina yapılıyor. Alttan sirkülasyonlu olacak. Son sistemle yapılacak; atık suları sulamada kullanılacak, elektriğini, suyunu tümüyle kendi üretecek bir sistem.”

Projeyi gördünüz, okudunuz?

“Projeyi biliyorum, 15 yıldır da işin içerisindeyim.”

Bu proje baştan beri birkaç kez değiştirildi. Proje bu son haliyle karşılaşılacağı var sayılan bütün sorunları ortadan kaldırmış bir proje midir?

“Tabi. 1996 yılında yapılan ihale ne ise o. Sadece dolgu iptal, yüzer mendirek. Bu proje 5 milyon metre küp taş ile bir koyun doldurulmasını, yani bir dağın yok edilmesini önlüyor. Bu proje Avrupa'da ödül aldı. Çevreci arkadaşlarımız da gelirlerse ki avukatımız da işte burada, proje müdürümüz burada, brifing veririz, anlatırız, kimse gelip sormuyor ne yapıldığını. Her şeye karşılar. Yani gelseler, projeyi bir inceleseler, belki kendileri de bu işe destek verecekler.”

Taner Bey konuşurken sol tarafımdan birisi “Yanlış bilinen şu...” diyor. Taner Bey “Avukatımız bu arkadaş,” diyor.

 DATÇA BELEDİYESİ'NİN TAVRI TUTARSIZ

Konuşmaya katılan arkadaşa ismini soruyorum. “Serhat Renginpedük. Firmanın avukatıyım. Burada yanlış bilinen şu” diyerek anlatmaya başlıyor.

“Datça Yat Limanı Projesi 2007 yılında zaten onaylanmış bir proje. Kesinleşmiş bir proje. Datça Belediye Meclisi'nde oybirliğiyle kabul edilmiş bir proje.”

İyi de Datça Belediyesi de müdahil oldu bu davaya. Dava açanlardan birisi de Datça Belediyesi, biliyorum.

“Evet. Olayın garip olan tarafı da o. Yani bir taraftan oy birliğiyle proje değişikliği için karar alıyor belediye meclisi, ondan sonra belediye dönüyor buraya...”

Belediyenin neden bunu yaptığı konusunda bir fikriniz var mı?

“Tutarsızlık, bu.”

Projenin onaylandığı dönemde de Gürsel başkan mı vardı?

“Başkasıydı sanırım.”

Şundan soruyorum: Hani kişiler (başkanlar) değişince olaya yaklaşım da değişir de ondan soruyorum.

“Verilen karar belediyeyi bağlar. O verilen ilk kararın iptali doğrultusunda verilen yeni bir karar yok. İdarede süreklilik esastır. Sonradan gelen birisi 'Ben bu kararı beğenmedim.' diyemez. Sonradan gelen önceden alınan kararı beğenmiyorsa meclisten yeni bir karar çıkartsın.”

Bu konuda belediyeden birisi ile görüştünüz mü? Ne diyorlar? Bu konuyu bu söylediklerinizden sonra belediyeye de soracağım.

“Belediye öyle çok şey değil, şu an 270 yat kapasiteye düşürülen projeye...”

Karşı değil?

“Değil”

Taraf” diyebilir miyiz?

“Ben öyle biliyorum.”

Yani şu haliyle bu proje o olası öngörülen bütün sorunlardan azade mi?

“Kesinleşmiş projede sadece dalgakıran değişiyor. Dolu gövde dalgakıran yerine yüzer sistem bir dalgakıran yapılıyor.”

İlk baştan beri bu limanın yapılacağı yerde bir Topan Ada vardı...

“Bu da o onaylı proje içerisinde işte. Yeni bir şey değil ki.”

Bu projenin son hali baştan gündeme gelseydi o ada yok edilir miydi yine?

“Onu bilemem.”

Projeyi bildiğinizi ve incelediğinizi söylediğiniz için soruyorum.

“Bugün itibarıyla nasıl bir karar verilirdi o farazi bir şey ama 2007 yılındaki bu proje 90'lardan gelen bir projenin vardığı aşamadır. Topan Ada o dönemdeki projenin içerisindedir.”

Yani bu projenin gecikmesinde...

“ Yani şimdi ben hakikaten bunu anlamakta zorluk çekiyorum. Belediyenin belediye meclisinde oy birliğiyle kararı alınan bu projeyi önce onaylayıp ondan sonra da iptal edilsin diye dava açmasını anlamyamıyorum.”

Belediyeye sordunuz mu bu konuyu? Hani siz biraz önce 'İdarede devamlılık esastır' demiştiniz ya...

“Bu konuda biz belediye ile işbirliği yapmak zorundayız yani...”

Siz belediyeye “Bu ne tutarsızlık?” diye sordunuz mu?

“Dava dilekçesinde sordum ben onu. Aynen şunu söyledim: 'İdarenin güvenirliliğine, idarenin hukukiliğine aykırıdır bu.' İdareye güvenmek zorundadır insanlar. Yaptığı bir işlemin arkasında duracağına güvenmek zorunda. Belediye meclisinin oy birliğiyle alınmış bir karar, ondan sonra bu kararın iptalini istemek bana göre tutarsızlıktır.”

Firmanın avukatının söyleyeceklerinin bittiğini anladığım an “Bu konuda başka şeyler söyleyecek kişi var mı?” diye soruyorum.

 PROJEYE BAŞTAN KARŞI ÇIKILMALIYDI

Karşımda duran ve söyleşiyi izleyen bir beyefendi “Marina'yı istiyoruz.” diyor. “Sonradan 'Söyleyeceklerimiz eksik kaldı' demeyin.” diyorum. Beyefendi “Bu marina kaç sene önce başladı?” diye sorarak konuşmaya başladı.

“3 sene, 5 sene. Azganlı Koyu bozulurken, Topan Ada giderken, Çıplaklar Koyu giderken bu millet neredeydi? Neden karşı çıkmadılar? Şimdi her şey bitmiş, dolgusu yapılmış, Azganlı kalmamış, Topan Ada kalmamış, şey kalmamış, ondan sonra projeye karşı çıkıyorsun. Ben şimdi bu karşı çıkışın ardında başka şey ararım.”

Yani siz baştan eğer karşı çıkılsaydı destekleyecek miydiniz?

“ Baştan karşı çıkılsaydı ben önüne yatardım. Bu bok çukuru (arıtma) yapılırken ben kepçenin önüne yattım. Hiçbir kimse gelmedi buraya.”

İsminiz ne?

“Serdar Uslu? Evet. Hiçbiri gelmedi bunların. Neredeydiler bok çukuru yapılırken? Şimdi 'Denizimizi kirletecekler' diyorlar. Bok denize akıp duru, arka tarafta. Ayıp, yapılan ayıp. Şu hale gelmiş liman. Bu liman şimdiye kadar açılacaktı zaten, eğer karşı çıkılmasaydı. Ama karşı çıkıyorlar. Neyine?”

Yani siz bu saatten sonra karşı çıkılmasına karşısınız?

“Bu saatten sonra karşı çıkılmaz. Ben bu karşı çıkışın ardında başka bir şey ararım.”

Ne?

Sağ elinin üç parmağı ile para işareti yaparak “Bu” diyor. Ben “Bunu nasıl anlatacağım?” derken bir vatandaş “Duygusallık” diyor. Gülüşüyoruz.

“Olur mu bu ya? Her şey bitmiş, sen karşı çıkıyorsun. Olmaz. Hadi eski haline getirelim burayı. Getiremezler. Olmaz. Şimdi bir saat önce yapılması lazım ki millet beklediğini bulsun.” Bir vatandaş “Görüntü kirliliğinden başka bir şey değil şu an görünen” diyor. Serdar Uslu bu söylenene katılıyor. “Başka hiçbir şey değil.”

Karşımda duranlara bakıp “Başka konuşacak olan var mı?” diye soruyorum. Bir kişi yaklaşıyor. “Buyurun” diyorum.

 DATÇA'YA BİR MARİNA YETMEZ

“Adım Cem (Yusuf) Ayaydın. Datçalı bir avukatım. Datça'nın yerlisiyim. 25 yıldır burada avukatlık yapıyorum. Aslen Yazı köylüyüm. Şimdi tarihe bakınca, Antik Çağ'a, Knidos'ta iki tane antik liman var... Biz Datça olarak çıkmaz sokakta yaşıyoruz. Buraya 5 yollu otoban da yapsak burasının gelişme şansı yok. Şimdi buraya gelen çevreci arkadaşlarımız tuzu kuru kesim; bizim tuzumuz yaş. Bizim çoluk çocuğumuz var. Onların geleceğini düşünmek zorundayız. Datça yıllardan beri dışarıya çok sayıda göç veren bir yer; beyin ve iş göçü yaşıyoruz. Bu yüzden bu marina 'olmaz ise olmazımız'. Çünkü deniz turisti bir kaliteyi gösterir. Ekonomik anlamda ilçeye büyük katkı sağlar.

Bizim bir havaalanı projemiz vardı, onu Bodrum'a, Marmaris'e götürdüler siyasi sebeplerle. Bu nedenle bizim hava limanımız yok. Deniz limanımız yok... Civar ilçelere bakalım: Marmaris'te, Bodrum'da var. Yine Kaş, Finike... hemen hemen bütün sahil şehirlerinde liman var. Liman medeniyettir. Haa çevreci tedbirleri alırsın, ona bir sözümüz yok ama külliyen karşı çıkmak tamamen yanlış.

İkincisi efendim, ne diyorlar? Bu liman şeymiş, çok büyükmüş... Bu neye benziyor biliyor musunuz? Yol yapıyoruz iki şerit, sonra üç şerite çıkarıyoruz. Sonra duble yol yapıyoruz. Sonra otobana çıkartıyoruz. Neye? Yetmeyeceğini düşünüyoruz. Bu liman yapılacaksa şu anki 270 kapasitesi çok çok az. Biz bir proje yaparken elli yılı, yüzyılı düşünmek zorundayız. Bu mevcut kapasite, 5 yıl, 10 yıl içerisinde Datça'ya yetersiz gelecek. Çünkü Datça bir merkez noktasıdır. Buraya bir marina yetmez. Yarımadanın her iki yüzüne, ucuna da liman yapılması lazım. Biz kalkınmak zorundayız. Geçinmek zorundayız. Bu çevrecilerin birçoğu, %90'ı dışarıdan gelmiş yerleşmişler, 'Aman ben geldim, başkası gelmesin' diyorlar. Peki kardeşim, o zaman sen neye geldin? Biz Datçalılar misafirperveriz. Misafirperver bir halkız. Bu yüzden dışarıdan gelen arkadaşlar burada yabancılık çekmezler. Bir başka yerde böyle barınamazlar. Ama onlar da yerel halkın tercih ve isteklerine saygı duymak zorundalar... Onlar da olan akıl, en az onlar kadar bizde de var. Biz Datçalılar cahil değiliz. Datça halkının %70'i üniversite mezunudur. Biz yöremizi onlardan daha çok seviyoruz. Çok daha fazla seviyoruz. Biz onlardan çok daha fazla çevreciyiz. Ancak her şeye karşı çıkmakla bu işler yürümez... Burası bir turizm şehridir. Bizim burada akarsuyumuz yok. Madenimiz yok. Başka bir çalışma alanımız yok. O yüzden benim çocukluğumda, bizim babalarımız Söke'ye, Sarıgerme'ye işe giderlerdi. Şimdi gençler okumaya, iş bulmaya dışarıya gitmek zorunda kalıyorlar. Bu marina bu alanda bu gençlere bir geçim sağlayacak, gençlerimiz burada kalacak. Biz mecbur değiliz çocuklarımızı gurbete göndermeye. Bizim anamız, babamız mecbur değil bu çileyi çekmeye. Lütfen, karar verirken yerel halkın tercih ve isteklerine saygı duyunuz. Biz bencil bir istek yapmıyoruz. Bu zaruri bir siyaset.”

Taner Kapçı “Başka konuşmak isteyen varsa konuşsun. Arkadaşlar sizler de bir şeyler söyleyin,” dedi. Ses veren olmadı.

 

DENİZ MEDENİYETTİR!

Sonrasında Ersoy Akalın baştan beri Taner Kapçı'nın elinde tuttuğu mikrofonu eline aldı ve telefonundan basın açıklamasını okumaya başladı.

“...Birçok konuda olduğu gibi bu konuda da “yaptırmamayı, karşı çıkmayı”, yapıcı değil yıkıcı muhalefeti kendine iş edinmiş ve bunu sosyal aktivite haline getirmiş gruplar, insanlarımızın çevreye olan duyarlılığını kışkırtarak bilgisizce ve bilinçsizce bu projeye karşı çıkmaktadır.

Hatta o kadar bilinçsizce ki 'projeyi okumadım ama karşıyım' diyen yöneticilerin olduğu bir bilinçsizlik.

Biz Datça halkı olarak bu proje Datça’nın gelişimi için, ilerlemesi için faydalı olacak bir projeden öte zaruret haline gelmiş ve ihtiyacı karşılayacak bir proje niteliğindedir.

Yüzer mendireğiyle, yüzer iskeleleriyle, atık alım, yakıt dolum tesisiyle ve tekne kapasitesi ile hem ihtiyacı karşılayacak hem de çevreye, deniz ekosistemine etkilerini minimuma düşürecek şekilde revize edilen bu projeyi Datça halkı olarak, Datçalılar olarak, esnaf ve denizciler olarak destekliyoruz.

Son olarak Antik liman şehri olan Datça yarımadasının merkezinde tekne bağlayacak yalnızca küçük bir balıkçı barınağı olmasını karikatürize bir durum olarak görüyor DENİZ MEDENİYETTİR! Diyoruz...”

Sonrasını dünkü haberde okudunuz.

Not: Aydın Bodur tarafından okunmaya çalışılan MUÇEP Datça Meclisi'nin basın açıklamasını da aşağıda bulabilirsiniz.

30-05-datcamucep-yatlimani-basinaciklama­si-son (1).pdf




Bu haber 1954 defa okunmuştur.


FACEBOOK YORUM
Yorum

İLGİNİZİ ÇEKEBİLECEK DİĞER TOPLUM Haberleri

YAZARLAR
ÇOK OKUNAN HABERLER
  • BUGÜN
  • BU HAFTA
  • BU AY
SON YORUMLANANLAR
HABER ARŞİVİ

Web sitemize nasıl ulaştınız?


nöbetçi eczaneler
HABER ARA
Bizi Takip Edin :
Facebook Twitter Google Youtube RSS
YUKARI YUKARI