Bugun...



KAFALAR KARIŞIK! (1)


facebook-paylas
Tarih: 12-06-2025 00:31

KAFALAR KARIŞIK! (1)

MEHMET ERDAL

11.05.2018 tarihinde yayınlanan, 06.06.2018 tarihinde Resmi Gazete'de yayınlanarak yürürlüğe giren ve merkezi yönetimce “İmar Barışı” olarak adlandırılan 7143/16 nolu geçici maddenin içerisinde yer alan “Yapının depreme dayanaklılığı hususu malikin sorumluluğundadır.” ifadesinin 23.07.2024 tarihinde Anayasa Mahkemesi tarafından iptal edilmesinden sonra Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı'nın 14.04.2025 ve 09.05.2025 tarihli yazılarına atfen Muğla Valiliği'nin Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği İl Müdürlüğü aracılığıyla yerel yönetimlere ve merkezi yönetimin yerel ayaklarına gönderdiği E-65719476-310.09-12577677 sayılı “Ruhsatlı, İskanlı, Ruhsatsız (kaçak)/Ruhsat ve eklerine aykırı/Yapı Kayıt Belgesi alınan/Riskli Yapı kapsamında olan tüm yapılara ilişkin olarak olası afetlere karşı can ve mal güvenliği hk.” yazının gereğinin nasıl yerine getirileceği konusunda kafalar karışık.

“İmar Barışı” ile Datça'da yaklaşık 6500, ülke genelinde 7 milyon 85 bin 969 yapının “yapı kayıt belgesi” aldığı düşünülürse, bugünden itibaren okuyacağınız yazının konusu bu ülkede yaşayan hemen hemen herkesi ilgilendirmektedir; bu nedenle, konuyu birkaç bölümde ve farklı görüşlere yer vererek tartışmaya çalışacağız.

KONUHAZİRAN AYI BELEDİYE MECLİS TOPLANTISIYLA GÜNDEMİMİZE GİRDİ

03 Haziran 2025 günü yapılan Datça Belediye Meclisi Haziran Ayı Olağan Toplantısında toplantıyı yöneten belediye başkanı Aytaç Kurt, toplantının resmi gündem maddeleri görüşülüp oylandıktan sonra yaptığı ve farklı güncel konulara değindiği konuşmasının bir bölümünde “Turizm İşletme Belgelerinin İptali” ile ilgili gelişmeleri özetledi, “Devletimizin bu konuyu çözmesi lazım” dedi ve sözü, bu konuyla bağlantılı olarak “yapı kayıt belgesi” alan vatandaşlara getirdi. “Şimdi bu yapı kayıt belgesi alan işletmeler, esnafımız, vatandaşımız öyle bir hale geldi ki yapı kayıt belgesi verilen vatandaş bu yapı kayıt belgesine göre 'binamız oldu' filan derken, en son gönderdikleri (yazı ile) yapı kayıt belgeleriyle ilgili sorunu da herhalde belediyelerin üzerine attılar; (işin içerisinden) nasıl çıkacağımıza bakın şimdi.”

SORUMLULUK, BELEDİYELERİN ÜSTÜNDE KALDI

CHP/Mutlu Gündoğan: “23.07.2024 tarihinde Anayasa Mahkemesi, yasanın geçici 16. Maddesi, İmar Barışını ilgilendiren maddesi kapsamında 'Yapının depreme dayanıklılığı hususu malikin sorumluluğundadır.' ifadesini, hükmünü iptal etti. 03.12.2024 tarihinde de Resmi Gazete'de yayınlanarak bu iptal yürürlüğe girmiş durumda. Şu anda yapı kayıt belgesi olan ve yoruma dayalı olarak diğer 'kaçak' durumunda olan yapıların bütün sorumluğu, depreme dayanıklılık sorunu belediyelerin üstünde kalmış durumda. Bu nedenle de biz Muğla Büyükşehir Belediyesi’nde bütün ilçe belediyelerin teknik personelleriyle yaptığımız toplantıda şöyle bir kararı almak zorunda kalacağımızı hissediyoruz, aldık ta açıkçası ve biz uygulamaya geçirdik: Su, elektrik aboneliklerinde, numarataj işlemlerinde ve işletme ruhsatı gibi daha önceden verilmiş olan bir hak da yapı performans analizi isteyeceğiz. Yani, yapının depreme dayanıklı olduğunun bir kurum tarafından hesaplanmasını ve bunun bize iletilmesini isteyeceğiz. Bu nedenle de süreç, geçen haftadan itibaren bu duruma geçti. Tabii, buradaki en büyük sıkıntılardan birisi de 2018 yılında Datça'da 6500'e yakın yapı kayıt belgesi var. Bu hakkın sahibi vatandaşların bundan sonraki süreçte geçmişe dayalı haktan dolayı bir mağduriyet yaşaması olacaktır ama tabii ki bütün sorumluluk bizlerde olduğu için de depreme dayanıklılık konusunda da bizim de belli başlıklar altında bazı verilere ihtiyacımız olacaktır.”

BU, BELEDİYELERE BÜYÜK BİR SORUMLULUK DAHA GETİRECEK

CHP/Aytaç Kurt: “Yapı kayıt belgesi bu şekilde, para karşılığı alındı, aradan kaç yıl geçti, şimdi dolaştı iş belediyeler bu konuyla ilgili bu gibi yapıları artık bizden de herhalde ruhsatlandırma tarafında bir şeyler isteyecekler. Yani, şimdi işte hani yapı kayıt belgesi, imar affı... adına ne derseniz deyin, bu şekilde olup sorunun içerisinden çıkamayınca, 'bunu da belediyeler halletsin' der gibi... Ortada proje yok. Bina ne zaman yapılmış? Kayıt yok. Yapı kayıt belgesi alan şimdi yarın buraya bu kanundan, bu şartlardan sonra yarın gelecek belediyeye, 6500 yapı, bu kadar yapıyı nasıl yapacağız, nasıl inceleyeceğiz, bize büyük bir sorumluluk daha getirecek bir konu bu. Dilerim, bunun başka bir yasal çözümü de olur.”

MUĞLA BÜYÜKŞEHİR BELEDİYESİ KONUYU MAHKEMEYE TAŞIYACAK

CHP/Mutlu Gündoğan: “Muğla Büyükşehir Belediyesi'nin bu konuyu mahkemeye taşıyacağını biliyoruz. Eğer yürütmeyi durdurma kararı alır, bakanlık yeni bir genelge veya yönetmelikle bu işi biraz farklı bir boyuta taşır diye düşünüyoruz.”

CHP/Aytaç Kurt: “Dilerim. Bu büyük bir sorun, yani sadece Datça için değil, Türkiye için büyük bir sorun. Yapı kayıt belgesi alan herkes her şeyi yapma hakkı kazanmış gibi görüyor kendini. Çünkü, karşılığında bir para vermiş, bunu almış. Şimdi, gelecek belediyeye, performans, proje... bir sürü şeyle uğraşacak vatandaş. Bu önemli bir konu...”

CHP/Mutlu Gündoğan: “Bir şey daha var: Bu konu düz bir konu değil. Dipsiz kuyu gibi, sadece bir örnek vereceğim:1+1 veya 2+1 olarak iskanı alınmış bir yapının eklentisinden dolayı, yapı kayıt belgesini binanın tamamına alması durumunda bile şu anda yapı kayıt belgesi olduğu için biz yine performans analizi isteyeceğiz. Yani belediyede 2+1'ne karşılık yasal karşılığı olmasına rağmen, yapı kayıt belgesi olduğu için, bu binada hasar oluşma ihtimaline karşı biz yine aynı şeyi isteyeceğiz. Eğer yapı performans analizlerinden geçemezse o yapı ile ilgili işlemler o zaman çok daha farklı boyutlarda olacaktır.”

YAPI KAYIT BELGESİ DE GARANTİ DE DEĞİL

CHP/Aytaç Kurt: “Evet, işte diğer geldiğimiz süreçte nasıl diplomalar garantide değilse, mülkiyetler, tapular garantide değilse yapı kayıt belgesi de garantide değil. Yani, böyle bir anlayış, böyle bir yasa vatandaşı nasıl koruyacak? Bunu da burada hiçbirimiz bilmiyoruz. Ülkede bilen de yok. Birileri bir şey yapıyor, arkası yok. Evet, bununla ilgili derdimiz çok. Söyleyecek, bir çözüm öneriniz varsa, sayın muhalefet?”

AKP/Vedat Erdağı: “Anayasa Mahkemesi'nin kararı, aslında doğru bir karar. Devlet, vatandaşın can güvenliğiyle ilgili sorumlu tutulduğu için, bu karar doğru bir karardır.”

CHP/Aytaç Kurt: “Bu bahsedilen yapı kayıt belgesinin Anayasa Mahkemesi ile alakası yok.”

YAPI KAYIT BELGESİ VERİLİRKEN YANLIŞ DÜZENLEME YAPILDI

AKP/Vedat Erdağı: “Yapı kayıt belgeleri verilirken yanlış bir düzenlemeden dolayı, böyle olduğu kanaatindeyim. Bu geç kalınmış bir karar. Biz her şeyi bir tarafa bırakalım, dün gece saat 02.00 civarında çoluğumuzla çocuğumuzla bir deprem yaşadık. Herkes uyandı. Uyanınca kimse bankadaki parasını hesaplamadı ya da sandığındaki, Hatay'da yaşanan depremde kilolarca altınla vefat eden insanlarımız oldu. Şu gerçeği bizim unutmamamız lazım, ben inşaat mühendisi olarak söylüyorum: En önemlisi, yapının sağlam olmasıdır; can güvenliği. Eğer bu kanun can güvenliğini sağlayacaksa, bunu kesinlikle destekliyoruz. Bizim de önerilerimizden birisiydi, Datça'daki yapı stokunun, yapı envanterinin çıkartılması, gündem dışı konuşmamda da söyleyecektim. Ülkemizde bir deprem olma riski var, her zaman var. Bugün de olabilir, yarın da olabilir. Dün geceki deprem kısa sürdü. Eğer 15-20 saniye daha sürseydi bayağı yıkıcı veya hasar verici hale gelecekti. Bizim Datça Belediyesi olarak İnşaat Mühendisleri Odasıyla işbirliği yaparak, Datça'daki bütün yapıların envanterini çıkartmamız gerekiyor. Bu envantere göre bir 'acil durum eylem planı' hazırlamamız gerekiyor. Eğer bir yapı 'yapı kayıt belgesi' almışsa ve yıkılması gerekiyorsa, performans analizinden geçmemişse, depreme dayanıklı değilse daha sonraki herhangi bir felakette af vah edilmesindense o binanın yıkılması ya da güçlendirilmesi gerekiyorsa, yapılacak. Vatandaş bu konuda belki mağdur gibi görünüyor olabilir ama bir sene sonra, beş sene sonra ya da yarın olacak bir depremde can kaybının bedelini kimse ödeyemez. Vatandaş bununla ilgili kimseye 'Siz bana bunu neden yaptınız, can güvenliğimi korudunuz?' diye hesap sormaz. Bu konudaki düşüncem, biz daha önce Mutlu (Gündoğan) başkanla, Hakan (Tahsin Uzun) başkanla da konuştuk: Kesinlikle olması gereken bir şeydi. Yapı kayıt belgesi bile almış olsa, bir inşaat yapıyorsa, bunu depreme dayanıklı yapması gerekiyor. Bizim görüşümüz böyle.”

YAPI KAYIT BELGESİ VERİLİRKEN YAPILAR SÜZGEÇTEN GEÇİRİLMELİYDİ

CHP/Mutlu Gündoğan: “Vedat beyin dediğine katılmamak elde değil; ben de inşaat mühendisiyim. Tabii ki yapıların depreme karşı güvenlikli olmasını hepimiz istiyoruz ama bu noktada şöyle bir durum var: 2018 yılında verilen yapı kayıt belgeleri keşke 'depreme dayanıklı mı değil mi' gibi bir süzgeçten geçirilip ona göre verilmiş olsaydı da bugün bu riskleri hem vatandaşlar hem de bizler bu kadar almamış olsaydık. Bu konuda bir kere anlaşmak lazım. Çünkü en başta yanlış bir uygulama. Bundan sonraki süreçte de, bu konuda belki de en şanslı belediyelerden birisiyiz. Çünkü yapılarımızın kat adeti en fazla 2, maksimum 3'tür. Adedi çok azdır. Gerisi Tinyhouse, bungalov vs. Bunlar, depremdeki performansı en iyi olacak yapılardandır ama büyükşehirlerdeki 10 ve daha yukarı katlı binalarda bu tarz analizlerin çok olumlu olacağını ben düşünmüyorum ama yine de bir şekilde sorunu irdelemek lazım. Bu sadece belediyelerin değil, aynı zamanda Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı'nın da belediyeleri ekonomik ve teknik anlamda desteklemesiyle hızlı ilerleyecektir. Belediyelerde, örneğin bizde personel olarak 2-3 kişi vardır inşaat mühendisi, hepsinin de işi gücü var. Hangi personelimizi nasıl, nerde, ne zaman görevlendireceğiz, 6500 yapıyı tarayacağız? Sadece onlar değil, 'kaçak' yapıların bile sorumluluğu şu an kurumlarda. Bu 'kaçak' yapılarla birlikte 7-8 bin yapının bir an önce depreme dayanıklı mı değil mi analizini yapmamız lazım. Bu da sadece belediyelerin ne teknik personeli ne de ekonomisiyle altından kalkabileceği bir durum değil. Acilen bakanlığın bu konuda bir çözüm getirmesi gerektiğini düşünüyorum.”

HER ŞEYİ BELEDİYELER YAPIYOR

CHP/Aytaç Kurt: “Burada biz bunları konuştuğumuz zaman, ağlıyormuşuz gibi geliyor. Belediye bunları çözmesi gerekiyor gibi anlıyor vatandaş, oysa yasalar yasama yetkisi kimdeyse orada yapılıp önümüze gelir. Biz de yürütme olarak bunları uygulamaya çalışırız. Şimdi yasayı yapanlara suç bulmayıp, uygulamayı yapanlara suç bulursanız, işte böyle işin içerisinden çıkılamaz hale gelinir. 8 yıl olmuş, geldiğimiz noktaya bakar mısınız? 'Niye bunu verdik?' diyecek hale gelmişler. O zamanlar bunların böyle olmaması gerektiğini anlatıyorduk... Bunun bir tartışması, bilimsel bir temeli olur. Şimdi olduğu gibi çıkılmadı mı işin içerisinden, belediyeler çözsün. Yani, nereye kadar çözeceğiz? Personel istiyoruz, yok... Bu görev de senin, şu görev de senin. Peki bakanlıklar ne iş yapar? Her şeyi belediyeler yapıyor. Bu durumda bakanlıklara ne gerek var? Bu konularda sıkıntımız büyük.”

İKTİDAR, 6 ŞUBAT DEPREMİNİN SORUMLULUĞUNU ÜSTLENMELİ

CHP/Yüksel Temel: “Bu kararın şöyle bir yanı da var: Bu iktidar, 2018 yılında yapı kayıt belgesini çıkararak 6 Şubat depreminde 100 bini aşkın vatandaşın ölümüne yol açmıştır. 'Biz bu kararı çıkardık. Anayasa'da yer alan vatandaşın can ve mal güvenliğini korumakla mükellef olduğumuz kısmını ihmal ettik. Biz bu depremdeki ihmalin, daha doğrusu cinayetlerin sorumlusuyuz'un itirafıdır. Dolayısıyla geçmişe dönük bu canların geriye dönüşün telafisi yok elbet. Bu durumda şunu da yapacak bu devlet, devleti temsil eden hükümet, çünkü devlet ile iktidar karıştırılıyor, bu hükümet şunu yapacak: 'Ben geçmişte senden bir ton para aldım. Buna karşılık sana hiçbir alt yapısı, projesi olmayan bir yapı kayıt belgesi verdim. Paranı, geçmişe dönük yasal faiziyle birlikte geriye iade edeceğim. Depremin de sorumluluğunu üstleneceğim. Üç tane müteahhit, taşeron değil, iktidar olarak bu suçu işledim' deyip ifadesini verecek, savunmasını yapacak.”

HEPİMİZ, BU YAPI KAYIT BELGESİ İLE İLGİLİ FIRSATI DEĞERLENDİRDİK

AKP/Vedat Erdağı: “Mutlu bey 6500 küsur yapı kayıt belgesi olduğunu söyleyince şaşırdım. Datça'da zaten 25-26 bin kayıtlı nüfusumuz var. Geçmişte, yapı stokumuzu 15 bin civarında tahmin etmiştik. Bu yapı kayıt belgesi çıkarılırken hiçbir muhalefet partisi de mecliste 'yapı kayıt belgesi çıkmasın' demedi. Her muhalefet partisi, iktidar partisi üyeleri, ben de dahil olmak üzere herkes bu yapı kayıt belgesi ile ilgili fırsatı değerlendirdi. Bu fırsatı değerlendirirken iyi, kötü olduğu zaman hükümet 100 bin kişini katilidir. Bu çok yanlış bir düşünce. Bağnaz bir düşünce. Orada yıkılan binaların yapı kayıt belgesi alıp almadığını bilmiyoruz. Yeni yapılan birçok bina yıkıldı. Zemin etüdünden dolayı yıkıldı. Soruşturmalar devam ediyor. Geçen bir mühendis arkadaşımız 17 yıl ceza aldı, orada, geçmişte, 20 yıl önce çizdiği bir projede o günkü yönetmeliğe göre bir iki detay hatasından sorumlu tutulduğu için. Şimdi yapı kayıt belgesi konusunda, bu Yüksel beye de cevap olsun, yapı kayıt belgesi çıkarken neden itiraz edilmedi? Neden hükümete 'bu çıkarılamaz, bu cinayettir, depreme dayanıklı olmayan binalar ayrılsın' denilmedi? Şimdi neden '100 bin kişinin katilidir' diye ithamda bulunuyor? Bunu anlamış değilim.”

YAPI KAYIT BELGESİ VERİLMESİN” DEMİYORUZ

CHP/Ayraç Kurt: “Biz yapı kayıt belgesi verilmesin demiyoruz. Bu nasıl verilmeli, nasıl olmalı tarafında sorun var. Birileri orada karar veriyor, sarayda imzalanıyor, aşağıda kabul edenler, etmeyenler, ne olduğu belli değil. Konuyu ne belediyelere soran var, ne meslek odalarında tartışılan tarafı var. Sarayda kim bunlara karar veriyor? Kim bunları çıkarıyor? Eskiden bir müsteşarlık vardı. Kararlar oraya gelir, burada incelenir, Anayasa'ya aykırılığı var mı yok mu incelenir, bir sürü araştırmadan sonra TBMM'ne gelir, tartışılırdı. Şuna bakar mısınız: 'Bunları neden çıkardık?' deme noktasına gelinmiş...”

SORUNLARIN KÖKTEN ÇÖZÜMÜ, İMAR PLANLARININ ÇIKARILMASIDIR

MHP/Serdar Ören: “Bu konuda ben de birkaç kelime söylemek istiyorum. Bu konuların kesin çözümü, imar planlarıydı başkanım. Ben bu mecliste, 2024 Mart ayı meclisinde, geçmiş başkanımızın (Abdullah Gürsel Uçar) '8 yıllık görev dönemimde bir metre yeri imara açmadan görevi tamamladım.' dediğini, bu kulaklarım duydu. Bu sorunların kökten çözümü, imar planlarının çıkarılmasıdır. Hep beraber çalışalım, beraber bu planları bitirelim. Bu sorunların kökten çözümünün en kolay ve temel çözümü imar planlarının çıkarılmasıdır. 2025 yılındayız hala...”

CHP/Aytaç Kurt: “Tamam. Doğru. Ben geçen mecliste de okudum; bu cumhurbaşkanlığının bakanlığa verdiği yetki, imar planlarını yapma yetkisinin nasıl olduğunu burada anlatıyor. Yani imar planlarının ÖÇK bölgelerinde, Milli Parklarda kime ait olduğu belli, yazmış...”

Serdar Ören ile Aytaç Kurt arasında imar planlarının çıkarılması ve yetkinin kimde olduğu tartışması bir süre devam etti. Başkan ısrarla “Sorumluluğumuz çok, yetkimiz yok” dedi. Başkana göre, işin özü yetki devrindeydi. CHP Grup Sözcüsü Şinasi Tugay Eser önceki başkanın o sözü hangi bağlamda söylediğine ve imar planları yapma yetkisine dair düşüncelerini dile getirdi.

(Devam Edecek)

(Gelecek bölüm: AKP Grup Sözcüsü Vedat Erdağı, Muğla Valiliği'nin Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği İl Müdürlüğü aracılığıyla gönderdiği yazıya dair görüşlerini dile getirdi.)

 




Bu haber 3530 defa okunmuştur.


Etiketler : DATÇA ÇEVRE

FACEBOOK YORUM
Yorum

İLGİNİZİ ÇEKEBİLECEK DİĞER ÇEVRE Haberleri

YAZARLAR
ÇOK OKUNAN HABERLER
  • BUGÜN
  • BU HAFTA
  • BU AY
SON YORUMLANANLAR
HABER ARŞİVİ

Web sitemize nasıl ulaştınız?


nöbetçi eczaneler
HABER ARA
Bizi Takip Edin :
Facebook Twitter Google Youtube RSS
YUKARI YUKARI