|
Tweet |
[MİLAS VİZYON]
NEVZAT ÇAĞLAR TÜFEKÇİ
Milas ve bölge için çok önemli olan bu endüstriyel miras, geçtiğimiz günlerde yıkıldı. Yerine çok katlı binalar dikilecek. Bu yapıyı tescillemeyen, bunun için girişimde bulunmayan sorumlular ise ağır bir vebalin altında kalmışlardır.
Muğla Kültür ve Tabiat Varlıkları Koruma Kurulu(Anıtlar Kurulu) bu endüstriyel eseri niye tescillemedi? Geçmiş Belediye yönetimleri, bu mirasın tescillenmesi için niye girişimde bulunmadı? Cumhuriyetle yaşıt bu endüstriyel miras, Milas’ta güzel bir Zeytin ve zeytinyağı Müzesi olurdu... Fırsatlar, kaçıyor!
Bir yanda kültürel miras kapsamındaki evler-konaklar, doğa koşulları nedeniyle yıkılıyor, diğer yandan endüstriyel mirasımız ise inşaat uğruna insan eliyle... Yazık oluyor Milas'ın değerlerine ve MİLAS'a. Milas'ın kent kimliğini oluşturan kültürel ve endüstriyel değerler bir bir yok oluyor... Her gün bu kentin bedeninden bir parça kopuyor ve beden ise uzuvlarından yok olmuş bir hale geliyor. Boşa geçen zaman, bu kente en büyük ihaneti ve kötülüğü yapıyor!
Endüstriyel miras ürünü olan tesisler, bundan sonra, Muğla Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kurulu tarafından tescillenmelidir. Şimdi Sağıroğlu Zeytinyağı fabrikasının başına gelen, bundan sonra diğer endüstriyel miras(lar)ın başına gelmemelidir…
NE DEDİLER?
Dört yolun simgesi leyleklerin yuvasıydı. Gerçekten çok üzgünüm. Değerlerimiz yok oluyor.
Milas'ın tarihi ve kültürel kimliğine çok yazık oluyor. Baca sembolik olarak kalabilirdi. Eskişehir'e gittiğim zaman bir meydanda böyle bir eski fabrika bacasını görmüş ve hayran kalmıştım. Amaç yok etmek değil, değerlendirmek olmalı. Şehri yönetenlerin Eskişehir'i gezip görmesi gerekli diye düşünüyorum.
Bizde bir huy var, eski diye atıyoruz, yıkıyoruz. Tarihsel önemi var mı hiç bakmıyoruz. Korunması, bugüne müze olarak gelmesi gerekirdi. Yazık ediyoruz. Onlar bizim kültürümüz... Milas'taki eski Hanlar da öyle.
Gerçekten çok yazık olmuş, üzülmemek elde mi?
Bu yapının tescilli olduğunu, çok güvenilir bir kaynaktan duymuştum. Bir yolunu bulup kaldırmışlar, demek ki. Türkiye’de olmaz diye bir şey yok. Rant söz konusu olduğunda, yapılamayacak iş yok.
Fabrika kapandıktan sonra bile paydos sireni öterdi.
Dün gazete haberlerinde önüme geldi, çok üzüldüm. Yıktıkları bir tarih.
Tarihi zeytinyağı müzesi olabilirdi. Çok yazık oldu değerlerine sahip çıkamayan toplumlar; gelecek nesillere aktaracak miras bırakamazlar. O nedenle de yöneticilerin vizyon sahibi olması gerekli.
O baca her ilkbahar, leyleklerin evi olurdu. O civardan geçerken mutlaka bakarım yuva var mı diye, geçen hafta garaja giderken yine baktım, eski yapılarla birlikte baca yok olmuş, çok üzüldüm.
Ben de üzüldüm en azından baca kalır diye düşünüyordum çocukluğumuzun gençliğimizin dahası Dört yolun simgesiydi yazık oldu
1973 yılında Milas’a geldim kaldığım evin penceresinden 50 metre ileride fabrikayı görürdüm, mis gibi pirina ve zeytinyağı kokardı. Çok yazık ki yok etmişler; hem tarih yok oldu hem de anılarımız, hafıza mekânımız bizim.
Ne güzel bir zeytin, zeytinyağı, sabun müzesi ve doğal ürünler satış merkezi olabilirdi. Ama tüm Türkiye bence aynı zamanda acımasız bir tarih kültür ve dil yozlaştırma saldırısı altında. Bir kültür soykırımı da demek mümkün.
O yıkılan fabrika Gazipaşa, Firuzpaşa Mahallesinin can damarıydı. O mahallenin halkının çoğu orada çalışıp, geçindi. Sonra oradan aldığımız pirinaları mangalda yakıp ısınmaya çalışırdık. Milas'ın belleğini çok önemli bir kurum da yok oldu? Bir dış gezimizde bizi bir evin önüne götürüp burası "Kafka'nın evi" diye göstermişlerdir, dışarıdan. Milas'a nasıl zeytini ve zeytini yağının dünya markası olmasını sağlayan birileri gibi birileri bu işi ele alalım.
Tarihi evlerimizi ve kent dokusunu dikkate almayan yerel yöneticilerimizin daha önemli ne işlevi olabilir. Proje hazırlayarak Avrupa'daki hibe fonlar kullanılarak bu değerlerimizi koruyabiliriz. Tarihi konukların sonu aslanlı ev gibi olmasın.
Evet çok yazık ettiler oraya, öyle görünce tüm çocukluğumun hatıraları da kayboldu, gitti çok üzüldüm!
Tek bir keskin cümle ile ifade etmek mümkün : ''Hangi şehir veya kasabamızda olursa olsun, Belediyeler ASLA Tarihi değeri olan, gelecek nesillere örnek olabilecek, yaşatılması gereken Kültür, Turizm, Anadolu Medeniyetleri, Eski Yerleşik nüfusa ait İbadethane-Mezarlıklar veya Sanayiye ait yapı ve tesisleri korumuyor''. Maalesef, bu konuda her yapı RANT UĞRUNA, DUYARSIZLIKLA ESKİMEYE ve ÇÖKMEYE TERK EDİLİYOR... Ayrıca Bu konuda Devletçe oluşturulmuş resmi kurum olan, Vakıflar ve Eski Eserleri Koruma teşkilatı ise içerisinde görevli yetkili ve tecrübeli onlarca sayıda Mimar, Mühendis, Tekniker ve Bürokrata rağmen hantal, çok yavaş karar alma mekanizması ve siyasete bulamış olmaları dolayısı ile Güzelim Anadolu Toprakları üzerinde, DEĞER İFADE EDEN HER ESKİ YAPI ve ANTİK TARİHİ ÖNEME SAHİP KÜLTÜREL VARLIKLAR, HAZİNE AVCILARINCA YAĞMALANMAKTA, HATTA BAZILARINCA, YURT DIŞINA SATILMAKTADIR... Bu duruma genel manada ''Kültürel Duyarsızlık” denir. Vaziyetin daha iyi şartlara uyarlanması için, Millî Eğitim içerisinde; daha İlkokuldan başlayarak, Lise eğitimi sonuna kadar, tüm çocuk ve gençleri bilinçlendirme ve Vatana ait eserleri koruma dersi verilmelidir.
Bizim çocukluğumuzda oralar o kadar işlek ve hareketliydi ki bir tarafı zeytinyağı, bir tarafı sabun fabrikası, karşı tarafta Karadeveciler’in zeytinyağı fabrikası, alt tarafta çır çır fabrikası. Balavca’nın alt tarafında Gölcüklerin zeytinyağı fabrikası vb. Zeytin zamanı fabrikalar sabah 8 öğlen 12 ve akşam 5 te düdük öttürürler, sanırım vardiya değişikliği yaparlardı. Oralar çok kişinin ekmek kapısıydı. Fabrikanın binaları atıl durumdaydı ama keşke bacası kenarlarından destekleyerek korunmaya alınsaydı. Ayrıca tekel binası da depreme dayanıksız diye heba edildi, günlerce yıkmak için uğraştılar, o betonlar yıkılmamak için direndi. Milas’ımızın tarihi yok olup gidiyor Nevzat hocam, kimisi rant uğruna, kimisi mirası paylaşamamak uğruna…
Rahmetli babam burada çalışmışdı
İşte düşünce ve bakış farkı! Günümüzün geldiği nokta bu! Cumhuriyetin kuruluşundan 2022’ye kadar öyle veya böyle iktidara gelen her parti 5 yıllık yatırım planı içinde istihdam, üretim ve Ülke olarak ekonomik büyüme için FABRİKA - BARAJ ve ÜRETİM ALANLARI yapardı... Ancak 1985 den sonra, hele hele 2022 den sonra ÖZELLEŞTİRME SEVDASI ile birlikte tamamen ÜRETİM EKONOMİSİNİ TERK EDEREK, TÜKETİM EKONOMİSİNİ destekleyici plan, program ve teşvikler ile birlikte tüm ülke BETON RANTINA dönüştürüldü.
Üretim yapandan KDV %20, Beton yapandan KDV %1 desteği ile üretene köstek, tüketene destek politikası hızla devam etmekte... Sonuç ne mi? Enflasyon. Üreten değil, Tüketen Toplum, Hep birlikte.