Bugun...



Öykü / Kuş Evlerini Kim Kurdu

Rüzgârlı Orman’dan çok uzakta değildim. Üstünde bulutlar dolaşan dağlara sırtımı verip masmavi ve engin denize doğru yürüyordum. Hava çok güzeldi. Bahar mevsimini de çok seviyordum doğrusu. Bir ses duydum: “Hey baksana!”

facebook-paylas
Tarih: 26-09-2024 11:00

Öykü / Kuş Evlerini Kim Kurdu

HATİCE EĞİLMEZ KAYA / ÖYKÜ

   Rüzgârlı Orman’dan çok uzakta değildim. Üstünde bulutlar dolaşan dağlara sırtımı verip masmavi ve engin denize doğru yürüyordum. Hava çok güzeldi. Bahar mevsimini de çok seviyordum doğrusu. Bir ses duydum:

   “Hey baksana!”

  “Kimsin!” diye sordum, bir yandan da etrafıma bakıyordum.

  “Yukarı bak, yukarı, gökyüzüne!” dedi.

  Bir yalıçapkınıydı. Uzun zamandır yalıçapkını görmemiştim. Şaşırdım. Bilirisiniz, yalıçapkınları denize yakın yerlerde yaşarlar. Kocaman başı, kısacık boynu vardı. Gagası uzun ve güçlüydü. Kanatları deniz mavisi, karnı akşam kızılıydı. Ufak tefek bir şeydi fakat uçarken gözüme ne de büyük görünmüştü.

   “Sen Rüzgârlı Orman Masalları’nın yazarı mısın?” diye sordu. 

   Yüksek sesle, “Evet!” dedim.

   Nereden biliyordu acaba, şu benim sıra dışı masallarımı? Okumuş muydu, yoksa dinlemiş miydi? Peki ya sevmiş miydi? Aklıma gelen soruların hiçbirini sormadım. Yazdıklarımdan şüphe ettiğimi düşünmesini istememişimdir belki de. Bazen kendimi ben de pek anlamam.

   “Masallarını en eski dostlarımdan birisi olan bilge baykuştan dinledim. Tüm canlıları seviyor olmalısın, pek iyimsersin doğrusu!” dedi. Sonra ekledi:

   “İyimserlik unutuldu galiba.  Yine de kötümser olmak çok sıkıcı, bu yüzden sana hak vermiyor değilim. Uzun zamandır bir yalıçapkını görmedin, hiç merak etmiyor musun bize ne oldu?”

   Ediyordum, etmesine ve çok üzülüyordum. Yalnızca başımı iki yana salladım. Bir de yutkundum. Çağlardır uydurduğu masallardaki canavarları anlatıp duran insan soyu dünyanın en acımasız canavarıydı.

   “Sen canavar değilsin, saldırgan birine benzemiyorsun fakat tuhaf bir insansın, diğerlerinden çok farklısın!” dedi.

   İçimden geçenleri biliyor gibiydi. Oysaki o benim masal kahramanımdı. Onun içinden geçenleri benim bilmem daha gerçekçi olurdu.

   “İnsanlar ve kurdukları kentler bizi ya kovuyorlar ya da yok ediyorlar! Artık kentlerin oldukları yerlerden kaçıyoruz. Sayımız da azaldı.”

   Haklıydı. Üzgünüm, bile diyemedim.

   “Beni takip eder misin, sana bir şey göstereceğim.” dediğinde etrafıma bakıp peşine düştüm. Başkaları bizi görünce ne derlerdi kim bilir!

   Hepsi de çok şaşıracaklardır. Yukarıda kanat vuran bir yalıçapkını, aşağıda onu gözleriyle izleyen, yavaş yavaş yürüyen bir kadın. Belki ne onu ne de beni görürlerdi.

   O uçtu, ben yürüdüm, neredeyse beş yüz metre kadar böyle devam etti yolculuğumuz. Sonrasında yemyeşil bahçeli bir eve geldik. Küçücük ve sevimliydi. Onlarca apartmanın arasında tek başına sıkışıp kalmış olsa da kendisini yalnız hissediyor gibi görünmüyordu. Sanki onların hepsi haksızdı, yalnızca bu tek katlı ev haklıydı. İşte öylesine dimdik bir duruşu vardı.

   “Ağaçların dallarına bak!” dedi yalıçapkını.

O söylemeden ben bakmış ve görmüştüm zaten. Ağaçların dallarında pet şişelerden yapılmış kuş evleri vardı. İçleri boştu, birilerini bekledikleri duygusuna kapıldım.

   “Kim kurdu acaba kuş evlerini?” diye sordu.

   Nereden bilecektim. Etrafta tanıdığım kimse yoktu, burası önceden tanımadığım bir mahalleydi.

   “Oturup bekleyelim,” dedim. “Bence kuş evlerini kuran kişi mutlaka gelecektir.”

   “Hımmmm!” dedi. Sonra durup yeni yeni yeşermekte olan bir çınar ağacının en alçak dalına kondu. Oradan bana baktı. Gözleri küçücük ve simsiyahtı. Mavi tüylerinin arasında ışıl ışıldılar. Yakından daha güzel görünüyordu.

   Aradan çok kısa bir süre geçince orta boylu, beyaz saçlı, esmer bir adam, şu bizim halinden memnun evden çıktı. Ayaklarını sürükleyerek bahçenin içinde yavaşça gezinmeye başladı. Derin düşüncelere dalan bir şaire benziyordu. Beni görmüyordu. Ben de seslenmedim. Bulut gibi, ay gibi, hiç gürültü etmeyen kelebekler gibi sustum.

   Konduğu çınar ağacından aşağı doğru bakan yalıçapkını yazarının yerine konuştu. Ne de olsa masal kahramanımdı, ben susunca o söylemeliydi.

   “Merhaba beyefendi!” dedi.

  İyi kalpli adam kendisine seslenen kuşa hiçbir şaşkınlık belirtisi göstermeden baktı.

   “Merhaba, güzel kuş!” diye yanıtladı selamını.

 “Bu kuş evlerini siz mi kurdunuz?”

  “Evet, ben kurdum, kendisine yuva arayan bütün kuşlar için. Kuşları çok severim ve başarılı bulurum.”

  “Peki insan! İnsan değil mi dünyanın en başarılı varlığı?”

  “Yok canım ne münasebet, bu dediğin pek doğru sayılmaz. Aksine doğa karşısında aslında çok güçsüzüz. En çok biz üşür, en çok biz acıkır ve asla doymayız!”

   “Ya acımasızlığınız!”

   “Acımasızlığımız da kendimizi güçlü sanan güçsüz yanımızdan!”

   “Yine de güzelsiniz,” dedi yalıçapkını.

   “Güzel mi?”

   “Evet güzelsiniz, sizin için üzülüyorum. İyi insanlar da var aranızda ve onlar en az bizim kadar tehlike altındalar. Örneğin siz, iyi bir insan olmalısınız. Sizin de kalbinizi kıranlar çok olmuştur.”

    Beyaz saçlı adam, kocaman bir kahkaha attı.

   “Olsun varsın,” dedi. “Bence kuşları, çocukları ve tehlike altındaki bütün varlıkları korumalıyız.”

  Söyleşilerine katılasım geldi fakat adam beni duymayacaktı besbelli. Gökyüzüne baktım, irili ufaklı bahar bulutlarını, serçeleri, guguk kuşlarını ve göçten yeni gelen kırlangıçları gördüm.

  “İşte!” dedim “sizin için yuva kuran adam bu! Yalıçapkını hey, bak tanıştın merak ettiğin kişiyle. Belki böylesi insanlar çoğalırlar, dünya daha yaşanası bir yer olur, siz de geri dönersiniz yurdunuza, kim bilir?”

   Oradan uzaklaştığımı bu kez yalıçapkını da görmedi. Evime dönüp, ufacık çalışma masama geçecek, kuş evlerini kuran adamı ve onu yazacaktım. Ki bilge baykuştan bu öyküyü de dinlesin!

  

 

 




Bu haber 37168 defa okunmuştur.


FACEBOOK YORUM
Yorum

İLGİNİZİ ÇEKEBİLECEK DİĞER KÜLTÜR-SANAT Haberleri

YAZARLAR
ÇOK OKUNAN HABERLER
  • BUGÜN
  • BU HAFTA
  • BU AY
SON YORUMLANANLAR
HABER ARŞİVİ

Web sitemize nasıl ulaştınız?


nöbetçi eczaneler
HABER ARA
Bizi Takip Edin :
Facebook Twitter Google Youtube RSS
YUKARI YUKARI