Bugun...



Öykü / Şehriban

Meliha abla, okumayan komşu kızı Şehriban’ın işe aldırmak için öncülük etmişti. İç huzursuzluğu çekiyordu. Bu kıza işyerinde sahip çıkabilecek miydi? Kızın aklı henüz başına oturmamış, kanı fıkır fıkır kaynıyordu. Kendinden emin olamadı, ama çok fakir ve hasta komşularının yalvarıp yakarmalarına da dayanamadı...

facebook-paylas
Tarih: 09-12-2024 22:15

Öykü / Şehriban

GÜLÇİN GRANİT / ÖYKÜ

Meliha abla, okumayan komşu kızı Şehriban’ın işe aldırmak için öncülük etmişti. İç huzursuzluğu çekiyordu. Bu kıza işyerinde sahip çıkabilecek miydi? Kızın aklı henüz başına oturmamış, kanı fıkır fıkır kaynıyordu. Kendinden emin olamadı, ama çok fakir ve hasta komşularının yalvarıp yakarmalarına da dayanamadı. İlk gün henüz on beşlik Şehriban’ın kulağına fısıldadı; “Başını kaldırmadan çalış, ustabaşına dikkat et. Kadın avcısıdır” dedi. Şehriban bir an gözlerini ustabaşının üzerine çevirdi. Akşamcı göbeğiyle yuvarlanır gibi yürüyen, kilolu, briyantinli saçlarıyla, düzgün kıyafetli ve kırklarında bir adamdı. Meliha abla kızdı, “Bakma! Önüne dön kız, o saçlarını da topla” dedi. Şehriban başını hızlıca yere indirdi; “Tamam” anlamında başını sallayıverdi. Şehriban’ın memeleri yeni tomurcuklanmış, sarı saçları beline doğru savrulup akmış, yeşil buğulu gözleri, dolgun dudaklıyla bir dilber adayıydı. Yakında ustabaşının gözüne batacağından Meliha ablanın hiç şüphesi yoktu. Akıllı bir kadındı, bugünden ileriyi görebilen bir kadın. Şehriban ortacıydı, getir götür işi ve yemek yapacaktı. Namusuyla çalışırsa, Meliha onu overlokçu yapmayı düşünebilirdi. Şehriban çayı demleyip ilk önce ustabaşına götürdü. Beline kadar salınan saçlarını özensizce yukarıya toplamıştı. Ustabaşıyla göz göze gelmekten kaçınıyordu. Ustabaşı Şehriban’ın gözlerini görebilmek için eğildi. Şehriban kafasını çevirdi. Ürkek bir ceylan gibiydi. Ustabaşı gülümseyerek; “Olmaz ama böyle! Ben senin ustabaşınım, sana bir şey söylersem ve sen gelirsen benim gözlerime bakacaksın” dedi. Şehriban “Olur” anlamında başını salladı yine başını ters yöne çevirip gerisin geri dönüp gitti. Ustabaşı ardından bakakaldı, onun genç irisi dolgun bacaklarına, sarı saçlarına, çıkık kalçalarına, sülün gibi vücuduna ve bir ceylan gibi sekişine bakarken aklı başından çoktan uçup gitmişti.

Ütücü Fahri seslendi; “Usta ütüler bitti, servis arabası ne zaman gelecek, sayımı hızlandıralım?” diye sordu. Ustabaşı, Şehriban’ı rüyasında görüyormuş da yeni uyandırılmış gibi silkindi, “Ne diyon Fahri anlamadım!” Fahri yineledi sözlerini… “İki saat sonra gelecek servis, hadi hızlanın biraz” diye bağırdı. Ustabaşı işçilerine karşı iyi biriydi, onların yanında durmasını bilirdi,  arada çay içmelerine, yüksek sesle damardan şarkılar dinlemelerine asla bir şey demez, onlarla birlikte işçi gibi çalışır eğlenirdi. İnsancıl biri olmasına rağmen, şu kadın kız işlerinde çok zayıftı doğrusu. Daha öncede konfeksiyona gelen kızlarla kısa ilişkileri olmuştu. Şehriban servisi yaptıktan sonra mutfağa geçip makarna ve menemen yapmalıydı. Burası küçük bir işletmeydi. Yemekler burada pişerdi. Malzeme almak için ustabaşının yanına gitti, ustabaşının içinden bir şeyler akıp gitti. Bu kıza büyük bir çekim yasasıyla çekiliyordu sanki. Kasadan bir miktar para alıp onu mutfağa çekti amacı onunla yalnız kalmaktı. Gözlerini Şehriban’ın gözlerine dikti; “Biz burada her gün belli bir miktar parayla yemek işini halletmek zorundayız. Bundan sonra senin ne pişireceğine karışmam. Sen ne yemek biliyorsan onu pişir. Hatta para arttırabilirsen, bazen kıymalı dolmada yapabilirsin. O zamana kadar da inşallah öğrenirsin” diyerek parayı Şehriban’a uzattı. Şehriban parayı aldığı gibi dışarıya fırladı. Meliha ablanın gözleri hep üstündeydi, bir gözüyle iş yaparken, diğer gözüyle Şehriban’ı kesiyordu. Ailesi ona emanet etmişlerdi. O da sorumluğu sırtında hissediyordu. Şehriban geldiğinde ilk önce Meliha ablanın yanına gitti; “Müsait olduğunda bana kıymalı dolma yapmasını öğretirsin değil mi?” dedi. “O da nereden çıktı kız. Tövbe! Tövbe! Hadi işe bak. Bugün listede menemen ve makarna var” dedi. Şehriban başı önde eğik poşetlerle mutfağa geçiverdi. Bugün ki yemek parasından, kıyma almak için arttırmaya başlamıştı bile.  Bir miktar parayı kavanozun içine bıraktı. Sonrada yemekleri hazırladı, aklı bir an önce kıymalı dolmayı pişirmeyi öğrenmekteydi. Evet, annesine sorabilirdi. Ah! Bir de kıyma parasına biriktirebilseydi, elleri ne maharetli ne bereketliydi, herkes görebilseydi.

Şehriban, ustabaşına her bakmak zorunda kaldığında, diğer gözüyle de Meliha ablasını da kesiyordu. Şehriban’ın içi ustabaşına baktıkça kıpraşıp duruyordu. Kendisine çok iyi davranıyor, çok güzel konuşuyor ve çok kibar biriydi. Ustabaşı, Şehriban’ın gönlüne çoktan girmişti. O hafta işlerinin çok yoğun olduğu bir vakit ustabaşı mutfağa girdi. Şehriban’ın yanına kadar sokuldu, onun sıcak soluğunu nefesinde hissedecek kadar ona yakındı. Şehriban’sa bir yaprak gibi titremedeydi. Ustabaşının soluk alıp verişleri hızlandı, ellerini cebine atıp, kırmızı bir kutu çıkardı, “Hemen bunu sakla kimse görmesin, bunu sana aldım.” dedi. Şehriban hayatında ilk defa hediye almıştı. Başı önde eğik, alelacele kutuyu alıp cebine koydu ve tuvalete kaçtı. Şehriban’ın ayakları yerden kesilmiş uçuyordu. Gökkuşağının tüm renkleriyle hayaller kurmaya başladı. Birbirini takip eden günlerde Meliha, Şehriban’daki değişikliği hissetmeye başlamış olmalıydı, onu mutfakta sıkıştırıp “Kız, şu ustabaşıyla çok samimisin, ben sana ne dedim? Uzak dur ondan, evli ve üç çocuklu biri. Bak! Kızım bu senide kandıracak. Seni buraya aldığıma pişman etme beni. Edebinle çalış, hasta anneni, aç kardeşlerini düşün. Hem çalışanların ağızına sakız olma. Bak! Şimdiden sizi konuşuyorlar. Dikkat et! Hareketlerine, yoksa işinden de olursun.” diye çıkıştı.

 

Şehriban irkilmişti, korkmuştu. Bu kadar kısa sürede nasıl bu kadar belli olmuştu. Kendi de bilmiyordu. Artık bu aşka kendi de engel olamazdı, çünkü bunu ustabaşı bile kabul etmez, diye düşünüyordu. Her hafta Şehriban’a pahalı hediyeler alıyor. Şehriban’ınsa gözü dönüyordu. Şimdilik bunlar küçük saklanabilir parçalar oluyordu. Kolye, küpe ama hepsi de altın. Bunları Meliha abladan ve herkesten, kendinden bile saklıyordu. Gecenin ilerlemiş bir vaktinde çıkarıp, aynanın karşısında takıp takıştırıyor. “Bir gün bunları herkese karşı gururla takacağım, o karısını boşayacak beni alacak diyordu.” Şehriban hemen hemen her gün mesaiye kalıyor. Ustabaşı bir bahaneyle mutfağa giriyor, elini beline ya da kalçalarına götürüp onu elleyip öpüyordu. Çalışanlar ilerlemiş saatlerde uykunun esir almış olduğu tek gözlü ruh gibi çalışıyorlardı. Tek canlı kalansa Şehriban ve ustabaşıydı, artık dayanamıyorlardı. Ustabaşı, Şehriban’a bir telefon hediye aldı, artık mesajlaşıyorlardı. Telefonu da herkesten gizliyor, sessizde kullanıyordu. Telefonu sadece ustabaşı olan sevgilisini aramak için kullanmalıydı, ustabaşının şartı böyleydi. Ustabaşından bir mesaj geldi “Sevgilim cumartesi günü annene ilaç almak için çık, ya da ne bileyim bul bir bahane. Artık dayanamıyorum, seni istiyorum. Sana tek taş yüzük aldım, Allah katında artık benim karımsın” diyordu.

 

Meliha abla işin ucunun kaçtığının farkındaydı. Şehriban’a ne kadar akıl verse kızsa da o, anlamak istemiyordu. Onu bu işyerine aldığına bin pişman olmuştu. Artık her an bu olay patronun kulağına gidebilirdi. Herkes onları konuşuyordu. O hafta Şehriban, ustabaşına tüm varlığıyla teslim oldu. Her buldukları fırsatta yeniden birlikte olmak için sözleştiler. Ortalık yangın alevine dönmüştü, aşktan gözleri bir şeyi görmez olmuştu. Şehriban’dan, ustabaşına geceleri de mesajlar geliyordu. Sanki işe çalışmaya değil de gizlice fingirdeşmeye geliyorlardı. Aradan iki ay kadar zaman geçmişti. Artık ne olursa olsundu, Meliha abla, Şehriban’ı tuttuğu gibi patronun önüne atmayı bile düşünüyordu. Onu mutfakta kıstırdı; “Artık yeter! Pılını pırtını topla ve buradan defol!” dedi. Şehriban’ın gökkuşağından hayalleri ayağına dolandı, Kocaman bir boşlukla karşı karşıya kalmıştı. Eline karnına götürdü ve artık her şeyin çok geç olduğunu biliyordu.

 




Bu haber 1241 defa okunmuştur.


FACEBOOK YORUM
Yorum

İLGİNİZİ ÇEKEBİLECEK DİĞER KÜLTÜR-SANAT Haberleri

YAZARLAR
ÇOK OKUNAN HABERLER
  • BUGÜN
  • BU HAFTA
  • BU AY
SON YORUMLANANLAR
HABER ARŞİVİ

Web sitemize nasıl ulaştınız?


nöbetçi eczaneler
HABER ARA
Bizi Takip Edin :
Facebook Twitter Google Youtube RSS
YUKARI YUKARI