|
Tweet |
ALİ GÖNENLİ / Öykü
Mustafa'nın Yalıçiftlikteki inşaatları bitirilip sahiplerine teslim edildi.Konteyner yerinden alınıp, Filiz'in inşaat sahasına getirileli aylar oldu.Filiz, Barışla birlikte Metin abisine gidip, en beğendiği mermerleri seçmişti.Barış'ın yaparım dediği her işi O'na verdi .Mumcularda başlattığı tek binanın temellerini de atmış, yavaş yavaş işini büyütmeye başlamıştı.Annesinin şikayet etmediğine göre, kocasıyla arası iyi olmalıydı.Bunda en büyük pay, ayda bir iki kere uğradığında annesine bıraktığı para olmalıydı. Mustafa, haftalardır aramıyordu. Kardeşi Ercan'ın okulu da oldukça iyi gidiyordu.
O gün Mumcuların çevre köylerde oturanlar ve yazlıkçıların gelmesiyle tıklım tıklım dolan pazarına gidip alışveriş yapmak istiyordu.Oraya vardığında ilk kez gözü pazarın adını yazan levhaya takıldı.
(Karaova Kapalı Pazar Yeri)
Pazardan simit alıp çay ocağına oturdu.Yaşlı çaycıya kafasındaki soruyu aktardı.
"Buranın adı neden Mumcular değil de Karaova pazarı?"
Adam umursamadan konuştu.
"Needen bilen.Başımızda gocamannaa goyup geçmiş."
Adamın yanıtına gülümsedi.Yörenin insanlarının çoğu bu özelliğe sahipti.Olanı fazla sorgulamaz, hemen kabullenen yapıları vardı.Çay bitmek üzereyken Barış, gelip yanına oturdu.
"Hoş geldin.Gelmezsin sandım."
"Gelecem demiştim."
O'nun içinde simit almıştı.Barış'ın el işaretinden bir kaç dakika sonra iki çay daha getirildi.İğne atsan yere düşmez dedikleri kadar kalabalıktı.Kıyafetlerinden Kürt olduğu belli iki aile çocuklarıyla önlerinden geçti.
"Bak seninkiler geçti," diyerek başıyla Barış'a işaret etti.
"He bizimkiler.Ailesini de getirip buraya yerleşenler.Tanıdıklarımda gelmeye başladı."
"Yakında Mumcular'da çoğunluk size geçer."
Barış Filiz'in gözünün içine bakarak konuştu.
"Kimse yerinden yurdundan keyfi için ayrılmaz.İnsanların kendi memleketinde karnı doysa burda ne işi olur?"
Barış'ın rahatsızlığı, kurduğu cümlelerden ve ses tonundan belli oluyordu.Geri adım atıp gönül almak için konuştu.
"Hemende ciddiye alırsın.Gelsinler tabi. Onca inşaat işini kim yapacak.O işleri siz daha iyi yapıyorsunuz."
"Bize biçtiğiniz rol bu değil mi?İnşaat işini yapalım.Mühendis, doktor olmayalım.Hep hamallık yapalım inşaatlarda."
"Yav nerden açtım eşşek arısı sokasıca ağzımı?Olun olun.Doktor da olun mühendiste. Kaymakam da vali de.Her şey olun.Benim için sakıncası yok."
Çaylarını içip kalktılar. Yağmurlu ve serin havada fazla dolaşmak istemedikleri, alışverişi çabuk bitirmelerinden belliydi.Poşetlerin hepsini Barış taşıyordu.Filiz, iki yılı aşkın süredir birlikte bir yere gidip oturmayı kabul ettirememişti Barış'a.Umutsuzca yine teklif etti.
"Gel istersen kahve yapayım."
Barış, hiç yanıt vermeden ayakkabısını çıkarıp içeri girdi.Şaşkınlıktan gözleri irileşti Filiz'in.Aynı zamanda mutlu olmuştu.Barış salona geçip oturdu koltuğa.Filiz sormadan söyledi.
"Şekerli olsun."
Dudaklarını "hayırdır" şeklinde şaşkınlıkla büküp kahve yapmaya koyuldu.Kardeşi Ercan odasından çıkıp gözlerini ovuşturarak salona girdi.
"Günaydın abla.Saat kaç?"
Ercan'ı kucağına alıp yanaklarından öptü.
"Günaydın goca daşş.klı erkeğim.Öğlen oldu öğlen.Ooh oh. Ben Barış abinle pazar alışverişini yapıp geldim.Benim evin erkeği halâ uykuda."
"Aman ablaa. Bu gün pazar.Bırak uyuyayım biraz."
Kucağından indirip, banyoyu işaret etti.
"Uyu uyu tabi. Hadi sen elini yüzünü yıka.Şu kahveden sonra sana güzel bir kahvaltı hazırlarım."
Kahvelerini içerken, yeni anlaştığı büyük arsada yapılacak işten söz ettiler.Kısa süren konuşmanın ardından, Barış kendi alışverişini yapmak üzere ayrıldı.
"Abla kim O?"
"Kim kim?"
"Barış dedin ya adını. Neden geldi bize?"
Gülerek yanağından makas aldı kardeşinin.
"Büyümüş te ablasından hesap sormaya başlamış erkek."
"Yok yaav ne hesap sorması. Merak ettim."
"Barış abin inşaatlara bakıyor.Bazı işlerini ekibiyle kendi yapıyor. Benim sağ kolum gibi."
"Hani sağ kolun bendim.Öyle demedin mi?"
"Pardon goca daşş.klım.O sol kolum olsun."
Kardeşinin çevresinde dolanarak çenesini eliyle tuttu.
"Erkeğim bi şey sorayım mı sana?"
"Sor abla."
"Barış abin benim sevgilim olsa ne dersin?"
Ercan'ın üzüldüğü yüz ifadesinden belli oldu.
"O zaman beni Milas'a gönderir misin?"
Bunu aklına bile getirmemişti Filiz.Kardeşini kucağına aldı.
"Olurmu öyle şey.Sen bi yana dünya bi yana.Ölürüm de senden ayrılmam."
"Ablam," deyip sarıldı Filiz'e. Ardından yanaklarından öptü.
Gelen mesaj sesinin ardından telefonu eline aldı.
"Uygun olunca beni ara" yazıyordu mesajda. Mesajı sahibi Perihan ablasıydı. Hemen aradı.
"Hayırdır abla pazar pazar?"
Yarın yanına gençten karı koca gelecek.Uygun paraya ev arıyolar.Yardım edersen iyi olur.Gelin benim köylüm.Bi sürpriz göreceksin."
"Olur abla.Elimden geleni yaparım.Hayırdır ne sürprizi?"
"Yarın görürsün."
Sabah kahvaltısının ardından, kardeşini okula bırakıp kızlar kahvesine gitti.Çayını içerken, tanımadığı bir numaradan arandığını görünce açtı.İnce sesli bir kadınla bir kaç dakika konuşup, PTT yakınındaki pastanede buluşmak için anlaştılar.Kızlar kahvesinden kalkıp, anlaştıkları yere yürüyerek geçti.Perihan'ın dediği sürpriz masada oturuyordu.Halil yerinden kalkmış, yüzünü Filiz'e çeviremiyordu.Yanındaki kadın, kucağındaki bebeği ile Filiz'e doğru yürüyüp sarıldı.
"Perihan abla benim teyzem sayılır Filiz abla.Seni çok metetti.Elinden geleni yapar dedi.Bi evimiz olsun da kümese de razıyım abla."
Halil sesini çıkarmadan oturuyordu.Genç kadının konuşmasından, geçmişle ilgili yaşananlardan haberi olmadığı belli oldu.Kucağındaki bebeği vermesi için kollarını uzattı kadına.
" Çokta güzelmiş kara böcük.Adı ne bunun?"
Aldığı yanıtla boğazı düğümlendi.
"Adını Filiz koydu babası.Senin adaşın.Çok sever kızımızı.Sağolsun çok iyi babalık yapıyor.Havaalanında taksi şoförlüğü yapıyor.İşimiz gücümüz bize yetiyo abla."
Gözleri doldu. Ancak yaşların akmasına izin vermedi.Bebeği kucağına alıp, yerinden kalkarak iş yeri sahibinin karşısına geçti hemen.
"Varsa ben bi salep ve simit alayım.Misafirler ne isterse onu ver."
Hepsinin önüne salep getirildi.Halil, salebi almak için uzattığında, sağ elinin şekilsiz parmaklarını Filiz'in gördüğünü farketti.Salebin kalan kısmını bardağı sol eline alarak bitirdi.Filiz, sürekli genç kadınla konuşuyordu.Ne kadar paraları olduğunu, nasıl bir ev istediklerini konuştular.Filiz'in hesabına göre, ellerindeki para, bir oda salon almaya yetiyordu.Genç kadınla konuştuktan sonra, ellerindeki parayı peşinata sayıp, bebeğin rahat etmesi için bahçe katından iki oda bir salon evi onlara vereceğini, kalan parayı uzun vadede ödeyebileceklerini söyledi.
"Tek şartım var.Tapuyu senin adına vereceğim."
Genç kadın Filiz'e sarılıp, gözü yaşlı şekilde yavaşca kulağına mırıldandı.
"Sağol abla.Allah senden razı olsun."