Bugun...



SULTAN

Bir hafta kadar önce taşınan komşuları akşam misafirliğine geldiler. Tedirginlikleri açık bir şekilde belliydi. Kısa bir hal hatır konuşmasının ardından ev sahibi kadın konuya girdi.

facebook-paylas
Güncelleme: 13-09-2023 19:33:02 Tarih: 13-09-2023 18:07

SULTAN

ÖYKÜ / ALİ GÖNENLİ

Bir hafta kadar önce taşınan komşuları akşam misafirliğine geldiler. Tedirginlikleri açık bir şekilde belliydi. Kısa bir hal hatır konuşmasının ardından ev sahibi kadın konuya girdi.

-Yavrım buralara yeni geldiniz. Ne yaparsınız, nerden geldiniz? Pek fazla evinizden dışarı çıkmıyonuz. Gaçak göçek işlere bulaşmadınız inşallah.

 Misafirler, arka arkaya gelen sorular karşısında korku ile karışık şaşkınlıkla verecekleri yanıtı düşünür gibi birbirine baktılar. En küçük çocuk anasının kucağında uyuyordu. Dört yaşlarındaki ikinci çocuk babasının kucağında, yedili yaşlarındaki üçüncüsü ise annesinin yanında oturuyordu. Çocukların üçü de kızdı. Kadının, sen konuş dercesine başını yana doğru sallamasıyla, adam ne diyeceğini bilmeden, boğazını temizler gibi öksürdü.

-Yok teyzem. Ne kaçağı, köçeği. Ben size her şeyi anlatırım. Bizim büyükler evlenmemizi istemediler. Sekiz sene oldu biz köyden çıkalı.

-“Kızı kaçırdın mı?” diye araya girdi yaşlı kadın.

Kaçma kelimesi misafir karı kocayı ürkütüyordu.

-Başka çaremiz kalmadı. Evet kaçtık. Üç kızımız oldu. Duyduğumuza göre halen daha bizimle barışmak istemiyolarmış. Barışmayı bırak, bizi bulurlarsa sonumuzun kötü olacağını söylüyolarmış.

 Ev sahibi kadın, misafirlerin bir yerlerden kaçtıklarını tahmin ediyordu, ancak bunun aile olacağını düşünmemişti. Söylenenlere inanmış gibi davrandı.

-Oğlum üç çocukla nereye gider bu işin sonu?

Başından bu yana konuşmalara katılmayan misafir kadın, tam zamanı olduğunu düşünerek araya girdi.

-Gurban olduğum teyzem. Biz de çocuklar için geldik yanınıza. İstersen çocuğun birini size verelim.

Ortalık sessizliğe büründü. Yaşlı karı kocanın kendi çocukları vardı. Ancak her ikisinin de ikinci evlilikleri oldukları için çocuklardan uzak yaşıyorlardı. Kadının çocukları evlenmiş, adam ise bağlarını koparmış bir kaçı hariç geride bıraktığı on bir çocuğu merak bile etmiyordu. Uzunca bir sessizlikten sonra ev sahibi kadın tekrar konuşmayı başlattı.

-Kızım bu çocuklar sizin üstünüze yazılı deel mi?

 Başlarını, hayır anlamında sağa sola salladı misafir karı koca.

-Biz düşünelim. Emme velakin alırsak kucağındaki bebeyi alırız. Büyükler ana babalarını bilirler. Ondan ötürü bizi ana baba bellemezler.

Bu cümle, konuşmaları anlayan çocukları çok mutlu etmişti. Anne babalarından ayrılmayacaklardı. Birbirlerine bakıp gülümsediler. Annesinin kucağındaki bebek uyuyordu sadece. Asıl konuyu konuştukları için fazla uzatmadan misafirler müsaade isteyip ayrıldı. Sokağa çıktıklarında, kucağında uyuyan bebekle yürüyen kadın, diğer çocukların duymayacağı bir sesle kocasının kulağına doğru fısıldadı.

-Eyiki bunu aldılar. Zaten hasta, zayıf. Bizim yanımızda ölseydi ne yapardık.

 Ertesi gün bebek yeni evine verildi. Bir kaç gün içinde bebeğin anne babası başka bir şehre gitti. O dönemlerde nüfusa gidip, benim kadın doğum yaptı diyen her evli erkeğin sözü kabul edildiği için, bebeğin kaydı yaşlı adamın görüştüğü ayyaş oğlunun üzerine yapıldı. Bebeğe isim koyma konusunu da yaşlı adam çözdü.

-Benim en güçcük oolanın adı benim adım. Bu da senin adın olsun dedi yaşlı kadına.

Bebeğin adı Sultan oldu.

Gerçekte kendisini başkasına vermiş, resmiyette üstüne kaydetmiş, büyütmek için yanına almış üç annesi üç babası olan Sultanın bu olaylardan hiç haberi yoktu. Öğrendiğinde ömrü boyunca bakışlarında hüznünü taşıyacağı üç ana üç babalı bir hayatı olacaktı.

 Sultan yüzünden ilk kavga on beşli yaşlarında çıktı. Yaşlı çift, Sultanı resmi olarak kendi nüfusuna kaydettimek istiyor, adamın ayyaş oğlu buna karşı çıkıyordu. Bu konunun resmi olarak gerçekleşmeyeceğini iki taraf ta bilmediği için, bir kaç kere şiddetli kavgaya tutuştular. Aslında, açıklamasalar da iki tarafında niyeti Sultanın başlık parasını almaktı. Bebekliğinde, her an ölebilir diye yaşaması konusunda umut vermeyen Sultan büyümüş, uzun boylu, yolda yürürken delikanlıların dönüp bakmadan geçemeyeceği güzeller güzeli bir genç kız olmuştu. Bu girişimlerin hiç birini dikkate almayan Sultan on sekizine girmeden bir gençle kaçtı. Tek varlığı şahin taksisi olan bir gençle. Sultan için şahini gözden çıkarmak zorunda kalan genç, ilerde çok daha fazlasını alacak kadar çalışkandı.




Bu haber 1047 defa okunmuştur.


Etiketler : ÖYKÜ SULTAN

FACEBOOK YORUM
Yorum

İLGİNİZİ ÇEKEBİLECEK DİĞER KÜLTÜR-SANAT Haberleri

YAZARLAR
ÇOK OKUNAN HABERLER
  • BUGÜN
  • BU HAFTA
  • BU AY
SON YORUMLANANLAR
HABER ARŞİVİ

Web sitemize nasıl ulaştınız?


nöbetçi eczaneler
HABER ARA
Bizi Takip Edin :
Facebook Twitter Google Youtube RSS
YUKARI YUKARI