|
Tweet |
MEHMET ERDAL / DATÇA
“Bu binayı biz yaptık, gençken” dedi kahveye yenice gelip bulunduğum masanın bir ucundaki sandalyeye oturan yaşlı Cumalılı. O gelmeden kahvenin önünde yüzü meydana dönük olarak oturan 4 kişiydik. Saat 12.00 gibi araçtan indikten sonra içimdeki sesi dinleyerek gelip oturmuştum bu kahveye. Solumda orta yaşlarında bir erkek, sağımda, oturduğum masanın öbür kısmında gençten bir kadın, onun biraz ilerisinde de genç bir erkek oturuyordu. Yaşlı Cumalılı sanki benim oraya neden geldiğim içine doğmuşçasına, hiçbirimiz böyle konuşmasını gerektirecek hiç bir şey söylemeden kendiliğinden söylemişti bu sözleri.
İçimden “İyi olacak hastanın, doktor ayağına gelirmiş” dedim. “Bu bina şimdi kime ait?” diye sordum. “Belediyeye” dedi. “Ben de buraya bu konuyu konuşmak için gelmiştim. Bugün burada muhtar ile buluşacaktık. Datça'da işi varmış. Biraz gecikecek. Biz başlayalım isterseniz?” dedim.
LİSTEDE CUMALI'DAN 8 TAŞINMAZ VAR
Konuyu özetledim: “06.08.2024 günü yapılan Datça Belediyesi Ağustos Ayı Olağan Toplantısında belediyenin SSK borçlarının Cumhurbaşkanı'nın ifade ettiği sürede ödenebilmesi amacıyla satışa çıkarabilecek ya da takas edebilecek taşınmazların ilgili komisyonca belirlenmesi önerisi yapıldı. Bu öneri oy çokluğuyla (CHP) kabul edildi ve ilgili komisyona sevk edildi. Komisyon bu amaçla 24 taşınmazı içeren bir liste hazırladı. Listede bir dönem Cumalı Muhtarlığı'na ait 8 taşınmaz, diğer mahallelerden ise 2'şer ya da 1'er taşınmaz yer alıyor. Haliyle bu konuda yapılacak bir haberin Cumalı merkezli olması gerektiğini düşünerek buraya geldim. Bu konuda liste açıklandığı gün bir haber yaptım ve bir de yazı yazdım. Gazeteci Sedat Kaya da bir yazı yazdı. Sizlerin ve muhtarın bu konuda ne düşündüğünü öğrenmek ve yazmak için geldim...”
ÇEŞMEKÖY MEYDANI
İsminin Sait Ermiş, yaşının 94 olduğunu söyleyen yaşlı Cumalılının sohbetin ilk anlarındaki anlatımlarından önünde oturup sohbet ettiğimiz kahvenin yerinin 1950'li yıllarda köy muhtarlığı tarafından şu an yan tarafımızda bulunan diğer kahvenin sahibinin ailesinden parayla satın alındığını, iki katlı binanın köylülerce elbirliğiyle yapıldığını, üst katın Köy Odası, alt katın kahve olarak çalıştırılmaya başlanıldığını öğrendim. O yıllarda burası Çeşmeköy Meydanındaki tek kahve imiş. Şu an market olan karşıdaki yerde karakol varmış. Karakol sonradan meydanın biraz ilerisine, Cumalı'ya, Yazı'ya giden yol üzerindeki yere taşınmış. Karakolun boşalttığı yer kahve olmuş. Kahve kapanınca şu an gördüğümüz market açılmış. Marketin altındaki Çeşmebaşı Kahvesi'nin olduğu yerde bir dönem lokanta varmış.
Bu bina 2014 yılında Büyükşehir Yasası uygulanmaya başladıktan sonra Cumalı Muhtarlığı'na ait diğer taşınır/taşınmaz mal varlıkları gibi Datça Belediyesi mülkiyetine geçmiş. Datça Belediyesi binanın üst kısmını ayrı, alt kısmını ayrı kiraya veriyormuş. Yukarıda, Cumalı Meydanı'ndaki kahve gibi burası da ihale yolu ile her yıl kiraya veriliyormuş. “Bu durumda bu kahve her yıl el mi değiştiriyor?” diye soruyorum. Öyle olmuyormuş. Anlatılanlardan küçük yerlerde herkes birbirini tanıdığı ve ilişkilerde maddiyatın dışında başka faktörler de etken olduğu için olayların düşünülenden biraz farklı geliştiğini anlıyorum.
DEVLET, BELEDİYELERİN SSK BORÇLARINI SİLSİN!
Cumalı'ya (Çeşmeköy'e) geliş nedenimi unutmadan bilgi edinmek istediğim konuya dönüyorum; Datça Belediyesi'nin SSK borçlarını ödeyebilmek amacıyla gerekirse satmak ya da takas etmek için Büyükşehir Yasası ile köy tüzel kişiliklerinden belediye mülküne geçen taşınmazların satışı ile ilgili aldığı karar hakkında ne düşünüyorlardı?
Yaşlı Cumalılı “Satışı düşünülen listede bu bina var mı?” diye soruyor. “Gelmeden önce bir arkadaşa baktırdım. Yok. Köy içinde iki arsa, Murdala ve köyün çevresinden tarla ve zeytinlikler var.” diyorum. Yaşlı Cumalılı herhangi bir yeri değil, sohbeti başlatan ilk sözüyle işaret ettiği bu binayı soruyordu; bu bina ile duygusal bağları olduğu anlaşılıyordu. Onun için bu bina çok önemli olmalıydı. 3 yıl kadar önce, dönemin belediye başkanı Abdullah Gürsel Uçar'ın bir ara satışını düşündüğü ama sonradan Cumalılı gençlerin öncülüğünde toplanan imzalarda da ifadesini bulan tepkiler, yapılan haberler ve başka nedenlerle satışından vazgeçilen, sonrasında sosyal tesis olacağı sözü verilen zeytinliğin de satış listesinde olmadığını söyledim.
Sol tarafımda bulunan ve adının Muzaffer olduğunu söyleyen orta yaşlardaki erkek soruma yanıt vermeye başladı: 5 yıldır bu köydeydi. Bu köylü olup olmaması çok önemli değildi. SSK borçları için yer satılmasına karşıydı. Her gelen böyle yaparsa bu işin sonu nereye varırdı? Bir süre sonra belediyenin elinde hiçbir şey kalmayacaktı. Nasıl ki kendisi ya da bir başka işletmeci devlete olan vergi, BAĞKUR, SSK vb. borçları ödemek için çırpınıyordu, belediye de SSK borçlarını zamanında ödemeliydi. Peki, belediye/belediyeler normal koşullarda bu borcu ödeyemiyorsa borç nasıl ödenecekti? “Devlet, nasıl ki bazı şirketlerin vergi borçlarını siliyorsa belediyelerin SSK borcunu da silsin.” dedi. Bu yanıtı hiç beklemiyordum. “Bu öneriyi hiç duymadım. Bu söylediğinizi yazarım,” dedim.
TAŞINMAZLARIN SATIŞ YA DA TAKASINDAN HABERLERİ YOK
Yeni gelenlerle kahvede bulunanların sayısı artmaya başladı. Gelenlerin bazıları geliş amaçlarına uygun olarak çay söyleyip içiyorlar, bazıları da sohbetimize kulak kabartıyorlardı.
2021 yılında Datça Belediye Başkanı olan Abdullah Gürsel Uçar “42 parsel sattık” dediğinde de hep merak etmişimdir: Büyükşehir Yasası'na karşı olduğunu söyleyen birisi belediye başkanı seçilip yönetime geldiğinde neden Büyükşehir Yasası ile belediye mülkü haline gelen yerlerin satışını ya da takasını düşünür? Çaresiz kalıp düşündü diyelim, öneriyi belediye meclisine getirmeden önce rızalarını almak için o mülklerin onlarca yıldır emanetçisi olagelmiş köylülerin ayağına neden gitmez? Neden yetkiyi alınca “Yasal olarak bu taşınmazlar belediyenin. Yasa bana bu taşınmazları satma yetkisini veriyor.” der ve yasa çıkmadan önce savunduklarını hepten rafa kaldırır?
Konuşmaya katılanlardan öğreniyorum ki bu kez de öneri meclise gelmeden önce Cumalılıların böyle bir önerinin çıkacağından ve kendi köylerinden 8 taşınmazın listeye alınacağından asla haberleri olmamış.
YORUM YAPMAKTAN KAÇINANLAR OLUYOR
Halihazırda belediyenin kiracısı konumunda olan genç kahveciye ne düşündüğünü soruyorum, ısrarla. “Esnafım. Yorum yapmam.” diyor. Yaşlıca bir Cumalılı “Korkma la korkma” diye sesleniyor. Farklı belediyelerin yetki alanındaki farklı pazar yerlerinde 25 yıl pazarcılık yaptığım için onu anlayabiliyorum; bir esnafın, hele hele belediyenin tasarrufu altındaki bir yerde esnaflık yapan birisinin kendisi açısından netameli gördüğü bir konuda görüş bildirmesi çok kolay değildir. Kahvedeki konuşmalar içerisinde yer yer söze karıştığında söylediklerinden anlıyorum ki bir Cumalılı olarak o da taşınmazların satışını doğru bulmuyor. Sonradan gelip konuşmalara katılanlardan Cumalı'da oturmadığını söyleyen ben yaşlardaki bir vatandaş adını ve ne düşündüğünü sorduğumda ilk anlarda adını söylemekten kaçınarak “Bu konu siyasete giriyor. Görüş bildirmem” diyor. Kahvedeki sohbetin sonuna doğru bir biçimde adaş olduğumuzu öğrendiğim vatandaş soyadını söyleyince “Aynı adda başkası da var Datça'da” diyorum. “Aynı ad ve soyadda isim enflasyonu var,” diyor. Sonrasında benimle iletişime geçmek için telefonumu istiyor. Veriyorum.
SATILSIN AMA SU GETİRİLSİN!
Önceleri ayakta durarak sohbete katılan orta yaşlı bir vatandaş taşınmazların satışı ile ilgili olumlu görüş belirtiyor. “Satılsın mı?” diye soruyorum. “Satılsın, şu suyu getirsinler.” diyor. Sol tarafımda oturanlardan birisi “Su için değil, SSK borcu için satılmasını istiyorlarmış.” diyor. Beni kastederek, “Öyle demedi ama,” diyor. Özür dileyip, düzeltiyorum: “Eksik söyledim; SSK borcu için liste yapıldı.” “Onun içinse satılmasın,” diyor.
Sohbeti dinleyenlerden birisi birkaç ay önce belediyenin SSK borcu için Mesudiye'de oldukça büyük bir yerin satıldığını duyduğunu söylüyor. Şaşırıyorum. “Bazı istisnalar dışında belediye meclisinin bütün toplantılarına katıldım. Böyle bir satışla ilgili mecliste tartışma olduğuna tanık olmadım.” diyorum. Yapılan bütün meclis toplantılarında nelerin konuşulup görüşüldüğünü ve alınan kararları İnternet üzerinde sorgulayıp öğrenebileceklerini söylüyorum. Anlaşılan o ki bu konuda da sokaklarda doğru yanlış pek çok rivayet dolaşıyor; bundan, Datça Belediye Başkanı Aytaç Kurt'un her konuda Datçalıları bilgilendirmesinin herkesten çok kendisi ve yönetimi için çok önemli olduğu sonucunu çıkarıyorum.
YÖNETİMLERİN CUMALI'YA GARAZI VAR
67 yaşında olduğunu ve mahallenin Karadağ olarak bilinen bölümünde oturduğunu söyleyen Ramazan Karaca belediyenin Cumalı'ya garazı olduğunu, bu nedenle köye hiçbir yatırım yapılmadığını söylüyor; köyde var olan bütün sorunların bu garazlık nedeniyle çözülmediğini anlatıyor. Büyükşehir Yasası çıkmadan öncesinin daha iyi olduğunu söylüyor. Cumalının çöp, su, yol vb... sorunlarını sıralıyor. “Gazeteciysen dolaş, kendi gözlerinle gör.” diyor. Bu gelişimin nedeninin satışı ya da takası düşünülen taşınmazlar ile ilgili ne düşündüklerini öğrenmek olduğunu, geçen yıllarda 11 mahalle muhtarı ile söyleşi yapıp yayınladığımı, bir kez daha köyleri dolaşmayı düşündüğümü söylüyorum. Belediyenin Cumalı'ya neden garaz duyduğunu soruyorum; “Gazetecisin. Başkana sor. Öğren.” diyor.
KONUŞMANIN VE HABER YAPMANIN YARARI YOK
Ben ne düşündüklerini sordukça “Konuşmanın ve bu konuşulanları haber yapmanın hiçbir yararı yok. Karar almışlar. Yasal hakları da var.” diyenler oluyor. 3 yıl kadar önce Gürsel başkan Cumalı'daki zeytinliği satışa çıkardığında köyden bazı gençlerin satışa karşı topladıkları imzaların, gösterilen tepkilerin ve o dönemki muhtar Hakkı'nın (Semih Çukadar) görüşlerinin haber yapılması sonrası bu satıştan vazgeçildiğini, orasının sosyal tesis olacağı sözünün verildiğini söylüyorum. “Bu kez de etkili olup olmayacağını bilemeyiz ama en azından bu satış ve takas önerisinin belediye meclisinde kabul edilmesi karşısında Cumalılıların ne düşündüğünün kamuoyunca bilinmesinin yararı olur.” diyorum. Belen'de yaşanan susuzluk ile ilgili gazeteci Sedat Kaya'nın paylaşımlarından sonra Muğla Büyükşehir Belediye Başkanı Ahmet Aras'ın olaya müdahil olduğunu söylüyorum. Bu söylediklerime katılanlar çıkıyor.
MUHTAR GELİŞMELERİ HABERLERDEN ÖĞRENİYOR
Sohbetin bir aşamasında Cumalı Muhtarı Nuri Arif Uz geldi. İlk kez karşılaşıyoruz. Belediye Başkanı Aytaç Kurt'un SSK borçları için satışı ya da takası düşünülen taşınmazların komisyonca tespit edilmesi önerisini meclis gündemine getirmeden önce kendisi dahil muhtarları bilgilendirip bilgilendirmediğini soruyorum. Kendisi konu ile ilgili haberi gazeteden okuduktan sonra gelişmeden haberdar olmuş. Muhtarlar olarak başkanla 5 kez toplanmışlar, başkan bu konuya hiç değinmemiş. Kendisi şu an ortada net bir durumun olmadığını söylüyor. Evet “satılacak” ya da “satılmayacak” anlamında netleşmiş bir durumun olmadığını, olası gelişmelere hazırlık anlamında bu önerinin belediye meclisine sunulduğunu ve kabul edildiğini, bu alınan karar ile ilgili ne düşündüğünü öğrenmek istediğimi söylüyorum. Gürsel başkan zamanında satışı düşünülen zeytinliğin satılmaması için imza verenlerin arasındaymış, Hakkı muhtarın 1. azası imiş. “Satılmasına karşıyım tabii. Satılmasını istemem.” diyor. Cumalı'dan listeye alınan yerlerin nereleri olduğuna dair elinde somut bir bilgi olup olmadığını soruyorum. “Yok. Liste verilmedi.” diyor. Sadece Cumalı'dan 8 taşınmazın listeye alındığını biliyormuş. Elimdeki bilgilerden taşınmazların büyüklüklerini okuyorum. Listeye alınan yerler ile ilgili konuşuyoruz.
DÜŞÜNCESİNİ MUHTARLAR TOPLANTISINDA İFADE ETMEYİ DÜŞÜNÜYOR
Belediyenin SSK borçlarının Cumhurbaşkanı'nın istediği sürede ödenebilmesi amacıyla bazı taşınmazların satışı ya da takas edilmesi önerisinin belediye meclisinde kabul edilmesiyle ilgili düşüncesini belediye başkanına iletmek için her ayın ilk cuma günü yapılan aylık muhtarlar toplantısını bekliyormuş. Belediye başkanının neden her ayın ilk salı günü yapılan belediye meclis toplantısından önce değil de sonrasındaki cuma günü muhtarlar ile toplandığını anlayamadığımı, olağan belediye meclis toplantısından önce muhtarlar ile toplansa ve onların önerilerini de dikkate alarak meclise sunulacak gündem maddelerini belirlese daha iyi olabileceğine dair düşüncemi söylüyorum. Meclis toplantısında muhtarların temsilcisine söz verilebilmesi gerektiğine dair dikkate değer bir düşünce belirtiyor.
Cumalı'da sorun çok. Konuşma uzuyor. Bitimine doğru Ramazan Karaca yeniden belediyenin Cumalı'ya garazı olduğu konusuna değiniyor. “Sen ısrarla bir garazdan söz ediyorsun. Bu garazın nedeni ne?” diye soruyorum. “Başkana sor” diyor. “Tamam. Başkana bu konuyu soracağım ve bu konuyu Cumalı'da bir kahvede tartışma önerisinde bulunacağım,” diyorum...
Doğaçlama bir-iki fotoğraf çekip Cumalı'dan ayrılıyorum.