Mühendis, başbakanlık ve bakanlık yapmış bir şahsın, yakın geçmişte, bir sınıftaki tahtaya kameralar önünde yazdığı (yazmaya çalıştığı) yazıyla ne duruma düştüğünü çoğumuz hatırlayacaktır. Özellikle sosyal medyanın yaygınlaşmasıyla birlikte, yazım yanlışları çok daha görünür duruma geldi. TeVe altyazıları ve gazete manşetleri bile yanlış yazılabiliyor. Sosyal medyada hızlıca yanıt verirken veya özel yazışmalarımızda yapılan hataları kastetmiyorum; hazırlanan afişlerde, önemli ve genel paylaşımlarda yapılan yazım yanlışları, Türkçeyi ne kadar bilmediğimizi hemen her gün önümüze çıkarıyor ne yazık ki… “Hata” ile “yanlışı” bilerek bir arada kullandım, çünkü aralarında fark var. Bu tür yanlış kullanımların temelinde elbette kötü bir örgün eğitim yatıyor; ancak diğer yandan, kitap okuma düzeyimizin de çok çok düşük olduğunu, okuduklarımızı da dikkatle ve anlayarak okumadığımızı da itiraf etmek durumundayız.
Yanlış yazarsak ne olur? Bakın, bir virgülün yeri değişince anlam nasıl bozuluveriyor: “Oku, baban gibi eşek olma!”, “Oku baban gibi, eşek olma!” Laf aramızda, bu benzetmeden dolayı hayvan eşeklerden özür dilerim.
Ben Türkçe uzmanı değilim; ama kapatılan Köy Enstitülerimizden veya sonrasında aynı geleneğin sürdürüldüğü Yüksek Öğretmen Okullarından mezun değerli öğretmenlerim oldu; Ortaokul üçüncü sınıftayken yerel gazetede köşe yazılarım çıkmaya başlamıştı. Hepsine saygıyla…
1-“ğ” ile “h” ve “y”nin karıştırılması: a) “Deyil” yanlış, “değil” doğru; “diyer” değil, “diğer”; “ciyer” değil, “ciğer”; “beyen” değil, “beğen”; “hayin” değil, “hain”; “göyüs” değil, “göğüs”, “kahnı” değil, “kağnı”… b) Yazılış ve anlam farkı: “meyil”-“mehil”: “Meyil”, eğilim, yatkınlık, “mehil” ise vade, süre demektir; “öyle”-“öğle”, “öyle” bunun gibiyi, “öğle” ise günün ortasını ifade eder; “çiy”-“çiğ”, “çiy” gece soğumayla birlikte yeryüzüne düşen su, “çiğ” ise pişmemiş demektir; “doğum”-“doyum”, “doğum”, bir canlının dünyaya gelişi, “doyum” ise bir işten/şeyden alınan tatmin duygusu anlamına gelir…
2-“de-da” bulunma hali ve/veya bağlaç farkı: “Benim kalemim Ali’de”, “Ali de geliyor”; ilkinde bulunma hali vardır ve ayrı yazılmaz, ama ikincisinde “Ali’den başkası/başkaları da geliyor anlamı taşıdığından bağlaçtır ve ayrı yazılır. “Yoruluyor bazen insan için de yaşadığı ortamdan”, “…oturuyor yanı başımız da ve yavaş yavaş…”, “bir kamyon da rastlamıştım sana…” bu örneklerde bağlaç değil, bulunma hali vardır ve ayrı yazılmaz.
3-“ki” bulunma hali ve/veya bağlaç farkı: “Sende ki kitabı gördün ya..”, “dudaklarında ki serinlik…”, “gözlerinde ki Mayıs çiçeği…”, “dudaklarımda ki gül kokusu…” bu örneklerin hiçbirinde “ki” ayrı yazılmaz, çünkü tümü bulunma halidir! Ama “öyle görünüyor ki…”, “bir bakmışsın ki Bunlardaki “ki” bir bağlaçtır ve ayrı yazılır, çünkü ardından başka düşüncelerin bağlanacağına işaret eder.
4-Kesme işaretinin (‘) yanlış kullanımı: a) Türkiye’nin jeopolitik…”, “Adnan’ın kitabı” yerine, “Türkiye nin…” ve “Adnan ın…” yazılırsa doğru olmaz; özel isimlerden hemen sonra cümle devam ediyor ve onu tamlıyorsa, kesme işaretinden hemen sonra gerisi yazılır. Ama özel isimlerden sonraki tamlamalar mutlaka kesme işaretiyle kullanılır: “Egenin sularına”, değil, “Ege’nin sularına” gibi. Ancak, “Egeliler” dediğimizde ayrılmaz, çünkü artık özne değişmiştir.
5- “her kes” değil, “herkes”; “birşey” değil, “bir şey”; “herşey” değil, “her şey” “yada” değil”, “ya da”; “yanlız” değil, “yalnız”; “yalnış” değil, “yanlış”… olarak yazılmalıdır. (Not: Bilgisayar otomatik olarak düzelttiği için bu kısmı zor yazdım, umarım yayınlanma aşamasında yanlış çıkmazlar.)
6-Özel isimler (İstanbul, Nevzat, İngiltere…), cümle içinde nerede kullanılırsa kullanılsın mutlaka büyük harfle, cins isimler (masa, sandalye, bulut…) ise küçük harfle başlar. Cümleye mutlaka büyük harfle başlanır. Noktalama işaretlerinden sonra bir karakter boşluk bırakılır. Soru ekleri ayrı yazılır: “… geliyorlar mı, katılacaklar mı” ve cümle sonunda “?” işareti konur.
7-Konuşma dili ile yazı dili aynı değildir; konuşma dili şive, ağız ve lehçeye göre farklılık gösterebilir, ama yazı dili kurallarına uygun yazılır. “Biliyom, koşuyom” vb, değil, “biliyorum, koşuyorum” şeklinde yazılır. “Yapcam, okuycak, gelcek” vb, değil, “yapacağım, okuyacak, gelecek” şeklinde yazılır.
Yazım yanlışlarına daha pek çok örnekler verilebilir. Burada hepsine değinmek olanaklı olmadığından bu konudaki kaynaklardan yararlanılabilir: Ömer Asım Aksoy: Ana Yazım Klavuzu, Dil Yanlışları 2000 Sözün Eleştirisi; https://web.ogu.edu.tr/ Storage/DenizDepe/Uploads/kompozisyon-s%C4%B1n%C4%B1f%C4%B1-ic%CC%A7in-noktalama.pdf gibi). Noktalama işaretleri ve cümlede anlam bozuklukları okuyucunun araştırmasına bırakılmıştır.
“Ben geçmişte çok okudum, yeter artık” demeyelim; ister şair, ister romancı, isterse araştırmacı yazar olalım, torunlarımıza ve çevremize örnek olmak için, Alzeimer ve diğer demanslara uğramamak için, kendi sağlığımız ve duyarlılığımız için okumaya ve hatta yazmaya devam edelim.
“Babamız gibi okuyalım”, aydınlıkta kalalım, çevremize ışık saçalım…