Bugun...


Adnan ERKUŞ Em. Akademisyen

facebook-paylas
Çocuklarımız, Durup Dururken Bu Duruma Gelmediler!
Tarih: 18-03-2026 15:30:00 Güncelleme: 18-03-2026 15:30:00


            Çocuklarımız eğer genellersek, sınıf arkadaşlarına akran zorbalığı uyguluyorlar ve hatta işkence yapıyorlar. Onlar mafyanın kanlı üyeleri oluyorlar, uyuşturucu kullanıyorlar, okula devam etmiyorlar, okulu ve okumayı hiç sevmiyorlar… Aslında çocuklarımız umutsuzlar, çaresizler, yarınsızlar ve çığlık atıyorlar. Özellikle siz ana-babalar, bunların nedenlerini hiç düşündünüz mü, sizin payınız nedir?

            Özal döneminde “apolitik gençlik” politikası ve furyası başladı, büyük çoğunluk alkışladı. Renkli ve özel TeVeler çıktı ve çocukların sesini kesmek için bunların karşısına oturtuldular, çocuklarımıza etkili ve nitelikli zaman ayrılmadı. Önce basit atari oyunları çıktı, sonra oyun konsolları, internet kafeler; öyle bilgisayar oyunları geliştirildi ki hiç bitmeyen, sürekli “level” yükselten, çocuğun istediği değişimleri yapabildiği, dipsiz oyunlar. Çocuklarımız bu oyunlarla dopamin patlaması yaşadılar, kendilerine şizofrenik bir dünya kurdular, yemeden içmeden kesildiler, uyku düzenleri ve gözleri bozuldu, kitap okumadan ve derslerden koptular; oyunlar giderek kafa koparan, kan fışkırtan, şiddet içeren savaş oyunlarına evriltildiler. Çocuklarımız kana, savaşa, şiddete, ölüme karşı duyarsızlaştılar, empati becerileri köreldi, birbirleriyle iletişimleri bozuldu, içlerine girdikleri şizofrenik dünyayı rüyalarına bile taşıdılar. Söyleyin biz anababalar bunlarda payımız yok mu?

            Oğlumun ilkokulda velisi bendim ve toplantılara hep katılırdım. İsmi gibi Can olan bir Türkçe öğretmenleri vardı, sınıflara kitaplık kurdurdu, çocuklara sorumluluk verip kitap okumalarını sağladı. Bir veli toplantısında önde oturan bir beyefendi, saygısızca tahtaya gitti ve elinin birini tahtaya diğerini beline koyarak, “Ben bilmem kaç yıllık müfettişlik yaptım, Can öğretmenim senden şikayetçiyim, oğluma kitapları sevdiremedin” dedi. Tüm veliler şaştı kaldı. Ben de elimi kaldırıp Can öğretmen söz verince ayağa kalkıp, “Ben orgeneral bilmem kim, bu beyefendiye bir soru sormak istiyorum; en son okuduğunuz şiir kitabının başlığını söyler misiniz (tısss), en son okuduğunuz romanın başlığını söyler misiniz (yine tısss), arz ederim efendim” dedim ve hızla oturdum. Veli toplantısında “benim çocuğuma 95 vermişsiniz niye 100 vermediniz” diye konuştuğunuz oldu mu? Söyleyin sevgili veliler, çocuklarınız sizi evinizde kitap okurken hiç gördü mü? Sen okuyup örnek olmazsan, üstelik çocuğuna hep “sınıfın en iyisi neden olmadın” diye baskı yapmayı iyi bir şey yapmak sanırsan, o çocuktan hayır gelir mi?

            Son 20-25 yılda Milli Eğitim Bakanlığımız bu tür velilerimizin imdadına yetişiverdi: Sınıfta kalmak kaldırıldı, bilen-bilmeyen, çalışan-çalışmayan eşitlendi(!), tüm çocuklara “takdir”-“teşekkür” belgeleri dağıtılmaya başlandı! Velilerimiz de çok ama çook mutlu oldular! Davranış ile sonuçları arasındaki bağ kopartıldı, öğrenci öğretmenini dinlemez oldu! Ha, bazı veliler okula gidip öğretmen bile dövmeye başladılar! Özellikle 12-15 yaş arası çete (gang) çağındaki çocuklarımız, diğer çocuklara bezdiri ve şiddet uygulamaya, uyuşturucu kullanmaya ve mafyanın eline düşmeye başladılar. Mafya onlara önem veriyor, para veriyor, uyuşturuyor, karanlık işler yaptırıyor, çocuk da kendisini değerli hissediyordu… Yandım gülüm keten helva!

            Köy okulları kapatıldı, taşımalı eğitim başladı, köyler “armutlara” terk edildi; eğitim giderek dincileştirildi, bilimden, laiklikten uzaklaştırıldı; merak etmeyen, sorgulamayan, okumayan, araştırmayan, adını bile yazamayan, daha soyut kavramları anlayamayan çocuklarımızın kafalarına güzel yarınları ekmek yerine “cehennem ateşi, günah” vb sokan kindar ve dindar nesil yetiştirmekte epey yol alındı; ÇEDES ile tarikatlar ve siyasi partiler okullara-sınıflara girdirildi, MESEM ile ucuz çocuk işçiler var edildi, ikide birde kaza deyip iş cinayetlerinde öldüler.

            Aaa bir de baktık ki meğer diplomalar da sahteymiş, parayla satın alınabiliyormuş! Aaa koca koca rektörlerin çoğunun bir tane bile yurtdışı yayını ve atıfı yokmuş! Nasıl profesör olmuşlar ki!? Mülakatlardan dolayı atanmayan öğretmenler, marketlerin kasiyerleri oldular; ekonomik yıkımdan dolayı üniversite mezunları iş bulamadılar, yeni mezun hekimlerimize “giderlerse gitsinler” dendi ve gittiler! Bu çocuklarımız niye okula gitsinler ki, niye yarınsız-umutsuz-çaresizlik hissetmesinler ki!?

            Söyleyin sevgili veliler, bu gümgüzel çocuklarımızı kimler, neden ve nasıl mahvettiler? Sizin bu durumdaki payınız ne? Söyleyin sevgili veliler, “çocuklarımızı nasıl kurtarabiliriz”?



Bu yazı 935 defa okunmuştur.

FACEBOOK YORUM
Yorum

YAZARIN DİĞER YAZILARI

YAZARLAR
ÇOK OKUNAN HABERLER
  • BUGÜN
  • BU HAFTA
  • BU AY
SON YORUMLANANLAR
HABER ARŞİVİ

Web sitemize nasıl ulaştınız?


nöbetçi eczaneler
HABER ARA
Bizi Takip Edin :
Facebook Twitter Google Youtube RSS
YUKARI