|
Tweet |
Haber: BirGün
Özel, basın toplantısının gerçekleştirileceği salona giriş yaptı. Salonu selamlayan Özel, basın mensuplarına teşekkür ederek konuşmasına başladı.
Özel'in konuşmasında şunları kaydetti:
"Saray rejimine, AK Parti'nin kara düzenine verdiğimiz rahatsızlıktan son derece memnunuz. Bugün Türk demokrasisi adına kara bir gündeyiz. Bugüne nasıl geldiğimizi özetlemek istiyorum. Bizim hikayemiz Mayıs 2023'te başladı. Türkiye'yi cumhuriyetin 2. yüzyılında yeniden demokratikleştirmeye çok istekliydik. Bütün Türkiye çok istekliydi ancak o seçimleri kazanamadık. O seçimlerin kaybında en büyük sorumluluk Cumhuriyet Halk Partisi'ndeydi.
O dönemden beri halk, siyasetten, partimizden bir kopuş yaşamaktaydı. Herkes, 'Bir yolunu bulursam ülkeden gideceğim, bir daha sandığa gitmeyeceğim, mümkünse yurt dışına gideceğim' demeye başlamıştı. CHP'nin özeleştiri yapması ve milletin gönlünde kabul görmesi lazımdı, yoksa olmayacaktı. Anketler yüzde 12-13 protesto oylar, yüzde 40'ları gösteriyordu. Bu duygu durumu içinde 'Biz CHP değişmelidir"' dedik. Sonra bu sözlerimiz tepki görünce biz bu görevi üstlendik, bir yola çıktık. Yola çıktığımızda gerekli imzayı dahi bulamayacağımızı, aday dahi olamayacağımızı söylediler. Biz bütün bir kampanya boyunca bütün Türkiye'yi gezdik, kazanırsak ne yapacağımızı açık açık paylaştık. Dediler ki: 'Bu delegeyi ikna edemezsiniz.' 'O delegeyi biz ikna etmeyeceğiz, o delegeyi tıraş eden berberin bir alt katında komşusu olan üniversite öğrencisi ikna edecek. Eşi, oğlu, kızı, eşi 'Hakkımı helal etmem' diyerek yollayacak' dedik.
Delege, sokağın güvendiklerinin sesini dinledi ve değişime karar verdi. Biz hiç kibir yapmadık, bizim galibiyetimizin kimsenin mağlubiyeti olmasını istemedik. Ama o günlerde hep bana şunu söylüyorlardı: 'Sana devlet geldi mi?' 'Devlet dediğin binadır' diyordum ben, 'Devlet bana nasıl gelsin?' CHP'deki değişime "İzin aldın mı, konuştun mu, soruşturdun mu?" diye sordular. Biz müesses nizamın çarkına çomağı burada soktuk arkadaşlar. Biz, kurucu partinin kimsenin onayını almadan değişebileceğini gösterdik.
'Biz onay vermeden değişim olmaz' diyenler, o gece CHP'ye, güçlü parti geleneğimize savaş açmaya niyetlenmişler, sonradan bunu da gördük. Önümüzde vakit yoktu, 4 ay vardı ve sözümüz vardı. Nasıl ki Ecevit 70'lerde girdiği 4 seçimden bu partiyi çıkardıysa, biz de yapacağız, yapmazsak partiyi bırakacağız demiştik. Yerel seçimlerde hem adayları belirledik hem ittifak aradık, kötü söz duyduk ama cevap vermedik asla. Herkese, sevene sevmeyene can sağlığı diledik, önümüze baktık ve inandığımızı, vatandaşın bize güveninin boşa olmadığını dost olana ve olmayana gösterdik. 1 Nisan'da felaket bekleyenler, 'Orada oturamaz, parti tarihinin en kısa genel başkanlığını yapacak' diyenler, 1 Nisan akşamı TRT ekranlarında Türkiye Cumhuriyeti tarihinin en büyük yerel seçim başarısını gördüler. Nüfusun yüzde 65'i, ekonominin yüzde 84'ü; o müesses nizamın ve AK Parti'nin kara düzeninin, emeği sömüren, bizim sahip çıkacaklarımızı kaybettirip sahip çıktıklarına daha çok kazandıran AK Parti'nin kara düzeninine esas çomağı da orada soktuk."
"BİRİLERİ BİZİM KURULTAYI KAZANMAMIZI DA HAZMETMEDİ"
Özel, sözlerine şöyle devam etti: "Demokrasi dediğin, sandıkla gelenin sandıkla gitmesidir. AKP milli irade derken, biz mahalleye sandık koyarak başlıyoruz. Herkes, seçeceği her birine göstermelik oy vererek seçiyor bizde. Demokrasiyi güya savunanlar bir kere kaybettiler, milli iradeyi yerle bir ettiler. Birileri bizim kurultayı kazanmamızı da hazmetmedi, bir diğerleri bizim yerel seçimi kazanmamızı hazmetmedi. Müesses nizamın kazanmasını istediklerinin kazanmasına alışık olanlar, müesses nizama itiraz edenlerin zaferiyle hiçbir zaman barışamadılar. Ve maalesef milletin kararına savaş açmayı tercih ettiler. Yargı kollarını kullandılar. Yargı, 19 Mart 2025'te bir sivil darbeye kalkıştı.
Onu sandıkta 4 kez yenen, 15 milyon kişinin cumhurbaşkanı adayı gösterdiği, 25 milyon kişinin cumhurbaşkanı adayı gösterdiği, 25 milyon kişinin özgürlüğü için imza verdiği bir kişiyi hapiste tutuyorlar: Adayımız Ekrem İmamoğlu'nu. Bize de 'Ekrem'i bırak, mücadeleyi bırak, Ankara'ya dön, Ankara siyaseti yap, o koltukta otur' dediler. Oturmayacağım o koltukta, yapamayacağım istediklerinizi. Oturulmayacak koltuk, mutlu mesut güvenli muhalefet lideri koltuğudur. Ben bu koltuğu reddediyorum. Ben partimin adayını cumhurbaşkanı koltuğunda oturtmak, yöneticilerini bakan koltuklarında oturtmak için mücadele ediyorum ve reddediyorum. Konforlu muhalefet partisi genel başkanlığı koltuğunu reddediyorum."
"ÜLKENİN 80 YAŞINA KADAR KOLTUKTA OTURAN DEĞİL, İKTİDARI DEVİRECEK BİR GENEL BAŞKANA İHTİYACI VARDIR"
Özel, butlan kararına dair şunları söyledi: "Sarayın icazetiyle yargının açtığı yolla o koltukta oturmadım, oturmam, kimse de oturmamalıdır. Bu millet, kendine rağmen kimseyi o koltuğa oturtmaz. Bugün geldiğimiz aşamada seçim kazanma suçuna ilave olarak, kazanacak bir cumhurbaşkanı adayı belirleme. Kazanacak cumhurbaşkanı yerine kendini aday göstermeme veya 'O aday olamıyorsa fırsat bu fırsat, ben varım' diyerek ihtiras koymak yerine 'Yeni aday bulurum' deme suçundan hâlâ saldırı altındayım. Cumhurbaşkanlığı adaylığını kabul etseydim, Ekrem'e sırtımı dönseydim, Mansur Yavaş gibi bir seçeneği tüketseydim, benden iyisi yoktu arkadaşlar, siz de ben de rahat olacaktık. Ama ben o değilim, biz o değiliz. Bu yüzden bugün makamından edilmek istenenler, kendileriyle ilgili ihtirasları, hevesleri değil; milletle ilgili kararlılıkları olanlardır. 20 bin TL emekli maaşına mahkûm edilenlerin 1,5 asgari ücret emekli maaşı almasını, asgari ve emekli ücretinin 39 bin TL olmasını savunanlar, bu hayallerinden vazgeçseler maaşlarını alıp onlarca yıl bu koltukta oturabilirler. Bana 30 yıl bu koltukta oturmayı vaat ediyor bu rejim. Ama bu ülkenin 80 yaşına kadar koltukta oturan değil, her şeyden hesap soran, bu krizi çözecek, iktidarı devirecek bir genel başkana ihtiyacı vardır."
Özel, sözlerini şöyle sürdürdü: "Net söylüyorum: Mesele ne Özgür Özel meselesidir ne de değişim kurultayının göreve getirdiği her birimizin çıkar meselesidir. Şahsi çıkarları reddederek, her türlü iş birlikçiliğe içeriden dışarıdan 'hayır' diyerek, doğru bildiğimiz yolda yürüyerek bugüne geldik. Biz, bu mesele bizim değil milletin meselesidir. Bu savaş bize değil millete karşı, bu darbe bize değil millete karşı yapılmıştır. Bu darbe, milletin seçme ve seçilme hakkına karşı yapılmıştır. 19 Mart'ta cumhurbaşkanı adayına, 21 Mart'ta da ana muhalefet partisine yapılmıştır. Bu darbenin mağduru bu millettir ve maalesef çok ağır bedeller ödeyecektir.
Bu milletin 60 milyar dolarlık kaybının hayat pahalılığını nasıl körüklediğini ve İran savaşına da bizi nasıl hazırlıksız yakaladığını herkes konuşurken, bugün karar yarın piyasalar kapanacak, nereye yüklenecekken ama 'endişeli bir grup Erdoğan'a koşup Erdoğan'ı ikna etmesin' diye bugünden akarı yükletenlerin ülke ekonomisine yarım saat içinde verdiği zarar 10 milyar dolardır. Yarın herkesin izleyeceği resmi verilecek olan rakam, yakılan rezerv 10 milyar dolardır. An itibarıyla vadeli işlemler piyasasında alıcı vardır, satıcı yoktur. Yarın böyle bir felakete uyanacağız. Bunun için yakılan her rezerv, milletin gelecekte daha pahalıya yemek yemesi, çocuğunun ayağına daha pahalı ayakkabı alması ve sonunda alamamaması sonucunu doğuracak.
Bunların hepsi 19 Mart'taki o akıl almaz, vicdansız darbecilerin 'Biz Ekrem'i içeri attık ama onun hırsızlığına kimseyi ikna edemedik, çünkü CHP'yi durduramadık, CHP'nin belini kıramadık. Özgür Özel'in belini kırmalıyız, CHP'nin belini kırmalıyız ki orada yatan masumların üzerine beton dökmeliyiz, o da seçenek olmaktan çıksın, CHP seçenek olmaktan çıksın.' Erdoğan, milleti adaysız, partisiz, lidersiz ve seçeneksiz bırakmanın çabası içerisindedir. Erdoğan, CHP'yi AK Parti'nin butlan kollarına yönetmek istemektedir. CHP, tüm darbecilere, tüm iş birlikçilere ve onların kariyer ihtiraslarına karşı dimdik ayaktadır. Şunu herkes bilsin ki, CHP bugün kendisini savunma peşinde değildir, Özgür Özel kendini savunma peşinde değildir. Bunu yapacak olsak imkân vardı, hepsini elimizin tersiyle ittik. CHP bugün kurduğu cumhuriyeti ve sandığı, bu milletin bütün evlatlarını savunmak durumundadır.
"HİÇBİR SİYASETÇİNİN KOLTUĞUNDA GÜVENLE OTURMAMASI DEMEKTİR"
Siyasi partiler, Anayasa'nın 68. maddesine göre demokrasinin vazgeçilmez unsurudur. Partileri ayakta tutan üyeleri, delegeleri, kongreleri ve kurultaylarıdır. Bu kararla hiçbir partinin kongresinin bir garantisi kalmamıştır. Seçim hukuku ve itiraz süreleri vardır. Başka mahkemelerin bu işe karışması, YSK'yi yok saymaktır. Artık hiçbir siyasetçinin koltuğunda güvenle oturmaması demektir. Çünkü bir asliye hukuk mahkemesini ayarlayanın istediğini indirmesi tanımlanmaya çalışılmaktadır. Biz bugün ilk itirazımızı, tedbir kararının kaldırılmasını da içerecek şekilde süresi içinde yaptık.
Yarın YSK'nin bize vermiş olduğu İstanbul'daki kayyum kararlarının üzerine yaptırmış olduğu, defalarca aldığı istikrarlı kararlarla yaptırmış olduğu ve mazbatasını verdiği kongreye sahip çıkması için başvuracağız. YSK'ye başvuru, Yargıtay'a yaptığımız tedbirin durdurulması başvurusu en hızlı şekilde ele alınarak YSK'nin görev ve sorumluluk alanına, siyasi partiler rejimine sahip çıkmasını bekliyoruz. Yargıtay'ın tedbir kararını kaldırarak Türkiye'yi bir felaketten kurtarmasını bekliyoruz.
"BİZİM EV YANARSA APARTMAN YANAR"
Şunu söylemem lazım: Bu gece Türkiye demokrasisi açısından bir kara gündür. Ancak bu bir felaket gecesi olmaktan bir umut gecesine dönüşmüştür. Bunu büyük bir memnuniyetle ifade etmek isterim. Elbette bir yanda butlan toplumdan verilmeyen destek, boş bir sokak, telaşlı muhterisler, çarpık açıklamalar; bir tarafta partisine sahip çıkan, demokrasiye sahip çıkanlar. Ve bu Ankara değil, sadece 81 ilde her yerde sokağa taşan yürüyüşler yapan demokratlar.
Özellikle şu ana kadar bu hukuksuz karara istisnasız tepki gösteren tüm siyasi partilerin tamamı telefon açtı. Dönemediklerim var, birkaç tane. Bu açıklamadan sonra kendilerine döneceğim. CHP'ye sahip çıkmaya koşmuyor diğer partiler. CHP'nin ve kendilerinin de bulunduğu demokratik rekabet zeminine sahip çıkmak için koşuyorlar. Bugün bir mahkeme kararının bir bakan tarafından telaşla savunulup sahiplenilmesi meselesi utanç vericidir. Tarihte görülmemiş iştir. AK Parti'nin kendi içinde yaşadığı ve kıymetli gördüğüm bir sessizliğin yarın demokrasiden yana bir tavra evrilmesi ihtimali çok düşük bir ihtimal olmakla birlikte, kendilerini de yok edecek insan yiyen bu yamyam virüse karşı tedbir almaları ihtimali çok kıymetlidir. Yoksa bu virüs muhalefeti yiyince doymaz. Aynı apartmandayız, bizim ev yanarsa apartman yanar. Bunca yıl iktidar olup da şimdi gelinen noktada, savrulunan nokta tehlikelidir. Muhalefet bu akşam gösterdiği dayanışmayla sınıfı falan geçmemiştir, tarihe geçmiştir. Şanlıurfa Barosu'nun ilk açıklamayı yapması ve takip eden onlarca baronun açıklamaları kıymetlidir. Sendikaların, sivil ve meslek örgütlerinin açıklamaları bu geceyi bir matem gecesinden bir umut gecesine dönüştürmüştür. CHP'nin elbette bu darbeye karşı hazırladığı bir eylemlilik planı vardır. Tüm paydaşlarla açık olarak tartışılacak. Ancak herkes şunu bilsin ki ne CHP ne Türkiye bu darbeye teslim olmayacaktır. Zira bizim sözümüz seçimlerden önce 'Bu binanın ışıkları sönmeyecek' olmuştu.
Bu gece, seçim akşamı ışığı açık tutanların sabaha kadar ışığı açık tuttuğu ve gelecek seçimde bu ışıklar kapanmasın diye baba ocağına sahip çıktıkları bir gecedir. Buradayız, bu darbeye sonuna kadar direneceğiz. Bize karşı plan yapanlara söylüyorum: iki taraftan birisi Erdoğan'ın çok tekrarladığı bir ayeti hatırlatıyor. Erdoğan'dan bunu duyduğunda duygulananlar, bugün de duygulanıyorsanız umut vardır. 'Onlar sana tuzak kurarken Allah da karşı plan yapıyordur. Allah, plan yapanların en hayırlısıdır.' Bunu Erdoğan'ın ağzından duyup da 'Yaa...' diyenlere, bunu bir seferde bir düşünün bakalım, bu yapılan size, partinize, seçtiklerinize yapılsaydı ne hissederdiniz? Bir diğer temenni de bir başka duyguyla ifade etmek isterim: 'Yolumuz yolsuza, yüzümüz nursuza, ömrümüz arsıza denk düşmesin inşallah."
"MÜCADELEYİ YÜKSELTECEĞİZ"
Açıklamasının ardından basın mensuplarının sorularını yanıtlayan Genel Başkan Özgür Özel, Parti Grup Başkanı olarak 60 kişilik Parti Meclisi ile nasıl bir yol haritası izleyeceği sorusu üzerine şunları söyledi:
"Değerli arkadaşlar biz öncelikle mücadeleyi yükselteceğiz. Bunun yanında hukuk mücadelesi veriyoruz. Bunun yanında önümüzde hangi zeminin olacağı, o mahkeme kararının YSK tarafından nasıl yorumlanacağı, kabul edilip edilmeyeceği ve kabul edilirse ki daha önce örnekleri var, hangi hükümlerinin kabul edilip, hangi hükümlerinin tenzil edilip, hangi hükümlerinin farklı şekilde yorumlanacağını göreceğiz. Her mücadele zemininde güçlüyüz. Bizim net olarak durduğumuz bir yer var. Biz bize verilen bayrağı yere bırakmayız. Millet bayrağı verir. O bayrak elinde durduğu müddetçe senin arkanda durur. Zoru görünce bayrak atanı, kaçanın ya da bayrağı birisinin istediği gibi sallayanı hazzetmez ve bunu hazmetmez. O bayrak elimizde. Ölebiliriz ama milletin verdiği emaneti bırakmayız. Onun için her şartı zorlayacağız ve elimizdeki bayrağı bırakmayacağız. Elimizdeki bayrak bize partimizin verdiği bayraktır. Millet o bayrağı, o değişimi kuvvetli bir özeleştiriye saymıştır. Seçimlerde de tarihin en büyük yerel seçim zaferini bize yaşatmıştır. Millete borcumuz var; ne milleti, ne partiyi yarı yolda bırakmayız."
"O TELEFONA DÖNÜŞ, UZLAŞMA ŞEKLİNDE OLAMAZ"
Özel, Kemal Kılıçdaroğlu ile görüşüp görüşmediğinin sorulması üzerine şöyle konuştu:
"Arkadaşlar yoğun bir toplantı, sonra siyasi partilerden önceki genel başkanlarımızın ziyareti vardı. Çok sayıda telefon gelmiş. Arayanlar arasında Sayın Kılıçdaroğlu var. Kendisinin telefonuna henüz dönmedim. Zaten hani dönüp de ne konuşacağız? Daha bugün Cumhuriyet Halk Partisi ‘Butlan kararı çıkarsa bu bir yargı kararıdır, biz yargıya saygılıyız’ diyen bir milletvekilini disipline vermişiz. O yüzden ben Sayın Kılıçdaroğlu’ndan daha önce şanla şerefle seçildiği, Cumhuriyet Halk Partisi Genel Başkanlığı koltuğuna, AK Parti yargısının eliyle dönmek isteyeceğini ihtimal dahilinde görmek istemem. Ama birtakım açıklamalar, birtakım yaklaşımlar buna işaret ediyor. Bu durumda bu gecenin psikolojisi içinde o telefona açmanın, o telefona dönmenin bir manası olmaz. O telefon eğer bu yargının bu kararını meşrulaştırmak veya o kararla uzlaşmaksa, ben öyle bir şeyde uzlaşmam. Onunla uzlaşırsam milletle uzlaşamam. Ancak Sayın Kılıçdaroğlu partimizin önceki dönem seçilmiş Genel Başkanıdır. Elbette telefonuna bir şekilde dönülecektir. Ona da düşüncelerimiz ifade edilecektir. Ancak bir butlan kararını meşru görmemi bekleyeceğini beklemem. Onun dışında kendisine, yani bunlar yaşanmasaydı zaten bayram günü ben arayacaktım Sayın Kılıçdaroğlu’nu. O aramış. O telefona bir şekilde dönülür. Ama o dönüş rejimle uzlaşma, saray yargısının kararını kabullenme ya da ona yönelik bir tutum içinde olma olamaz. Sayın Kılıçdaroğlu ile de bugünün şartları altında böyle bir diyalog zeminine girmeyi aramızdaki geçmiş hukuka da yakıştırmam. Sonuçta önümüzdeki dönem de partimizin geçmiş dönem Genel Başkanı olarak yine kendisine saygı duyacağız. Bir gerginlik yaratmak da istemem."
"GENEL MERKEZİMİZE SAHİP ÇIKACAĞIZ"
"Bu süreçte atacağınız adımlarda Genel Merkezi terk etmemek de var mı?” sorusuna yanıt veren Özel, “Evet ben Genel Merkezdeyim, arkadaşlarımız Genel Merkezde. Buradan sonra gecesiyle, gündüzüyle Genel Merkezimizdeyiz. Emanete sahip çıkacağız. Nasıl Saraçhane’ye sahip çıktıysak, Genel Merkezimize de sahip çıkacağız. Bizi buraya sokağın sesini dinleyen delegeler oturttu. Ancak onlar kaldırabilir."
"BU SORUYU BİR ÖNCEKİ GENEL BAŞKANIMIZA SORUN"
Genel Başkan Özel, ‘Kemal Kılıçdaroğlu bu görevi neden kabul etti?’ sorusuna, "Bu soruyu cevaplamaya ben mezun değilim. Bu soru Kemal Bey’e sorulabilir, o yanıtlayabilir. Ben niçin bu karara direneceğimi anlatabilirim. Soruyu yanlış yere sordunuz. Bir önceki Genel Başkanımıza sorun" diye yanıt verdi.
"BABA OCAĞINDA EV SAHİBİYİZ"
‘Mutlak butlan kararına karşı hukuken bir sonuç alamazsınız yedek parti söz konusu olacak mı? Bir baskın seçimden de söz ediliyor. Bu yedek partinin aday gösterememesi, seçime gelememesi gibi bir risk görüyor musunuz?’ sorusunu yanıtlayan Genel Başkan Özel, "Aynı tutarlılık içinde cevaplayacağım. İkinci bir parti, bir yedek parti, bir başka parti seçeneği Türkiye’deki tüm siyasi partilerin gündeminde olabilir. Ama bu bir kapatma davasına karşı bir tedbirdir. Butlana karşı öyle bir tedbir düşünmedik, düşünmeyiz. Çünkü biz burada ev sahibiyiz. Kiracılar gider, ev sahipleri kalır. Baba ocağından ayrılmayı düşünmeyiz. Baba ocağında kimin oturacağına da baba ocağının gerçek sahipleri karar verirler. Ona asliye mahkemeleri falan karar veremez" dedi.
"MAHKEME BAŞKANI BİHABER"
Genel Başkan Özel, “mutlak butlan” kararını duyduğunda ne hissettiğinin sorulması üzerine şöyle konuştu:
"Ben istinaf mahkemesine hep saygılı bir dil kullandım. Çünkü çok baskı altında oldukları biliniyor olmasına rağmen istinaf mahkemesine arkadaşlarımız gittiğinde istinaf mahkemesi ‘Şöyle görüşüyoruz, böyle görüşüyoruz. Bu hafta müzakeremiz yok…’ Bu hafta pazartesi istinaf mahkemesinin başkanına gitti avukatlarımız. ‘Bu hafta müzakere yok. Karar bayramdan sonraya kaldı’ dediler. Bugün sabahleyin gidildiğinde ‘Müzakere yok dedik ya’ dediler. Sonra haber geldi; ‘Sayın Erdoğan ikna edildi. Mutlak butlan kararı yarın akşam sisteme yüklenecek.’ Zaten dün bir basın - yayın kuruluşunda, her türlü gizli soruşturmanın belgelerinin sızdırıldığı, verildiği bir televizyon kanalında birisi çıkıp ‘Karar verildi, yarın - öbür gün yüklenecek’ diye de söylemişti. Biz bu sabah sorduğumuzda ‘Ya müzakere yok, nasıl karar alacağız?’ diyen mahkeme başkanı öğleden sonra sorulduğunda ‘Karar alındı. Yüklenebilir’ demeye başladılar. Bu kararın kimin tarafından, nerede alındığı, kimin ikna olduğu, ne zaman yüklendiği açıkça ortada. Bu konuyla ilgili isim isim, kanıt kanıt da bunların hepsi söylenebilir. Zaten memleket öyle bir hale gelmiş ki gazeteci televizyon kanalında dün çıkıyor, ‘Karar alındı, şöyle olacak’ diyor. Sabah mahkeme başkanı ‘Daha karar almadık, müzakere bile etmedik’ diyor. Öyle bir yerlere gelmişiz. Kararların başka yerde yazıldığı, mahkeme başkanlarının heyetlerinin sadece bu kararları temize çektikleri, daktilo ettikleri bir yere gelmiş. Saray yargısı böyle bir şey. O yüzden ben bu saray yargısının yetkilendirmelerine kimsenin önem atfetmemesini ve tarihin doğru yerinde durmalarını bekliyorum. Onun dışında memlekette artık her şey birbirine karışmış. Bırakın kuvvetler ayrılığını; bir kişinin, bir kuvvetin mahkeme kararını kendi verip, o gün alacağı karardan bihaber zavallı bir mahkeme başkanının durumuyla karşılaşırız. Daha ne diyelim yani."
"ÇOK SAYIDA ZİYARET TALEBİ VAR"
Bu gece için farklı siyasi partilerden ziyaret olup olmayacağı sorulan Genel Başkan Özel, "EMEP bir ziyarette bulundu. İlk ziyaretçimiz onlardı. Ümit Bey beni aradı ‘Yoldayım’ dedi. ‘Ben de Genel Merkezdeyim’ dedim. ‘Gece yarısını geçebilir’ dedi. ‘Sabaha kadar buradayım’ dedim. Herhalde siyasi tarihimizin en enteresan ziyaretlerinden birisi bu gece yarısını geçince olacak. Yarın için hemen hemen bütün siyasi partilerin, burada olan siyasi partilerin liderlerinin görüşme ve ziyaret talepleri var. Onları karşılayacağız, ağırlayacağız. Çok sayıda çeşitli kurumlardan, kuruluşlardan talepler geliyor. Onları bu şekilde takvimlendireceğiz. Yarın ve ondan sonraki gün buradayız" yanıtını verdi.
YURTTAŞLARA SESLENİYOR
CHP lideri Özgür Özel, Genel Merkez'de gerçekleştirdiği basın toplantısının ardından bina önünde toplanan yurttaşlara seslendi.
Özel'in konuşmasından öne çıkanlar şöyle:
"Bu binanın ışıkları bu akşam erkenden kapanmayacak. Türkiye'de hiçbir il başkanlığının ışıkları bu akşam erkenden kapanmayacak demiştim. Ve gördünüz mü ışıklar yanıyor. Parti ışıl ışıl, CHP kurulduğu gün gibi Türkiye'nin birinci partisi.
Oy verenler vermeyenler, işte mesele budur. Suçumuz budur, Suçumuz kazanmak, suçumuz AK Parti'yi yenmek. Suçumuz onu 4 sefer yenen birini cumhurbaşkanı adayı göstermektir."
Şimdi birileri CHP kaybettiği yıllara yeniden dönsün diye, AK Parti iktidarı sürsün diye bugün Atatürk'ün kurduğu partiye darbe girişimi yaşanmıştır.
Bu darbeciler ne haktan ne vicdandan ne alın terinden anlarlar. Bu darbeciler Saraçhane'de nasıl sizi görüp geri adım attılarsa bunlar bir tek sizden meydanlardan korkarlar.
"BİZ AYAKTAYIZ, DARBECİLERİN DİZLERİ TİTREMEKTEDİR"
Bugün burada baba ocağının bahçesinde hep birlikte ayaktayız. 81 il, tüm ilçelerimiz ayaktadır. Bugün biz ayaktayız, darbecilerin dizleri titremektedir.
Bu darbe girişimini geri püskürtmeye hazır mısınız? Bu kararlılığı Türkiye'de yoksulluk bitsin, sefalet bitsin, açlık bitsin isteyen herkes, bu iktidar gitsin isteyen herkes, mücadeleye, direnişe meydanlara davet ediyorum.
Demokrasiye sahip çıkan bütün muhalefet partilerine ve genel başkanlarına yürekten teşekkür ediyorum.
Bugün 10 milyar dolar rezervin yakılmasına, borsayı yüzde 8 düşürülmesine sebep olan bu karar yarın Türkiye ekonomisine bir kara gün yaşatacak. Bundan endişe duyuyoruz. Geçen sene 19 Mart'ta bu hatayı yapanlar toplamda 60 milyar dolar rezerv yakanlar bütün dünyanın tek haneli rakamlara indirdiği enflasyonu azdırdılar. İnsanlar tarihin en yüksek enflasyonlarından biri ile boğuşuyorlar. Türkiye enflasyonda Avrupa birincisi, dünyada beşinci. Bizden yüksek enflasyonu olan ülkelere bombalanan İran, iç savaş yaşayan Sudan. Bunların hepsi bu sorumsuzluktan oluyor.
Artık kendi hırsları için bu milletin ekmeği ile oynayanların bu milletten gerekli cevabı alması lazım. Bu hadsiz darbecilere hadlerini bildirecek miyiz?
Örgütlerimiz gerekli planlamayı yaptı. Baba ocağına sahip çıkmak için nöbetteyiz, direnişteyiz. Şu andan itibaren tehlike ortadan kalkana kadar ve yeniden CHP'yi kimin yöneteceğine AK Partinin yargı kolları değil CHP'liler karar verene kadar bu binadayım, odamdayım, hiçbir yere gitmiyorum.
"SARAYIN MUHALEFETİ OLMADIK, OLMAYACAĞIZ"
Bu ne Özgür Özel'in kişisel mücadelesidir ne benim arkamda değişimin mimarlarının kendi kişisel ikbal mücadeleleridir. Biz bize teklif edilen rahat, ebedi muhalefet koltuklarını reddediyoruz. Majestelerinin muhalefeti olmayı reddediyoruz, sarayın muhalefeti olmadık, olmayacağız.
Partiye değil, ülkenin geleceğine sahip çıkmaya hazır mıyız? Bir büyük destanı benimle birlikte yazmaya hazır mısınız? Onlar bir tek meydanlardan korkarlar. Darbeci geri adım atıncaya kadar meydan meydan büyümeye var mısınız?
"HIRSLARI YÜZÜNDEN MİLLETİN EKMEĞİYLE OYNUYORLAR"
“Bugün son yarım saatte, karardan yarım saat sonra 10 milyar dolar rezervin yakılmasına sebep olan bu karar, borsayı yüzde 8 düşüren bu karar yarın Türkiye ekonomisine bir kara günü yaşatacak. Bundan üzüntü duyuyoruz. Endişe duyuyoruz. Ancak bundan duyduğumuz endişe, bugüne dair değildir. Geçen sene 19 Mart’ta bu hatayı yapanlar, toplamda 60 milyar dolar rezerv yapanlar, bütün dünyanın tek haneli rakamlara indirdiği enflasyonu azdırdılar. O yüzden insanlar tarihin en yüksek enflasyonlarından biriyle boğuşuyorlar. Dünya enflasyonu yendi. Dünyada enflasyon yüzde 2-3-4. Ama Türkiye’de yüzde 32. Türkiye enflasyonda Avrupa birincisi. Bütün dünyada dünya beşincisi. Bizim dışımızda bizden yüksek enflasyonu olanlar; bombalanan, bombardıman altındaki İran, iç savaştaki Sudan, yılların enflasyon problemlisi Arjantin. Bunun dışında bizden yüksek enflasyonu olan ülke yok. Türkiye’nin bir aylık enflasyonu, 100 ülkenin bir yıllık enflasyonundan fazla. Bunların hepsi bu sorumsuzluktan oluyor. Yani bu darbeler, bu borsayı düşürmeler, bu rezerv yakmalar, güvenliğimizi sağlayan oradaki polis arkadaşın maaşını eritiyor, emeklinin maaşını eritiyor, asgari ücretlinin alım gücünü düşürüyor. Artık kendi hırsları için bu milletin ekmeğiyle oynayanların bu milletten gerekli cevabı alması lazım. Bu hadsiz darbecilere hadlerini bildirecek miyiz?”
"AK PARTİ’NİN YARGI KOLLARI DEĞİL, CHP’LİLER KARAR VERİR"
“Değerli dostlar, elbette örgütlerimiz gerekli planlamayı yaptı. Baba ocağına sahip çıkmak için nöbetteyiz, direnişteyiz. Buradan bütün Türkiye’ye ve dünyaya ilan ediyorum ki bugün şu andan itibaren tehlike ortadan kalkana kadar ve yeniden Cumhuriyet Halk Partisi’ni kimin yöneteceğini AK Parti’nin yargı kolları değil, Cumhuriyet Halk Partililer karar verene kadar bu binadayım, odamdayım, hiçbir yere gitmiyorum. Bu bir mücadeledir. Ancak bu ne Özgür Özel’in kişisel mücadelesidir ne benim arkamda yüzü size dönük, değişimin mimarlarının kendi kişisel ikbal mücadeleleridir. Biz, bize teklif edilen rahat, konforlu, ebedi muhalefet koltuklarını reddediyoruz. İktidar olma azmi ile majestelerinin muhalefeti olmayı reddediyoruz. Sarayın muhalefeti olmadık, olmayacağız. Partiye değil, ülkenin geleceğine sahip çıkmaya hazır mıyız? Bir büyük zaferi, bir büyük destanı benimle birlikte yazmaya var mısınız? Buradan sesimin ulaştığı, sesime kulak veren sözüme kıymet veren herkese sesleniyorum. Gün bugündür, dönem bu dönemdir. Önümüzdeki süreç, geleceği hep beraber kurtaracağımız, sonra bu büyük hikayeyi birlikte yazmakla kıvanç duyacağımız, çocuklarımıza, torunlarımıza bırakacağımız en büyük mirası hep birlikte yaşayacağımız günlerdeyiz. Çağrıldığınızda gelin, mücadeleye omuz verin, meydanları terk etmeyin. Onlar bir tek meydanlardan korkarlar. Var mısınız? Var mısınız? Buradan bu meydanları, Saraçhane’deki kalabalıkları, 19 Mart’taki kalabalıkları aşa aşa, çoğala çoğala, büyüye büyüye, ne zaman darbeci geri adım atacak o zamana kadar meydan meydan büyümeye var mısınız?”
"GEREKİRSE HAYATI DURDURACAĞIZ"
“Değerli dostlar, gençler sesleniyor. ‘Genel grev, genel direniş’ diye. Bunu hep birlikte başarmak için bizim önce çok olmamız, birlikte olmamız, sesimizi yükseltmemiz, eğer bu kalabalıklardan anlamıyorlarsa gerekirse hayatı durdurmamız ama mücadele etmemiz gerekiyor. Var mısınız? Buradan uyarıyorum. Ana muhalefet partisi Genel Başkanı olarak değil, muhalefetin her bir bileşenini, üyesine, sayısına, oyuna bakmadan kıymetli görerek ve ortak gelecek için birleşik mücadeleyi önemseyerek. En sağından en soluna kadar ama halk için, millet için mücadele eden herkesi kucaklayarak kimseye ağabeylik, patronluk taslamadan omuz omuza bir mücadele için burada birlikteyiz. Ve şunu ifade ediyorum. Meydanların gücünü göreceksiniz, sessiz çoğunluğun sesini duyacaksınız. Gerekirse hayatı durduracağız. Gerekirse tüketimden gelen gücümüzü kullanacağız. Ama teslim olmayacağız. Buradan sonra olacak hiçbir şeyin sorumlusu ben değilim. Sorumlusu bu darbecilerdir. Tek kural, tek istek, haklıyken haksız çıkmamaktır. Onun için güvenlik güçlerine karşı ya da çevredeki herkese karşı saygımızı, sevgimizi koruyarak ama kanunsuz emirlere, haksız bariyerlere, önümüze çıkan engellere de asla takılmayarak yürüyeceğiz. Buradan uyarıyorum. Şimdi baba evinin önündeyiz, şimdi 81 ilde illerin önündeyiz. Buradan demokratik tepkimizi gösteriyoruz. Ancak bu darbe geri çekilmezse, haddini bilmezse, bu milletin karşısına olmadık şekilde dikilirse vallahi de billahi de durmayacağız, nereye yürümemiz gerekiyorsa oraya yürüyeceğiz. Bugün burada hep birlikteyiz. Hep birlikte şunu biliyoruz. Kurtuluş yok tek başına ya hep beraber ya hiçbirimiz.”
"MEYDANLARI TERK ETMEYECEĞİZ"
“Tüm dostlara, emek ve dayanışma güçlerine, kardeş partilere, sendikalara, tüm meslek kuruluşlarına teşekkür ediyoruz. Şimdi nöbetçiler, görevlendirilenler dışındaki misafirleri selametle evlerine yolluyoruz. Ancak yarın mücadele için, direniş için, tarihe geçmek için çağrıldığınızda gelmeye hazır mısınız? Meydanları bırakmamaya hazır mısınız? Meydandan anlamazlarsa, yürüyüşe geçmeye hazır mısınız? O zaman şimdi gidin yatın, onlar düşünsün. Hepinizi seviyorum. İyi ki varsınız. Birlikte yürüyecek miyiz? Birlikte yürüyecek miyiz? Hadi o zaman yürüyelim arkadaşlar.”
Haberin linki: https://www.birgun.net/haber/bahceli-ortak-formul-icin-kilicdaroglu-feragat-etmeli-714124 21.05.2026