Bugun...



Siyasette “Genç” Olmak, Zor mu?

2026 yılının ilk söyleşisini, Datçalı bir genç ile yaptım; adı, Sayit Demirelli. Daha önce, 01.07.2023 tarihinde kendisiyle “CHP” üzerine yaptığım bir söyleşiyi yayınlamıştım. (Bkz: CHP'yi Demokratikleştirmeliyiz/ https://haberveinsan.com/chp-yi-demokratikleştirmeliyiz/3570/)

facebook-paylas
Güncelleme: 03-01-2026 21:37:06 Tarih: 01-01-2026 22:35

Siyasette “Genç” Olmak, Zor mu?

SÖYLEŞİ: MEHMET ERDAL

SÖYLEŞİ: MEHMET ERDAL

2026 yılının ilk söyleşisini, Datçalı bir genç ile yaptım; adı, Sayit Demirelli. Daha önce, 01.07.2023 tarihinde kendisiyle “CHP” üzerine yaptığım bir söyleşiyi yayınlamıştım. (Bkz: CHP'yi Demokratikleştirmeliyiz/ https://haberveinsan.com/chp-yi-demokratikleştirmeliyiz/3570/)

TÜRKİYE'DE SİYASETLE UĞRAŞMAK ÇOK ZOR!

Sayit, 2019 yılında yapılan yerel seçimden sonra Meriç (Bora) ile yaptığım ve 6 bölüm halinde yayınladığım söyleşinin başlığını “Datça'da Gençler de Var!” koymuştum; söyleşinin ilk bölümü yayınlanır yayınlanmaz, farklı düşünceden tanıdığım bazı gençler bu tespitin doğru olduğunu söylemişti. Sonrası süreçte, Meriç'in (Bora) 2024 Yerel Seçiminde İskele Mahallesi Muhtarı, Baran Akyüz'ün Reşadiye Mahalle Muhtarı seçilerek bir adım öne çıkmaları... gibi çok olumlu bulduğum gelişmeler yaşandı ama bugün senin ile bu söyleşiyi yapmama neden olan pek çok şey de konuşuluyor, Datça sokaklarında. Bu konuşulanların hangilerinin doğru, hangilerinin yakıştırma, abartma, uydurma vb... olduğu bu söyleşinin konusu değil, en azından bu söyleşide bunların peşinde değilim. Yerel düzlemdeki bazı politik gelişmelerin ve tartışmaların bir biçimde öznelerinden olan senin ne düşündüğünü merak ettiğim konu şu: Genelde olsun, Datça'da olsun gençlerin siyasette bulunmaları biraz zor mu? Siyasi yapılanmalara katılmak istediklerinde, katıldıktan sonra da görüşlerini ifade ederlerken, bir şeyler yapmak isterlerken vb... pek rahat bırakılmıyorlar mı?

“Bugün, ülkedeki ekonomik durum büyük bir dert. İnsanlar, yaşam kaygısıyla başka konulara konsantre olamıyorlar. Bu nedenle, öncelikle Türkiye'de siyasetle uğraşmak, çok zor. Çünkü artık fikir hareketleri yok, lider hareketleri var. 'Doğru' ya da 'yanlış', o liderlerin ağzından çıkan cümleler ile belirleniyor; böyle bir düzen var. Bugün, Türkiye'de çoğunluğun dışında kalanların doğruyu söyleyip söylemediklerinin pek bir önemi yok. Çoğunluğun fikirleri, yanlış da olsa 'gerçekmiş', 'doğruymuş' gibi bir algı var. Bu duruma karşı muhalif, eleştirel fikirlerimi açık açık ifade ettiğim için, tabii ki de sorunlar yaşıyorum.”

SİYASETTEN UZAK DURMAK GEREKİR!” ŞEKLİNDE BİR KÜLTÜREL MİRAS DEVRALDIK

Türkiye'de bugün lider eksenli politika yapma tarzı egemen olduğu için mi yeni fikir üreten ve bulundukları ortamlarda, örgütlerde bu fikirlerini dile getiren gençler çok yönlü sorun yaşıyor? Örneğin 1980 öncesi olduğu gibi bu politik ilişkiler, gelişmeler, örgütlenmeler fikri düzeyde olsa, gençlerin kendilerini anlatmaları, politik mücadele içerisinde yer almaları daha mı rahat olacak?

“Sağdan da soldan da önceki nesillerden devir alınan 'kültürel miras', üzücü oldu insanlar için; özellikle 1980 sonrası dönemdeki işkenceler, cezaevleri, baskılar bir sonraki kuşağa 'siyasetten uzak durmak gerekir' olarak aktarıldı. Haliyle insanlar, bu konulardan uzak durdu. Bu durum, siyasi niteliği belirgin bir ailede büyüyen için de geçerli, muhafazakâr bir ailede büyüyen için de geçerli; bu nedenle herkes, fikirlerini ve inandıklarını hep arka plana attı. Gençlerin siyaset dışında uğraşması gereken alanların bilim, felsefe, tarih... gibi konular olması gerektiğinde hemfikir olundu. Bence, siyaset ile iç içe olarak bu konulara odaklanılmalıdır.”

Bu alanlarda da sıkıntı var mı?

“Bence, var. Çünkü bu alanlar gençlerin çok odaklandıkları alanlar değil. Onun da önemli sebeplerinden birisi ekonomidir. Herkes, ayakta kalmak için bir iş yapmak zorunda ve gerçekten şartlar, ekonomik koşullar bir genç için çok zor. Bizden önceki nesillerde, eğer bir ailede iki memur varsa en kötü ihtimalle bir ev, bir binek araç bırakabilmiş çoluğuna çocuğuna ama bugün biz gençler bir hayat kurmaya çalışsak, bu imkanları yaratıp aktarmamız çok zordur bizden sonraki nesile.”

UMUT” HER ZAMAN VAR AMA SÜREÇ ÇALKANTILI

2025'i geride bırakıp 2026'ya gireceğimiz şu anki Türkiye'de gençlerde, işte “Zaman değişiyor. Sistem değişiyor. Düzen değişiyor. İçerisinde daha rahat yaşayabileceğimiz koşullar oluşacak.” türünden bir umut yok mu? Örneğin, sende yok mu böyle bir umut?

“Umut, her zaman var ama tabii ki süreç çalkantılı. Umut var ama gerçekliği biraz uzak, ne yazık ki! 'Bugün Türkiye'de işleyen ilerici bir mekanizma gösterebilir misiniz?' diye sorsanız gençlere, hukuk olsun, eğitim olsun, hiçbir konuda emin bir şekilde konuşamazlar. Bu da, bir genç olarak baktığın zaman, umudunu köreltiyor ama elbette içinde 'manevi' bir umut hep var.”

Sen, şimdi kaç yaşındasın?

“28”

28 yılın 24 yılı, AKP'nin merkezi yönetimde iktidar olduğu yıllarda geçti.

“Başka bir yönetim görmedik.”

AKP, bu 24 yılda epey bir mesafe aldı; başarılı oldu, kendisi açısından. Bize göre ülkenin geriye gidişi anlamında negatif ama kendileri açısından belli bir mesafe kat ettiler. Yani, şimdi 2001 öncesi Türkiye'den oldukça farklı bir Türkiye'de yaşıyoruz.

“Aynı zamanda, devir de değişti. Dünya da farklılaştı.”

DATÇA, ÜLKE GENELİNDEN KISMEN FARKLI

Haklısın, dünyada da pek çok şey değişti, kabul ediyorum. Senin 0-4 yaş arası yaşadığın AKP öncesi dönem ile AKP'nin yönetimde olduğu dönemi kıyaslama şansın yok. Sen, tamamen şu an içerisinde bulunduğumuz ana dair konuşabiliyorsun. Peki, Datça, bu konuştuklarından farklı bir yer değil mi? Hani, “Datça daha kültürlüdür, sola daha açıktır... 26 küsur yıldır da CHP'nin yerel yönetimde iktidarda olduğu bir yerdir.” filan denir ya...

“Datça, evet, farklı ama şöyle farklı: Aynı noktaları da var, farklı noktaları da var. Datça'da, Datça dışından göç olmadan önce yaşayanlar sola açık insanlar değillermiş. Datça, genelde sağ partilerin kazandığı bir yermiş. O zamanın sağının bölünmesiyle Datça'da CHP yerel yönetimi kazanıyor, yükselişe geçiyor.”

1999 Yerel Seçimini mi kastediyorsun?

“Evet. Daha sonrasında da Datça dışından gelen entelektüel insanların çoğalmasıyla Datça bir 'kale' haline gelmiş, CHP için. İşte, bir genç olarak benim bugün burada yaşadığım yer ile ilgili temel sorunlarım, temel dertlerim olarak konuştuğum şeyler de Datça'nın bu fikri yaşantısı üzerinedir. Bu fikri yaşam karşısında ne olabilir? Eleştirel fikir sunmak, olabilir. Benim uzun zamandır yaptığım da budur. Bir bütün olarak baktığım zaman, istediğimiz ve arzuladığımız bir yönetimi oluşturabilecek koşulların burada var olduğunu biliyoruz. Yapabiliriz!”

Aslında, bu mümkün?

“Kesinlikle. Bunu, Konya'da bir mahallede, Ankara'nın bilmem neresinde, İstanbul'da belki yapamayabiliriz ama Datça açık, bu konuda. İlerici bir toplumun ne yapması gerekiyorsa, o fikirleri tartışmaya açık bir yer ama biz bunu yeteri kadar tartışamadığımız ya da konuşamadığımız için, bir genç olarak siyaset yapmak, burada da zor.”

GÖÇ İLE GELENLER, DATÇA'DA ON YILLARDIR YAŞAYANLARI ETKİLEDİLER

Datça'da “gençler” denilince, ben daha çok Datça'da on yıllardır yaşaya gelmiş ve yine çok uzun yıllar önce Datça'ya bir nedenle gelip yerleşmiş ailelerin bugün büyümüş çocuklarını anlıyorum. Neden? Benim gibi daha yüzlercesi Datça dışından gelip buraya yerleşti ama ezici bir çoğunluğumuzun çoluk çocuğu burada yok. 2021'den sonra Datça'ya gençler de gelmeye başladı ama bildiğimiz gibi onlar burada kaldıkları yerleri “iş yeri” olarak da kullanıyorlar. 2021'deki pandemi salgını sonrasında Datça'ya gelen bu gençler, bilgisayarlarını alıp geldiler, gelmeye de devam ediyorlar ama bu gençlerin sizlerde olduğu gibi “siyasi partilere girelim, politika yapalım” gibi pek dertleri yok gibi görünüyor. Belki onların da buraya ilişkin şikayetçi oldukları sorunlar vardır ama Datça sokaklarına yansıyan bir şikayetlerini şahsen ben pek gözlemleyemedim.

Sizin ailelerde, Datça'ya olan göçlerden etkilenme, dönüşme, onlar ile yeni bir noktada buluşma gibi... bir şeyler gözleniyor mu?

“Bence, kesinlikle gözleniyor. Turizmin pozitif yönden en büyük kültürel etkisi de Datça dışından gelen insanların fikirlerinin Datça'da yaşayanların dünya görüşlerinin gelişmesinde etkili olmasıdır. Diyelim ki Datça dışından gelen birisi bir yerde oturmuş satranç oynuyor ve iyi bir insan; yerleşik halk bunu görüyor, onunla sohbet ediyor, onun fikirlerinden etkileniyor, bence bu da kültürel anlamda bir mirastır. Datça dışından gelip yerleşenlerin hayata bakış açısı, yerleşik halka nazaran farklı düşünmeleri, kesinlikle pozitif anlamda etkilemiştir burada yerleşik olanları. Datça dışından gelip yerleşenler çok artınca, ister istemez o fazlalaşanlar ilgi odağı olmaya başlarlar. Bence bu, konumuz ile ilgili pozitif etkilerden birisidir. CHP'nin Datça'da %70'lerde oy almasının nedenlerinden birisi de budur.”

Anladığım kadarıyla, sana göre siz gençlerin aileleri Datça dışından gelip yerleşenlerden pozitif anlamda etkilendiler.

“Evet. Kesinlikle.”

YERLİ-YABANCI AYRIMI, POLİTİK GEREKÇELERLE KANIRTILIYOR!

Datça dışından gelenler de Datça'da yerleşik olanlardan etkilendiler, ben kendimden biliyorum. Sence, Datça'da “yerli-yabancı ayrımı” var mıdır?

“Başta da dediğim gibi yönetimde 'lider' eksenli politika yapma tarzı belirleyici olduğu için, her şey lidere göre şekilleniyor. Toplum, ona göre oluşuyor. Buradaki yönetim mekanizmasında, uzun zamandır yerli-yabancı ayrışması var ama yaşayan halk olarak hiçbir kimsede yerli-yabancı ayrışması olduğunu düşünmüyorum.”

Yerli-yabancı ayrışması, sıradan insanlarda yok mu?

“Bence, yok.”

Bu ayrışma, nerede belirginleşiyor? Bu ayrışma, bazıları tarafından bilinçli olarak mı kanırtılıyor?

“Bence, politik gerekçelerden ötürü kanırtılıyor. Yani, bir grubun menfaatine geliyorsa 'Yabancılar iyi', gelmiyorsa 'kötü'. Konu, biraz oraya evriliyor.”

O zaman, bu konuda biraz “suni” bir durum mu söz konusu?

“Evet. 'Suni' bir durum söz konusu.”

BUGÜN, NE KADAR GÜÇLÜYSENİZ O KADAR HAKLISINIZ!

Son günlerde sosyal medya hesabından yaptığın paylaşımlarında bazı sıkıntıların olduğu anlaşılıyor. Nasıl sıkıntılar, bunlar?

“Bir genç olarak farklı düşünmek, farklı konuşmak özgürce yapabileceğimiz bir şey fakat hayatın olağan akışı içerisinde ilerlemiyor bazı şeyler. Bugün bir münazaraya girersin, karşılıklı tartışırsın; eşit şartlarda konuşursun, eşit şartlarda dinlenirsin ve bu münazarayı yöneten objektiftir. Biz, Datça'da karar alma mekanizmasındakiler ile böylesi platformlarda buluşamıyoruz. Çünkü bunun bir medya ayağı var, bu işin ünvan boyutu var. Bugün Türkiye'de ne kadar güçlüyseniz, o kadar haklısınızdır. Fikirlerinizin ne kadar değerli olduğunun çok fazla bir önemi yok. O yüzden, bugün bu durumdayım. Kardeşim, seni eleştiriyorum, otur beni dinle, ben de seni dinleyeyim; beraber, kolektif bir birliktelik kuralım. Doğrusu ne ise herkesin menfaatine olan, bu doğrultuda ilerleyelim ama sen diyorsan ki 'Sadece benim ineklerimden süt gelsin.'. Sadece senin ineklerinden süt gelirse o zaman ben de burada problem çıkarırım.”

DATÇA'DA, YÖNETİMSEL SIKINTILAR VAR!

Yayınlandığında bu söyleşiyi herkes okuyacak. Belki pek çok genç de senin gibi düşünüyordur ama kendince nedenlerle senin gibi açıkça ifade etmiyorlardır. O nedenle, sana soruyorum: Bu durumu aşmak için, neler yapılmalı?

“Burada, yönetimsel sıkıntılar var. Datça'yı yönetenler, karar alma mekanizmasında olanlar bir kere böyle bir dünya görüşüne sahip olmalılar. Eleştirildikleri zaman, durup düşünmeliler ama bu çok zor oluyor; eleştirildikleri zaman, siyaseten direkt seni oyun dışında bırakmaya çalışıyorlar.”

Eleştireni “rakip” olarak mı görüyorlar?

“Rakip olarak görüyorlar. En küçük eleştiriden korkuyorlar. Bunu da çok açık ifade ediyorlar. Çünkü, 'meydan' boş. Benim de muzdarip olduğum konu, bu. 28 yaşındayım. Datça'da doğma büyümeyim. Ailem burada. Çok küçük yaşlardan beri politikanın içerisindeyim. Çok küçük yaşlardan beri çok fazla konuda ilgi odağım var. Datça'daki yaş kuşağımın son sol görüşlüsüyüm, belki de. Bunu sürekli dert edinen, yıllardan beri bunu sürekli konuşan, bununla yaşayan, bununla uyanan son kişisiyim. Bunun yeni nesillere aktarılması gerekiyor. Bizden sonraki nesillere böyle bir kültürel miras bırakmamız gerekiyor ama bu şartlarda çok zor.”

Yönetim mekanizmasındakiler hoşgörülü, eleştirilere açık olmalılar, eleştirildiklerinde eleştirenleri 'rakip' olarak görmemeliler.” diyorsun; söylediklerinden anladığım bu.”

“Kesinlikle”

BİRLİK-BERABERLİK, FARKLI FİKİRLERE SAYGI TEMELİNDE SAĞLANMALI!

Başka neler önerebilirsin?

“Bu birlik beraberlik 'o şucu', 'bu bucu' diyerek değil de 'Fikren ne diyor acaba?' diyerek sağlanmalı. Fikirlerde birbirlerine destek olunmalı, her anlamda. Sonuçta, Datça'nın ve Datçalının menfaatine bir şey var ise hep birlikte buna ayak uydurulmalı. Hep bir arada olunmalı. İşte 'birileri şöyle', 'birileri böyle', 'benden olsun', 'senden olsun-olmasın'... denildiği zaman, bu durum bütün topluma yansır. Bu durum, bütün topluma yansır ise burada refah ve mutluluk seviyesi, siyasi ve topluma hizmet konularında hep geriye gidilir. %70 oy almamızın bir anlamı olmalı; %70 oy alabildiğimiz bir coğrafyada yaşıyorsak eğer, hep bir arada olmamız gerekiyor. Ne kadar ayrı fikirlerde de olsak, milletin menfaatine olan bir konuda ortak adım atmamız gerekiyor. Bu noktada liderlerin alçak gönüllülükle toparlayıcı rolünde olmaları lazım, 'karalama' rolünde olmamalılar. Bugün karar alma mekanizmalarında kim varsa, kendi şahsi isteklerine göre değil de kurumsal kimliklerinin üzerinde bir sistem kurmaları lazım.”

O zaman, bugünkü karar alma mekanizmalarında bir sıkıntı var?

“Evet, bu bir sıkıntı. Şöyle özetleyeyim: İşte, Kılıçdaroğlu 2023 Genel Seçiminde %70 küsur oy aldı. Akabinde, 2024 Yerel Seçimleri oldu. Datça'da CHP'nin Belediye Başkan Adayı seçimi çok zor kazandı. Çok küçük bir oy farkıyla kazandı.

DATÇA'DA POLİTİKA İLE UĞRAŞAN SON GENÇ BENİM!

1100 civarında bir oy farkıyla kazandı.

“Evet. Çok az farkla kazandık. Dönelim, bugün ilçe örgütümüze bakalım: İlçe örgütünde bugün 10 kişinin bir araya geldiği bir durum yok. Demek ki burada temel bir sıkıntı var. Bir bayramlaşma ya da bir esnaf ziyareti olduğu zaman rahat rahat gidilen, çok kalabalık olunan, insanların mutlu olarak geldikleri bir yerken şimdilerde sadece bir kesimin tekelinde yürüyen bir yer halindedir. Bütün kamuoyunda, halk tarafından da bu böyle. Herkes artık bunu kabul etmiş durumda. Tabii biz de bunun böyle olmasını sonuna kadar eleştiriyoruz her zaman, her koşulda. O yüzden, dediğim gibi Datça'da bu neslin belki de politika ile uğraşan son genci benim. Yaş olarak 40'lara, 50'lere geldiğim, 'gençlik' kavramından çıktığım zaman benden sonra politika ile uğraşan genç kalmayacak, böyle giderse. Böyle bir durumdayız.”

BÜYÜKLERİN GENÇLERİ POLİTİKAYA DAVET ETMELERİ GEREKİYOR!

Söyleşinin bir yerinde medyanın rolüne de değindin. Haber siteleri dahil yerel medya siz gençlere biraz uzak mı duruyor?

“Uzak duruyor. Dediğim gibi, zaten gençler politika ile çok ilgili değiller. Büyüklerin onları politikaya davet etmeleri gerekiyor. Onları teşvik edici rolünde olmaları lazım. Zaten ülkede konjonktürde bu konuda problem var. Böyle bir problem varken yukarıdan teşvik edici bir çaba da olmayınca bu kez politik sahada genç yok. Çok üzücü. Bugün, sol bir partinin yerel yönetimde, sol görüşlü insanların çok yoğun olduğu bir yerde 28 yaşındayım ve 'son politik genç' olduğumu iddia ediyorum. Bu, bence çok üzücü bir durum.”

Senin dışında, senin çevrende işte 'Sayit, bizim düşüncelerimizi ifade ediyorsun.' diyen ya da farklı mecralarda tepkilerini dile getiren başka gençler yok mu?

“Kesinlikle var ama dediğim gibi bunu uygun ortamlarda konuşamıyoruz. Kendi arkadaş grubumuz olarak ortaokuldan beri bir grup halinde bu işleri de kendi kendimize dert edindik, dahil olduk. Biz bile bir grubuz yani. Bizim gibi birçok farklı gruplar var ama herkes uzak duruyor.”

Herkesin uzak durma nedeni farklı mı?

“Farklı.”

Bu konuştuğumuz konuda söylemek istediğin başka bir şeyler var mı?

“Bütün gençleri, herkesi toparlamak lazım. Sonuçta hepimiz bir gemideyiz. Bu gemiyi bir şekilde sağ salim bir yerlere götürmemiz lazım. Herkesi toparlayıcı olmamız gerekiyor.”

GENÇLER, SORGULAMALI, MÜCADELE ETMELİ, KONUŞMALI!

Şimdi bunu önerirken de bu işi gençlerin dışındaki yaşlılara bıraktın; gençler olarak yapılması gerekenlere dair ne öneriyorsun?

“Gençlik, sorgulamalı.”

Yani, yaşlılar bu dediklerini yapmazlar, toparlayıcı olmazlar, yerel medya kapılarını sizlere açmaz ise bir şey değişmez ki.

“O zaman mücadele etmeli dün yaptığım, bugün yapmaya devam ettiğim ve yarın da yapmaya devam edeceğim gibi. Gençler mücadele etmeli. Eğer bunun şartları oluşmaz ise bu şartların oluşması için ellerinden geleni yapmalılar.”

Seslerini yükseltmeliler.

“Kesinlikle. Fikirlerini açık açık korkusuzca beyan etmeliler.”

 




Bu haber 1927 defa okunmuştur.


FACEBOOK YORUM
Yorum

İLGİNİZİ ÇEKEBİLECEK DİĞER SÖYLEŞİ Haberleri

YAZARLAR
ÇOK OKUNAN HABERLER
  • BUGÜN
  • BU HAFTA
  • BU AY
SON YORUMLANANLAR
HABER ARŞİVİ

Web sitemize nasıl ulaştınız?


nöbetçi eczaneler
HABER ARA
Bizi Takip Edin :
Facebook Twitter Google Youtube RSS
YUKARI YUKARI