Bugun...



Bir hafıza Mekânı Olarak Sağıroğlu Zeytinyağı Fabrikası

Bir Fabrikanın Hatırası, Bir Kentin Sorumluluğu… 1973–1974 yıllarında Milas Sağıroğlu Sabun ve Prina Fabrikası’nda sigortalı olarak işe başladım. O yıllarda komşumuz, sabun ustası olarak bilinen “Konyalı Kemal,” beni yanına almıştı. Planya, sabun dökümü, kesim derken fabrikanın en ağır ve en riskli işlerinde çalıştım.

facebook-paylas
Güncelleme: 23-12-2025 21:46:07 Tarih: 23-12-2025 21:42

Bir hafıza Mekânı Olarak Sağıroğlu Zeytinyağı Fabrikası

Fotoğraf: Önder

Şahin Özyavaş / Em. Öğretmen

Bir Fabrikanın Hatırası, Bir Kentin Sorumluluğu… 1973–1974 yıllarında Milas Sağıroğlu Sabun ve Prina Fabrikası’nda sigortalı olarak işe başladım. O yıllarda komşumuz, sabun ustası olarak bilinen “Konyalı Kemal,” beni yanına almıştı. Planya, sabun dökümü, kesim derken fabrikanın en ağır ve en riskli işlerinde çalıştım. Bugün geriye dönüp baktığımda, o fabrikanın yalnızca bir üretim alanı değil, aynı zamanda emek, alın teri ve hayatta kalma mücadelesinin mekânı olduğunu daha iyi anlıyorum.

Sabun üretimi dışarıdan bakıldığında masum görünebilir ama içeride ciddi tehlikeler barındırırdı. Bir gün planyada çalışırken, son sabun kalıbının altında saklanan bir akrep parmağımdan soktu. Günlerce hastanede yattım, epeyce hırpalandım. Bir başka kazada ise sabun dökümü sırasında, tekne kucağımda koşarken yere dökülen sabunun farkına varamadım. Ayağım kaydı, içinde sıcak sabun dolu tekne kafamın yanına düştü. Yüzüme sıçrayan sıcak sabun ciddi yanıklara yol açtı. Sigortalı olduğum için hastanede tedavi gördüm; bu bile o dönem için önemli bir güvencenin göstergesiydi.

Sağıroğlu’nun fabrikasında sadece ben değil, Milas’tan pek çok aile ekmeğini kazandı. Bu fabrikalar, bir dönemin ekonomik belkemiğiydi. Ancak zamanla şehir büyüdü, fabrika kentin içinde kaldı. Çevre kirliliği, hava ve ses kirliliği çevrede yaşayanları rahatsız eder hâle geldi. İşletme sahipleri zeytinyağı ve prina fabrikalarını şehrin dışına taşımak isteseler de farklı nedenlerle bunu başaramadılar. Üretim durdu, fabrikalar atıl kaldı.

Atıl kalan bu yapılar zamanla görüntü kirliliği yaratmaya başladı. Bacalar tehlike saçtı, terk edilmiş alanlar kent için bir risk unsuru hâline geldi. Bir fabrikanın yeri inşaat alanına dönüştürüldü. Bugün en büyük endişem, bu alanların bütünüyle betona teslim edilmesi.

Oysa bu mekânlar, doğru bir yaklaşımla Milas için büyük bir kazanım olabilir. Eski fabrikalar müzeye dönüştürülebilir, endüstri mirası olarak korunabilir. Çevre düzenlemeleriyle, halkın nefes alacağı yeşil alanlar, kültürel ve sosyal yaşam alanları yaratılabilir. Bu sadece geçmişe saygı değil, geleceğe karşı da bir sorumluluktur.

Bir kentin hafızası, yalnızca antik taşlarda değil; emekle yoğrulmuş bu yapılarda da saklıdır. Sağıroğlu Sabun ve Prina Fabrikası gibi yerler, Milas’ın emek tarihinin sessiz tanıklarıdır. Bu tanıkları yok etmek yerine, anlatacakları hikâyelere kulak vermek gerekir.




Bu haber 1002 defa okunmuştur.


FACEBOOK YORUM
Yorum

İLGİNİZİ ÇEKEBİLECEK DİĞER KONUK YAZAR Haberleri

YAZARLAR
ÇOK OKUNAN HABERLER
  • BUGÜN
  • BU HAFTA
  • BU AY
SON YORUMLANANLAR
HABER ARŞİVİ

Web sitemize nasıl ulaştınız?


nöbetçi eczaneler
HABER ARA
Bizi Takip Edin :
Facebook Twitter Google Youtube RSS
YUKARI YUKARI