Bugun...



Bir İnat Uğruna…

Bir Afrika atasözüne göre "aslan, ceylan, sırtlan ve zebra yan yana koşuyorsa orman yanıyor demektir". Ormanı yakanları görüyoruz ve hiç kimsenin hata yapma lüksünün olmadığı bu süreçte el birliğiyle ormanı söndürme gayretİ içinde olduğumuzu da biliyoruz. Gene de yangına su taşımaktansa saçını taramayı marifet sayanlar çıkıyor. Bunlardan ilki, EMO Ankara Şube seçimlerinde vuku buldu; baroları temsilen Anayasa Mahkemesine seçilecek olan üyenin iktidarın isteğine uygun seçilmesi de sürecin tuzu biberi oldu.

facebook-paylas
Tarih: 23-01-2022 13:36

Bir İnat Uğruna…

Yüksel Işık

Neden mi?

150 yılı aşkın süredir içine girmiş olduğumuz demokratikleşme süreci, bir süredir, tökezletilmek isteniyor ve tökezletmek isteyenlerin karşısında olmakla birlikte bazı güçlerin pratik tutumları bu sürece destek veriyor da ondan…

Tökezletme sürecinin planlı bir süreç olduğunu; başlangıcının da, “Başkanlık Sistemi”ne geçiş referandumu olduğunu belirtelim.

Demokratik parlamenter sistemden yana olanların o referandum sürecinde içine düştükleri “taktik hataları” unutacak değiliz; hele hele 2.5 milyon mühürsüz oyun geçerli sayılmasıyla “evet” sonucunun çıkmasına sessiz kalınması kabul edilemez.

Gene de başını “amiral gemisi” konumundaki CHP’nin çektiği ve hedefinde daha demokratik bir sistem kurulması olan Millet İttifakının, “farklılıklarla birlikte olma” konsepti, hayli yol almış görünüyor.

MAHALLE YANARKEN…

Bir Afrika atasözüne göre "aslan, ceylan, sırtlan ve zebra yan yana koşuyorsa orman yanıyor demektir".

Ormanı yakanları görüyoruz ve hiç kimsenin hata yapma lüksünün olmadığı bu süreçte el birliğiyle ormanı söndürme gayretİ içinde olduğumuzu da biliyoruz.

Gene de yangına su taşımaktansa saçını taramayı marifet sayanlar çıkıyor.

Bunlardan ilki, EMO Ankara Şube seçimlerinde vuku buldu; baroları temsilen Anayasa Mahkemesine seçilecek olan üyenin iktidarın isteğine uygun seçilmesi de sürecin tuzu biberi oldu.

Görülüyor ki dostane uyarılar geri tepiyor.

Anlatacağım meseli biliyorsunuz!

Kış günü yürürken, düşürdüğü değneğini almak için eliyle yeri yoklayan körün, yerden aldığı şeyin yılan olduğunu görüp uyarmak istemiş birisi.

Kör elindeki değneğe şöyle bir dokunup, “yok” demiş, “bu benim değneğim”.

Diğeri ısrar etmiş:

“Yılan o yılan, at onu elinden; uyuşukluğu geçince seni sokar”.

Ciddiye almamış kör; “Sen beni kıskanıyorsun” diye de cevap vermiş.

Derken yılanın uyuşukluğu geçince körü sokup, zehirlemiş.

Uyarıları dikkate almayan körün zehirlenip öldüğünü söylememe gerek var mı?

BİR İNAT UĞRUNA

Bu tarz durumlarda en fazla karşılaşılan şey, “ilkeli olmak” vurgusudur; oysa ilke dediğiniz şey, her kapıyı açan “maymuncuk” değildir; ilkeleri koşullar belirler.

 “Kıldan ince” farkın bile önemli olduğu koşullardan geçiyoruz ve dolayısıyla bu koşulların ilkesi, demokrasiyi savunmak ve mümkünse genişletmek olmalıdır.

Bununla birlikte yakın zamanda iki olumsuzluk yaşadık; bunlardan biri EMO Ankara Şube, diğeri Baroların Anayasa Mahkemesi üyesine ilişkin gerçekleştirdikleri seçimlerdi.

EMO Ankara Şube seçimlerine biri Cumhur İttifakı taraftarları olmak üzere giren üç liste ikisi “bizden”miş.  Seçimi Cumhur İttifakı kazanmış; aradaki oy farkı 29 ve diğer iki listeden Demokrat Mühendisler 1123, Direnç Çağdaş Mühendisler ise 953 oy almış. Baroları Anayasa Mahkemesinde temsil edecek kişinin aldığı oy 18’de kalmış. Toplam, 82 oyun 4.5’da biri.  Kendisini takip eden diğer iki adayın oylarıysa 13 ve 11; onların niçin birlikte hareket edemediklerini merak ediyoruz. Elbette 10’ar oy alan diğer iki adayın ve sırayla diğerlerinin…

Ben demokratik çoğulculuğu benimser; sandığa yansıyan çoğunluğun iktidar olması gerektiğine de inanırım; ancak her iki örnek seçimde de görülüyor ki kurumlar, “bir inat uğruna”, azınlığa teslim edilmiş.

Biz bu “kafa” nedeniyle 1994’de, Ankara’yı, İstanbul’u ve daha nice yerleri, bugünkü sistemi tahkim eden “azınlık”a teslim etmiş; sonrasında da sürecin sorumlusu olarak bazı isimleri “günah keçisi” ilan edip, 25 yıl boyunca ahkâm kesmiştik.

Topluma giydirilmiş bir “deli gömleği” gibi görünen Başkanlık Sisteminin de benzer bir sürecin sonucunda kabul gördüğünü unutmak olmaz.

Yaşanmış onca tecrübeye rağmen EMO’daki ve Barolar başvurulan bu yöntemin “aması”, “fakatı” olamaz, hiç bir mazeret kabul edilemez.

ASGARİ MÜŞTEREK NEDİR?

 “Asgari müştereklerde buluşmak”, herhangi bir deyim değil; demokrasinin mütemmim cüzlerinden biridir; Ankara ve İstanbul Büyükşehir belediyeleri olmak üzere, 31 Mart seçimlerinde elde edilen başarı da, “asgari müştereğin” üzerine inşa edilmişti.

Zaten farklılıklarımızla bir arada olabilmektir demokrasi!

Kendisini homojen bir siyasal grubun oluşturduğu iklim koşullarına fazlasıyla kaptıranlar ve onlarla aynı kulvarda oldukları halde, “lose-lose” körlüğü içinde hareket edenlerin marifeti sonucu EMO Ankara ve Anayasa Mahkemesi üyelik seçimi kaybedildi.

Türkiye demokrasisinin çıkış yolu aradığı bir ortamda gerçekleşen bu “kendini bilmezlik”, umarım, hepimize ders olur.

Ne de olsa “bir musibet bin nasihatten yeğdir”.




Bu haber 243 defa okunmuştur.


FACEBOOK YORUM
Yorum

İLGİNİZİ ÇEKEBİLECEK DİĞER KONUK YAZAR Haberleri

YAZARLAR
ÇOK OKUNAN HABERLER
  • BUGÜN
  • BU HAFTA
  • BU AY
SON YORUMLANANLAR
HABER ARŞİVİ
HAVA DURUMU

Web sitemize nasıl ulaştınız?


nöbetçi eczaneler
HABER ARA
Bizi Takip Edin :
Facebook Twitter Google Youtube RSS
YUKARI YUKARI