Bugun...



Turan Emeksiz: Ham Meyveyi Kopardılar Dalından!

Acılı günlerimizden biridir 28 Nisan. O gün, “ham meyveyi kopar(mışlardı) dalından” Adı Turan Emeksiz’di. Henüz 18’inde iken demiryolu işçisi babasını kanser illetine vermek zorunda kalan. Çalışmak zorunda olduğu için derslerini aksatıp, sınıfta kalan ve demiryollarına memur olarak girip, kazandığı paranın önemli bölümünü dünya klasikleri kitaplarına yatıran Turan Emeksiz…

facebook-paylas
Tarih: 28-04-2021 21:35

Turan Emeksiz: Ham Meyveyi Kopardılar Dalından!

Yüksel Işık

Acılı günlerimizden biridir 28 Nisan.

 O gün, “ham meyveyi kopar(mışlardı) dalından

Adı Turan Emeksiz’di.

Henüz 18’inde iken demiryolu işçisi babasını kanser illetine vermek zorunda kalan.

Çalışmak zorunda olduğu için derslerini aksatıp, sınıfta kalan ve demiryollarına memur olarak girip, kazandığı paranın önemli bölümünü dünya klasikleri kitaplarına yatıran Turan Emeksiz…

Sporcu ve entelektüel bir genç olarak, demiryolu memurluğunu bir yana bırakıp, o günlerde yanıp kül olan Beydağları ormanlarını yeniden canlandırmak için Orman Mühendisliği bölümüne kayıt yaptıracak kadar yurtsever biridir söz konusu olan.

İKTİDARDA KALMAK İÇİN…

Henüz birinci sınıf öğrencisiyken, ölüm Onu, Beyazıt Meydanında bulmuştu.

Senelerden 1960, günlerden 28 Nisan’dı.

DP iktidarının, 18 Nisan’da, “CHP’yi zapturapt altına almak ve basını susturmak” amacıyla Tahkikat Komisyonu kurduğunu; İnönü’nün, “bu yolda devam ederseniz, sizi ben bile kurtaramam” dediğini daha önce belirtmiştim.

Durmamıştı, DP!

27 Nisan’da, bu kez, Tahkikat Komisyonunun yetkilerini belirlemek üzere TBMM’yi toplamış; CHP’nin, “hem yargıç hem de savcı olmak, demokrasinin ruhuna aykırı” şeklindeki itirazıysa gürültüler arasında tarihe düşülen not olarak kalmıştı.

18 Nisan’daki konuşmanın yankıları süren İnönü, 27 Nisan’da yeniden kürsüye çıkmış ve 1951, 1952 ara seçimleri ile 1954 ve 1957 seçimleri öncesinde DP’nin iktidarda kalmak için yaptıklarını sıralamıştı.

Sonra da eklemişti:

 “Bir iktidar bir defa seçimle gitmemeyi esas olarak kabul ettikten sonra artık onun alacağı tedbirler birbirinden, gayrimeşru ve birbirinden batırıcı ve yıpratıcı olur.”

MEMLEKETİN TAHAMMÜLÜ İLE OYNAMAK!

Bu konuşmayı yaptıktan sonra İnönü’ye 12 oturum Meclis’ten çıkarılma cezası verilmiş; ardından Tahkikat Komisyonuna, temyize dahi kapatılan “her şeyi yasaklama” yetkisi tanınmıştı.

Prof. Dr. Hüseyin Naili Kubalı, iktidarın bu tutumunu, demokrasimizi çıkmaza sokmak” şeklinde değerlendirmiş; Osman Bölükbaşı ise “memleketin tahammülü ile oynuyorsunuz, ihtilali siz hazırlıyorsunuz” diyerek tarihi bir ders vermişti.

Bu durum, toplumsal sorunları yakından izleyen üniversitelerde de protestolara yol açmış; 28 Nisan günü, iktidarı protesto etmek için başta Ankara ve İstanbul olmak üzere bütün Türkiye ayağa kalkmıştı.

O protestolar sırasında vurulmuştu Turan Emeksiz:

Enver Gökçe, “hüzün ve isyan”ı şöyle dizeleştirmişti:

“Baktı eli durmuş, ayağı durmuştu

Vurulmuştu.

Çıkardı yüreğini kan içinde

Çarptı kötünün kafasına

Hay bu nasıl devran?”

YÜZÜNDEKİ GÜLÜMSEME, YOL GÖSTERİYOR!

Gazeteci Emin Karakuş, o anları, “İşte Ankara” kitabında şöyle resmetmişti:

“Arabanın arka kanepesinde başka bir genç yatıyordu. Adı ‘Turan Emeksiz’di… soluksuzdu, gözleri kapanmıştı. Yüzünde hafif bir gülümsemenin izleri okunuyordu.”

İddia o ki katili bulunamasın diye öldüren kurşunu deforme etmişlerdi.

Müziğe düşkün, sporcu, tiyatro sevdalısı, kitap kurdu, o güzel insan, her ne olursa olsun, iktidarlarını sürdürmek isteyenlerin hırsı nedeniyle katledilmişti.

O günler, Türkiye’nin,  "ilk kötü günleri"; Turan Emeksiz de, bu güzel coğrafyanın toprağa düşen "ilk yurtsever"i değildi.

Sonrasında, "daha da kötü günler" gördük.

Daha güzel bir Türkiye kurulsun diye yürütülen mücadelede nice yurtseverlerin toprağa düştüğünü biliyoruz.

O mücadele, çıkarımıza ya da değil, dün, bugün, yarın ve daima demokrasinin evrensel ilkelerini ihlal eden her türlü zorbalığa karşı çıkma mücadelesidir.

İstiyoruz ki hayalini gerçekleştirmek isteyen çocuklarımız, “ham meyve” iken dallarından kopartılmasın ve kurdukları hayalleri gerçekleştirebilecekleri bağımsız bir Türkiye’de özgürce yaşayabilsinler.

Tıpkı Cahit Sıtkı Tarancı’nın dizeleştirdiği gibi:

“Memleket isterim

Ne başta dert, ne gönülde hasret olsun;

Kardeş kavgasına bir nihayet olsun.”




Bu haber 162 defa okunmuştur.


FACEBOOK YORUM
Yorum

İLGİNİZİ ÇEKEBİLECEK DİĞER KONUK YAZAR Haberleri

YAZARLAR
ÇOK OKUNAN HABERLER
  • BUGÜN
  • BU HAFTA
  • BU AY
SON YORUMLANANLAR
HABER ARŞİVİ
HAVA DURUMU

Web sitemize nasıl ulaştınız?


nöbetçi eczaneler
HABER ARA
Bizi Takip Edin :
Facebook Twitter Google Youtube RSS
YUKARI YUKARI